BAT Experience

En İyi Yöneticilerin Her Gün Kendilerine Sordukları 3 Soru

Daha önce hiç hayatınızda derin bir iz bırakan yöneticiyle çalıştınız mı? Cevabınız evetse, yöneticinizin şu soruları hatim etmiş olması muhtemel. Inc.com‘da Marcel Schwantes tarafından kaleme alınan bu yazı sayesinde sizi daha iyi bir yönetici yapacak bu soruları siz de öğreneceksiniz. İş hayatınızda kazanacağınız en önemli tecrübeleri size sağlayan bir yönetici düşünün. Gerektiğinde hem arayıp ulaşabileceğiniz ve zamanı geldiğinde size akıl hocası olan hem de sizi bir girişimci, bir lider olarak yetiştirmeyi amaçlayan bir yöneticiniz oldu mu? Benim oldu. Bruce, işte o ideal patron tipiydi. Hakkında yazdığım bir makalede, onun  “eleman-lider” tarzını ve sahip olduğum en iyi işveren olmasını sağlayan özelliklerini ve ayrıca aşılmışın dışında olan duygusal zekâsını anlattım. Bruce’un harika liderlik vasıfları vardı. Örnek verecek olursak: Pozisyonundan kaynaklanan gücünü asla işine karıştırmazdı. Beni kendisiyle eşit görmemi isterdi. Kendimi geliştirmem için verdiği bazı kararları benimle paylaşırdı. Önemli toplantılarda masada bulunmamı isterdi. İşimi iyi yapabilmem için gerekli kaynakları temin ederdi. Kısacası Bruce, Eleman-Liderlerin sahip olduğu tüm gereksinimleri yerine getirmekle kalmaz, gelişimime yatırım yapar ve kendi müşterilerim ile başarılı görüşmeler yapabilmem için ihtiyaç duyduğum bütün araçları bana sunardı. Öyle umuyorum ki çoğu insan bu tarz bir yönetici ile karşı karşıya gelmiştir. Tüm işverenler de umarım böyle bir kişi olmaları için can atıyorlardır! Çünkü gerçek liderlik tam anlamıyla bu demektir. Böyle söylememin nedeni büyük lider davranışlarının, bu davranışları takip eden kişilerin de performansını arttırdığı gerçeğidir. Tıpkı Bruce’un benim performansımı yükselttiği gibi. Bu tarz liderler bir Amerikan filmi senaryosundan çıkmadılar. Onlar en iyisi olmayı öğrenmek için deneme-yanılma yoluyla çok çalışan ve kendilerini işine adayarak bu noktaya gelen gerçek insanlardan başkası değiller. Sizi anında daha iyi bir patron yapacak üç önemli soru! Eğer işveren pozisyonundaysanız, insanlar üzerinde hemen şimdi önemli etkiler yaratabilirsiniz. Ama...

Stajyerlerine En Çok Maaş Ödeyen 13 Şirket

Bazı şirketler stajyerlerine iyi maaşlar ödüyorlar. Yakın tarihli bir ankete göre Facebook, stajyerlerine ayda 8,000 dolara kadar maaş ödeyebilirken, Snapchat ayda 9,000 dolara kadar çıkabiliyor. Ek olarak, birçok büyük şirket stajyerlere konut ödeneği de sunuyor. Purdue Üniversitesi’nde son dönemini tamamlayan Jesse Collins tarafından yapılan anket 2017 için bu şirketlerde işe başlama tarihleri alan yaklaşık 600 yeni mezun ve stajyerin cevaplarını temel alıyor. Collins sonuçları Twitter ve Reddit’te ve çeşitli teknoloji gruplarında paylaştı. 13 önemli şirkette stajyerlerin kazanacağı tahmini ücretler şu şekilde: 1. Apple ABD merkezli teknoloji şirketi Apple, bu sene tanıttığı iPhone cihazıyla beklentileri karşılayamasa da stajyerlerinin beklentilerini fazlasıyla karşılayacak gibi gözüküyor. Apple, staja kabul edeceği çalışanlarına 6,600 dolar maaş vermeyi düşünüyor. Aylık maaş: $6,600 Aylık konut ödeneği: $1,000 2. Bank of America Merkezi Kuzey Carolina, Charlotte’da bulunan bankacılık ve finansal hizmetler şirketi Bank of America, ABD’deki mal varlıklarına göre ikinci en büyük banka konumunda yer alıyor. 2016 yılı itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en büyük 30 şirket arasında 26. sırada bulunuyor. Aylık maaş: $5,700 Aylık konut ödeneği: $2,500 3. Facebook Eski Harvard College öğrencilerinden Mark Zuckerberg ve oda arkadaşı Eduardo Saverin, Andrew McCollum, Dustin Moskovitz ve Chris Hughes tarafından kurulan sosyal paylaşım servisi Facebook, 2017’den itibaren stajyerlerine 8,000 dolar ödeme yapmayı düşünüyor. Aylık maaş: $8,000 Aylık konut ödeneği: $1,000 4. Goldman Sachs 1869 yılında kurulan küresel yatırım bankacılığı, yatırım yönetimi, menkul kıymetler ve diğer finansal alanlarda hizmet veren finans şirketi Goldman Sachs, anketten çıkan yanıtlara göre ortalama 7,100 dolar ödeme yapmayı planlıyor. Aylık maaş: $7,100 Aylık konut ödeneği: $1,500 5. Google Aylık maaş: $6,600 Aylık konut ödeneği: $3,000 6. Microsoft Aylık maaş: $7,200 Aylık konut ödeneği: $1,300 7. Pinterest Aylık maaş: $9,000 Aylık konut ödeneği:...

Google ve İşkur YouTuber Yetiştirecek

Dünyanın en büyük video platformu YouTube, gençlerin para kazanma aracı olurken Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) da bu konuda önemli bir adım attı. Kurum, Google ile işbirliği yaparak gençlerin yeni gelir kapısı ‘YouTuber’lık eğitimlerine başladı. Türkiye’de bu işi yapan gençlerin kurduğu ve takipçi sayısı 2 milyona ulaşan, görüntüleme oranı yüksek YouTube kanallarından aylık kazanç 10-30 bin lirayı bulabiliyor. Türkiye İş Kurumu “Türkiye İçin Dijital Dönüşüm Hareketi” kapsamında gençlerin, girişimci adaylar dijital becerileri geliştirilecek. İlk etapta Bursa, Kayseri, Van, Gaziantep, Samsun ve Antalya’da başlayan eğitimlerle gençlere yeni iş olanaklarının oluşturulması hedefleniyor. Google tarafından üniversitelerdeki irtibat noktaları aracılığıyla, girişimcilik eğitim programından yararlanan gençlere “dijital girişimcilik”, “Nasıl YouTuber olunur?” eğitimleri veriliyor. Ayrıca İstanbul, İzmir, Kocaeli, Bursa’da da girişimcilik eğitim programından yararlanan gençlere de dijital girişimcilik konusunda eğitim veriliyor. YouTube verilerine göre mobil cihazlar üzerinden video görüntüleme oranı her yıl 2 kat artıyor. Google’ın gelirinin 4 milyar dolarının geldiği YouTube kullanıcılarının büyük bölümü lise ve üniversiteli gençlerden...

Hayatta Risk Almanın 7 Yolu

İş dünyasına yön veren liderlerin en önemli özellikleri arasında risk almak yer alıyor. Başarıya giden yolda konfor alanınızdan çıkmak ve yeni deneyimler elde etmek, oldukça önemli. Peki iş hayatında risk almak için nereden başlamalısınız? “How to start taking risks and why you should do it” adlı infografik risk almaya nasıl başlayabileceğinizi ve neden bunu yapmanız gerektiğini Indiana Jones benzeri bir çizgi karaker eşliğinde aktarıyor. Alıştığınız düzeni koruyarak risk almaktan kaçınmak, günümüzün değişen dijital koşullarında neredeyse imkansız hale gelebiliyor. İş hayatında başarılı olmanın yolları arasında risk almanın önemini mutlaka duymuş ya da deneyimlemişsinizdir. Aslında risk almanın önemi, sadece iş hayatı değil tüm hayatınız için geçerli. Konfor alanınızın dışına çıktığınızda karşılaştığınız belirsizlik ortamı, kısa vadede stres yaratabilir. Bazen gözünüzde büyüttüğünüz süreçler, hiç de beklendiği gibi sancılı geçmeyebilir. İşin özü, bir kere risk denizine atladığınızda nasıl olsa yüzebilmenizdir. Burada bahsi geçen konu ise olur olmaz riskler peşinden koşmaktan ziyade sizi bir sonraki hamlenize götürecek bilmediğiniz bir alanı deneyimlemektir. İş hayatında risk alan insanların başarı öyküleri ile sıklıkla karşılaşıyoruz. Bir anda çalıştığı işi bırakıp tutkuyla yapacağı işlere atılanlar, kendilerini adayabilecekleri işleri deneyimleyen kişiler ve işinde başarılı insanlar… Peki bu kadar cesaret isteyen bir atılımı yapmak, hayatınızı tamamen değiştirmek ve alışkanlıklarınızı terk etmek için risk nasıl alınır?? 1. Mış Gibi Yapmak Başarılı olana kadar başarılıymış gibi davranın ve bunu hissedin. Bazen öyleymiş gibi yapmak, olmayan bir şeyi benimsemek gibi olumsuz anlamdaki kullanımı yerine pozitif yönü ile ele alınabilir. Yolculuğu bu duygular eşliğinde yaşadığınızı düşünerek kendi kendinizi eleştirmek yerine negatif duygulardan uzaklaşıp pozitif duygular ile beslenmeniz çok daha iyi. Olumlu açıdan varmak istediğiniz noktada yaşayacağınız hisleri şimdiki zamanda yaşadığınızı hissedebilirsiniz. Örneğin işinizde başarılı olmak istiyorsanız, başarılıymış gibi hissederek o...
AI Product Management Trainee

Tony Robbins’in Korkunun Üstesinden Gelmek İçin Kullandığı Zihinsel Egzersiz

Küçük bir hatırlatma, yapmadıklarınız için yaptıklarınızdan daha çok pişman olacaksınız. Inc.com, yaşam ve işletme stratejisti Tony Robbins başarısızlık korkusundan kurtulma tavsiyelerini paylaştı. Şimdilerde “I Am Not Your Guru,” (Ben senin yol göstericin değilim) adlı Netflix belgeselinin yıldızı olan Robbins ne zaman kendisini korkutan bir şeyi yapmak konusunda tereddüt etse, kendini 85 yaşında sallanan sandalyesine oturmuş ve geçmişini düşünürken hayal eder. O anda, korkutucu gelen şeyi yapmanın mı yoksa vazgeçmenin mi ona daha büyük bir pişmanlık yaşatacağını sorar kendisine? En azından videosunda verdiği örnekte—helikopter uçurmayı öğrenmek—çok fazla zaman ve enerjisini alacağını düşünmek yerine öğrenmeyi deneseydi daha iyi olacağını bildiğini söylüyor. “Ya hiç öğrenmezsen? Ya tüm bu korkularla devam edersen?” diyor Robbins. “85 yaşında hayatıma dönüp bakardım ve hepsini kaçırmış olurdum” Bu zihinsel egzersiz yapmadıklarınız için yaptıklarınızdan çok daha pişman olacağımız fikrine dayanıyor. Anlaşılan o ki bu varsayım en azından 20 yıldır psikologların araştırmalarına da konu oluyor. Ve Robbins bi bakıma haklı gözüküyor. 1994’te Thomas Gilovich ve Victoria Medvec gerçekleşen eylemlerin kısa vadede daha çok pişmanlığa sebep oluğunu, gerçekleşmeyen eylemlerin ise uzun vadede daha çok pişmanlığa neden olduğunu ileri sürdü. Aslında bu olgu kültürler arası şekilde uygulanabilir gibi gözüküyor. 2011 yılında Mike Morrison ve Neal J.Roese tarafından yayınlanan bir araştırma benzer bulgular ortaya koydu. İnsanlar gerçekleşen ve gerçekleşmeyen eylemler için pişmanlık duymaya eşit yatkınlıktayken, gerçekleşmeyen eylemler için duyulan pişmanlık gerçekleşenler için olandan daha uzun zamanı kapsadı. Başka bir deyişle, şuradan birine çıkma teklif etmek ve size gülünmesi ilk başta onun öylece geçip gitmesinden daha incitici olacak. Ama yıllar sonra, sallanan sandalyenizde otururken, geçip gitmesine izin verdiğiniz için büyük ihtimalle daha çok pişman olacak ve “ya yapsaydım?” ona sorup küçük düşseydim diye düşüneceksiniz. Tabii...

30 Parlak Network Diyalogu Başlatma Taktiği

İş ağı kurma çabalarında olan insanların en büyük çekinceleri lafa nasıl girecek olmalarıdır. Konuşmaya nasıl başlanır, iletişime nasıl geçilir ? Bu düşündüğünüz kadar zor bir şey değildir. Aslında gerçek şu, birine gidip güler yüzlü bir şekilde merhaba ben bu buyum tanıştığımıza memnun oldum derseniz muhtemelen kimse sizi terselemez ve hatta o sizle bir konuşma başlatır. Tabi ki cebinizde bir kaç konu ile biriyle konuşmaya giderseniz ve bir kaç taktik uygularsanızi konuşma sonucunda sizi tatminedecek şeyler olabilir. Klasikler… Temelden başlayalım. Soru sorun mesela neden o etkinliğe katıldığını sorun veya sadece gidip merhaba diyin. 1.       Merhaba, burada çok fazla insan tanımıyorum. Kısaca kendimi tanıtayım. Benim adım… ve ben …. çalışıyorum. (Ve evet artık iletişme geçtiniz.) 2.       Siz ne yapıyorsunuz? ( İşi ile alakalı bir şey sorun.) – Cevap verme önceliğini karşı tarafa verdiniz ve ona ne kadar saygı duyduğunuzu belli ettiniz. 3.       Sizi bugün buraya getiren şey nedir? 4.       Gününüz nasıl geçiyor? 5.       Sizin hikayeniz nedir? Doğru yerde, doğru zamanda… Ne olduğu önemli değil, o oda içinde bulunan en az bir yada iki kişi ile ortak bir durumunuz vardır. Etrafınızı bir seyredin ve o ortak noktayı bulmaya çalışın, o noktayı avantaja çevirin. 6.       (Eğer konusu yemek olan bir etkinlikteyseniz.) Bu köfteleri yemeden kendimi alamıyorum. Denediniz mi? 7.       Bu etkinliği nereden duydunuz? 8.       Burası çok soğuk/sıcak değil mi sizce de? 9.       Burası sizce de çok kalabalık değil mi? 10.   Ne kadar güzel bir salon. Daha önce burada bulunmuş muydunuz? Güncel Konular Genel geçer konular arasında sayılabilecek bir diğer başlık ise tabi ki o sırada şehrinizde veya dünyada  olup biten konular. Önemli bir nokta; siyaset gibi kritik meselelerden uzak durmakta fayda var. 11.  ...

25 Yaşında Bilmiş Olmayı Dilediğim Zaman Yönetimi Hilesi: Pislik Prensibi

The Clearing’in kurucusu Chris McGoff, Inc.com’da yayınladığı makalede zaman yönetimi konusunda tecrübesini aktarıyor. Her şeyi en az uğraşla yapmak yerine sadece önemli önceliklerle uğraşmak sizi başarı yoluna koyacak. “Bana şimdiye kadar verdiğiniz en önemli tavsiyeyi söyleyin.” Yaşam boyu öğrenen birisi olarak, bu benim en etkili ve ilginç müşterilerime sorduğum, en sevdiğim sorular arasındadır. Bir keresinde bu soruyu Rob Wiltbank, siber aldatma ve sürücüsüz araba gibi zor teknik problemleri uygulamalı matematik kullanarak çözmeye çalışan Galois Inc. ‘ in CEO’suna, yöneltmiştim. Hiç tereddüt etmeden gülümsedi ve “Şu ana kadar öğrendiğim en büyük şeylerden birisi pislikten uzak durmaktır. “ diye cevap verdi.  Bu beklenmedik cevap karşısında biraz şaşırdım ancak daha fazla öğrenmek ilgimi çekmişti.  Kariyerinin başlangıcında bir iş arkadaşının uyarısını anımsatarak devam etti: “Herkes bütün pislikleri her zaman senin cebine koymaya çalışır ancak sen farkında olmazsın. Liderliğin, hayatın ve akıl sağlığının anahtarı birkaç tane cebinde tutmaya istekli oldukların dışında bütün pislikleri hayatından uzak tutmaktır.”  Rob bu pisliği prensip olarak isimlendirmişti. Pislik Prensibi Pislik prensibi aslında oldukça basit. Çalışma arkadaşların, yaşıtların ve hatta aile bireylerin sürekli senin yardımını isterler. Çoğu zaman bu insanların aslında sana ihtiyaçları yoktur, ama onlar hala senden yardım isterler. Göstereyim.  Çalışanlarınızdan bir tanesi aceleyle ofisine harika bir fikri olduğunu söyleyerek giriyor ve bu fikrin nasıl gerçekleştirileceği konusunda senden yönlendirme bekliyorlar.  Ne olduğunu görüyor musun? Bu çalışan pisliği hemen senin cebine koydu. Şimdi bir ikilem yaşıyorsun- pisliği cebinde mi tutacaksın yoksa ona geri mi vereceksin.  Eğer çalışanını iyi tanıyorsan ve bunu kendi kendilerine başarabileceğini düşünüyorsan ya da senin asistanlığından önce uzunca bir süre üzerinde düşünülmesi gerekiyorsa, hemen pisliği onlara “Bu büyük potansiyeli olan çok güzel bir fikir. Bu konuda ne yapmayı planlıyorsun?” diyerek...

Şimdiye Kadar Görülen En Yaratıcı 6 CV

2100 insan kaynakları uzmanının katıldığı bir ankete göre, işe alım yöneticilerinin yüzde 40’ından fazlası bir CV’ye 60 saniyeden daha az zaman ayırıyor. Bu nedenle kitlelerden farklılaşmaya ve dikkatleri üzerine çekmeye çalışan bazı adaylar yaratıcılıklarını CV’lerine yansıtmayı tercih ediyorlar. Benzerlerine pek sık rastlamadığımız bazı yaratıcı CV’leri CNBC’nin hazırladığı bu listede bulabilirsiniz. 1. Mini bir basketbol oyunu Partners + Napier CEO’su Sharon Napier’in ilgi alanlarını araştıran bir aday, patronunun basketbol tutkusu olduğunu öğrenmiş ve CV’sini mini bir basketbol oyununa eklemiş. Adayın hala mülakat aşamasında olduğunu söyleyen Napier CV’yi ilgi çekici bulduğunu söylüyor. 2. Bir losyon şişesi Something just for fun 😎 #hireme A post shared by Jessica Glamologist (@glamologist.salonorea) on Aug 23, 2016 at 8:56am PDT Coloradolu bir saç stilisti olan Jessica Nitti-Mahoney, bir el losyonu şişesini ön yazı olarak ve potansiyel müşterilerin ilgisini çekme aracı olarak kullanmış. Mahoney olumlu olumsuz farklı tepkiler almış ve şu andaki patronunun bu yöntemi beğendiğini ve salona daha fazla müşteri çekmek için ilginç çalışmasını Instagram’da da paylaşacağını söylüyor.   3. Lego figürü Fjord Toronto Studio’nun etkileşim tasarımcısı Emily Kuret, kendisinin bir lego figürini yaratıp portföyüyle birlikte CV’sini de içeren bir flash diske eklemiş ve patronunda kalıcı bir etki bırakmış.   4. Instagram kolajı New York’ta yaşayan bir serbest metin yazarı olan Greg Peterson, Carrot adlı reklam ajansında neden çalışmak istediğini açıklayan bir Instagram kolajı oluşturmuş. Kolajda çizimler ve esprili bir yaklaşımla yaratıcılığını da kanıtlamış. 5. Bir kutu donut https://twitter.com/jessicascorpio/status/775402187702665216 Litvanyalı bir pazarlama uzmanı olan Lukas Yla, son zamanlarda San Francisco’ya taşınmış ve rekabetin yoğun olduğu piyasada öne çıkmak istemiş. Kargocu kılığına giren Yla, ilgilendiği şirketlerin işe alım uzmanlarına donut kutularını bizzat teslim etmiş. Kutunun içerisine ise yaratıcı...

Hem Deneyimlerinizi Hem de Hedeflerinizi Kapsayacak Şekilde Bir Özgeçmiş Hazırlamanızı Sağlayacak Tavsiyeler

Bahar temizliği yaparken modasının geçtiğini düşündüğünüz eşyalarınızı ayırmak yerinde bir karar olabilir, fakat geçmiş deneyimlerinizi gözden çıkarmak özgeçmişinizi düzenlerken yapacağınız mantıklı hareketlerden biri değildir. Peki neden? Eski işlerinizi çıkarırken yeni pozisyonunuzu eklemeniz kariyer çizelgenizin güncel gözükmesini sağlayacaktır ama bunu yapmak kariyerinizin hangi aşamalardan geçip bugünkü şeklini aldığı konusunda herhangi bir açıklama vermeyecektir. Geçmişteki tecrübelerinizin yanında gelecek için hedeflerinizi de özgeçmişinizde bazı düzeltmeler yaparak belirtmek istiyorsanız işte yapmanız gereken düzenlemeler: 1. Başlangıç Düzeyi (1-2 Yıl) Rakiplerinizin kariyer dünyasına girmelerini engelleyebilmenin bir yolu olmadığını hepimiz biliyoruz.Deneyim sahibi profesyonellerin aksine akademik hayatınızla ilgili daha çok bilgi verip birilerinin size referans olmasını istersiniz veya birilerinin sizin için aracı olmasını isteyebilirsiniz.Bu nedenle bu konuyla alakalı bir hazırlık yapmanız gerekir.Bazen özgeçmiş hazırlarken bütün staj deneyimleriniz ve gönüllü çalışmalarınıza rağmen bir sayfayı doldurmakta zorluk yaşayabilirsiniz. Özgeçmişinizi sırf daha dolu göstermek için gereksiz bilgilerle doldurmamalısınız. Eğer başarılarınızı nicel olarak belirtemiyorsanız hiç belirtmemelisiniz. Gereksiz eklemeler yerine (lisenizle alakalı bilgiler gibi) nasıl tecrübeleriniz olduğuna dair net bilgiler vermeye çalışmalısınız.Örneğin, bebek bakıcılığı veya garsonluk da size birçok şey öğretmiştir. Sahip olduğunuz yetenekleri aşağıdaki örnekte olduğu gibi basit ve etkili şekilde belirtmeye çalışın: ‘Üç sosyal medya pazarlama kampanyasında görev aldım, SEO ve SEM girişimlerinde asistanlık yaptım ve de Superfast, Sprinkler ve Google Analytics konularında deneyim sahibiyim.’ 2. Profesyonellik Dönemi (3-6 Yıl) Özgeçmişinizdeki eğitiminizle ilgili bilgi veren kısmı çoktan en sona taşıdınız ve muhtemelen mezuniyet tarihiniz, not ortalamanız gibi bilgilerin de özgeçmişinizde kapladığı alanı biraz daralttınız.Mükemmel!Artık kendinizi akademik yaşamınız yerine tecrübelerinizden bahsederek tanıtabilirsiniz. Varsa tek başınıza yürüttüğünüz bir projeden, kimsenin bir çözüm önerisi sunamadığı kritik bir probleme getirdiğiniz çözümden veya daha önce eğitim verip gelişmesine olanak sağladığınız birisinden özgeçmişinizde mutlaka bahsetmek istersiniz.Bütün bunlar için...

Bir CV Başka Bir Dilde Nasıl Hazırlanır?

Özellikle çok uluslu şirketlerde ya da yurt dışında iş ararken dili derinlemesine bilmiyorsanız CV’nizi başka bir dilde yazmak bir sorundur. CV’nizi başka dile uyarlamak dil becerilerini, bunun yanında işgücü piyasasına ilişkin ve ülkede iş bulmak için başvuranlar tarafından takip edilmesi gereken CV yazma kurallarına ilişkin temel bir anlayış gerektirir. Her bir dil ve ülkenin kendine özgü karakteristikleri vardır, dolayısıyla en iyisi bunları derinlemesine bilmektir. farklı bölgelerdeki CV, ön yazı ve iş görüşmesi hakkında detaylı bilgiler için hazırladığımız diğer yazılara göz atabilirsiniz. Ancak somut olarak CV’nizi yabancı bir şirket için yazmaya başlamadan önce aşağıda sunduğumuz ve başlamanıza yardımcı olabilecek özel tavsiye notlarını. Bir çeviri hizmeti kullanmayın Birçok adayın CV’sini başka bir dilde yazarken yaptığı en yaygın hatalardan biri online çeviri hizmeti kullanmaktır. Bununla birlikte, bu tür hizmetler Onlar yıllarda çok gelişmiş olmasına rağmen okuyucu mantıklı olmayabilir, böylece parçalar, kelimenin tam anlamıyla tercüme edilmiştir. Bu tür hizmetleri kullanmaktan kaçınmaya çalışın. O dilde yazılmış bir CV bulmanız ve bunun mümkün olduğunca adapte etmeye çalışmanız daha iyidir. CV koşullarını uyarlayın Mesleki ve özellikle akademik tecrübeye atıfta bulunulurken her ülkede aynı terimler kullanılmaz. Aynı iş pozisyonu anadilinizde bir unvan ile ifade edilebilir ancak bunu ifade etmek için başka dilde belirli bir terim bulunabilir. Bir ülkedeki ünvanlar diğer bir ülkede bulunmadığından veya o ünvanın olduğu gibi çevirisi mümkün olmadığından aynı durum ünvanlar ve üniversite kariyerleri için de geçerlidir. Bu durumlarda CV’nizi başka bir dile uyarlamak için yapabileceğiniz en iyi şey esas olarak, daha önceki işte sahip olduğunuz pozisyon değil, ne yapma yeteneğine sahip olduğunuz hakkında düşünmektir. Dile ne kadar hakim olduğunuzu göstermek için karmaşık kelimeler kullanmayın Bir dili anadili olarak konuşmayıp hakimiyetin dikkat çekici olduğu durumlarda genellikle bunu gösterme eğilimi olur. Ama CV bunu yapmak için uygun yer değildir. Hangi dilde yazdığınızdan bağımsız...

Büyük Teknoloji Şirketlerinde İşe Girmek için 10 Öneri

Google veya Microsoft’ta nasıl işe girerim? Quora’da Microsoft ve Google’da çalışmış olan Don Dodge tarafından cevaplandı: Microsoft’ta 5, Google’da ise 7 yıldan fazla çalıştım. Üniversiteden mezun olduğum gibi işe alınmadım tabii ki. Notlarım ve tecrübe seviyem yeterince iyi de değildi. Başlangıçlarla tecrübe kazandım ve beni bir üst adıma taşıyacak olan büyük kariyer riskleri aldım. Sonunda da karşılığını aldım. İşte benim önerim; 1. Aranılan şartları karşıladığınıza emin olun Gerekli olarak gösterilen her şartı karşıladığınızı düşündüğünüz işlere başvurun. Google, Facebook, Microsoft ve diğer büyük teknoloji şirketleri en iyi adayların en iyilerinden etkileniyor. Her gerekli şart için “bu yollardan geçtim” diyemiyorsanız sakın iş başvurusunda bulunmaya kalkmayın. Belki de farklı yerlerde tecrübe kazanıp şartları karşıladığınızdan emin olduktan sonra başvurmalısınız. 2. Bir şeyi başlatın, alışılmadık bir şey yapın. Blog yazın, açık bir kaynağa katkıda bulunun, şirket kurun ya da bir hayır kurumu örgütleyin. İş için belirlenmiş her şartı karşılayan adaylarla rekabet edeceksiniz, bu yüzden farklı olun ve sizi onlardan ayıracak fazladan şeyler yapın. 3. Cesur olun ve risk alın. Google’da bulunduktan sonra arkadaşlarıma Google’da “imkansızın %60’ını başarmak, sıradanın %100’ünden iyidir” demiştim. Her türlü zorlu göreve girebilecek ve bu görevi başarmak için normalden farklı bakış açılarına sahip bir insan olun. Daha önceki rollerinizde nasıl bunları başardığınızla ilgili örnekler için hazırlıklı olun. 4. Meraklı olun. Çok soru sorun. Net cevapların ilerisine bakın. Bir şeylerin yapımı konusunda kabul edilmiş yolları sorgulayın. Bu söylemesi kolay ama birçok insan için doğal olan yöntem değil. 5. Zor sorulara hazırlıklı olun. Cevaplarınızda açık olun. Düşünce aşamalarınızı anlatın. Görüşmelerdeki birçok soru sizin düşünce biçiminizi ve problemlere nasıl yaklaştığınızı anlamaya yöneliktir. Yüksek sesle düşünün. Öz konuşun. Varsayımlarınızı belirtin. Potansiyel meseleleri gösterin. 6. Rol yapmayın. Eğer bir...

Mülakat Daveti Almanın 5 Yolu

Kunjan Zaveri işten çıkarıldıktan sonra 1000’den fazla iş başvurusu yapmış; ama hiçbirinden yanıt gelmemiş. Bazıları için internet üzerinden yaptıkları iş başvurusunda ‘gönder’ tuşunu tıklamak, bir daha hiç haber alınmayacak şekilde bir kara deliğe özgeçmiş göndermek gibi bir şey. Daha önce Cisco adlı şirketin insan kaynaklarında çalışan Zaveri de böyle hissedenlerden. Londra’da yetişen, ama bugün Litvanya’da yaşayan Zaveri, hiç değilse mülakat aşamasından sonra reddedilmeye razı olduğunu belirterek “en azından biraz tatmin olur ve geliştirmem gereken zayıf yanlarımla ilgili fikir sahibi olurdum,” diyor. Peki, sürekli bir duvara çarptığınız hissine kapılıyorsanız ne yapmak gerekir? Özgeçmişinizi daha dikkat çekici hale getirmek, hatta mülakata çağrılmak nasıl mümkün olabilir? 1. Nicelik değil nitelik Her şeyden önce, başvuru yapacağınız işler konusunda seçici olun. Monster.com adlı iş arama sitesinde kariyer uzmanı olan Mary Ellen Slayter, “Kimse binlerce işe başvuru yapmamalı. O kadar görevin size uyması mümkün değil. Hayal kırıklığına uğrarsınız,” diyor. Onun yerine, istediğiniz işler için gereken beceri ve eğitiminiz var mı diye bakın. “Eğer yoksa, o becerileri edinmenin bir yolunu bulun; gerekirse biraz daha eğitim alın ya da gönüllü çalışma yapın. Bu becerilerden yoksunsanız, özgeçmişinizi en iyi formatta da sunsanız sonuç alamazsınız,” diyor Slayter. 2. Şablon değil özgün başvuru İş başvurusunu anahtar kelimelerle doldurmanın otomatik taramadan geçmesini sağlayacağını sananlar oldukça fazla. Büyük şirketlerin yüzde 75’i bu tür programları kullanıyor. Fakat Boston merkezli kariyer şirketi Burning Glass’ın yöneticisi Matt Sigelman tek başına anahtar kelimelerin işe yaramayacağını söylüyor. Artık bu programların da daha bütünlüklü değerlendirme yaptığını, bu nedenle olayları alt alta sıralayıp geçme yerine, düzgün cümlelerle anlatımı tercih etmek gerektiğini söylüyor Sigelman. Yaptığınız bütün iş başvurularına, iş deneyiminizle ilgili şablon halinde aynı iş tarifini kopyalamanın yanlış olacağını belirten...

Yöneticilerin Mülakatlarda Duymaktan Sıkıldığı 3 Cümle

Mülakatlar zorlayıcı olabilir. Bu yüzden önceden denendiğiniz ve doğru bulduğunuz bir yedek planınızın olması tavsiye edilir. Gerçi bu öneriler bazen olumlu sonuç verirken bazen de tam tersiyle karşılaşa bilinir. Siz de mutlaka farketmişsinizdir, insanlar sözde sihirli sözcükler kullanmayı ve abartıyı sıklıkla kullanır olmuşlar. Bir yere kadar bu tarz cümleleri sıklıkla çoğu insandan duymak eğlenceliydi. Fakat bir süre sonra hızlı bir şekilde bu söylemler canımızı sıkmaya başladı. Aslında kariyeriniz için yöneticilerin daha çok hoşuna gidebilecek cümleler kurmaya başlasanız iyi edersiniz. 1.“Stresli mi? Asla değilim! İş hayatımda stres yapmam için çok zorlanmam ve oldukça uzun sürmesi gerekir.” Şirketler baskı altındayken bile soğukkanlı kalabilen çalışanları daima bünyelerinde görmek isterler ne kadar bu onların zararına olabilecek olsa bile. Tabi ki de her işe alım sürecinde görev alanlar için genelleme yapamayız ama tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki bu tarz söylemleri olan insanlar performanslarının etkilenebilmesi için gerçekten çok büyük bir kriz yaşanması gerektiğini söylerken bir yandan bir o kadar da öyle olmadıkları aşikârdır. Ayrıca görüyoruz ki en soğukkanlı, havalı müşteriler bile yeri geldiğinde kariyerlerinde kendilerini yüceltecek bir şeyler buluyorlar. Birçok işveren genellikle adayların işlerinde hiç endişelenebilecekleri şeylerin olmadığı veya stres yaşamadıklarını duymak istemezler tam tersine çoğunlukla iş yerinizde stresli durumlarla nasıl baş edebildiğinizle ilgilenirler. Sonuç olarak, işverenleri her şeye karşı soğukkanlı olabildiğinize ikna etmeye çalışmak yerine nelere dayanarak, neleri göz önünde bulundurduğunuzu bilerek, detaylara hâkim olarak ve onunla nasıl başa çıkabileceğinizi bilerek bir senaryoyla gelin. Mesela şu şekilde olabilir: “Bir önceki görevimde, beklenmedik ve kendi becerilerimin çok daha ötesine sahil olunması gereken bir proje için görevlendirildim. Bu işi nasıl bitireceğim konusunda endişelenmedim desem yalan olur. Bende gidip doğru yolda ilerlediğimden emin olmak içim patronumla önceden hazırladığım bir yapılması...

Geliştirici ve Son Kullanıcı Arasındaki Köprü: İş Analizi

İş Analizi özellikle son yıllarda farklılaşan enformasyon teknolojilerinin kazandığı önemle birlikte yeni bir perspektif kazanan bir alan. Daha önceki yıllarda özellikle yürütülen ve planlanan çalışmaların optimizasyonu, fizibilite çalışmaları gibi etmenlerle direkt ilgiliyken şimdi yazılım sistemlerinin çözümlenmesi, kullanıcı ve uygulama geliştirici arasındaki iletişimin sağlanması alanında yapılan çalışmalar olarak özetlenebilir. İş analizi uzmanları için meslek unvanları sadece iş analistliği değildir aynı zamanda iş sistemleri analisti, sistem analisti, ihtiyaç mühendisi, süreç analisti, ürün yöneticisi, işletme analisti, işletme mimarı, yönetim danışmanı, iş zekası analisti, veri zekası uzmanı, veri bilimcisi ve yönetim bilişim sistemleri uzmanı gibi unvanlar da iş analistinin yaptığı işlerinin bazılarını konsept olarak içerir. Yönetim, proje yönetimi, ürün yönetimi, yazılım geliştirme, kalite güvencesi ve etkileşim tasarımı gibi birçok başka iş alanı da ağırlıklı olarak başarı için iş analizi becerilerine güvenir. İş analizi, bir kuruluşun mevcut durumunu anlamak ya da daha sonra iş gereksinimlerini tanımlamak için bir temel oluşturmak üzere yapılabilir basit bir düzlemde. Ancak çoğu durumda ve daha gelişmiş bir perspektifte ele alırsak, işletme ihtiyaçları, hedefleri veya hedefleri karşılayan çözümleri tanımlamak ve doğrulamak için iş analizi yapılır. Günümüzde özellikle Endüstri Mühendisliği dikeyinde yapılan çalışmalar İş Analizi alanına yakın olarak sıralanabilir. Geçtiğimiz yıllardaki roller ise Proje Yöneticileri ve Ürün Yöneticilerine aktarılmıştır diyebiliriz. Ayrıca iş analizi kullanılan kurumsal sistemlerin ve projelerin otomasyonu ve optimizasyonu süreçlerini de kapsar. Günümüz iş dünyasında iş analizi genellikle uygulama geliştirme süreçlerinin içinde konumlanmıştır. Bu süreçlerin dökümantasyonu, gereksinimleri, son kullanıcı ve kullanıcı deneyimi etkileşimleri iş analizinin önemli aşamalarındandır. Ayrıca bu sürecin sonuçlarının analiz edilmesi, raporlanması ve yeniden yorumlanması esnasında yapılacaklar da iş analizi sürecinin parçalarındandır. İş analizi her alanda yaşanan değişim furyasının öncü kuvvetidir ve kuruluşların nasıl çalıştığı konusunda değişiklik yapma...

Google, Apple’ı Geçerek Dünyanın En Değerli Markası Oldu

“Dünyanın en değerli markaları” listesinin zirvesinde artık Google var! 6 yıldır zirvede yer alan Apple, ikinciliğe geriledi. İnternet devi ve arama motoru Google’ın “dünyanın en değerli markaları” listesinde teknoloji devi Apple’ı geride bırakarak zirveye yükseldiği bildirildi. Bağımsız danışmanlık firması Brand Finance’in yayınladığı 2017 yılı Global 500 adlı raporda, Google’ın marka değerinin geçen seneye kıyasla yüzde 24 artış göstererek 109,5 milyar dolara yükseldiği belirtildi. Geçen seneki raporda Google’ın marka değeri 88,2 milyar dolar olmuştu. Böylece Google, Apple’ı geçerek, dünyanın en değerli markası oldu. Raporda, dünyanın en büyük markalarının müşterilerine ulaşmasını sağlayan Google’ın arama motorunun başarısına dikkat çekilirken, şirketin bu hizmetten sağladığı reklam gelirlerinin de geçen sene yıldan yıla yüzde 20 yükseldiği vurgulandı. Öte yandan, raporda, Apple’ın marka değerinin geçen seneye kıyasla yüzde 27 azalarak 107,1 milyar dolara düştüğü belirtildi. Şirketin geçen sene marka değeri 145,9 milyar dolar olmuştu. Böylece 2011 yılından bu yana 6 yıl üst üste dünyanın en değerli markaları listesinin zirvesinde yer alan Apple, bu yıl ikinci sıraya geriledi. “MÜŞTERİLER İNANCINI KAYBETMEYE BAŞLADI” Raporda, Apple’ın sadık müşterilerinin firmaya olan inancını kaybetmeye başladığının altı çizilirken, “Apple, müşterilerinin iyi niyetini aşırı derecede sömürdü. Apple Watch gibi yeni ürünler önemli gelir oluşturmakta başarısız oldu ve şirket tüketicilerinin arzuladığı yenilikçi teknolojileri ortaya koyamadı.” ifadesine yer verildi. Apple markasının “ışığını kaybettiği” yorumuna yer verilen raporda, şirketin gelirlerinin büyük bölümünü oluşturan iPhone’un, Güney Koreli elektronik devi Samsung’un yanı sıra, Çinli cep telefonu üreticileri Huawei ve OnePlus’la da rekabet etmek zorunda olduğu vurgulandı. AMAZON YERİNİ KORUDU Dünyanın en değerli markaları listesinde ABD’li e-ticaret devi Amazon bu sene üçüncü sıradaki yerini korudu. Amazon’un marka değerinin geçen seneye kıyasla yüzde 53 artarak bu yıl 106,4 milyar dolara...

2017’de Etkisini Hissettirecek 7 Pazarlama Eğilimi

İyi pazarlamacılar hem konvansiyonel hem de dijital alanda ellerindeki tüm araçları kullanır ve bunların verimliliğine özen gösterir. 2017’de şimdiden bu pazarlamacıların kavradığı ve üzerine dair konuşmaya başladığı bir yıl oldu. Henüz başında olmamıza rağmen dijital devrimin pazarlamada detaylara ve teknolojik yeniliklere verdiği önem ortada. Bu projeksiyonlara göre 2017 yılının en büyük eğilimleri, pazarlamacının dikkat dağıtan şeyleri engelleyerek ve pazarlama olanaklarını artırarak tüketicilerle daha doğrudan etkileşimde bulunmalarına yardımcı olacak metodlar olacaktır. Bu taktikler ve teknolojiler insan doğasının temel yönlerine hitap ederek etkileşimi artırmada önemli rol üstlenecektir. 1. Yerel Olun ya da Eve Dönün Yerel pazarlama, özelleştirilmiş metodlar, kişiselleştirilmiş pazarlama teknikleri 2017’nin en önemli projeksiyonlarından biri olarak gözüküyor. İnsanların global kültürle haşır neşir olma süreci gerçekleştikten sonra özellikle pazarlamacıların ana hedef gruplarında önemli hissetme, doğal hissetme gibi yatkınlıklar ön plana çıktı. İnsanlar kendilerine özel ürünler ve pazarlama stratejilerine, yerelleştirmeye inanıyor. Bu akım başladığı gibi de devam edecek gibi görünüyor. 2. İçerik Pazarlamayı Benimsemek Çoğu zaman yerel pazarlama ile karıştırılan içerik pazarlama ve metodları yönetimi daha zor olan bir alandır. Yerel pazarlama içeriğin dağıtılması,yayılması konusuna daha odaklanırken içerik pazarlaması, hedef kitleyi çekmek, ilgili bilgileri oluşturmak ve dağıtmak için oldukça net ve stratejik bir pazarlama tekniğidir. Ve önemi 2017’de de hiç eksilmeyecek gibi görünüyor. 3. Fenomen(Influencer) Pazarlamasını Kullanmak Influencer ya da en basit tabiriyle etki yaratan dijital karakterleri kullanmak kampanya başarısı için 2017’de daha fazla önem arz edecek gibi görünüyor. Ülkemizde de büyük projelerde yavaş yavaş etkisini göstermeye başlayan bu yöntem müşteri sadakati ve hedef kitlenin güvenini kazanmak açısından, marka-müşteri etkileşimini artırmak açısından olumlu çıktılara sahip. 4. Canlı Yayın Videoları ve Sanal Hikayeleştirme Önem Kazanacak Canlı yayınlar ve sanal hikayeleştirme araçları özellikle 2016 yılında ortaya...
iskur-logoToptalent.co Özel İstihdam Bürosu Olarak Türkiye İş Kurumu tarafından 05.05.2015 tarih ve 61647 sayılı karar uyarınca 750 nolu belge ile faaliyet göstermektedir. 4904 sayılı kanun uyarınca iş arayanlardan ücret alınması yasaktır. Kariyerine buradan başla! İş ilanları, staj, yetenek programları, networking, kariyer tavsiyeleri, etkinlikler…