Danone Camp 728×90

Ya Başarısızlığın Günahını Alıyorsak?

Başarı günümüzde sürekli konuşulan, her yerde karşımıza çıkan özellikle TED konuşmaları ile birlikte neredeyse her gün hakkında birkaç kelam ettiğimiz bir konu fakat bunu konuşurken gözden kaçırdığımız çok önemli bir tarafı var işin “Başarısızlık” yani madalyonun diğer yüzü. Hep kaçınmaya, uzaklaşmaya, yüz yüze gelmemeye çalıştığımız başarısızlığın içini doldurmayı yada bunla yüzleşmeyi pek beceremiyoruz. Peki ya günahını alıyorsak, yani ya başarısızlık o kadar da kötü değilse? Başarı başarısızlıkların sonunda yada onlardan ders alarak, gerekli çıkarımları yaparak ulaşılabilecek bir sonuç. Winston Churchill’in başarı tanımı burada oldukça önemli ” Başarı, başarısızlıktan başarısızlığa heyecanını kaybetmeden gitmekle gelir.” Başarı artık içini ne ile doldurursak dolduralım bu para, mutluluk, hedeflere ulaşmak vs. olabilir başarısızlığın sonunda gelen bir süreç aksi halde yani eğer her şey yolunda gidiyorsa hiç başarısızlıkla karşılaşmıyorsak bir şeyleri yanlış yapıyoruzdur. Sürekli ulaşılan hedefler aslında gerçek hedefleri koymadığınızı gösteren, oku gereken yere atmadığınızı, sınırlarınızı hiç zorlamadığınızı gösteren bir belirtkendir. Bunun yanı sıra asıl büyük başarıların anahtarını da veriyor insana bu söz; Vazgeçmemek. Başarısızlık bu konuda çok büyük bir öğretmen ve gerçekten başarıya ulaşmak isteyenler için aşılması gereken, gerçek başarıları yakalamak isteyenleri diğerlerinden ayıran bir etmen. Ve önemli olan bu başarısızlıklardan ders çıkarmak bu başarısızlıkları fırsata çevirmek yani bu öğretmenden gereken dersleri almak. Hiç başarısızlık yaşamamış insanların bu öğretmenden mahrum olacağını bilen bir diğer önemli söz de Steve Jobs’a ait neredeyse her gün her yerde gördüğümüz “Aç kal, budala kal.” Başarısızlıklar, hayal kırıklıkları, büyük krizleri en uçlarda yaşamış kendi kurduğu şirketten uzaklaştırılmış fakat bunun sonunda oradan aldığı derslerle dünya tarihinin en başarılı insanlarından biri olmuş Jobs bu sözünde tek bir öğüt veriyor, başarısız olabilirsin en yüksek başarılara ulaşabilirsin, hayatında zor zamanlar olabilir, büyük krizler yaşayabilirsin...

Gates Başarıyı Nasıl Tanımladığını Açıklıyor- ve Bunun Para ve Güçle Hiç Alakası Yok

Para, güç ya da ün, başarı herkese göre farklı bir şey ifade ediyor. Bill Gates’e göre başarıyı tanımlayan iki şey var: fark yaratmak ve size yakın olan insanları önemsemek. “Warren Buffett başarının size yakın insanların mutlu olup olmadıkları ve sizi sevip sevmedikleriyle ölçülebileceğini söyler” der.  “Ayrıca bir fark yarattığınızı fark etmeniz iyi hissettirir- yeni bir şey keşfetmek, çocuk yetiştirmek ya da ihtiyacı olan insanlara yardım etmek” Gates devam eder. İç dünyasını anlamak zor olsa da Gates’in cevabının ikinci bölümünü başarıyla tamamladığını görmek kolay. Bill Gates daha 20 yaşındayken, 31’ine girmesine aylar kalan çocukluk arkadaşı Paul Allen ile Microsoft’u kurdu ve şirketin halka açılması Gates’i milyarder yaptı. Dünyanın en zengin adamı 85,2 milyar dolarla ismini duyurdu. Gates, günlerini dünyanın en güçlü yardım kuruluşlarından biri olan Bill & Melinda Gates Vakfı’nda geçiriyor. 40 milyar doları aşan bir bütçeyi kontrol altına alan vakıf, HIV, sıtma ve diğer bulaşıcı hastalıkları ortadan kaldırmaya odaklanarak milyonlarca insanın fakirlikten kurtarılması...

Düzenli İnsanların Her Gün Uyguladıkları 6 Alışkanlık

Çoğumuza günlük hayatla iş hayatını birlikte yürütmek oldukça zorlu gelir. Oysaki düzenli insanlar böyle hissetmezler, sakindirler ve günün son saatlerinde başa çıkmaları gereken bir sürü iş yoktur. Böyle olmak için gününüzü planlayan bir asistan mükemmel olabilirdi diye düşünebilirsiniz. Oysa kendinizin sekreteri olmanız yeterli. Düzeni kuracağınız bir planla sakin bir şekilde tüm işleri yoluna koyabilirsiniz ve bunun için size birkaç önerimiz: 1. Beyninizi boşaltın. Başarılı insanlar, her an yapılacaklar listesini aklında tutmuyor. Sadece sırası gelen işe %100 odaklanmalısınız. Yapmanız gereken işleri bir kenara not ettikten sonra kafanızdan atın. Kenara not etme kısmında ise üşenmemek önemli bir ayrıntı. Aksi taktirde her an bir şey unuttum endişesiyle asla asıl işinize odaklanamazsınız. İkinci önemli ayrıntı ise bir işi o an tamamlayamazsanız, ayrıntıları bir kenara not edip bırakın. Eğer not almazsanız, tüm gün o işi düşünmekten diğer hiçbir şeye odaklanamazsınız.  Bu durumda bir işi ertelemenizin ya da kenara bırakmanızın hiçbir sakıncası yok. 2. Kendi ajandanızı tutun. Evet, hala sekreteriniz yok ama hepimizin hatırlatıcılarımızı yazacağımız akıllı telefonlarımız var. Bu hatırlatıcılar her an saatinizi kontrol etmeden de düzenli olabilmenizi ve sakin kalmanızı sağlar.  Buradaki ayrıntı ise ajandaya sadece yapacaklarınızı yazmak yerine kaç saatte bitireceğinizi de yazmalısınız. Bu durumda tembellik yapma eğiliminiz azalır. 3. Kendi filtrelerinizi belirleyin. Herkes önemli bir işi varken Facebook’una bakıp, kedi resimleri incelememesi gerektiğini bilir.  Ayrıca yapmanız gereken şeyler dışında odaklanacağınız endişeleriniz olmamalı. Örneğin sabah sosyal medya hesabınızı kontrol etmeyip güne başlamak güzel bir filtreleme yöntemi olabilir.  Unutmayın ki beynimiz sadece az sayıda ise odaklanabilir. Günlük endişeleriniz ve yapılacakları aynı anda dert etmek sadece aşırı yüklemeye neden olur. Ayrıca mailinizi kesinlikle filtrelemelisiniz. Bunun için iki farklı mail adresi alabilir ya da filtre kullanarak patronunuzun maillerini en üste çekebilirsiniz. ...

21. Yüzyıl Yetkinlikleri

İçinde bulunduğumuz yüzyıl insanlık tarihinin en hızlı dönüşümünün yaşandığı zaman dilimlerinden biri olarak görülüyor. Bu dönüşümün, değişimin ve hatta başkalaşımın etkisini bugün hayatımızın her alanında görmek mümkün tarih boyunca birçok dönüm noktasını yaşayan insanoğlu bugün bilim ve teknolojinin inanılmaz bir hızda geliştiği günlere tanıklık ediyor ve bu tanıklığa ayak uydurmaya çalışıyor. Ülkemizde en çok Mef Üniversitesi Rektör Yrd. Prof Dr. Erhan Erkut tarafından dile getirilen 21. Yüzyıl Yetkinlikleri meselesi ise özellikle eğitim alanında bu ayak uydurma durumunun bu uyum sağlama, yeniliklere dışardan bakmak zorunda kalmama durumunun anahtarı konumunda. Özellikle bizim gibi eğitim sistemi gelişmekten ve geliştirmekten çok uzak ülkeler için bir dönüşüm aracı olabilecek bu yetkinlikler bugün modern dünyanın en çok üzerinde durduğu ve eğitim sistemini bunlar üzerine kurma sürecini başarıyla sonlandırdığı bir konsept aslında. Peki çokça konuşulan fakat maalesef yeteri ilgiyi görmeyen bu yetkinlikler neler? 21. yüzyıl insanı hangi becerilere sahip olmak zorunda, çocuklara eğitim süreçlerinde hangi beceriler kazandırılmalı? Bu alanda farklı birçok çalışma var fakat hepsi temelde ortak bir konseptte buluşmaya çok yakın. Çok geniş bir konsorsiyum tarafından hazırlanan ve alanında eğitim ve sektörden uzmanların katkı verdiği “21. Yüzyıl Öğrenme Konsepti” yaklaşımı 21. Yüzyıl Yetkinlikleri’ni şöyle ifade ediyor; *Temel Dersler ve Yüzyıla Uygun Çalışmalar Öğrencilerin matematik, fizik, biyoloji, dil yetkinlikleri gibi temel derslerde yeterli olgunluğa kavuşturulması ve bunları etkileşimli modellerle öğrenmesinin yanısıra onlara 21. yüzyılın yükselen trendlerine dair bakış açıları kazandıracak derslerin, eğitimlerin verilmesi. Bu eğitimler global düşünme becerisi, finansal okuryazarlık, sağlık, çevre, yurttaşlık bilinci ve girişimcilik okuryazarlığı olarak özetlenebilir. *Etkin Öğrenme Becerilerine Yönelik Çalışmalar Özellikle bağımsız öğrenme becerisi başta olmak üzere günümüzde sürekli bir öğrenme ve bilgiye ulaşma ortamında olan öğrenciler,bireyler için bu alanda da kritik...

Teknolojinin Devleri Hangi Yetenekleri İstiyor?

En rekabetçi teknoloji firmalarının olduğu bir alanda iş sahibi olmak istiyorsanız, bazı özel becerilere sahip olmanız gerekir. Paysa isimli iş sitesi tarafından derlenen verilere baktığımızda,  Paysa’nın ortakları, işe alım uzmanları ve kullanıcılar tarafından sağlanan milyonlarca özgeçmişin görüntülendiği ortaya çıkıyor. Paysa da Google, Apple, Microsoft gibi yerlerde çalışanların ortak ne gibi becerilere sahip olduğunu görmek için, söz konusu çalışanların özgeçmişlerine daha yakından baktı. Bu üç şirketin hepsi Business Insider’ın “Amerika’da Çalışmak İçin En İyi Yerler” listesinde yer alıyor. Microsoft’un 120.849, Alphabet’in (Google’ın ana şirketi) 61 .000 ve Apple’in ise 100.000’ın üzerinde çalışanı var. Eğer bu şirketlerden birinde çalışmak istiyorsanız, bu yazı kesinlikle onların nelere baktıklarını bilmenize yardım edecektir. Paysa’nın teknoloji alanında en çok insan barındıran 4 meslek hakkında yaptığı beceri listesini sizlerle paylaşmak istedik. İşte, teknoloji alanında büyük oyuncuların, iş konusunda rekabet etmek için ihtiyaç duyacakları o beceriler. Tasarımcıların Bilmesi Gerekenler: Kullanıcı arayüz dizaynı Grafik tasarımı Web sitesi tasarımı Photoshop Illustrator programı Bilgi mimarisi Sanat yönetimi Mühendislerin Bilmesi Gerekenler: C++/C/C# programlama dilleri Java Yazılım geliştirme Python Javascript Agile(çevik) yazılım geliştirme yaklaşımları SQL Üretim Yöneticilerinin Bilmesi Gerekenler: Proje yönetimi Liderlik Müşteri servisi Strateji Bulut bilişim Ürün pazarlama Kurumsal yazılım Veri Bilimcilerin Bilmesi Gerekenler: Veri analizi SQL Proje yönetimi Özdevimli öğrenme Veri madenciliği İşletme analizi...

Öğrenmenizi İki Kat Artıracak Bilimsel Teknikler

Çoğu zaman yoğunluktan ve ya yapacak başka işleriniz olduğu için yeni bir şeyler öğrenmeye vakit bulamazsınız. Verimliliğinizi arttıracak, öğrenmenizi hızlandıracak, yeni bir işe başlamanıza katkı sağlayacak ve yaratıcılığınızı güçlendirecek 3 taktik. 1.Risk alın. Konfor bölgenizden ayrılın. Paraşütten atlamak ister misiniz? Ya da uçaktan?  Çoğu zaman bu aktivitelerin riskli ve korkutucu olduğunu düşünürüz ve denemeyi reddederiz. İş her ne olursa olsun, sadece bir işe koyulmayı denemelisiniz. Beklediğiniz süre arttıkça yeni bir işe koyulma ihtimalîniz daha da azalır. Alışık olduğunuz alandan uzaklaşıp bir şekilde sıçrama yaptığınız ve bir şeye ulaştığınız anda muhtemelen korktuğunuz kadar bir durumun olmadığını anlayacaksınız. 2.Yetenekli Olduğunuz Alanlardan Uzaklaşmayı Deneyin Şu açıdan bakalım, bir internet sitesi için bir kod yazdığınızı ve bununla ilgili hiçbir geçmişiniz olmadığını düşünün, muhtemelen kodu yazmak uzun bir zamanınızı alacaktır. Bir diğer cümle ile alışkın olmadığınız bir durumu gerçekleştirmek uzun zaman alabilir. Yavaş yavaş başlamanız gerekir. Elinizdeki işi bölümlere ayırın ve emin yavaş hareketlerle ilerleyin. Temelini öğrenmeye başlarsanız artık elinizdeki iş size çok karışık gözükmemeye başlar. Artık daha rahat ve kolay ilerlemeye başlarsınız çünkü artık altyapıyı oluşturdunuz. Csikzentmihalyi TED konuşmasında şöyle bir söz söylemiştir; ‘’ Zorluklar ve yetenekler ortalamanın üstündeyse bir işe başlamanın ve başarmanın şansı daha çoktur. Tabi ki yeteneklerinizin ve kapasitenizin ne kadar olduğunu realitesini bilmek de önemlidir. 3.Yeni Şeyler Deneyin Bir yeteneğe sahip olmak ve tabi ki bir kapasiteye sahip olmak görevi başarmak adına önemli olduğu gibi bu görevler eğer sizin için heyecan verici ve alışkın olmadığınız alanlardaysa o işe başlamak daha kolay olabilir. Araştırmalara göre beyinlerimiz yeni deneyimler için öngörülebilir olanlardan daha yüksek bir tepkiye sahiptir. Bir şey bize ne kadar rutin ve alışılagelmiş olmaya başlarsa; evet belki o görevi...

5 Adımda Motivasyonunuzu Arttırın

Bir sonraki projeniz üzerinde çalışmak amacıyla bilgisayarınızın başına oturuyorsunuz ve sonra ertelemeye, ağırdan almaya başlıyorsunuz. 2 saat sonra, fark ediyorsunuz ki cidden çalışmaya başlamamışsınız bile. Neden tamamlanması gerektiğini bildiğiniz bir iş varken bile, umursamamak bu kadar kolay? Araştırmalar beynimizin 2 tip motivasyonla bağlı olduğunu gösteriyor. İçsel olan motivasyonumuz yaptığımızda kişisel bir tatmin uyandıran bir  hedefe ulaşmakla bağlantılıyken, dışsal motivasyonumuz bir ödüle ulaşmak ya da bir cezadan kaçınmak için yapılan şeylerle alakalı. Bu iki motivasyon türü de etkili olabilir. İçsel motivasyon uzun vadede en iyi halinle çalışmak olarak düşünülebilir ama dışsal motivasyon aslında sizi ilgilendirmeyen bir iş ya da ödevi tamamlamak için ilham veren kullanışlı bir araç olabilir. İşin sırrı, ağırdan almanın üstesinden gelmek ve ileriye dönük olarak daha aktif olabilmek için iki motivasyon türünü de nasıl kullanacağını bilmek. Bunu yaparken size yardımcı olabilmek için, etrafında engelleyici birçok şey varken bile, üretken ve motive olmanızı sağlayacak 5 ipucunu derledik. 1.Daha büyük olan amacınıza odaklanın Motivasyon eksikliğiniz olduğunu düşündüğünüzde, tamamlamak istediğiniz daha büyük bir hedefe nasıl ulaşabileceğinize ya da yaptığınız şeyin amacına odaklanmayı deneyin. Daha büyük hedeflere odaklanmak, size daha mükemmel bir şey üzerinde çalıştığınızı ya da sizden daha büyük bir şeyin parçası olduğunuzu hissettirir. Böylece uzun saatler harcadığınız bir işe ya da konuya daha derin bir anlam katar. Örneğin, müşterilerinize ve onların yaşamlarına nasıl olumlu etki edebileceğiniz hakkında düşünmeyi deneyebilirsiniz ya da işlerinizin dünyayı nasıl etkileyebileceği hakkında. Sizin ve takımınızın yaptıklarının daha geniş etkilerini göz önünde bulundurduğunuzda, size düşen parçayı yapmak için daha fazla motive olacaksınız ve o parçaya daha bağlı hissedeceksiniz. 2.Aşırı düşünmeyin Aşırı düşünen insanlar, olmayacak sıradışı problemler olacağını beklediklerinden basit bir görevi bile karmaşık hale getirebilirler. Çalıştığınız...

Akıllı İnsanlar Neden Aynı Anda Birçok İş Yapmaz?

Aynı anda birden fazla iş yapıyor olmak (multi-tasking) cazip geliyor ama sizin için oldukça da kötü. Birçok işi aynı anda yapmanın sizin için kötü olduğunu duymuş olabilirsiniz, ancak yeni çalışmalar performansınızı öldürdüğünü ve hatta beyninize zarar verebileceğini gösteriyor. Her seferinde birden çok iş yaptığınızda sadece o andaki performansınıza zarar vermezsiniz; beyninizin gelecekte sizin başarılı olmanızı sağlayacak olan o bölümüne de büyük ölçüde zarar verirsiniz. Stanford Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, aynı anda birçok iş yapmanın tek bir şey yapmaktan daha az üretken olduğunu buldu. Araştırmacılar, çeşitli elektronik bilgi akışı ile düzenli olarak bombardıman altına alınan kişilerin, bir işi birer birer tamamlayanların yanı sıra, bir işten diğerine geçiş yaparak bilgi alamadıklarını, hatırlayamadıklarını buldu. Özel bir yetenek mi? Ancak bazı insanlar birden çok iş için özel bir menfaat sahibi olsalar ne olur? Stanford araştırmacıları, grupları, aynı anda birçok iş yapma eğilimlerine ve performanslarına yardımcı olduğu inancına dayandırarak karşılaştırdı. Ağır birçok işi aynı anda yapma- çok fazla çalışanlar ve performanslarını artırdıklarını düşünenler- bu becerilerinde, aynı anda tek bir şeyi yapmak isteyenlerden daha kötü olduklarını bulmuşlardır. Sık sık aynı anda birden fazla işi olanlar, düşüncelerini düzenlemede ve alakasız bilgiyi filtrelemek konusunda daha fazla sorun yaşadığı için daha kötü performans gösterdiler; görevlerden diğerine geçişte daha yavaşlardı. Kesinlikle. Aynı anda birden fazla iş yapmak, verimliliğinizi ve performansınızı düşürür; çünkü beyniniz yalnızca bir seferde tek bir şey üzerinde yoğunlaşabilir. Bir kerede iki şey yapmaya çalıştığınızda, beyniniz her iki görevi de başarıyla yerine getirebilme kapasitesinden yoksundur. Birden fazla işi aynı anda yapmaya çalışmak IQ’yu düşürür Araştırmalar ayrıca, sizi yavaşlatmanın yanı sıra aynı anda birçok iş yapma yeteneği, IQ’nuzu düşürdüğünü gösteriyor. Londra Üniversitesi’ndeki bir araştırma, bilişsel görevler sırasında çoklu görev gören katılımcıların, esrar içtiklerinde veya bütün gece kaldıklarında ortaya çıkan...

Etkili Bir Lider Olmanın 6 Yolu

Yeni bir şirket kurmanın en büyük zorluklarından biri çalışanları, tedarikçileri, müşterileri ve henüz kendini kanıtlamamış ama geleceklerine bel bağladığınız organizasyonları ikna etmektir. İyi bir lider şirketi doğru yöne yönlendirir. Çalışanlarına ve birlikte çalışmayı istediklerine güven verirken, motive edici olması çalışanlar için daha az göz korkutucu olacaktır. Birçok yönetici yeni bir şirket kurdukları zaman, müşterilerin dikkatini kendini kanıtlamamış bir organizasyona çekmenin zorluğundan bahsediyolar. Sonrasında da piyasadaki en başarılı yöneticilere baktılarında ve hepsinde bir ortak nokta bulunduğunu söylüyorlar:Bütün hepsinin net görüşlü, güçlü bir inanca sahip ve sadece çalışanlarını dinleyerek değil onlardan birşey öğrenecek kadar açık fikirli liderler olduğunu belirtiyorlar. Muhtemel müşterilerle etkin iletişim kurabilmek ve yeteneklerine güvenmeniz gereken genç çalışanların geleceklerinin sizin becerikli ellerinizde olması için, daha etkili bir lider olmak için gereken 6 önemli ipucu. 1. Ellerinizi Kirletin Yeni bir şirket kurarken patron siz olabilirsiniz ama bazen destekleyici rol üstlenmeniz gerekebilir. Her zaman işlerin yönetimi sizde olmak zorunda değil! İşleri yürütürken, istenmeyen işlerde rol almanın, diğerlerine o işlerin sizin için ne ifade ettiğini gösterir. Örneğin, mailleşmelerde yardımda bulunun, ayak işlerini yapın, sosyal medyadan sorumlu kişi olun. Çalışanlarınıza, organizasyondaki herkese, istenmeyen ilerde çalışmaktan rahatsız olmadığınızı gösterin.     2. Enerji Veriminizi Maksimuma Çıkarın Eğer, estetik görüşü aradığınız özelliğe tam uyan bir tasarımcı işe alıp ama daha sonradan tasarımcının estetik anlayışının şirketinizin ihtiyaçlarından daha baskın çıktığını görüyorsanız, işin sonunda tasarımcıyı işten çıkartarak şirket kurallarına uygun basit bir karar verebilirsiniz.Bir işe başladığınızda neredeyse her joule enerjiniz maksimuma ulaşmayı bekler.Ve eğer kendinizi enerjinizi sıfırlarken buluyorsanız, enerjinize,zamanınıza ve verdiğiniz paraya değmiyor demektir. Üzülmeyin, başka birini bulursunuz. 3. Ateş Sizin Yakıtınız Olsun Para kazanmak için uğraşırken, basamakları çıkarken omzunuza daha çok sorumluluk ekleniyor olabilir ama herkes rahatça başarı...

Kendinize Daha Fazla Güvenmenizi Sağlayacak 9 Alışkanlık (Kim İstemez Ki?)

Araştırmalar sonucunda başarı ve güven arasında bağlantı olduğu ortaya çıkmıştır. Kendine güvenen insanlar hayat onlara ne getirirse başa çıkabileceğini ve fırsat kapılarını açabilecek riskleri daha fazla alabilecekleri görülmüştür. Eğer siz de bu özelliklere sahip olmak istiyorsanız, aşağıdaki 9 alışkanlık size yardımcı olacaktır. 1. Her zaman iyi bir hikaye anlatmak için hazır olun Hayatınız sakin ve heyecansız geçiyorsa bile “hayat nasıl gidiyor?” sorusuna “aynı” cevabı haricinde başka cevaplarınız da olmalı. Kendine güvenen insanlar iyi iletişim kurarlar, ama bazı insanların bu yönlerini geliştirmelidirler. Tatil mi planlıyorsunuz? Evinizi tekrar mi döşeyeceksiniz? Çocuklarınızı spor aktivitelerine mi götürüyorsunuz? İşte ilginizi çeken bir proje için mi çalışıyorsunuz? Biriyle konuşmaya başladığınızda hayatınızdan anlatabileceğiniz ilginç bir olay bulun. 2. Merakınızı gösterin Ayrıca iyi bir iletişim kurmak için, karşınızdaki insanın anlattıklarına ilgi ve merak göstermelisiniz. İnsanların kendileri hakkında konuşmaları için şu soruları sorabilirsiniz; Neler yapmayı seversiniz? Şuan karşılaştığınız sorun nedir? Sırada ne var? Ayrıca bu sorulara kendinizi hazırlarsanız siz de iyi bir hikaye anlatabilirsiniz. 3. Duruşunuzu iyileştirin Kambur durmayın; kendinize güveniniz olmadığını zannedebilirler. Eğer bu sizin için zorsa, bilgisayarınızın üstüne görebileceğiniz bir yere dik durmanızı anımsatacak bir uyarı yapıştırabilirsiniz. Kendinizi düzeltmek için omuzlarınızı geri itin ve başınızdan bir şeyin sizi yukarı çektiğini hayal edin, omurganızı uzatın ve çenenizi kaldırın böylece doğal bir pozisyon elde etmiş olursunuz. 4. İnsanların ne düşündüğünü hakkında endişelenmeyin Kendine güvenemeyen insanlar kendileri gibi olamaz ve genelde kendilerine “Kendime güvenli görünüyor muyum? Benim zeki olduğumu düşündüler mi? Başarılı olduğumu düşündüler mi? Dediğim şeyin saçma olduğunu mu düşündüler?” gibi sorular sorarlar. İşin aslı, başkasının ne düşündüğünü gerçekte bilemezsiniz. Yani, bu konuda endişelenmek yerine nasıl iletişim kurmayı istediğinize odaklanın. Örneğin iyi soru sormak, zaman kaybettiren küçük konuşmalarda...

Duygusal Zekanız Üzerinde Çalışmanız Gerektiğine Dair 9 İşaret

Bütün hayatınız boyunca, muhtemelen okuldaki farklı konuları öğrenmek için kullanılmışsınızdır, ancak başkalarıyla nasıl etkileşimde bulunulacağını çok daha az öğrendik. Bu nedenle, sosyalleşme becerileriniz fark ettiğiniz kadar iyi olmayabilir ve duygusal zekanız üzerinde çalışmanız gereken bazı işaretleri sergiliyor olabilirsiniz. Bazı insanlar için bu beceri onlara oldukça doğal geliyor ve tartışmalar sırasında başkalarından ince ipuçları alabiliyorlar. Diğerleri için, duygusal zeka, akranlarının nasıl hissettiğine gerçekten uyması için bakım ve uygulamayı gerektirir. Koç ve lisanslı psikolog Anita Marchesani, “Duygusal zeka, aileniz, arkadaşlarınız ve kariyeriniz dahil olmak üzere hayatınızın her alanında karşılıklı yarar sağlayan, destekleyici ve anlamlı ilişkiler geliştirmenin tam merkezinde yatıyor” diyor. E-posta üzerinden. “Hayatınızın herhangi bir yerindeki insanlarla bir araya gelirsek sorun yaşarsanız, duygusal zekanız için büyüme potansiyelinin bir işareti olabilir.” Duygusal zekanın geliştirilmesi size başkalarının duygusal durumlarını okuma ve durumunuzu etkin bir şekilde yönetme olanağı verir. Bu bölümde yoksun olduğunuzdan şüphelenirseniz, duygusal zekanız üzerinde çalışmanız gereken bu dokuz işaret ile ilgili dikkatli olmak isteyebilirsiniz. 1. Hayattan Memnun Değilsinizdir Duygusal zekaya sahip insanlar tutkularıyla daha fazla temas halindedir ve onları takip etmeye motive edilirler. Steven Stein, klinik psikolog Dr. Steven Stein, “Her zaman daha iyi olmaya çalışıyorlar ve hayatlarına anlam katacak amaçlar arıyorlar” diyor. “Bundan dolayı yüksek EI’li insanlar tipik olarak hedefe yöneliktir ve yaşamlarında daha iyi olduklarını hissederler.” 2. Güveninizi kaybediyorsunuzdur Psikoloji ve Psikoterapi Dergisindeki araştırmalar, duygusal zeka ve kendine saygı arasında bir bağ olduğunu gösterir. Stein, “Yüksek ÇE değerinde olanların da kendine güvenleri yüksektir; diğer bir deyişle güçlü ve zayıf yönlerini biliyorlar ve özgüvene sahipler” diyor Stein. “Genellikle, yüksek EI’li birisi, kendini güvende hissettiği için, eksikliklerinin örtbas edilmesine razı olmaz ya da övmez.” 3. Kolayca Streslenirsiniz Stein, “Stresle baş etmeyi...

Bir Yıl İçinde 200 Kitap Nasıl Okuruz

Biri, Warren Buffet’a başarısının sırrını sormuş. Buffet kitap yığınını işaret etmiş ve şöyle demiş; “Her gün yaklaşık 500 sayfa okuyun. Bilgi işte böyle işler, birikir. Herkes bunu yapabilir, fakat size garanti edebilirim ki bir çoğunuz bunu yapmaz…” Buffets’ın bu iki yıl önceki alıntısını duyduğumda, birşeyler yanlıştı. 24 Aralıktı ve ben hayalimdeki işi bulmuştum. Bazı günler, orada olur, rüyalarımın işinde otururdum ve şöyle düşünürdüm “Tanrım ya eğer 40 yıl içinde halen bulunduğum noktada olursam ? Bu şekilde ölmek istemiyorum… Birşeyler doğru değildi. İyi notlar, üniversiteden mezun olmak, liderlik, hayalini kurduğum iş. Ben kazanandım. Yarışı bitirdim, burada rüyalar ülkesindeyim; fakat gerçekten bir şey çok yanlıştı. Her gün iş yerimdeki masamdan diğerlerinin gözlerinin içine bakardım. Boş, boş gözler … Cevaplar yoktu. Ocak 2015’de, Buffet’ın bu sözünü buldum. Okumaya karar verdim. Okucak okucak okucaktım ta ki bir takım cevaplar bulanada kadar. Pek 500 sayfayı bulmadı günlük okumam fakat şu son  iki senede okuduğum kitaplar 400’ü buldu. Okumaya başlama kararı hayatımdaki en önemli kararlardan biriydi. Kitaplar beni seyahat etmem için heveslendirdi. Kitaplar işimi bırakma ihtimalini gündeme getirdi. Kitaplar bana hiç sahip olmadığım rol modelleri ve kahramanları sundu. Söylemek istediğim şu ki yılda 200 kitap okumak inanılmaz bi şey; fakat doğrusu inanılmaz değil çünkü herkes yapabilir. Tek gereken basit bir matematik ve doğru araçlar: 1. Başlamadan Bırakmayın Joe “Her gün 500 sayfa okuyun önerisini duyduğunda” ilk tepkisi  “İmkanı yok” oldu. Joe daha sonra derin bir düşünce yapmadan inancını haklı çıkarmak için nedenler uydurmaya devam edecektir. Bunlardan bazıları “Çok Meşgulüm” ,”Yeterince akıllı değilim”,”Kitaplar bana göre değil”… Fakat eğer biraz daha derine inersek? Örneğin, yılda 200 kitap okumak aslında ne kadar vaktimizi alır? İki yıl önce basit matematiği...

Odaklanıp Hedeflerinize Ulaşmak İçin Bu 7 Adımı İzleyin

Kafanızdaki seslerin sayısını arttırın. Bir hedefi tamamlamak zor bir iştir. Tamamlamak istediğiniz veya tutkulu olduğunuz bir proje göz korkutucuysa, yapılacaklar listesindeki diğer şeyler sosyal medya gibi daha çekici hale gelecektir ve düşüncelerinizin arasına girecektir. Bu düşünceler de odaklanmanızı neredeyse imkansız hale getirecektir. Üzülmeyin, yardım etmek için buradayız. Bu 7 aşama size aklınızı toparlamanızda ve yapacaklarınızı sıralamanızda yardımcı olacaktır. 1- Aynı anda bir sürü işi yapmayı bırakın Aynı anda milyon tane işi yapmaktansa, bir adım geri atın ve sadece bir işe odaklanın. Güne maillere bakmak gibi kolay işlerle başlayarak hevesinizi arttırabilir, daha sonra zor işlere geçebilirsiniz. Beyninizin daha iyi işler için kendisiyle yarışmasını sağlamayı denemelisiniz. 2- Zamanınızı yönetin İşlerinizde tutarlı olabilmeniz ve bir işi halledebilmeniz için günün belli bir zamanında kendinizi dışarıya kapatmanız gereklidir. Bu süre yarım saat de olabilir bir saat de. Bunu yapabilmek için zamanlayıcı kullanabilirsiniz veya takviminizde o zaman dilimini işaretleyebilirsiniz. 3- Kan akışını sağlayın Eğer tüm gün ekrana bakıp sadece bir şeyde takılı kalırsanız odaklanamazsınız. Bilgisayarınızı ve telefonunuzu kapatın ve 20 dakikalık bir yürüyüşe çıkın. Temiz hava ve hareket zihninizi temizleyecektir. Ayrıca yeteri kadar su içtiğinizden ve dinlendiğinizden emin olun. 4- Teknolojinin size yardımcı olmasına izin verin RescueTime gibi gününüzü nasıl geçirdiğinizi gösteren uygulamalar bazı işlerin neden çok fazla zaman aldığını anlamanıza yardımcı olacaktır. Cold Turkey, Freedom ve Self Control gibi uygulamalar da teslim tarihli işlerinizi yaparken telefondaki internetinizi engelleyip, Twitter uyarı alımını durdurmaktadır.   5- Meditasyon yapın Yoga veya meditasyon dersleri için öneriler alın, hatta bu dersleri ofis etkinliği haline getirin ve bu şekilde herkese zihinlerini boşaltması için zaman yaratın. Veya Meditation Made Simple, Calm ve Headspace gibi uygulamalarla farkındalık hakkında bilgi edinin. Daha parasal bir...

Harvardlı Psikoloğa Göre Hedeflerinize Ulaşamamanızın Nedeni

Eğer NASA iseniz ayda çekim yapmak çok faydalı bir hedeftir. Ancak Harvard psikoloğu Amy Cuddy’nin yeni Big Think videosunda da açıkladığı gibi binaları çekmek, ortalama bir kişi için muhtemelen daha fazla başarılı (ve mutluluk verici)olacaktır, en azından en başta. Cuddy’ ye göre, birçok insanın kendi hedeflerini belirlemedeki en büyük hatası, sürece değil, yalnızca sonuca odaklanıyor olmaları. Cuddy, insan davranışlarıyla ilgili bir uzman ve “Varlık: Cesur Benliğinizi En Büyük Zorluklarınıza Vermek” kitabının yazarı. Ya başarılarımızla gurur duymamıza ya da başarısızlıklarımıza pişmanlık ve hayal kırıklığı ile bakmamıza neden olan küçük tetikleyicilerle çok sayıda araştırma yaptı. İnsanların, gerçekçi olmayan veya kötü planlanmış hedefleri yüzünden sık sık kendilerini başarısızlığa yönlendirdiği tespitinde bulundu. Cuddy’ e göre, insanlar “Bu çok fazla!” veya “Bu bana çok uzak!” diyerek 40 kilo vermeyi ya da rüya gibi bir iş bulmayı aya yolculuk etmek gibi düşünüyorlar. “Onlar arasında bir milyon küçük adımlar gerekiyor ve bu küçük adımların her biri başarısız olmanız için bir fırsat.” Daha akıllı bir yaklaşım olarak, süreci benimsemeyi öğrenin. Görünüşte amacınıza zararı dokunuyor gibi görünebilir sanki ödülden vazgeçiyormuşsunuz gibi. Ancak Cuddy, kısa vadeli planlama için uzun vadeli düşünmeyi kullanma gücünü vurguluyor. Bütün gece kilo vermeyeceksiniz, bu nedenle en iyi seçenek her günün olabildiğince iyi olmasına odaklanmaktır. Büyük hedefi, gerçekleştirilmesi daha kolay olan günlük veya haftalık hedefler dizisine koyun. “Birçok araştırma gösteriyor ki artan değişikliklere, azar azar iyileşme üzerinde odaklandığımızda çok daha iyiyiz.” Bu durum televizyon karşısında çok vakit geçirerek tembellik eden kişiden bir maraton koşucusuna dönüşmek gibi. Şimdilik birkaç ayda 26,2 mil koşmanız gerektiği gerçeğini geçici olarak göz ardı ediyorsunuz ve yalnızca bugün 1 mil çalışmaya odaklanıyorsunuz. Ve bu hedefe ulaşmak çok daha kolay olduğu için,...

6 Adımda İlk İzlenim Sanatında Uzmanlaşın

Harvard İşletme Okulunda psikolog olan Amy Cuddy, ilk izlenim üzerine 10 yılı aşkın bir süredir çalışma yürütüyor. Cuddy ve çalışma arkadaşlarının bulduğuna göre iki ana soru cevaplanarak insanlar hakkında hızlı bir yargıya varılıyor; Bu insana güvenebilir miyim? Bu insanın yeteneklerine saygı duyabilir miyim? Cuddy’nin araştırmasına göre, ilk izlenimlerin %80-90’ı iki özelliğe dayalıdır. Farkında olmadan kendinize “Karşımdaki insana hakkımda iyi şeyler düşündüğüne dair güvenebilir miyim?” veya “Bu kişi güçlü müdür?” diye sorular sorarsınız. Genellikle güçlü olmanın en önemli faktör olduğunu savunuruz, bu nedenle de insanlar yeni biriyle tanıştığında bunun üzerinde düşünmeye meyillidir. Fakat araştırma güven olayının çok daha önemli olduğunu göstermektedir. Gücünüzün önem arz etmesi için önce insanlar size güvenmelidir. Eğer güven yoksa, güç negatif bir etki bile bırakabilir. Cuddly, “Güvenilir bir kişi hayranlık bırakabilir, ancak güvendiğinizde gücünüz tehdit değil bir armağan haline gelir.” der. İnsanların birbirini yargılaması, güvenilir ve yetkili olup olmadığınıza karar vermesi bir kaç saniyeyi aldığı ve bu ilk izlenimi değiştirmenin çok zor olduğu araştırmalar tarafından kanıtlandığı için yeni insanlarla tanışmak bir baskı yaratabilir. Karşınızdakine güven vermeden bir bağ kurmaya çalışırsanız, eforunuz boşa gidebilir. Kimse en sonunda saygı görürken sevilmeyen insan olmak istemez. Cuddy’e göre eğer etkilemeye çalıştığınız kişi size güvenmezse, çok ileri gidemezsiniz; hatta gözleri üzerinize çekerek manipülasyon yaptığınızı düşünebilir. Güvenin güçten daha önemli olduğunu anladığınızda ilk izlenim ile yarattığınız düşünceleri kontrol edebilirsiniz. Bunu yapabilmeniz için size yardımcı olacak ipuçlarını aşağıda derledik; 1. Tanıştığınız kişinin ilk konuşmasına izin verin Konuşmayı onların yönlendirmesine izin verin, buna yardımcı olmak için iyi sorular da sorabilirsiniz. Eğer siz sözü alırsanız bu dominant olduğunuzu gösterir ve bu durum güven sorunu yaşanmasına sebep olabilir. İnsanlar anlaşıldığını gördüğünde güven bağı oluşur ve bu...

İnsanlarda İyi Bir Etki Bırakmanın 6 Yolu

Bir yıl boyunca birçok insanla tanışıyorsunuz. Bu insanlardan kaçı sizi gerçekten düşünüyor; siz daha derin ve anlamlı seviyede siz kimsiniz ? Bu güzel bir soru. Bilinmek, hatırlanmak, – pazarlama, reklamcılık ve kişisel markalaşmanın ana hedeflerinden biridir. Gözlerden uzaklaşmak, akıllardan da uzaklaşmak anlamına gelir.Akıllardan çıkmak, iş dünyasından, pazardan uzaklaşmak/çıkmak anlamına gelir. İşte bu yüzden, başarılı olmak için, unutulmaz olmanız gerekmektedir. Yine de, tek amacınız profesyonel nedenlerden ötürü bilinmekse; eksiksiniz demektir. Doğru sebeplerden dolayı unutulmaz olan insanlar da daha zengin, dolgun ve daha tatmin edici bir hayat yaşarlar.Bu, hayatınızda birkaç değişiklik yapmak için yeterli sebep; profesyonel ilerleme ise bunun sadece bir bonusu. Öyleyse, gösterişli kartvizitler ve kişisel değer önerileri ve kendine özgü giyim seçeneklerini unutun. İşte size unutulmamak- ve daha eğlenceli vakit geçirmek için bir kaç ipucu 1. Bakmayı bırakın ve yapmaya başlayın Giysilerin Mad Men karakterlerinin iç hayatlarına nasıl bir pencere açtığına dair akıllıca konuşabilir misiniz? Game of Thrones TV dizisinin kitaplarıyla karşılaştırıldığında  kaybettiği derinlik derecesi hakkında kendinizi tartışırken buluyor musunuz? Herkes filmler, TV  veya kitaplar hakkındaki görüşlerini paylaşabilir.İşte bu yüzden fikirler kolayca unutulur.İlginç olan ne söylediğiniz değil; esas ilginç olan ne yaptığınızdır. Hayatınızı, izlemek yerine bir şeyler yapmak için harcayın.Güzel şeyler olacaktır.Güzel şeyler daha fazla ilgi çeker ve daha fazla hatırlanır. 2. Alışılmadık şeyler yapın Bir daire çizin ve içine “sahip olduklarınızı” koyun. Daireniz herkesin ki gibi görünecektir: Herkes çalışıyor, herkesin ailesi var, herkesin evleri, arabaları ve kıyafetleri var. Benzersiz olduğumuzu düşünmek isteriz, fakat kabaca  konuşmak gerekirse, hepimiz aynıyız ve benzer olan şey unutulmaz değildir. Bu yüzden farklı bir şey yapın. Mesela; kimsenin tırmanmadığı yakın bir dağın tepesine çıkmaya çalışın (Yanınıza su alsanız iyi olur). Bir gün bir kafede çalışarak...
üye ol

Yaklaşan Etkinlikler

nisan

1nis09:30- 18:00E-FounderBoğaziçi Dijital Girişimcilik Zirvesi