Ücretsiz Danışmanlık 728×90 (Lansman)
Ücretsiz danışmanlık

Kariyerinizde Büyük Bir Etkisi Olacak 10 Küçük Şey

Kariyerinizde Büyük Bir Etkisi Olacak 10 Küçük Şey “Kariyer dönüm noktası” lafını düşündüğünüzde aklınıza ilk gelen şey ciddi projelerin ciddi sonuçlar doğurduğudur. Tabii ki bazı insanlar büyük zaferler kazandığı konusunda böbürlenebilir, 3 ay boyunca fazladan mesai yapıp promosyon kapmak gibi. Ama şunu unutmamalısınız ki herhangi bir şeyi başarmak için çok daha küçük (ve basit) görevler de işinize etki eder ve zamanla büyük değişimler sağlayabilir. Aslında burada kariyerinizde büyük bir etkisi olacak bizim en sevdiğimiz 10 küçük şeyi sıraladık. En güzel yanı ne peki, biliyor musunuz? Hiçbiri için çok fazla efor sarf etmenize gerek yok. Üstünüzü Kahve İçmeye Davet Edin İş yerinizdeki liderlerinizin oldukça başarılı oldukları bir sır değil. Ayrıca onların deneyimlerinden bir iki şey öğrenmeniz de hiç şaşırtıcı olmaz. Promosyon almak mı istiyorsunuz? Bir sonraki adımınızı nasıl atacağınıza dair kılavuza mı ihtiyacınız var? Şirketteki üstünüze birkaç dakikası olup olmadığını sorun. Başarılarınızı Belgeleyin. “Gerek yok, ben hatırlarım.” diye düşünebilirsiniz. Ama hatırlamayacaksınız. Ve şu an bir iş aramıyor bile olsanız, başarılarınızı belgelemek size neler yaptığınızla ilgili daha açık bir fikir verir. Terfi, zam ya da yeni sorumluluklar arıyorsanız özellikle buna kulak asmanızı tavsiye ederiz. Diğer Takımları Tanıyın Bir keresinde sırf iş arkadaşlarımı tanımak için bir şirket beysbol takımına katılmıştım. Birkaç kez kendimi rezil ettim ve bir kere de yüzüstü düştüm ama sonunda iş arkadaşlarımla daha iyi ilişkiler kurdum. Diğer takımdaki kişilerle arkadaşlık kurmak farklı projelere dahil olma, yeni beceriler öğrenme, ya da yeni ilgi alanları oluşturma gibi fırsatlar sunabilir. Bu diğer takımdan birine öğle yemeği teklifinde bulunmak, şirket geneli bir toplantıda duyduğunu katılanlardan biriyle paylaşmak ya da başkasının takım toplantısına katılıp katılamayacağını sormak kadar basit aslında. Yazmak Üzerine Daha Çok Vakit...

Hamdi Ulukaya Yaşayan En Etkili 100 İş İnsanı Arasında

Kurduğu Chobani markasıyla ABD’de gıda sektörünün en önemli isimlerinden biri olarak görülen ve en girişimci iş adamları arasında gösterilen Hamdi Ulukaya Forbes Dergisi’nin 100. Yıl etkinlikleri kapsamında hazırladığı Yaşayan En Etkili 100 İş İnsanı listesine girdi. Türkiyeli bir girişimci olan ve ülkemizde de özellikle sosyal sorumluluk, göçmen politikaları ve girişimcilik gibi konularda çalışmalar yürüten Ulukaya’nın dahil olduğu liste Forbes dergisi tarafından “Forbes’un 100 yılını kutlamak üzere 100 girişimci, vizyoner ve kapitalizm kâhininden A’dan Z’ye bir ansiklopedi oluşturacak fikirleri derledik. Ortaya iş dünyasının en müthiş deneme yazısı koleksiyonu ve ticaret tarihinin en müthiş portre portfolyosu çıktı” olarak tanımlandı. Ayrıca dergi iş hayatında önemli bir yere sahip olan bu 100 insanın görüşlerine de yer verdi. Hamdi Ulukaya’nın listede yer alan sözleri ise şu şekilde; Mevlana’yı Rehber Edinin Mevlana, “Sen yürümeye başlayınca yol kendiliğinden görünür” demiş. Ben Chobani’yi kurmaya giriştiğimde, ne daha önce bir şirket yönetmiştim ne de ortada bir iş planım vardı. Gözüme fabrikanın eskimiş duvarları takıldı; bu duvarların fena halde boyanmaya ihtiyacı vardı ve bu kolaylıkla halledilebilecek bir sorundu. Ben de gidip biraz boya aldım ve ilk beş çalışanımızla beraber kolları sıvayıp işe giriştik. Bu, benim o güne kadar aldığım ilk ve en iyi karardı. Harekete geçmenin, bir eylemde bulunmanın sihirli bir tarafı var; insana düşünmenin, yeni fikirler geliştirmenin kapısını açıyor ve bir ilerleme kaydettiğinizi hissettiriyor. Bu yüzden, oturup beklemeyin, yürümeye başlayın, merak etmeyin yol kendiliğinden görünür. Herşeyi Tek Başınıza Yapamazsınız, İyi Bir Ekiple Çalışın Her şeyi tek başınıza yapamazsınız, özellikle de belirli bir noktaya geldikten sonra. Bunun imkânı yok. Chobani’yi sıfırdan kurarken kendi potansiyelime inanmam, kendi kararlarıma güvenmem gerekiyordu ve bugün de hâlâ böyle yapıyorum. Fakat hem Chobani’yi kurarken...

Bilime göre Maksimum Başarı Sağlamak için Gününüzü Nasıl Planlamalısınız?

Zaman en değerli ve sonlu kaynağımızdır. Ancak çoğumuz hayatın fırtınasına kapılmış oluyoruz, günlerimizi rastgele planlıyoruz. Sonuç olarak, görevleri verimsiz bir şekilde yerine getiriyor ve hayatımızın geri kalanının boşluklar arasında kalmasına izin veriyoruz. Öte yandan, çok başarılı insanlar, gün içindeki her dakikanın öneminin farkındadır. Günlerini stratejik olarak planlayabilir, üretkenliklerini en üst düzeye çıkarabilir ve refah düzeyini iş dışında da iyileştirebilirler. Neyse ki, aynı şeyi yapmanızı sağlayacak bol miktarda bilim destekli çözümler var. Elle Kaplan cnbc.com’da yer alan yazısında tecrübelerini ve bu stratejileri aşağıda anlatıyor. İşte başarıya ulaşmak için gözden geçirmeniz gerekenler: Zorunlu olmayan kararlardan kaçının. Mark Zuckerberg ve Barack Obama’nın her gün aynı iş kıyafeti giymelerinin bir nedeni var ve bu neden moda duyguları olmaması değil. Çalışmalar, akıllıca karar verme kabiliyetimizin tıpkı kaslarımız gibi gün geçtikçe yıpranacağını gösteriyor. Çok başarılı insanlar, sabah saatlerinden en iyi şekilde yararlanmak için, zorunlu olmayan kararları mümkün olduğunca kesip bunları otomatikleştirir. Bu şekilde, zihinsel kasları ve istek gücünü, daha önemli olan bilge seçimler yapmak için saklarlar. Her gün Steve Jobs’un kıyafetlerini taklit etmek zorunda değilsiniz, ancak hayatınızı düzene sokmaya başlayabilirsiniz. Örneğin, pazar günü haftalık gardırobunuzu düzenleyebilir veya sabah müşterilere yanıt vermek için e-posta şablonları oluşturabilirsiniz. Erken kalkan kazanır. Apple CEO’su Tim Cook, Pepsi CEO’su Indra Nooyi ve bir sürü diğer başarılı birey sabah erken uyanıyor. Erken uyananlar daha proaktif olabiliyor ve hayatlarının sorumluluğunu alabiliyorlar. Herkes kapıdan koşarken ve kahvaltıya zaman ayırmaya çalışırken; güne başlamak için hazırlanmak ve sağlıklı sabah rutinlerinden yararlanmak için, erken uyanarak yeterli zamana sahip olabilirsiniz. 52-17 kuralını uygulayın. Çoğu kişi, yoğun bir gün boyunca, rahatlamak için kendine nadiren zaman ayırıyor. Ne yazık ki, beyinlerimiz bilgisayar değildir; bu yüzden yüksek kapasiteli çalışmaya devam...

Sosyal Ağınızı Genişletmenin 4 Temel Yolu

Çoğu başarılı insanların ortak noktalarından biri sosyal ağlarının çok güçlü olmasıdır. Güçlü sosyal ağa sahip olmak, işinizde karşılaşabileceğiniz olası zorlukların üstesinden gelmenizi ve  fırsatları yakalamanızı kolaylaştırır. Zayıf bir sosyal ağa sahip olmak, her sektörde büyük bir dezavantajdır. Peki bu kadar önemli olan sosyal ağımızı nasıl genişletiriz? 1.  Her zaman iletişime açık olun Sosyal çevrenizin yeterli olduğunu, yeterince etkinliğe katıldığınızı düşünseniz bile her zaman iletişime açık olun. Başarılı iş adamlarına baktığımızda sosyal ağlarını genişletmeye hep açık olduklarını görüyoruz ve bu onları başarıya götüren önemli etkenlerden. Eğer sosyal ağınızı oluşturmaya yeni başlıyorsanız da iletişime açık olmak çok önemli. İyi yöneticiler yaptıkları işlerin başarılarını çoğunlukla sosyal ağlarının genişliğine borçlu olduklarını söylüyor. 2.  Sosyal ağımızı genişletebileceğimiz yerler  Seminerler:  Sektörde iyi bir tanınırlığınız varsa, konuşmacı olabiliyorsanız ya da sizi önemli kişilerle tanıştıracak kontaklarınız varsa seminerler sosyal ağınızı genişletmek için iyi fırsatlardır. Eğer çok kontağınız yoksa da seminerler başlamak ve sektörün önde gelen isimleriyle tanışmak için harika yerler. Danışmanlar: Danışmanlara yapılacak yatırım beklemediğiniz şekilde sosyal ağınızı genişletebilir. Danışmanların kalifiye ve başarılı insanlardan oluşmuş geniş çevreleri vardır ve onlarla çalışmak sizin yolunuzu da bu insanlarla kesiştirebilir. Kendinizi tanıtmak: Sektörün önde gelen isimleriyle tanışmanın bir yolunu bulun. Kendinizi tanıtmak başarıya giden yoldur. Bunu yapmak için sektörden hali hazırda kontakta olduğunuz kişilerden onların tanıdığı ve sizin için faydalı olabilecek yeni kişilerle sizi tanıştırmalarını isteyebilir, siz de aynısını onlar için yapabilirsiniz. 3.  Bir profesyonel gibi iletişim kurmak Sektörden önemli isimlerle tanıştırılmak güzel bir avantajdır ancak bu avantajı bir profesyonel gibi değerlendirmek gerekir. Genellikle insanlar önemli kişilerle tanıştırıldığında, pek de profesyonel olmayan davranışlar sergileyerek( fazla heyecanlı ya da agresif olmak) bu avantajı doğru kullanamazlar. Önemli olan doğru ve size fayda sağlayacak bir şekilde tanıştırıldığınıza...
Manifesto

Çok Başarılı İnsanların 8 Alışkanlığı

Çok Başarılı İnsanların 8 Alışkanlığı Çok başarılı insanlar, bir iki ayrı karakteristik özelliğe sahip olmaktansa, hepsini birden yansıtır. Fikirler hakkında ne söylendiğini bilirsiniz – herkesin bir tane vardır. Eğer bunun aksiyona geçmiş halini görmek istiyorsanız, Google’da “başarılı insanların karakteristik özellikleri”ni aratın. Sonuçlardan bazıları şüphesiz ki memnuniyeti erteleme yeteneğinin başarının anahtarı olduğunu öngören Stanford’ta yapılan ünlü Marshmallow Testi’ni gösterecektir. Ama bu tek teori olmaktan bir hayli uzak. Stanford psikoloğu Carol Dweck’e göre, her şey zihniyete iner. Ortalama insanların kendi yeteneklerini sabit değer olarak gördüğü, başarılı insanlarınsa, onun deyimiyle, gelişmiş bir zihniyete sahip olduğunu belirten deneyler yapmıştır. Bir diğer deyişle, başarılı insanlar kişisel gelişimlerine ve kendi hatalarını aşılamaz kişisel kusurlar görmektense zorlukların üstesinden gelmeye odaklanırlar. Penn State ve Duke tarafından yapılmış diğer bir çalışmada araştırmacılar 700 anaokulu öğrencisinin sosyal yeteneklerini değerlendirmiştir. 20 yıl sonra bunları takip etmiş ve sosyal yetenekler ve başarı arasında güçlü bir bağ olduğunu keşfetmişlerdir. Sosyal becerisi en iyi olan çocukların üniversite diploması alması ve tam zamanlı bir işte çalışması daha olasıyken anaokulunda sosyal becerilerinde zorluk çeken çocuklar göz altına alınmaya, aşırı içkiye ve devlet gözetimine daha meyillidir. Ve liste uzayıp gidiyor. Peki burada ne oluyor? Neden onları desteklemek için bilimin yanı sıra başarıya katkıda bulunan özellikler hakkında bir çok farklı teori var? Galiba bunun sebebi çok başarılı insanların karmaşık olması – o kadar karmaşık ki onları tanımlayan bir çok nitelikleri çelişkili. Çok başarılı insanlar, bir kaç ayrı karakteristik özelliğe sahip olmaktansa, birçok özelliği birden yansıtır. Bu başarılarının anahtarıdır. İşte size neden bahsettiğimle ilgili bir kaç örnek: Kibardırlar ama söyleyeceklerini esirgemezler. Ben başarılı insanları zarif yıkıcılar olarak adlandırıyorum. Statükodan hiçbir zaman memnun değillerdir. Sürekli “Eğer?” ve “Neden olmasın?”...

2025 Yılında Yöneticilerin İhtiyaç Duyacağı 7 Yetenek

Şimdiden kariyeriniz için yöneticilik planları yapıyorsanız bunu başarmak için birtakım yeteneklere ihtiyacınız olacak. İşte geleceğin yöneticilerine ışık olacak Gwen Moran’ın yazısından satır başları: Hepimiz biliyoruz ki iş alanları sürekli değişiyor. Değişen taleplere göre artık meslekler de gelişen yapay zeka, otomatik öğrenme ve robotlarla birlikte makineleşiyor. İş grupları bambaşka bir hal almaya başlıyor ve küreselleşme yeni iş birliği içinde çalışma zorluklarını da beraberinde getiriyor. Aynı zamanda bu değişimlerle birlikte yakın gelecekte, Y kuşağı daha fazla yöneticilik görevi üstlenmeye başlayacak ve bu görevler günümüzden 2025’e kadar olan süreçte çok daha artacak. Liderlik gelişimi danışmanlık firması Liz Bentley Associates’in kurucusu Liz Bentley’e göre değişim çok hızlı gerçekleşecek ve şu anki iş alanlarının yarısı önümüzdeki 10 yıl içinde yok olacak ve biz de sürekli değişim halinde olan yeni koşullarla uyum içinde yaşıyor olacağız. Bütün bu değişikliklerin arasında yöneticiler bir yandan yeni nitelikler de edinmek zorunda kalacak. Bentley’e göre geçmişteki sabit ve hiyerarşik yapı da artık işlemez hale gelebilir. Bu yüzden eğer kariyer planınız arasında yöneticilik varsa bu yetenekleri edinmek öncelikli hedefiniz olmalı. 1. Teknoloji Yönetimi Becerisi Bentley’e göre teknoloji bizimle birlikte büyüyor ve büyüyen teknolojiye duyarsız kalan hiçbir iş alanı ilerleme şansına sahip değil. Tabi ki, günümüzden itibaren yapay zeka ve robotların iş sahasına girdiği zaman sürecini düz bir çizgi gibi resmedemeyiz; ancak teknoloji iş alanlarında hep var olan bir faktör olacak. Bu durum yeni yetenekler edinme, iş alanlarındaki görevler, veri yönetimi, gizlilik gibi konularda yeni zorluklar, uyuşmazlıklar ve aynı zamanda yeni fırsatlar ortaya çıkaracak. Yöneticiler teknolojiyle birlikte ilerlemeyi ve olabilecek yenilikler hakkında öngörülerde bulunmayı öğrenecekler. Bentley, bazı teknolojik gelişmelerin işe yarayacağını, bazılarının yaramayacağını ve bazılarının da evrilerek yoluna devam edebileceğini söylüyor. Ama kalıcı...

Sağlam Bir Öz Disipline Sahip Olmanız İçin Edinmeniz Gereken 5 Alışkanlık

Hedefinize giden yolda dikkatinizi dağıtan her şeyden kurtulun. Güçlü bir öz disipline sahip olmanın olmanın yolları nelerdir? Bu sorunun cevabını Silicon Valley’in girişimcisi, yazar ve hacker Nela Canovic’in bilgi paylaşma platformu Quora’daki yazısında bulabilirsiniz. İşte o yazıdan satır başları: Öz disiplin, başarıya ulaşmak için neden bu kadar önemli? Öncelikle gün içinde yapmanız gereken işler için sahip olduğunuz zaman boyunca kendinizi nasıl yöneteceğinizi öğrenirsiniz. İkincisi, öncelikli olarak yapmanız gereken işi ve diğer işlerinizi bir öncelik sırasına koymayı öğrenirsiniz. Üçüncüsü, kendinize yeni şeyler öğrenme, yeni hobiler edinme ve herhangi istediğiniz bir alanda uzmanlaşma özgürlüğünü vermiş olursunuz. Öz disiplininizi geliştirmeye yarayacak birçok faydalı yol vardır. Eğer bu yolların neler olduğunu merak ediyorsanız ve yeni fikirlere açıksanız en iyi yol öncelikle basit hileleri öğrenip, ardından her gün bunlarla alıştırma yapmaktır. İşte bu 5 yol: 1. Uyanır uyanmaz beyninizi eğitmeye başlayın Güne şu soruyla başlayın: ‘’ Bugün tamamlamam gereken bir işim var mı?’’. Bu teknik sayesinde gün içinde ulaşmanız gereken hedeflerinize odaklanabilir ve onu önceliğinize alabilirsiniz. Peki buna nasıl başlarsınız? Kafanızdakileri yazıya dökebilir; büyük harflerle bir kağıda yazıp o kağıdı yatak odanızın veya banyonuzun duvarına asabilirsiniz. Böylelikle güne başlarken dişinizi fırçaladığınız veya işe/okula gitmek için hazırlandığınız sırada kolaylıkla görebilirsiniz. Bu durum planlarınızı harekete dökmenizi ve gününüzü bu hedef uğruna geçirmenizi sağlayacaktır. 2. Zevk alacağınız işler yerine, önce zor işlerinizi bitirin Güne mail kutunuzu kontrol edip, telefonunuzda sosyal medya hesaplarınızı karıştırarak başlamak; ardından mesajlarınıza cevap verip, arkadaşlarınızla birlikte olmak aslında beklenmeyen bir durum değil. Ama bu sadece bir zaman kaybı! Çünkü sabah saatleri en zor işlerin üstesinden gelmeniz için en ideal zaman dilimi. En basit kısmı da bu alışılmış durumu değiştirmenin gayet kolay olması. Peki...

Özgeçmişinizi Bir Sayfaya İndirecek 6 İpucu

Bir sayfalık bir özgeçmişe sahip olmanız gerektiğini biliyorsunuz. Her ne kadar iki sayfalık bir özgeçmiş hazırlamak isteseniz de, hepimiz biliyoruz ki –üst düzey bir yönetici pozisyonuna başvurmadığınız sürece- kimse ikinci sayfaya bakmaz. Ayrıca zor bir karar alıp bütün önemli parçaları bir 8.5×11’’ belge üzerinde alabilirsiniz. Peki, sekiz nokta beşlik yazı tipini kullanmadan bunu nasıl başaracaksınız? MIT’de Kariyer Gelişim Uzmanı olarak çalışan Lily Zhang bu konudaki ipuçlarını paylaştı: 1.  Kenar Boşluklarınızı Düzenleyin.  Birisi bir yerde varsayılan sayfa kenar boşluklarının yaklaşık bir inç olmasına karar vermiş. Bu fikrin nereden geldiği konusunda hiçbir fikrim yok, ama ne alan kaybı! Tabii basılabilirliğe zarar vermek istemezsiniz, ancak sağlıklı bir yarım inçlik boşluk size daha fazla kullanılabilir alan verecek ve hala geniş beyaz bir alana sahip olacaksınız. 2. Bölümleri Birleştirin. Yeni bölümler oluşturmak, deneyimlerinizden bazılarını yeniden düzenlemek için mükemmel bir stratejidir, ancak yeni bölümler yeni başlıklar demektir ve başlıklar yer tutar. Yani, eğer yer kazanmak istiyorsanız özgeçmişinizde sadece üç ya da dört bölüm olduğundan emin olun. “Beceriler & İlgi Alanları” gibi bölümleri birleştirmeyi deneyin. Veya başarılarınızın ve ilgi alanlarınızın çok çeşitli olduğunu düşünüyorsanız, deneyiminize veya eğitiminize girmeyen her şeyi “Ek Bilgiler” bölümüne atmayı düşünün. 3. Çoklu Kullanım Satırları Oluşturun. Eğer önceden özgeçmişinizi iki sayfaya sığacak şekilde yazdıysanız, olması gerekenden biraz cömert davranmış olabilirsiniz. Örneğin, üniversite GPA’nızı kendi satırında yazmış olabilirsiniz. GPA’nizin ne kadar alakalı olup olmadığı tartışmasını göz ardı ederek, bu gibi şeyler sadece bir çizgi içine çekilmelidir- belki dereceniz ve mezuniyet yılınızın arasına. Aynı şey şirketiniz ve iş unvanınız için de geçerlidir. Ayrı satırlarda olmalarına gerek yok. Tıpkı adresinizin, telefon numaranızın ve mail adresinizin olmadığı gibi. Bunların hepsi isminizin altında bir satırda toplanabilir. Aslında açık adresinizi yazmanıza hiç...

Özgeçmişte Kullanılacak En İyi Yazı Tipi Hangisi?

Özgeçmişiniz bir hikaye anlatır. Profesyonel hayatınızı (bazen de kişisel hayatınızı) yansıtır ve şimdiye kadar çizdiğiniz kariyer rotanızın resmidir. Eğer işe alım yöneticisinin ilk bakışta dikkatini çekemediyse, özgeçmişiniz maalesef onun için sıradan bir kağıt parçasıdır. İşte bu yüzden özgeçmişiniz yazım hatalarından arındırılmış, ayrıntılı ve nitelikli olmalıdır. Ve tabi ki göze güzel görünmelidir! Ama ardından o çok önemli soru gelir: Özgeçmişte kullanılacak en iyi yazı tipi hangisi? Stacey Lastoe bu soruyu sizler için aydınlattı: Ben sadece özgeçmiş sahibinin ismine bakıp kısaca genel bir bilgiye sahip olmanın ve bu aşamada hangi özgeçmişin elenip hangisinin devam edeceğinin az çok biliyorum. Ama ayrıntılı olarak bu konuyu öğrenmek için bu konunun uzmanları, aynı zamanda özgeçmiş koçluğu yapan Steven Davis ve Neely Raffellini’ye ulaştım. Davis’in söyledikleri şu yönde: ‘’Öncelikle özgeçmişinizi kimin okuduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Bu kişi yüksek ihtimalle işe alım uzmanı ve yine yüksek ihtimalle okumak yerine göz gezdiriyor, çünkü eline her ay binlerce özgeçmiş geliyor. Belli bir süreden sonra madde işaretleri ve küçük yazı boyutları gözü yormaya başlıyor. İşte bu özgeçmişinizin elenmesinin başlıca nedenlerinden biri. Davis’e göre eğer birisi nitelikli özgeçmiş yazmak konusunda bilgilenmek istiyorsa öncelikle özgeçmişin ilk aşamada elenip elenmemesinin şartlarını öğrenmeli.  Mesela özgeçmişiniz beyaz bir arka plana sahipse ve yazı tipiniz göz yormuyorsa bu işe alım uzmanında rahatlatıcı bir etki yapar. Raffellini de ATS (Başvuru Takip Sistemi)’nin önemini destekleyen şu sözleri söyledi: ‘’Yazı tipleriyle ilgili en önemli şey hem göz hem Başvuru Takip Sistemi ile kolayca okunabilmesi; bu yüzden başarılarını anlamakta zorlandığınız adayları işe almak istemezsiniz.’’ Başvuru değerlendirme sürecini başarıyla atlatmak için özgeçmişinizi gönderme şekliniz hakkında iki kere düşünmek isteyebilirsiniz. Bu yazı, Word dosyasına kıyasla bir PDF göndermenizi tavsiye ediyor. Raffellini’nin uygun bir özgeçmiş için önerdiği...

Bir İşe Girmek İçin Özgeçmişinizin Geçmesi Gereken 6 Saniye Testi

Şirkete yetenek alan kişiler özgeçmişinize 6 saniye bakarlar. Welltower’in insan kaynakları uzmanı Michael Schneider’in yazısından satır başlarıyla bu 6 saniye içinde nelere dikkat ettiklerini öğrenmek istemez misiniz? A Staff.com’un araştırmasına göre, Google her sene 2 milyondan fazla iş başvurusu alıyor. İşe alınma oranının başvurulara göre yüzde oranına bakacak olursak, Google’da işe girmek Harvard’a girmekten 10 kat daha zor. Eğer bir şansa sahip olmak istiyorsanız öncelikle özgeçmiş şablonunuzu düzenlemelisiniz. Kariyer ve iş ilanı sitesi TheLadders, yöntemlerini daha iyi anlayabilmek için, rastgele seçilen profesyonel işe alım uzmanlarıyla geniş bir çalışma yürüttü. Adeta ısı haritasına benzer bir şekilde inceleyerek, işe alım uzmanlarının özgeçmişleri gözden geçirdiği gibi, onlar da işe alım uzmanlarını gözlemledi. Sonucunda net ve tutarlı bir görsel model keşfetti: sadece 6 saniyede tamamlanan sistematik ve hiyerarşik bir yaklaşım. Her ne kadar bu aşırı hızlı bir süreç olsa da, işe alım uzmanları zamanlarının %80’ini bu temel 6 madde üzerinden karar vermeye ayırıyor. 1. İsim İsminiz işe alımcıların ilk gördükleri şeydir. Bu belki yarım saniye civarında sürer, ama en önemlisidir. Eğer olmanız gereken yoldan fazlasıyla sapmışsanız, özgeçmişinizdeki geri kalan kısımları boşuna yazdınız demektir. İşe alımcıların özgeçmişinizin geri kalanını okumasını garantilemek istiyorsanız, okunaklı ve akılda kalıcı bir yazı tipi kullanın (fazla yaratıcı olmayın). Buna ünvanınızı ve sertifikalarınızı eklemeniz önemli rol oynar. ( Can Deniz, MBA veya Ayşe Deniz, CPA gibi). Ayrıca adresinizi ve iletişim bilgilerinizi eklemeniz de sizin açınızdan olumlu olacaktır. Son bir tavsiye de fotoğrafınızı eklememeniz gerektiği yönünde. Genel olarak, olağanın dışında fazladan eklediğiniz şeyler özgeçmişiniz için dikkat dağıtıcı ve değerini düşürücü etki yapacaktır. 2. ve 3. Şimdiki ve Önceki Göreviniz ile Bulunduğunuz Şirket İşe alım uzmanları için niteliklerinizi değerlendirmenin en hızlı yollarından biri de şu...

10 Farklı Mülakat Türü ve Üstesinden Gelmenin Yolları

Mülakatlar çok farklı şekillerde karşımıza çıkabilir. Bazen yalnızca bir kişiyle  mülakat yaparken, bazen de beş kişi birden görüşmeci olarak mülakatta bulunabilir. Belki öğle yemeğine çağırılıyor, belki bir problemi çözmeniz bekleniyor olabilir belki de bir Skype mülakatına dahil olabilirsiniz. Bu yazıda formatı ne olursa olsun, mülakatlarda başarılı olmanın yollarını bulabilirsiniz. Yazının devamında, karşılaşabileceğiniz farklı mülakat türlerinin nasıl üstesinden gelebileceğinizi anlattık. Siz de bu en yaygın 10 mülakat türüne ve onlarla ilgili neler bilmeniz gerektiğinize göz atabilirsiniz. 1.  Geleneksel Mülakat En çok karşılaştığımız mülakat tipi geleneksel mülakattır. Mülakatı yapan genellikle tek bir kişidir ve karşısına oturup başvurduğunuz işe uygun aday olup olmadığınızı anlamak için sorduğu bir dizi soruyu cevaplarsınız. 2.  Telefon Mülakatı Telefon mülakatları genelde adayın yüz yüze mülakata gelebilecek uygunlukta olup olmadığını anlamak için yapılır ve bu yüzden telefon mülakatlarında başarılı olmak esas mülakatların anahtarlarıdır. Telefon mülakatlarına hazırlanmak, birkaç teknik ayarlama dışında yüz yüze yapılan bir mülakata hazırlanmakla aynıdır. 3.  Skype Mülakatı Skype mülakatları giderek çoğu şirketin işe alım süreçlerine dahil etmeye başladığı bir mülakat türüdür. Bu mülakatlara tüm teknik sistemlerin doğru işlediğinden ve ekranda doğru görüntüyü verdiğinizden emin olarak hazırlanabilirsiniz. 4.  Vaka Mülakatı Vaka mülakatları diğer mülakat türlerinden farklı bir formattadır ve sizden bir iş vakası  (Şirketin büyüme hızı nasıl ikiye katlayabilir? ) veya bir bilmece (Ortalama boyutlardaki bir yolcu uçağına kaç tane tenis topu sığar?) çözmeniz beklenir. Vaka mülakatları eskiden genellikle danışmanlık firmalarının işe alım süreçlerinde kullanılırken, şimdilerde teknoloji şirketlerinden özel sektördeki bir çok şirkette karşımıza çıkabiliyor. 5. Bilmece Mülakatı Google ve onun gibi çok başvuru alan bazı şirketler mülakatlarında sordukları bilmeceler (İstanbul’da bir Cuma günü saat 14:30’da kaç kişi Facebook uygulamasını kullanıyordur?) ile bilinirler. Sorular sıradan gibi gözükse...

Sıradaki İş Görüşmenizden Nasıl Galip Ayrılırsınız?

İşvereninizle sıkıca tokalaşın. Göz teması kurun. Her soruyu kısa ve öz cevaplayın. Sonunda işvereninize sorular sorun. Eğer zaten bir işiniz varsa iş görüşmesine girdiniz demektir ve muhtemelen bu tip görüşmelerin gerekliliklerini ve sorulan soruları biliyorsunuz. Fakat iyi bir adaydan işvereninin gözdesine dönüşmek istiyorsanız, bilinenin dışına çıkmalısınız. Giydikleriniz ve kendinizi tanıtma şekliniz önemlidir çünkü işverenin sizi görevde düşünmesini sağlayacak sorumlulularınızın ve etkileşiminizin adeta bir kanıtıdır ama daha önemlisi işverenin sizden daha iyi bir aday düşünememesini de sağlar. Bu 4 ipucunu sıradaki görüşmenizde kullanırsanız hedefi 12’den vuracağınızdan şüpheniz olmasın. 1. Önceki İşinizde Vazgeçilmezdiniz. İnsan kaynakları işleri halletmekte geçmişi olan kişileri işe almak isterler. Mantık şu şekilde işler; eğer daha önceki işinizde başarılıysanız, bu işte de başarılı olma ihtimaliniz yüksek. Açıkcası hiçbir şey geçmiş işlerinizdeki başarılarınızdan çok işvereni cezbetmez. Bu yüzden görüşmedeki ilk göreviniz bir önceki işinizde nasıl vazgeçilmez bir pozisyonda olduğunuzu anlatmak. Tabii “Gördükleri en iyi Junior Analizciydim, benim yerim asla dolmaz.” diyemezsiniz. Yaptıklarınızın ve sonuçlarının somut örneklerini göstermelisiniz. Bunlar görüşmedeki sorulara cevap verirken kullanacağınız S-T-A-R metodunun 2 elementiydi. Bu metodu kullanabilmek için bir durum (Situation) ve işvereninize zemin hazırlayacak tamamlamanız gereken bir görev (Task) bulmalısınız, örneğin; “Junior Analist olarak rolüm ödeme sürecini yönetmekti.” ama zamanınızın çoğunu bu işi nasıl yaptığınızı (Action) ve ne başardığınızı (Result) anlatmak için harcayın. “Bir ayda süreci yoluna koydum ki bu takımıma aylık 10 iş saati kazandırdı ve ödemelerdeki hataları yüzde 5 azalttı.” Sizin yerinizde başkası olsaydı, o da yapardı diye endişelenmeyin. Yapamazdı. Bu sizin işiniz, sizin çalışmanız ve sizin başarınızdı. 2. Bu Yeni İşte Mükemmel Olacaksınız. Maalesef bir roldeki başarı diğer rol için uygun olduğunuz anlamına gelmez. İşvereni yeni işinizde harikalar yaratacağınıza ikna etmek için...

Mülakatından Hemen Sonra Gözden Geçirmen Gereken Liste

İş görüşmemiz bittikten sonra o sonu bir türlü gelmeyen bekleme süreleri hepimizin korkulu rüyası. İşte tam da ne yapmalıyız diye sorarken karşımıza çıkan Richard Moy’un bu makalesini keyifle okumanızı dileriz. Ne zaman bir arkadaşımın bir mülakattan işe yerleşeceğini dair iyi hisle ayrıldığını öğrensem heyecanlanırım. İşe alım geçmişim nedeniyle “Bir sonraki adım için ne yapmalıyım?” karşıma çıkan soruların başında geliyor.  Ve bu soruyla karşılaştıkça ne kadar önemli olduğunu daha da iyi anlıyorum. Sonuç olarak karşınıza çıkan bu fırsat için motive olup, her şeyin iyi gittiğini düşünüyorsunuz. Tüm o sürecin, zamansız bir teşekkür mektubu ya da uzun uzadıya bir sessizlikle sonuçlanmasını istemiyorsunuz. Hal böyle olunca ben de bunu düşünerek mülakatınızın iyi geçtiği zamanlarda ve ileriki adımlarınızı akıllıca atmak istediğinizde danışabileceğiniz bir liste hazırlamanın zamanı geldiğine karar verdim. 1. Bir Atıştırmalık ya da Tatlıyla Enerjinizi Geri Toplayın  Bu kulağa alakasız gelebilir, fakat mülakatlarla geçen uzun bir günü geride bıraktınız! Kendinizi bu kadar hırpalamanızı değil, ödüllendirmenizi öneriyorum. Eve geldikten sonra kendinizi bir atıştırmalıkla ya da en sevdiğiniz tatlıyla ödüllendirmek için kısa bir mola verin. Gidin ve kendiniz biraz iyi davranın. 2. Mülakat Boyunca Tartıştığınız Önemli Ne Varsa Not Alın Ne düşündüğünüzü biliyorum, teşekkür notu için zaman ayırmak! Fakat durum şu ki basit bir “benimle görüştüğünüz için teşekkür ederim” mesajı işverenin sizi iyi bir şekilde hatırlamasına yardım etmeyecek. Bu yüzden böyle mesajları yazmaya başlamadan önce mülakatta işverenle ele aldığınız birkaç şeyi not edin. Bu hafızanızı tazelemek ve yazmaya başladığınızda daha özenilmiş bir mesaj oluşturmak için harika bir yol. 3. Karşınıza Çıkan Bu Fırsatın Sizi Neden Heyecanlandırdığını Anlatan Bir Sebep Yazın İşte şimdi sıra teşekkür mesajlarına geldi değil mi? –HAYIR, henüz tam geldi diyemeyiz. Bu süreçteki bir sonraki...

Geliştirici ve Son Kullanıcı Arasındaki Köprü: İş Analizi

İş Analizi özellikle son yıllarda farklılaşan enformasyon teknolojilerinin kazandığı önemle birlikte yeni bir perspektif kazanan bir alan. Daha önceki yıllarda özellikle yürütülen ve planlanan çalışmaların optimizasyonu, fizibilite çalışmaları gibi etmenlerle direkt ilgiliyken şimdi yazılım sistemlerinin çözümlenmesi, kullanıcı ve uygulama geliştirici arasındaki iletişimin sağlanması alanında yapılan çalışmalar olarak özetlenebilir. İş analizi uzmanları için meslek unvanları sadece iş analistliği değildir aynı zamanda iş sistemleri analisti, sistem analisti, ihtiyaç mühendisi, süreç analisti, ürün yöneticisi, işletme analisti, işletme mimarı, yönetim danışmanı, iş zekası analisti, veri zekası uzmanı, veri bilimcisi ve yönetim bilişim sistemleri uzmanı gibi unvanlar da iş analistinin yaptığı işlerinin bazılarını konsept olarak içerir. Yönetim, proje yönetimi, ürün yönetimi, yazılım geliştirme, kalite güvencesi ve etkileşim tasarımı gibi birçok başka iş alanı da ağırlıklı olarak başarı için iş analizi becerilerine güvenir. İş analizi, bir kuruluşun mevcut durumunu anlamak ya da daha sonra iş gereksinimlerini tanımlamak için bir temel oluşturmak üzere yapılabilir basit bir düzlemde. Ancak çoğu durumda ve daha gelişmiş bir perspektifte ele alırsak, işletme ihtiyaçları, hedefleri veya hedefleri karşılayan çözümleri tanımlamak ve doğrulamak için iş analizi yapılır. Günümüzde özellikle Endüstri Mühendisliği dikeyinde yapılan çalışmalar İş Analizi alanına yakın olarak sıralanabilir. Geçtiğimiz yıllardaki roller ise Proje Yöneticileri ve Ürün Yöneticilerine aktarılmıştır diyebiliriz. Ayrıca iş analizi kullanılan kurumsal sistemlerin ve projelerin otomasyonu ve optimizasyonu süreçlerini de kapsar. Günümüz iş dünyasında iş analizi genellikle uygulama geliştirme süreçlerinin içinde konumlanmıştır. Bu süreçlerin dökümantasyonu, gereksinimleri, son kullanıcı ve kullanıcı deneyimi etkileşimleri iş analizinin önemli aşamalarındandır. Ayrıca bu sürecin sonuçlarının analiz edilmesi, raporlanması ve yeniden yorumlanması esnasında yapılacaklar da iş analizi sürecinin parçalarındandır. İş analizi her alanda yaşanan değişim furyasının öncü kuvvetidir ve kuruluşların nasıl çalıştığı konusunda değişiklik yapma...

Google, Apple’ı Geçerek Dünyanın En Değerli Markası Oldu

“Dünyanın en değerli markaları” listesinin zirvesinde artık Google var! 6 yıldır zirvede yer alan Apple, ikinciliğe geriledi. İnternet devi ve arama motoru Google’ın “dünyanın en değerli markaları” listesinde teknoloji devi Apple’ı geride bırakarak zirveye yükseldiği bildirildi. Bağımsız danışmanlık firması Brand Finance’in yayınladığı 2017 yılı Global 500 adlı raporda, Google’ın marka değerinin geçen seneye kıyasla yüzde 24 artış göstererek 109,5 milyar dolara yükseldiği belirtildi. Geçen seneki raporda Google’ın marka değeri 88,2 milyar dolar olmuştu. Böylece Google, Apple’ı geçerek, dünyanın en değerli markası oldu. Raporda, dünyanın en büyük markalarının müşterilerine ulaşmasını sağlayan Google’ın arama motorunun başarısına dikkat çekilirken, şirketin bu hizmetten sağladığı reklam gelirlerinin de geçen sene yıldan yıla yüzde 20 yükseldiği vurgulandı. Öte yandan, raporda, Apple’ın marka değerinin geçen seneye kıyasla yüzde 27 azalarak 107,1 milyar dolara düştüğü belirtildi. Şirketin geçen sene marka değeri 145,9 milyar dolar olmuştu. Böylece 2011 yılından bu yana 6 yıl üst üste dünyanın en değerli markaları listesinin zirvesinde yer alan Apple, bu yıl ikinci sıraya geriledi. “MÜŞTERİLER İNANCINI KAYBETMEYE BAŞLADI” Raporda, Apple’ın sadık müşterilerinin firmaya olan inancını kaybetmeye başladığının altı çizilirken, “Apple, müşterilerinin iyi niyetini aşırı derecede sömürdü. Apple Watch gibi yeni ürünler önemli gelir oluşturmakta başarısız oldu ve şirket tüketicilerinin arzuladığı yenilikçi teknolojileri ortaya koyamadı.” ifadesine yer verildi. Apple markasının “ışığını kaybettiği” yorumuna yer verilen raporda, şirketin gelirlerinin büyük bölümünü oluşturan iPhone’un, Güney Koreli elektronik devi Samsung’un yanı sıra, Çinli cep telefonu üreticileri Huawei ve OnePlus’la da rekabet etmek zorunda olduğu vurgulandı. AMAZON YERİNİ KORUDU Dünyanın en değerli markaları listesinde ABD’li e-ticaret devi Amazon bu sene üçüncü sıradaki yerini korudu. Amazon’un marka değerinin geçen seneye kıyasla yüzde 53 artarak bu yıl 106,4 milyar dolara...

2017’de Etkisini Hissettirecek 7 Pazarlama Eğilimi

İyi pazarlamacılar hem konvansiyonel hem de dijital alanda ellerindeki tüm araçları kullanır ve bunların verimliliğine özen gösterir. 2017’de şimdiden bu pazarlamacıların kavradığı ve üzerine dair konuşmaya başladığı bir yıl oldu. Henüz başında olmamıza rağmen dijital devrimin pazarlamada detaylara ve teknolojik yeniliklere verdiği önem ortada. Bu projeksiyonlara göre 2017 yılının en büyük eğilimleri, pazarlamacının dikkat dağıtan şeyleri engelleyerek ve pazarlama olanaklarını artırarak tüketicilerle daha doğrudan etkileşimde bulunmalarına yardımcı olacak metodlar olacaktır. Bu taktikler ve teknolojiler insan doğasının temel yönlerine hitap ederek etkileşimi artırmada önemli rol üstlenecektir. 1. Yerel Olun ya da Eve Dönün Yerel pazarlama, özelleştirilmiş metodlar, kişiselleştirilmiş pazarlama teknikleri 2017’nin en önemli projeksiyonlarından biri olarak gözüküyor. İnsanların global kültürle haşır neşir olma süreci gerçekleştikten sonra özellikle pazarlamacıların ana hedef gruplarında önemli hissetme, doğal hissetme gibi yatkınlıklar ön plana çıktı. İnsanlar kendilerine özel ürünler ve pazarlama stratejilerine, yerelleştirmeye inanıyor. Bu akım başladığı gibi de devam edecek gibi görünüyor. 2. İçerik Pazarlamayı Benimsemek Çoğu zaman yerel pazarlama ile karıştırılan içerik pazarlama ve metodları yönetimi daha zor olan bir alandır. Yerel pazarlama içeriğin dağıtılması,yayılması konusuna daha odaklanırken içerik pazarlaması, hedef kitleyi çekmek, ilgili bilgileri oluşturmak ve dağıtmak için oldukça net ve stratejik bir pazarlama tekniğidir. Ve önemi 2017’de de hiç eksilmeyecek gibi görünüyor. 3. Fenomen(Influencer) Pazarlamasını Kullanmak Influencer ya da en basit tabiriyle etki yaratan dijital karakterleri kullanmak kampanya başarısı için 2017’de daha fazla önem arz edecek gibi görünüyor. Ülkemizde de büyük projelerde yavaş yavaş etkisini göstermeye başlayan bu yöntem müşteri sadakati ve hedef kitlenin güvenini kazanmak açısından, marka-müşteri etkileşimini artırmak açısından olumlu çıktılara sahip. 4. Canlı Yayın Videoları ve Sanal Hikayeleştirme Önem Kazanacak Canlı yayınlar ve sanal hikayeleştirme araçları özellikle 2016 yılında ortaya...
iskur-logoToptalent.co Özel İstihdam Bürosu Olarak Türkiye İş Kurumu tarafından 05.05.2015 tarih ve 61647 sayılı karar uyarınca 750 nolu belge ile faaliyet göstermektedir. 4904 sayılı kanun uyarınca iş arayanlardan ücret alınması yasaktır. Kariyerine buradan başla! İş ilanları, staj, yetenek programları, networking, kariyer tavsiyeleri, etkinlikler…