İşinize Ara Vermeden Bitirebileceğiniz 10 MBA Programı

Full-time çalışan profesyonellerin hepsi eğitimlerine devam ederken aynı endişeyi taşırlar: İşletme yönetimi master derecesi (MBA) sahibi olmam iş yaşamı dışında harcadığım iki yıllık süre ve bu sürede kazanabileceğim gelir kaybına değecek mi? Böyle düşünüp işlerini kaybetmek istemeyenler için işte çözüm önerisi: ”Yarı zamanlı işletme programları.” Bu programlar genellikle 3 yıl sürer. İki yıl süren tam zamanlı programlarla karşılaştırıldığında öğrencilere geceleri de derslere katılma imkanı sunmaktadırlar. US News & World Report başarılarına göre sıralanmış en iyi yarı zamanlı işletme programlarını açıkladı ve California-Berkeley Üniversitesi’ndeki Haas İşletme Okulu’nun birinci sırayı aldığını duyurdu. Haas bünyesindeki yarı zamanlı programın başarısı 47.4% gibi bir oranla onaylandı. Öğrencilerin işletme doktorasına hazırlık testinden (GMAT) aldıkları skor ise ortalama 694. US News’in programları sıralarken kullandığı 5 kriter var. (GMAT skorları ve kaç yıllık iş deneyimi sahibi olmaları dahil) Ayrıca işletme okulu dekanı tarafından belirlenen akran değerlendirmesi kriteri de sıralama yaparken yararlandıkları bir diğer faktör. Bir göz gezdirmek isterseniz işte ABD’de bulunan yarı zamanlı en iyi 10 MBA programı: 10.University of Texas-Austin (McCombs) 9.Ohio State University (Fisher) 8.Virginia Tech (Pamplin) 7.Temple University (Fox) 6.University of Michigan-Ann Arbor (Ross) 5.Northwestern University (Kellogg) 4.University of California-Los Angeles (Anderson) 3.New York University (Stern) 2.University of Chicago (Booth) 1.University of California-Berkeley...

Başarılı Olmak İçin Kurtulmanız Gereken 9 Şey

Bir yönetici ya da bir girişimci olarak, siz kendinizin hem en iyi arkadaşı, hem de en kötü düşmanısınızdır. Yeteneklerinize yalnızca sizin yapabileceğiniz kadar iyi bir dünya yaratmak konusunda güvenmek ya da değeriniz hakkında şüpheye düşüp, erteleme ve gereksiz zaman kayıplarıyla kendi kendinizi sabote etmek konusunda arada kalabilirsiniz. 2017’yi şimdiye kadarki en iyi yılınız yapabilirsiniz, ama bunun olması için birkaç nahoş alışkanlığınızı bırakmanız gerekecek. 1.Yetki verme anlayışına sahip olmak Evet,siz nadir yeteneklerin ve vizyonun kombinasyonuna sahip olan bir kar taneciği olabilirsiniz, ama bu bütün dünyanın size bir şeyler borçlu olduğu anlamına gelmiyor, özellikle de bir girişimci olarak. Eğer başarılı olmak istiyorsanız, başarıyı siz yaratmalısınız. Yeni bir müşteri ya da şirketinizin harika yayınlarında başrol oynamak istiyorsanız, o zaman bunu gerçekleştirmek için işe sarılmaya başlayın. 2.Her şeyi tek başına yapmayı denemek. Kısaca, her şeyi tek başınıza yapmayı denemeyin. Yardım ve tavsiye istemek iyidir ve omuzlarınızdaki yükü alacak başkalarını dahi işe alabilirsiniz. Size yardım etmekten mutluluk duyacak birçok girişimce ve arkadaştan oluşan kocaman bir ağa sahipsiniz, çünkü siz de onlara yardım ederdiniz ya da sadece onlar da sizin başardığınızı görmek isterler. Girişimcilik yeterince zor, gereksiz yere daha da zorlaştırmayınız. 3.Mükemmel olmaya çalışmak. Herkes bazı zamanlar başarısız olabilir. Başarılı bir insan, hayat onu vurup yere serdiğinde bile, sonuna kadar ayağa kalkabilendir. Mükemmel olmaya çalışmak sizi hata yapmaktan ve başarıya ulaşmaya ihtiyacınız olduğunda öğrenim eğrisinin üstünde kalmanızı sağlar. 4.Kendinizi diğerleriyle karşılaştırmak. Başarılı insanlar ilham verici olanlardır. Onların başarısı, sizi, onlar kendi zirvelerine çıkarken takıldıkları aynı hatalardan korumaya yardım edecek, potansiyel bir yol haritası olabilir. Onlara bakmanızı ve kendinizi aynı başarı seviyesinde olmadığınız için cezalandırmanızı kastetmiyoruz. Onlar kendi yollarını sıkı bir çalışmayla oluşturdular ve eğer sizde...

Dijital Yeteneğinizi Geliştirecek 7 Online Eğitim

Dijital bir dünyada yaşıyor, nefes alıyor, paylaşıyor, deneyimliyor, öğreniyoruz. Neredeyse her şeyin dijitale taşındığı hatta artık analog bir boyut kalmadığı için dijital olanın ana akım haline geldiği bu dünyada eğitimin ve eğitim içeriklerinin dijitalleşmesi de oldukça normal ve önemli. Özellikle eğitime erişme, fırsat eşitliği gibi konularda harika fırsatlar sunan eğitim platformları ve oldukça kaliteli eğitimler günümüzden uzaktan alınabiliyor. Profesyoneller ve öğrencilerin dijital yeteneklerini geliştirmesine yardımcı olacak. Onları bugünün dünyasına hazırlayacak bu ücretsiz yada oldukça uygun fiyatlara sahip eğitimlerin bazılarının dünyaca ünlü üniversiteler tarafından sertifikalı olarak sunulması da ayrı bir avantaj. Bu sertifikaları edinen bireylerin CV’lerinde fark yaratacağı aşikar. İşte dijital yeteneğinize katkı sunacak o eğitimler; 1. Facebook ve Twitter ile Sosyal Medya Pazarlaması: Pazarlama kabuk değiştiriyor. Ülkemizde ve dünyada dijital pazarlama konsepti ve dijital ajanslar artık pazarlamayı yönetmeye onun kurallarını yeniden yazmaya devam ediyorlar. Bunları yaparken kullandıkları en önemli araçlar da sosyal medya araçları. Bu eğitimde Facebook ve Twitter özelinde sosyal medya pazarlamasının nasıl yapıldığını göreceksiniz. Ücret: Ücretsiz deneme imkanı veya aylık 19.99$ ücretle limitsiz üyelik 2. Yeni Başlayacaklar için Adobe Photoshop: Adobe Photoshop da tıpkı efektif sosyal medya kullanım ve ölçüm araçları gibi günümüzde grafiklerin, görsellerin öne çıktığı alanlarda en bilinen görsel uygulaması. Özellikle bu alanda ilerlemek isteyenler ve gündelik işlerinde görsel düzenlemeye ihtiyaç duyan kullanıcılar için oldukça faydalı olabilecek bu eğitim Adobe tarafından sunuluyor. Ücret: Ücretsiz 3. Yeni Başlayanlar İçin WordPress: Dünyanın en önemli blog ve web site oluşturucularından WordPress’in bu eğitimi de özellikle içerik işi yapmak isteyenlerin ve içerik pazarlamasına yönelmek isteyenlerin faydalanabileceği bir kaynak. Başlangıç aşaması WordPress özelliklerinin kullanımı ve kişiselleştirilmesi için faydalı içeriklere sahip. Ücret: Ücretsiz 4. Herkes İçin Python ile Programlama: İçeriği Michigan...

Ne Olursa Olsun İşiniz İçin Asla Vazgeçmemeniz Gereken 6 Şey

Tipik iş günü olduğu kadar uzun sürüyor ve teknoloji daha da uzun sürüyor. Sonunda ofiste tam gün geçirdikten sonra evinize döndüğünüzde, cep telefonunuz çalıyor ve anında yanıt bekleyen kişilerden gelen mailler gelen kutunuza bırakılıyor. Çoğu kişi eve girer girmez bağlantı kesmeyi talep ederken, son araştırmalar aksini belirtiyor. Amerikan Psikologlar Birliği tarafından yapılan bir araştırmada,% 50’den fazlasının iş e-postalarını çalışma saatleri öncesi ve sonrasındaki, hafta sonu boyunca ve hatta hasta olduğumuzda bile kontrol ettikleri tespit edildi. Daha da kötüsü, % 44′ ümüz tatil sırasında iş e-postalarını kontrol ediyor. Bu yaz çıkan bir Kuzey Illinois Üniversitesi araştırması, bu bağlantı seviyesinin gerçekten ne kadar kötü olduğunu gösteriyor. Bu çalışma, çalışanların mesai saatleri dışında e-postalara cevap verme beklentilerinin, araştırmacıların “telepressure” olarak adlandırdığı uzun süreli bir stres tepkisi ürettiğini buldu. Telepressure, asla rahatlamayacağınızdan ve işten tamamen kurtulamamanızı sağlıyor. Uzun süren stres durumu sağlığınız için berbattır. Kalp hastalığı, depresyon ve obezite riskinizi artırmanın yanı sıra, stres bilişsel performansınızı düşürür. Kişisel ve mesleki hayatımızın sınırlarını belirlemeliyiz. Yapmadığımız zaman, işimiz, sağlığımız ve kişisel yaşamlarımız acı çekiyor. Çalışma saatleri dışında e-postalara yanıt vermek, sınırları belirlemeniz gereken tek alan değildir. İşvereninize ait olanlar ile yalnızca size ait olanlar arasındaki kritik ayrım yapmanız gerekir. Takip eden öğeler sizindir. Etrafına sınırlar koymazsanız ve patronunuza hayır demeyi öğrenirseniz, ölçülemez bir değere sahip bir şeyden vazgeçiyorsunuzdur. 1. Sağlığınız         İşyerinde sağlığınızla ilgili sınırları ne zaman atmanız gerektiğini bilmek zordur, çünkü düşüş çok yavaş yavaş gerçekleşir. Stresin artmasına izin vererek, uykusuzluğun azalmasına ve bütün gün egzersiz yapmadan oturmayı da eklersiniz. Bunu bilmeden önce, bir elinizle ağrıyan sırtınızı, diğeriyle zombi benzeri gözlerinizi ovar ve yeni edinilen göbeğinize bakıyor olursunuz. Buradaki anahtar, işlerin...

20’li Yaşlarınızda Öğrenmeniz Gereken 21 Zaman Yönetimi Dersi

Kariyerinizin başında, kazanmanız gereken yetkinliklerin başında hiç şüphesiz zaman yönetimi geliyor. Yapmanız gereken işleri önceliklendirmeye çalışırken, aynı anda birden fazla işi yürütürken ya da küçük detaylar üzerinde olması gerekenden fazla düşündüğünüz zamanlarda farkında olarak ya da olmayarak vaktinizin büyük bir kısmını boşa harcıyor olabilirsiniz. Montreal’li tasarımcı ve yazar Étienne Garbugli için de zaman yönetimi büyük önem taşıyor ve yaşı ilerledikçe bu konu hakkında günden güne daha iyiye gittiğini, hem kendisi hem de iş arkadaşları için iş bölümü ve zaman yönetimini daha iyi analiz etmeye başladığını düşünüyor. Garbugli, 2013 yılında, “Zaman Yönetimi Konusunda 20li Yaşlarımda Bilmiş Olmayı Yeğlediğim 26 Püf Nokta” konulu bir sunum hazırladı ve bu sunum, SlideShare tarafından “Yılın En Beğenilen Sunumu” seçildi.  Zaman yönetimi konusunda bir an evvel öğrenip uygulamaya geçirmemiz gereken tavsiyelere beraber göz atalım. Ne de olsa, bu alışkanlığı ne kadar erken edinirsek o kadar iyi çünkü 22 yaşında bir stajyerken de 50 yaşında üst düzey bir yöneticiyken de hep ihtiyacımız olan bir beceri: 1. Her zaman vakit vardır.  Haydi itiraf edelim, aslında zaman asla tükenmez! Eğer yapılması gereken bir işi, bitmesi gereken zamana kadar yetiştiremediyseniz, o işi acil olarak nitelendirmemiş ya da o işi yapmaktan keyif almadığınız için onun yerine başka işlerle ilgilenmeyi tercih etmişsinizdir. 2. Günler, her zaman beklediğinizden daha çabuk geçer. Tampon zaman oluşturun. Fazla planlamalardan ve çok detaycılıktan kaçınmalısınız. “Biraz esnekliğe izin vermeyen planlar, kaçırmaya ya da eksik yapılmaya daha yatkındır.” diyor Garbugli. 3. Doğru zamanda doğru şekilde çalışırsınız. Bazı günler sadece havanızda olmayabilirsiniz ve çalışmak için çok hevesli değilsinizdir. Ancak bazı günlerde de o kadar motivesinizdir ki 12 saat aralıksız bile çalışabilirsiniz! Doğru zaman çok önemlidir ve böyle günlerin avantajlarından yararlanın. 4. Hem profesyonel...

Güveninizi Artıracak 8 Yol

Başarılı insanlar genellikle güven yayarlar – kendilerine ve yaptıklarına inandıkları açıktır. Bununla birlikte, onları kendine güvenmelerinin sebebi başarıları değil. Güvenleri en başından beri oradaydı. Bir düşünün: 1.      Şüphe şüpheyi uyandırır. Onlara kendin inanmadıysan, neden sana, düşüncelerine ya da yeteneklerine kim inanır? 2.      Yeni zorluklarla mücadele etmek güven duygusunu gerektirir. Korkan veya güvende hissetmeyen insanlar rahatlık bölgelerinde kalmaya eğilimlidirler. Fakat konfor bölgeleri nadiren kendi başlarına genişler. Bu nedenle güven eksikliği olan insanlar ölü, çıkmaz işlerde sıkışıp kalırlar ve değerli fırsatların onları geçmesine izin verirler. 3.      Kendine güvenmeyen insanlar genellikle dış koşulların merhametinde hissederler. Başarılı insanlar engeller tarafından caydırılmazlar, bu da en başta nasıl yükseldiklerinin kanıtıdır. Sizi kendiniz kadar, hiç kimse başarmak istediğiniz şeyler için durduramaz. Kendinden şüphe duymanıza sebep olan bu engeli ortadan kaldırmanın zamanı geldi. Güven, başarılı bir kariyer için önemli bir yapı taşıdır ve onu tamamen kucaklamak sizi hiç düşünmediğiniz yerlere götürecektir. Doğru rehberlik ve sıkı çalışma ile herkes daha kendinden emin olabilir. Belli bir noktayı geçtiğinizde, içinizde hissedeceksiniz. Sizi oraya götürmek için sekiz kurşungeçirmez strateji var: 1. Kendinize dürüstçe bakın Johnny Unitas “Kibir ve güven arasında bir fark var. Kibir kendinizle övünmektir. Güven ise, işi halledebileceğinizi düşündüğünüz anlamına gelir.” Diğer bir deyişle, güven sıkı çalışmayla elde edilir ve emin insanlar kendi bilincindedir. Güveniniz yeteneklerinizi aştığında, küstahlığın hattını geçtiniz demektir. Farkı bilmelisiniz. Gerçek güven sıkı bir şekilde içinizde yetişmiştir. Güveninizi arttırmak için, yeteneklerinize karşı dürüst ve doğru bir öz değerlendirme yapmanız önemlidir. Beceri setinizde zayıflıklar varsa, bu becerileri güçlendirme planları yapın ve olumsuz etkilerini en aza indirgemenin yollarını bulun. Zayıf yönlerinizi yok sayarak veya güçlü olduklarını idrak etmek onları uzaklaştırmayacaktır. Aynı şekilde, güçlü yönlerinizi net bir şekilde anlayabilmeniz,...

Akıllı İnsanların Söylemeyeceği 11 Şey

İş yerinde söylemek istemeyeceğiniz bazı şeyler var. Bu cümleler özel bir güç taşır: Sözcükler doğru olduğunda bile sizi kötü gösterebilecek hantal bir kabiliyete sahiptirler. Hepsinden kötüsü, ağızdan çıktıklarında onları geri almanın bir yolu yok. Dilin şaşırtıcı kaymalarından, renksiz esprilerden ya da siyasi olarak yanlış gaflardan bahsetmiyorum. Bunlar kendinizi kötü göstermenin tek yolu değil. Çoğu zaman, bize en çok hasarı veren, beceriksiz ve kendine güvenen biri olduğumuzu söyleyen, hemen göze çarpmayan sözlerdir. Ne kadar yetenekli olursanız olun ya da başardığınız şey olursa olsun, insanların sizi nasıl gördüğünü anında değiştiren ve sizi olumsuz bir ışığa sürükleyecek belirli cümleler vardır. Bu ifadeler, kısa sürede kariyerinize zarar verdikleri için olumsuz etkilere neden olabilir. Bu kariyer katillerinin kaçını son zamanlarda ofiste duymuşsunuzdur? 1.“Bu Adil Değil” Herkes hayatın adil olmadığını biliyor. Bunun adil olmadığını söylemek, yaşamın adaletli olması gerektiği düşüncesini getiriyor ve bu da sizi olgunlaşmamış ve naif gösteriyor. Kendinizi kötü göstermek istemiyorsanız, gerçeklere sadık olmanız, yapıcı kalmanız ve yorumlarınızı dışarda bırakmanız gerekir. Mesela, “Kendimin görevlendirileceğimi umduğum bu büyük projeye Ann’i görevlendirdiğinizi fark ettim. Bana sizin bu karara varmanıza neyin sebep olduğunu söyler misiniz? Bu becerileri geliştirmeye çalışabilmek için neden iyi karşılanmadığımı düşündüğünüzü bilmek istiyorum.” 2.“Bu Her Zaman Yapılan Bir şey” Teknoloji temelli değişim, altı aylık bir süreci bile geçersiz kılacak kadar hızlı oluyor. Bunun her zaman yapıldığı şekilde olduğunu söylersek, sadece tembel olduğunuzu ve değişime karşı direndiğinizi göstermez, aynı zamanda kendi işinizi iyileştirmeye niye neden çalışmadığınızı merak eden patronunuzun da olmasını sağlayabilir. Gerçekten her şeyi hep yaptıkları gibi yapıyorsanız, kesinlikle daha iyi bir yolu var. 3.“Sorun Değil” Birisi sizden bir şey yapmanızı istediğinde veya bir şey yaptığınız için teşekkür ediyorsa ve onlara sorun olmadığını...

Daha Üretken Olmak İçin Değiştirmeniz Gereken 5 Kötü Özellik

Hayır. 3 tanesi neredeyse 2016’da işimi bitiriyordu ve hala 2017’de etkisi devam ediyor. Günümüzün hızlı ilerleyen dünyasında üretkenlik çok önemlidir. Çoğu insan daha fazla iş yapabilmek için günlük rutinlerine oturtmaya çalışıyor ama bu süreç iyi sonuç alana kadar biraz zaman gerektiriyor. Genellikle üretkenliğinizi üçe katlamak için yapmayı bırakmanız gereken bir kaç şey vardır. Hemen büyük bir fark görecek ve hissedeceksiniz. Hızınızı kesen işleri bırakmanız yapmanız gereken işlere zaman yaratacaktır. Mantık dışı gelebilir fakat başta kısıtlamak daha sonra da yeni bir sistemi hayatınıza entegre etmek daha iyi olacaktır. Eğer başlayacak bir yer arıyorsanız, zamanınızı nasıl geçirdiğinizi göz önüne alın ve bu 5 kötü alışkanlıktan kurtulmaya çalışın. Harekete geçin ve bu kopya kağıdını yararınız için kullanın. 1. Günün her saniyesini planlamak (boş zaman bırakmadan) Garip gelebilir fakat üretkenliğinizi arttırmak istiyorsanız gününüzün her sayinesini planlamaktan vazgeçin. İnsanlar takvim düzenlemeyi ve onun getirdiği bir şeyleri başarıyormuş hissini severler. Eğer çok fazla plan yaparsanız, çalışma günlerinizden nefret etmeye başlarsınız. Sadece bu değil, bir anda acil bir şey çıkarsa veya kalan işleri halletmeye enerjiniz kalmazsa zaman kaybedebilirsiniz. Her şey karışır ve planladığınız şeyleri başaramazsınız. Peki çözüm nedir? Daha kolay bir metod bulun, uyumadan önce bitirmeniz gereken önemli 6 işi belirlemek gibi. Kalktığınız zaman yapmak istediğiniz ana şeyleri planlayın ama çok da katı şekilde bu plana bağlı kalmayın. Vücudunuzun ne dediğini dinleyin. Kendinizi önemseyin ve sabah kahvaltı yapmayı unutmayın. 2. Bir çok şeyde aynı anda başarılı olmaya çalışmak  Bu kısımda çoğu insan konsantresini kaybediyor. Hepimiz hayatımızın çoğu noktasında başarılı olmaya çalışırız: farklı marketlerde iş kurmak, atlet olmak ve dünyayı gezmek gibi. Eğer aynı anda bir çok fırsatı kovalarsanız tek değil bir çok yönde yetersiz olmanıza sebep...

Burak Akalın

Kariyer Danışmanı

Başak Gezgin

Kariyer Koçu

Hem Deneyimlerinizi Hem de Hedeflerinizi Kapsayacak Şekilde Bir Özgeçmiş Hazırlamanızı Sağlayacak Tavsiyeler

Bahar temizliği yaparken modasının geçtiğini düşündüğünüz eşyalarınızı ayırmak yerinde bir karar olabilir, fakat geçmiş deneyimlerinizi gözden çıkarmak özgeçmişinizi düzenlerken yapacağınız mantıklı hareketlerden biri değildir. Peki neden? Eski işlerinizi çıkarırken yeni pozisyonunuzu eklemeniz kariyer çizelgenizin güncel gözükmesini sağlayacaktır ama bunu yapmak kariyerinizin hangi aşamalardan geçip bugünkü şeklini aldığı konusunda herhangi bir açıklama vermeyecektir. Geçmişteki tecrübelerinizin yanında gelecek için hedeflerinizi de özgeçmişinizde bazı düzeltmeler yaparak belirtmek istiyorsanız işte yapmanız gereken düzenlemeler: 1. Başlangıç Düzeyi (1-2 Yıl) Rakiplerinizin kariyer dünyasına girmelerini engelleyebilmenin bir yolu olmadığını hepimiz biliyoruz.Deneyim sahibi profesyonellerin aksine akademik hayatınızla ilgili daha çok bilgi verip birilerinin size referans olmasını istersiniz veya birilerinin sizin için aracı olmasını isteyebilirsiniz.Bu nedenle bu konuyla alakalı bir hazırlık yapmanız gerekir.Bazen özgeçmiş hazırlarken bütün staj deneyimleriniz ve gönüllü çalışmalarınıza rağmen bir sayfayı doldurmakta zorluk yaşayabilirsiniz. Özgeçmişinizi sırf daha dolu göstermek için gereksiz bilgilerle doldurmamalısınız. Eğer başarılarınızı nicel olarak belirtemiyorsanız hiç belirtmemelisiniz. Gereksiz eklemeler yerine (lisenizle alakalı bilgiler gibi) nasıl tecrübeleriniz olduğuna dair net bilgiler vermeye çalışmalısınız.Örneğin, bebek bakıcılığı veya garsonluk da size birçok şey öğretmiştir. Sahip olduğunuz yetenekleri aşağıdaki örnekte olduğu gibi basit ve etkili şekilde belirtmeye çalışın: ‘Üç sosyal medya pazarlama kampanyasında görev aldım, SEO ve SEM girişimlerinde asistanlık yaptım ve de Superfast, Sprinkler ve Google Analytics konularında deneyim sahibiyim.’ 2. Profesyonellik Dönemi (3-6 Yıl) Özgeçmişinizdeki eğitiminizle ilgili bilgi veren kısmı çoktan en sona taşıdınız ve muhtemelen mezuniyet tarihiniz, not ortalamanız gibi bilgilerin de özgeçmişinizde kapladığı alanı biraz daralttınız.Mükemmel!Artık kendinizi akademik yaşamınız yerine tecrübelerinizden bahsederek tanıtabilirsiniz. Varsa tek başınıza yürüttüğünüz bir projeden, kimsenin bir çözüm önerisi sunamadığı kritik bir probleme getirdiğiniz çözümden veya daha önce eğitim verip gelişmesine olanak sağladığınız birisinden özgeçmişinizde mutlaka bahsetmek istersiniz.Bütün bunlar için...

Bir CV Başka Bir Dilde Nasıl Hazırlanır?

Özellikle çok uluslu şirketlerde ya da yurt dışında iş ararken dili derinlemesine bilmiyorsanız CV’nizi başka bir dilde yazmak bir sorundur. CV’nizi başka dile uyarlamak dil becerilerini, bunun yanında işgücü piyasasına ilişkin ve ülkede iş bulmak için başvuranlar tarafından takip edilmesi gereken CV yazma kurallarına ilişkin temel bir anlayış gerektirir. Her bir dil ve ülkenin kendine özgü karakteristikleri vardır, dolayısıyla en iyisi bunları derinlemesine bilmektir. farklı bölgelerdeki CV, ön yazı ve iş görüşmesi hakkında detaylı bilgiler için hazırladığımız diğer yazılara göz atabilirsiniz. Ancak somut olarak CV’nizi yabancı bir şirket için yazmaya başlamadan önce aşağıda sunduğumuz ve başlamanıza yardımcı olabilecek özel tavsiye notlarını. Bir çeviri hizmeti kullanmayın Birçok adayın CV’sini başka bir dilde yazarken yaptığı en yaygın hatalardan biri online çeviri hizmeti kullanmaktır. Bununla birlikte, bu tür hizmetler Onlar yıllarda çok gelişmiş olmasına rağmen okuyucu mantıklı olmayabilir, böylece parçalar, kelimenin tam anlamıyla tercüme edilmiştir. Bu tür hizmetleri kullanmaktan kaçınmaya çalışın. O dilde yazılmış bir CV bulmanız ve bunun mümkün olduğunca adapte etmeye çalışmanız daha iyidir. CV koşullarını uyarlayın Mesleki ve özellikle akademik tecrübeye atıfta bulunulurken her ülkede aynı terimler kullanılmaz. Aynı iş pozisyonu anadilinizde bir unvan ile ifade edilebilir ancak bunu ifade etmek için başka dilde belirli bir terim bulunabilir. Bir ülkedeki ünvanlar diğer bir ülkede bulunmadığından veya o ünvanın olduğu gibi çevirisi mümkün olmadığından aynı durum ünvanlar ve üniversite kariyerleri için de geçerlidir. Bu durumlarda CV’nizi başka bir dile uyarlamak için yapabileceğiniz en iyi şey esas olarak, daha önceki işte sahip olduğunuz pozisyon değil, ne yapma yeteneğine sahip olduğunuz hakkında düşünmektir. Dile ne kadar hakim olduğunuzu göstermek için karmaşık kelimeler kullanmayın Bir dili anadili olarak konuşmayıp hakimiyetin dikkat çekici olduğu durumlarda genellikle bunu gösterme eğilimi olur. Ama CV bunu yapmak için uygun yer değildir. Hangi dilde yazdığınızdan bağımsız...

CV Hazırlarken Dikkate Almamamız Gereken 5 Kötü Tavsiye

CV hazırlarken gerek arkadaşlarımızdan gerek ailemizden “İyi bir CV nasıl hazırlanır, ne gibi özelliklere sahip olmalıdır?” temalı birçok tavsiye ve nasihat dinleriz. Kabul edelim, duyduğumuz her yeni tavsiye kafamızın daha çok karışmasına sebep olur ve CV’mizi nasıl doğru bir şekilde oluşturmamız gerektiği konusunda bir türlü emin olamayız. Kötü ve özensiz hazırlanmış bir CV’nin garantileyeceği tek şey, başvurduğumuz şirket tarafından alacağımız olumsuz geri dönüştür! Oysa ki güçlü ve özenle hazırlanmış bir CV ise hayallerimizdeki işe ulaşmamızın kapılarını aralar. Bu yüzden CV hazırlarken tüm tavsiyeleri uygulamak yerine faydalı olanları dikkate alıp “çöp” olanları ise kulak ardı etmeyi bilmemiz gerekir. Business Insider, alanında uzman kişilere konu hakkındaki görüşlerini sordu. Buna göre, işte CV hazırlarken kulak ardı etmeniz ve dikkate almamanız gereken başlıca 5 kötü tavsiye: 1.Her ne olursa olsun, CV 1 sayfayı asla geçmemeli! Daha İyi Tavsiye: CV’ni sahip olduğun kariyer ve tecrübelerinle genişletebilirsin! Bu konu her ne kadar tartışmaya açık olsa da, uzmanlar tek sayfalık CV’leri “işe yaramaz” olarak nitelendiriyor – özellikle de tecrübeli adaylar için! Five Strenght’in CEO’su, aynı zamanda da sertifikalı CV yazarı ve işletme koçu Amy Adler, “Sektördeki 5 firmada çalışmış ve yaklaşık 25-30 yıllık deneyimi olan bir aday, her işinde üstlendiği rollerden 2-3’üne CV’sinde yer verdiğinde CV’nin sayfa sayısı ideal olarak 2-3 sayfayı bulur, tabi ki bu kapsamlı ve güçlü bir CV için geçerlidir.” diyor ve ekliyor, “Özellikle bu uzunluktaki CV’lerin okunabilir bir yazı biçimine ve ilgi çekici bir tasarıma sahip olması oldukça önemli.” “Unutmayın! İşe alımdan sorumlu kişi akılda kalıcılığa önem verir. Bu doğrultuda, özenle ve detaylıca hazırlanmış CV’ler, işe alım uzmanları tarafından merakla takip edilir. Aday hakkında daha çok bilgi toplamak adına daha çok okunmaya...

“Bize Kendinden Bahseder Misin?” Sorusuna Cevap Vermenin En İyi Yolu Nedir?

“Bize kendinden bahseder misin” sorusuyla nasıl başa çıkıyorsunuz? Görüşme başlangıcından bu yana, bu soru iş arayanları sık sık rahatsız eder. Bununla ilgili gerçek aslında bu bir soru değil, başlangıç ​​noktasıdır. Konuşmayı perspektif içine koymanın bir yolu, sizi bu toplantıya yönlendiren olayların kısa bir açıklamasını yapmanız içindir. Bunu konuşmanın temelini atmanın bir yolu olarak düşünün. Göründüğü kadar karmaşık değil. Bombalamamanın anahtarı mı? Doğru miktarda -çok fazla değil, çok az değil- nerede olduğunuza, nereden geldiğinize ve kariyerinizle nereye gitmek istediğinize dair geniş bir resim (yaklaşık 90 saniye içinde) çizmek. Nasıl ezeceğiniz aşağıda açıklanmıştır: Yönetimi Elinize Alın   Becerilerinizle, iş geçmişinizle ve önümüzdeki yıllarda kendinizi nerede gördüğünüz sorulduğunda, diğer önemli noktalara değinmek ve gidişatı ayarlamak için bu açık uçlu soruyu yanıtlayın (genellikle toplantı başında gelir). Özgeçmişinizdeki şeyleri düzeltmekten kaçının. Ve niteliklerinizi sunmaya çalışmaktan rahatsızlık duymayın- ki davet edildiğiniz gerçeği, işe alım yöneticisinin krediniz olduğunu düşündüğü anlamına gelir. Hikâye Anlatın Üst niteliklerinizi veya en büyük mesleki niteliklerinizi tanımlamak yerine (“Ben hızlı bir öğrenciyim, detay odaklıyım, her zaman için son başvuru tarihlerine uyarım”), bunları gösteren bir hikâye anlatın. Bu alandaki problem çözme tutkunuzu nasıl gösterebilirsiniz? Bir projeye fayda sağlamak için ayrıntılara verdiğiniz dikkatin çok net kullanıldığı örnekler nelerdir? İlgi Alanlarınızı Açıklayın Muhtemelen görüşme boyunca şirket hakkında araştırma yaptığınızı sonra göstermek için başka fırsatlar bulacaksınız, ancak neden şimdi burada çalışmaya motive olduğunuzu ve neyi masaya sunduğunuza inandığınızı tartışmak için iyi bir zamandır. Kendiniz hakkında anlamlı bir şey söyleyip şirketin ürünüyle veya misyonuyla bağlantı kurmaya nasıl başlayabilirsiniz? Bu cevapta şirket hakkında topladığınız ayrıntıları bağlayarak, şirket hakkındaki anlayışınızı ve oynayacağınız değerli rolü daha iyi göstermek için kendinizi iyi ispatlıyorsunuz demektir. Ne söylemek istediğinizi ve nasıl ifade edileceğini...

Mülakatta Kendinizi Anlatırken Asla Kullanmamanız Gereken 5 Kelime

Her işe alım müdürünün sevdiği mülakat soruları vardır, genellikle hepsi ortak soruların biraz değiştirilmiş halleridir. Örneğin “İş arkadaşların seni nasıl tanımlar?” veya “Kendini 3 kelime ile anlat.” gibi sorularla karşılaşılabilir. İki soruda da yaklaşımınız aynı olmalıdır. Hangi kelimeleri kullandığınız hakkında dikkatli olmalısınız. Veya şöyle diyebiliriz, bu tarz sorularda asla ama asla kullanmamanız gereken kelimeler vardır. 1. Zeki Zeki olduğunuzu biliyorsunuz ve karşınızdaki kişinin de zeki birini aradığını biliyorsunuz fakat kendinizi bu şekilde tasvir etmeyin. Bu kelime başkalarının sizin için kullanmasını isteyeceğiniz bir kelimedir, kendi kendinize söyleyebileceğiniz değil. Birinin zekası eleştiriye açık olsun veya olmasın, böyle kelimelerden uzak durmalısınız. Yerine ne söylenmeli: “Mantıklı”, “hızlı öğrenen”, “büyük resimi görebilen” gibi kelimeler kullanabilirsiniz. Bu kelimeler daha çok gerçekleri yansıtır. 2. Sevilen Zeki olduğunuzu söylememeniz gibi sevildiğinizi de söylememeniz gerekir. Buna ek olarak da garip bir ortama sebep olmadan neden sevildiğinizi anlatmanız zordur. (Herkes bana merhaba der, herkes şakalarıma güler, herkes beni özler? Kesinlikle hayır.) Yerine ne söylenmeli:  “Takım arkadaşı”, “dışa dönük, “hevesli” veya “önemseyen” kelimeleri daha iyi olur ve bu kelimeleri desteklemek için anlatacağınız olaylar toplantılardan, ofis ortamından veya tatillerden örnekler olabilir. Diğer insanların reaksiyonlarındansa sizin reaksiyonlarınızı gösteren durumları örnek vermeniz çok daha yararlı olacaktır. 3. Başarılı Bir şeyi başarılı bir şekilde tamamlayabilirsiniz fakat kendinize direk başarılı diyemezsiniz. Mülakatta güzel ve zengin olduğunuzu söylemek gibi bir şeydir. Sizce bu iyi bir fikir mi? Yerine ne söylenmeli: Global bir başarıyı daha spesifik bir özellik üzerine olan başarıya indirgeyin. Tabiki yaptığınız bir işte iyi olduğunuzu söylemelisiniz. Hayatınızın her alanında başarılı olduğunuzu söylemenizle belli bir işte başarılı olduğunuzu söyleyip becerilerinize dikkat çekmeniz çok farklıdır. İlki fazlasıyla rahatsız edici. 4. Obsesif İşinize fazlasıyla tutkuluysanız bile bundan...

YouTube CEO’su Susan Wojcicki’nin En Sevdiği Mülakat Sorusu

Eğer YouTube‘da çalışmak istiyorsanız, Youtube ürünlerinin geliştirilmesiyle ilgili mülakatı harekete geçirecek tavsiyeleriniz hazır olsa iyi olur. Geçenlerde New York Times‘ın ev sahipliği yaptığı bir konuşmada, YouTube CEO’su Susan Wojcicki en sevdiği mülakat sorusunu paylaştı. Susan Wojcicki mülakatlarda YouTube’un yayınladığı belirli bir ürünü veya nötral bir ürünü (mülakat yapılan kişinin kullandığını bildiği bir ürün) nasıl daha iyi hale getirebileceğini sorduğunu söylüyor. Susan Wojcicki, “Bir ürün yöneticisi her zaman yeni nesile uygun şekilde düşünmelidir.” diyor. Eğer kullandığınız bir ürünü iyileştirmenin tek bir yolunu düşünemiyorsanız ve Susan Wojcicki sizinle mülakat yapıyorsa başınız dertte demektir. Wojcicki önceden de görüştüğü adaylara “E-mail’inizi nasıl yönetirsiniz?” diye sorduğunu ekliyor. Wojcicki bu sorunun kendisine kişinin organizasyonel yeteneklerine ve gününü nasıl planladığına dair öngörü sağladığını söylüyor. İnsanların e-maillerini yönetme biçimlerindeki inanılmaz çeşitliliği çok ilginç bulduğunu söyleyen Wojcicki, kendisinin gelen her e-maili sakladığını, bir tanesini bile hiç bir zaman silmediğini ve 3 sene önce gelen e-maili bile bulabilmekten hoşlandığını ekliyor. Tüm konuşmayı dinlemek isterseniz, işte burada:...

Geliştirici ve Son Kullanıcı Arasındaki Köprü: İş Analizi

İş Analizi özellikle son yıllarda farklılaşan enformasyon teknolojilerinin kazandığı önemle birlikte yeni bir perspektif kazanan bir alan. Daha önceki yıllarda özellikle yürütülen ve planlanan çalışmaların optimizasyonu, fizibilite çalışmaları gibi etmenlerle direkt ilgiliyken şimdi yazılım sistemlerinin çözümlenmesi, kullanıcı ve uygulama geliştirici arasındaki iletişimin sağlanması alanında yapılan çalışmalar olarak özetlenebilir. İş analizi uzmanları için meslek unvanları sadece iş analistliği değildir aynı zamanda iş sistemleri analisti, sistem analisti, ihtiyaç mühendisi, süreç analisti, ürün yöneticisi, işletme analisti, işletme mimarı, yönetim danışmanı, iş zekası analisti, veri zekası uzmanı, veri bilimcisi ve yönetim bilişim sistemleri uzmanı gibi unvanlar da iş analistinin yaptığı işlerinin bazılarını konsept olarak içerir. Yönetim, proje yönetimi, ürün yönetimi, yazılım geliştirme, kalite güvencesi ve etkileşim tasarımı gibi birçok başka iş alanı da ağırlıklı olarak başarı için iş analizi becerilerine güvenir. İş analizi, bir kuruluşun mevcut durumunu anlamak ya da daha sonra iş gereksinimlerini tanımlamak için bir temel oluşturmak üzere yapılabilir basit bir düzlemde. Ancak çoğu durumda ve daha gelişmiş bir perspektifte ele alırsak, işletme ihtiyaçları, hedefleri veya hedefleri karşılayan çözümleri tanımlamak ve doğrulamak için iş analizi yapılır. Günümüzde özellikle Endüstri Mühendisliği dikeyinde yapılan çalışmalar İş Analizi alanına yakın olarak sıralanabilir. Geçtiğimiz yıllardaki roller ise Proje Yöneticileri ve Ürün Yöneticilerine aktarılmıştır diyebiliriz. Ayrıca iş analizi kullanılan kurumsal sistemlerin ve projelerin otomasyonu ve optimizasyonu süreçlerini de kapsar. Günümüz iş dünyasında iş analizi genellikle uygulama geliştirme süreçlerinin içinde konumlanmıştır. Bu süreçlerin dökümantasyonu, gereksinimleri, son kullanıcı ve kullanıcı deneyimi etkileşimleri iş analizinin önemli aşamalarındandır. Ayrıca bu sürecin sonuçlarının analiz edilmesi, raporlanması ve yeniden yorumlanması esnasında yapılacaklar da iş analizi sürecinin parçalarındandır. İş analizi her alanda yaşanan değişim furyasının öncü kuvvetidir ve kuruluşların nasıl çalıştığı konusunda değişiklik yapma...

Google, Apple’ı Geçerek Dünyanın En Değerli Markası Oldu

“Dünyanın en değerli markaları” listesinin zirvesinde artık Google var! 6 yıldır zirvede yer alan Apple, ikinciliğe geriledi. İnternet devi ve arama motoru Google’ın “dünyanın en değerli markaları” listesinde teknoloji devi Apple’ı geride bırakarak zirveye yükseldiği bildirildi. Bağımsız danışmanlık firması Brand Finance’in yayınladığı 2017 yılı Global 500 adlı raporda, Google’ın marka değerinin geçen seneye kıyasla yüzde 24 artış göstererek 109,5 milyar dolara yükseldiği belirtildi. Geçen seneki raporda Google’ın marka değeri 88,2 milyar dolar olmuştu. Böylece Google, Apple’ı geçerek, dünyanın en değerli markası oldu. Raporda, dünyanın en büyük markalarının müşterilerine ulaşmasını sağlayan Google’ın arama motorunun başarısına dikkat çekilirken, şirketin bu hizmetten sağladığı reklam gelirlerinin de geçen sene yıldan yıla yüzde 20 yükseldiği vurgulandı. Öte yandan, raporda, Apple’ın marka değerinin geçen seneye kıyasla yüzde 27 azalarak 107,1 milyar dolara düştüğü belirtildi. Şirketin geçen sene marka değeri 145,9 milyar dolar olmuştu. Böylece 2011 yılından bu yana 6 yıl üst üste dünyanın en değerli markaları listesinin zirvesinde yer alan Apple, bu yıl ikinci sıraya geriledi. “MÜŞTERİLER İNANCINI KAYBETMEYE BAŞLADI” Raporda, Apple’ın sadık müşterilerinin firmaya olan inancını kaybetmeye başladığının altı çizilirken, “Apple, müşterilerinin iyi niyetini aşırı derecede sömürdü. Apple Watch gibi yeni ürünler önemli gelir oluşturmakta başarısız oldu ve şirket tüketicilerinin arzuladığı yenilikçi teknolojileri ortaya koyamadı.” ifadesine yer verildi. Apple markasının “ışığını kaybettiği” yorumuna yer verilen raporda, şirketin gelirlerinin büyük bölümünü oluşturan iPhone’un, Güney Koreli elektronik devi Samsung’un yanı sıra, Çinli cep telefonu üreticileri Huawei ve OnePlus’la da rekabet etmek zorunda olduğu vurgulandı. AMAZON YERİNİ KORUDU Dünyanın en değerli markaları listesinde ABD’li e-ticaret devi Amazon bu sene üçüncü sıradaki yerini korudu. Amazon’un marka değerinin geçen seneye kıyasla yüzde 53 artarak bu yıl 106,4 milyar dolara...

2017’de Etkisini Hissettirecek 7 Pazarlama Eğilimi

İyi pazarlamacılar hem konvansiyonel hem de dijital alanda ellerindeki tüm araçları kullanır ve bunların verimliliğine özen gösterir. 2017’de şimdiden bu pazarlamacıların kavradığı ve üzerine dair konuşmaya başladığı bir yıl oldu. Henüz başında olmamıza rağmen dijital devrimin pazarlamada detaylara ve teknolojik yeniliklere verdiği önem ortada. Bu projeksiyonlara göre 2017 yılının en büyük eğilimleri, pazarlamacının dikkat dağıtan şeyleri engelleyerek ve pazarlama olanaklarını artırarak tüketicilerle daha doğrudan etkileşimde bulunmalarına yardımcı olacak metodlar olacaktır. Bu taktikler ve teknolojiler insan doğasının temel yönlerine hitap ederek etkileşimi artırmada önemli rol üstlenecektir. 1. Yerel Olun ya da Eve Dönün Yerel pazarlama, özelleştirilmiş metodlar, kişiselleştirilmiş pazarlama teknikleri 2017’nin en önemli projeksiyonlarından biri olarak gözüküyor. İnsanların global kültürle haşır neşir olma süreci gerçekleştikten sonra özellikle pazarlamacıların ana hedef gruplarında önemli hissetme, doğal hissetme gibi yatkınlıklar ön plana çıktı. İnsanlar kendilerine özel ürünler ve pazarlama stratejilerine, yerelleştirmeye inanıyor. Bu akım başladığı gibi de devam edecek gibi görünüyor. 2. İçerik Pazarlamayı Benimsemek Çoğu zaman yerel pazarlama ile karıştırılan içerik pazarlama ve metodları yönetimi daha zor olan bir alandır. Yerel pazarlama içeriğin dağıtılması,yayılması konusuna daha odaklanırken içerik pazarlaması, hedef kitleyi çekmek, ilgili bilgileri oluşturmak ve dağıtmak için oldukça net ve stratejik bir pazarlama tekniğidir. Ve önemi 2017’de de hiç eksilmeyecek gibi görünüyor. 3. Fenomen(Influencer) Pazarlamasını Kullanmak Influencer ya da en basit tabiriyle etki yaratan dijital karakterleri kullanmak kampanya başarısı için 2017’de daha fazla önem arz edecek gibi görünüyor. Ülkemizde de büyük projelerde yavaş yavaş etkisini göstermeye başlayan bu yöntem müşteri sadakati ve hedef kitlenin güvenini kazanmak açısından, marka-müşteri etkileşimini artırmak açısından olumlu çıktılara sahip. 4. Canlı Yayın Videoları ve Sanal Hikayeleştirme Önem Kazanacak Canlı yayınlar ve sanal hikayeleştirme araçları özellikle 2016 yılında ortaya...
iskur-logoToptalent.co Özel İstihdam Bürosu Olarak Türkiye İş Kurumu tarafından 05.05.2015 tarih ve 61647 sayılı karar uyarınca 750 nolu belge ile faaliyet göstermektedir. 4904 sayılı kanun uyarınca iş arayanlardan ücret alınması yasaktır. Kariyerine buradan başla! İş ilanları, staj, yetenek programları, networking, kariyer tavsiyeleri, etkinlikler…