BAT Experience

Duygusal Zekanızı Geliştirmenin 9 Yolu

Yapılan araştırmalar en iyi performansa sahip üst kademelerin (tam olarak % 90’nının) yüksek duygusal zekaya sahip insanlarla dolu olduğunu ortaya koymuştur. Duygusal olarak zeki olan insanların sakin, hoşnut ve kontrollü kalabilmek için nelerden kaçındıklarını bulmaya çalışmak performansı artırmanın da yolunu gösterebilir. Aşağıdaki liste kapsamlı olmasa da, size duygusal zekanızı ve performansınızı artırmak için kaçınmanız gereken 9 anahtar özelliği sunuyor. 1. Kimsenin keyiflerini kaçırmasına izin vermezler. Ne zamanki memnuniyet ve tatmin duyunuz kendinizi başkalarıyla karşılaştırmanızdan kaynaklanırsa, o zaman kendi mutluluğunuzun efendisi olmazsınız. Duygusal olarak zeki olan insanlar yaptıkları bir şeyle ilgili iyi hissettiklerinde, kimsenin fikrinin ya da başarısının bunu onlardan almasına izin vermezler. Başkalarının sizin hakkınızdaki düşüncelerine arkanızı dönmeniz imkansız olsa da, kendinizi başkalarıyla karşılaştırmak zorunda değilsiniz ve her zaman insanların düşüncelerini bir tuz tanesi kadar alabilirsiniz. Bu sayede insanları ne düşünürlerse düşünsünler ya da ne yaparlarsa yapsınlar, kendi öz saygınız içinizden gelir. Herhangi bir zamanda insanların sizinle ilgili ne düşündüklerinde bakmadan bir şey kesindir: asla onların söylediği kadar iyi ya da kötü değilsinizdir. 2. Onlar unutmazlar. Duygusal olarak zeki olan insanlar kolayca unuturlar ama bu onların gerçekten unuttukları anlamına gelmez. Affetmek ne olup bitmişse bunu bırakıp devam etmeyi gerektirir. Bu size karşı bir kabahat işlemiş bir kişiye ikinci bir şans vermek değildir. Duygusal yönden zeki olan insanlar başkalarının hatalarıyla gereksiz yere çıkmaz girmek konusunda gönülsüzdür, dolayısıyla kolayca bırakırlar ve kendilerini gelecekte olası bir zarardan korurlar. 3. Onlar savaşta ölmezler. Duygusal yönden akıllı olan insanlar başka bir günde tekrardan savaşabilmek için yaşamalarının önemli olduğunu bilirler. Kontrolsüz duygular ciddi anlamda zarar görebileceğiniz bir savaşta kendi kuyunuzu kazmanıza sebep olabilir. Duygularınızı okuduğunuzda ve onlara ve cevap verdiğinizde savaşlarınızı akıllıca seçebilir ve sadece zamanı...

Tony Robbins’in Korkunun Üstesinden Gelmek İçin Kullandığı Zihinsel Egzersiz

Küçük bir hatırlatma, yapmadıklarınız için yaptıklarınızdan daha çok pişman olacaksınız. Inc.com, yaşam ve işletme stratejisti Tony Robbins başarısızlık korkusundan kurtulma tavsiyelerini paylaştı. Şimdilerde “I Am Not Your Guru,” (Ben senin yol göstericin değilim) adlı Netflix belgeselinin yıldızı olan Robbins ne zaman kendisini korkutan bir şeyi yapmak konusunda tereddüt etse, kendini 85 yaşında sallanan sandalyesine oturmuş ve geçmişini düşünürken hayal eder. O anda, korkutucu gelen şeyi yapmanın mı yoksa vazgeçmenin mi ona daha büyük bir pişmanlık yaşatacağını sorar kendisine? En azından videosunda verdiği örnekte—helikopter uçurmayı öğrenmek—çok fazla zaman ve enerjisini alacağını düşünmek yerine öğrenmeyi deneseydi daha iyi olacağını bildiğini söylüyor. “Ya hiç öğrenmezsen? Ya tüm bu korkularla devam edersen?” diyor Robbins. “85 yaşında hayatıma dönüp bakardım ve hepsini kaçırmış olurdum” Bu zihinsel egzersiz yapmadıklarınız için yaptıklarınızdan çok daha pişman olacağımız fikrine dayanıyor. Anlaşılan o ki bu varsayım en azından 20 yıldır psikologların araştırmalarına da konu oluyor. Ve Robbins bi bakıma haklı gözüküyor. 1994’te Thomas Gilovich ve Victoria Medvec gerçekleşen eylemlerin kısa vadede daha çok pişmanlığa sebep oluğunu, gerçekleşmeyen eylemlerin ise uzun vadede daha çok pişmanlığa neden olduğunu ileri sürdü. Aslında bu olgu kültürler arası şekilde uygulanabilir gibi gözüküyor. 2011 yılında Mike Morrison ve Neal J.Roese tarafından yayınlanan bir araştırma benzer bulgular ortaya koydu. İnsanlar gerçekleşen ve gerçekleşmeyen eylemler için pişmanlık duymaya eşit yatkınlıktayken, gerçekleşmeyen eylemler için duyulan pişmanlık gerçekleşenler için olandan daha uzun zamanı kapsadı. Başka bir deyişle, şuradan birine çıkma teklif etmek ve size gülünmesi ilk başta onun öylece geçip gitmesinden daha incitici olacak. Ama yıllar sonra, sallanan sandalyenizde otururken, geçip gitmesine izin verdiğiniz için büyük ihtimalle daha çok pişman olacak ve “ya yapsaydım?” ona sorup küçük düşseydim diye düşüneceksiniz. Tabii...

30 Parlak Network Diyalogu Başlatma Taktiği

İş ağı kurma çabalarında olan insanların en büyük çekinceleri lafa nasıl girecek olmalarıdır. Konuşmaya nasıl başlanır, iletişime nasıl geçilir ? Bu düşündüğünüz kadar zor bir şey değildir. Aslında gerçek şu, birine gidip güler yüzlü bir şekilde merhaba ben bu buyum tanıştığımıza memnun oldum derseniz muhtemelen kimse sizi terselemez ve hatta o sizle bir konuşma başlatır. Tabi ki cebinizde bir kaç konu ile biriyle konuşmaya giderseniz ve bir kaç taktik uygularsanızi konuşma sonucunda sizi tatminedecek şeyler olabilir. Klasikler… Temelden başlayalım. Soru sorun mesela neden o etkinliğe katıldığını sorun veya sadece gidip merhaba diyin. 1.       Merhaba, burada çok fazla insan tanımıyorum. Kısaca kendimi tanıtayım. Benim adım… ve ben …. çalışıyorum. (Ve evet artık iletişme geçtiniz.) 2.       Siz ne yapıyorsunuz? ( İşi ile alakalı bir şey sorun.) – Cevap verme önceliğini karşı tarafa verdiniz ve ona ne kadar saygı duyduğunuzu belli ettiniz. 3.       Sizi bugün buraya getiren şey nedir? 4.       Gününüz nasıl geçiyor? 5.       Sizin hikayeniz nedir? Doğru yerde, doğru zamanda… Ne olduğu önemli değil, o oda içinde bulunan en az bir yada iki kişi ile ortak bir durumunuz vardır. Etrafınızı bir seyredin ve o ortak noktayı bulmaya çalışın, o noktayı avantaja çevirin. 6.       (Eğer konusu yemek olan bir etkinlikteyseniz.) Bu köfteleri yemeden kendimi alamıyorum. Denediniz mi? 7.       Bu etkinliği nereden duydunuz? 8.       Burası çok soğuk/sıcak değil mi sizce de? 9.       Burası sizce de çok kalabalık değil mi? 10.   Ne kadar güzel bir salon. Daha önce burada bulunmuş muydunuz? Güncel Konular Genel geçer konular arasında sayılabilecek bir diğer başlık ise tabi ki o sırada şehrinizde veya dünyada  olup biten konular. Önemli bir nokta; siyaset gibi kritik meselelerden uzak durmakta fayda var. 11.  ...

25 Yaşında Bilmiş Olmayı Dilediğim Zaman Yönetimi Hilesi: Pislik Prensibi

The Clearing’in kurucusu Chris McGoff, Inc.com’da yayınladığı makalede zaman yönetimi konusunda tecrübesini aktarıyor. Her şeyi en az uğraşla yapmak yerine sadece önemli önceliklerle uğraşmak sizi başarı yoluna koyacak. “Bana şimdiye kadar verdiğiniz en önemli tavsiyeyi söyleyin.” Yaşam boyu öğrenen birisi olarak, bu benim en etkili ve ilginç müşterilerime sorduğum, en sevdiğim sorular arasındadır. Bir keresinde bu soruyu Rob Wiltbank, siber aldatma ve sürücüsüz araba gibi zor teknik problemleri uygulamalı matematik kullanarak çözmeye çalışan Galois Inc. ‘ in CEO’suna, yöneltmiştim. Hiç tereddüt etmeden gülümsedi ve “Şu ana kadar öğrendiğim en büyük şeylerden birisi pislikten uzak durmaktır. “ diye cevap verdi.  Bu beklenmedik cevap karşısında biraz şaşırdım ancak daha fazla öğrenmek ilgimi çekmişti.  Kariyerinin başlangıcında bir iş arkadaşının uyarısını anımsatarak devam etti: “Herkes bütün pislikleri her zaman senin cebine koymaya çalışır ancak sen farkında olmazsın. Liderliğin, hayatın ve akıl sağlığının anahtarı birkaç tane cebinde tutmaya istekli oldukların dışında bütün pislikleri hayatından uzak tutmaktır.”  Rob bu pisliği prensip olarak isimlendirmişti. Pislik Prensibi Pislik prensibi aslında oldukça basit. Çalışma arkadaşların, yaşıtların ve hatta aile bireylerin sürekli senin yardımını isterler. Çoğu zaman bu insanların aslında sana ihtiyaçları yoktur, ama onlar hala senden yardım isterler. Göstereyim.  Çalışanlarınızdan bir tanesi aceleyle ofisine harika bir fikri olduğunu söyleyerek giriyor ve bu fikrin nasıl gerçekleştirileceği konusunda senden yönlendirme bekliyorlar.  Ne olduğunu görüyor musun? Bu çalışan pisliği hemen senin cebine koydu. Şimdi bir ikilem yaşıyorsun- pisliği cebinde mi tutacaksın yoksa ona geri mi vereceksin.  Eğer çalışanını iyi tanıyorsan ve bunu kendi kendilerine başarabileceğini düşünüyorsan ya da senin asistanlığından önce uzunca bir süre üzerinde düşünülmesi gerekiyorsa, hemen pisliği onlara “Bu büyük potansiyeli olan çok güzel bir fikir. Bu konuda ne yapmayı planlıyorsun?” diyerek...

Topluluk İçinde Konuşma İçin 6 Öneri

Konuşma becerinizi artırmak için çalışabileceğiniz akıllıca konuşma taktik ve egzersizlerini keşfedin. Aşağıdaki yazı Jill Schiefelbein’ın Dynamic Communication kitabından alınmıştır. Konuşmadan önce en azından birkaç gerginlik kelebeği hissetmeyen kimseyi tanımıyorum, en tecrübeli profesyonel konuşmacılar dahil. Ama farkındayım ki, birkaç kelebek ve felç eden korku arasında büyük bir fark var. Geliştirmek için yapabileceğiniz konuşma egzersiz ve stratejilerini bir gözden geçirelim. 1. Göz teması İş topluluk içinde konuşmaya gelince göz temasını kurmak ve devamlılığını sağlamak zor olabilir. Ama göz teması kurmak insanların size güvenmesini sağlayacaktır. Eğer göz teması kurmaktan korkuyorsanız, doğru yapabilmeniz için bazı egzersizler. Öncelikle, salondaki insanların kafalarının üstüne bakarak bir “göz teması” kurun. Eğer salon 25 kişiden fazlaysa direkt olarak göz teması kurmadığınızı anlayacak tek insan baktığınız insan ve muhtemelen yanında oturanlar olacaktır. Daha sonra, insanların alın seviyesine geçin. Alın konusunda rahat hissettiğinizde yavaşça gözlere geçin. Bu sistematik bir şekilde hassasiyeti azaltmaktır. Eğer göz teması konusunda profesyonel olduğunuzu hissediyorsanız, kendinizi videoda izleyin ve salonun hangi kısmına bakmaya yatkın olduğunuzu görün. Bunu not edin ve son olarak bunu tüm salon için eşitlemeye çalışın. 2. İfade ve telaffuz Kelimeleri nasıl telaffuz ettiğiniz oldukça önemli çünkü insanların sizi anlayabilmesi gerekiyor. Ama biraz gergin olduğunuzda muhtemelen git gide daha hızlı konuşmaya başlarsınız, ta ki kendiniz iyi ifade edemeyene ve açık bir şekilde konuşamayana kadar. İzleyicileriniz söylediğiniz her şeyi yakalayamayacak ve maksimum etkinizi kaybedeceksiniz. İfade ve telaffuzunuza yardımcı olacak bazı yolları takip edin. İlk olarak, dişlerinizi gösterin! Dışarı ses çıkarabilmeniz için ağzınızın açık olması ve havalandırma borularının açık olması gerekiyor. Eğer kendinizi çok çabuk konuşmaya başlarken buluyorsanız, dişlerinizi göstermeyi (yani ağzınızı biraz daha açmayı) deneyin. Eğer bunu yapabildiğinizden emin değilseniz, aynada konuşurken kendinizi izleyin. Daha...

Beynin Yüksek Verimlilikle Çalışmasını Sağlayan 10 Alışkanlık

1. Öğrenin. “İşleyen demir ışıldar,” sözündeki ‘demir’ nedir? Çevrenize bakarken olayların işleyişine ilişkin temel bir anlayış sahibi olmak, ufak konularda sahip olduğunuz bilginizi ilerletmek ve merakınızı gidermek beyindeki milyarlarca sinirsel bağlantıların yoğunlaşmasını sağlar. 2. Yediğinize dikkat edin. Beynimiz vücut kütlemizin ortalama sadece %2’sini oluştursa da, aldığımız oksijen ve gıdanın %20’sini tüketir. Genel bir deyişle, çok özel veya pahalı gıdalara ihtiyacınız yok ancak sağlam kafa sağlam vücutta bulunur anlayışıyla yediğinize dikkat etmek ve genel olarak sağlıklı beslenmek ve kötü gıdalardan uzak durmak gerekli. 3. Spor yapın. Beynin, vücudun bir parçası olduğunu unutmamak gerekir. Vücudu kuvvetlendiren spor aktiviteleri, beynin nöron yenileme süreçlerini de hızlandırır. 4. Pozitif bakış açısına sahip olun. Geleceğe yönelik olumlu duygular taşımak, her yeni güne yapıcı bir bakış açısıyla yaklaşmak temel hayat algınızın bir parçası olmalı. Stres ve anksiyete, ister dış, ister iç kaynaklı olsun, nöronların ölümünde rol oynadığı gibi yenilerinin yaratılmasını da olumsuz etkiliyor. 5. Zihninizi zorlayacak ve yeni öğrenme fırsatları verecek ortamlar arayın. Beynin en iyi yaptığı şeylerden bir tanesi yeni şeyler öğrenerek yeni ortamlara adapte olmak. Beyninizin yeni bir bölgesinde nöron aktivitesi oluşturuduğunuz zaman bu bölgeyi kullanıma açıyor ve kullandıkça canlı tutuyorsunuz. Burada vurgulanan benzer bulmacaları yüzlerce defa çözmek değil, yeni tür bulmacalar çözmek. 6. Yüksek hedefler koyun.  Tüm gezegende (şimdilik bildiğimiz kadarıyla) kendi kararlarını alabilen tek organizma biziz. Yüksek hedefler koyun. Okulunuzdan mezun olduktan sonra da öğrenmeye devam edin. Beyin, hangi yaşta olursanız olun gelişmeye devam eder ve onu nasıl kullandığınızı size yansıtır. 7. Keşfedin, gezin. Yeni coğrafyalara, kültürlere ve ortamlara adapte olmak çevrenize daha çok dikkat etmeniz, yeni kararlar almaya zorlanmanız ve beyninizi daha çok kullanmanız anlamına gelir. 8. Beyninizi kiraya vermeyin. Sizin yerinize...

Yaratıcılığınızı Geliştirmenin 9 Yolu

Yaratıcılık, yapacağınız birçok işte hayati önem taşır. Peki yaratıcı fikirler nasıl ortaya çıkar? İşte yaratıcı fikir geliştirmenin 9 yolu! 1. Fikirlerinizi kaydedin Fikirlerinizi kaydetmek için laptop veya bir ses kayıt cihazı taşıyabilirsiniz. Daha pratik olmasını tercih ederseniz, akıllı telefonlarınızdaki sesli ya da yazılı not uygulamalarından yararlanabilirsiniz. Düşüncelerinizi aktif olarak kaydetmek, gözleminizin bilişsel davranışını pozitif şekilde onaylar. Bununla birlikte düşüncelerinizi kayıt altına almanız, farklı fikirler arasında bağ kurmanıza ve inovatif çözümlerin doğuşuna yardımcı olabilir. Modern buluşlara dönüşen birleştirilmiş fikir örnekleri: Jant + Spor Ayakkabısı = Paten TV + Müzik = MTV 2. Problemi ters çevirin Araştırmalar, yaratıcı bireylerin zorluklara sürekli farklı açılardan yaklaşma eğiliminde olduğunu göstermiştir. Bu şekilde uygulama yapmak, soyut düşünmeyi teşvik eden sorundan ‘psikolojik uzaklık’ yaratmaya yardımcı olur, yaratıcı süreçte önemli bir bileşen vazifesi görür. Problemi madalyon gibi düşünüp öbür yüzünü çevirmeniz ve farklı açılardan yaklaşmanız gerekebilir. Soruyu ters çevirin veya kendinize farklı perspektiflerden sorun; büyük olasılıkla pek çok farklı cevap bulacaksınız. Örneğin, bir çocuk bu sorunu nasıl düşünür? Nasıl cevaplar? Starbucks – Howard Shultz, ” İtalyan espresso barını Amerika’da nasıl yeniden yaratabilirim?” diye sormak yerine “İyi bir kahvenin tadını çıkarmak için rahat, dinlendirici bir ortamı nasıl yaratabilirim?” diye sordu. Instagram – “Harika bir konum paylaşım uygulaması nasıl oluşturulur?” yerine daha iyi bir soru ile geldi: “Basit bir fotoğraf paylaşımı uygulamasını nasıl oluşturabiliriz?” 3. Kısıtlama Koyun Bir problem etrafında kısıtlama yaratmak çoğu zaman yaratıcılığa neden olabilir. Dr. Seuss, 50 kelimeden daha az bir bir hikaye üretemeyeceğine dair bahise girdikten sonra Green Eggs & Ham’i yazdı. Bir görevin doğasını kısıtlamak, en yaratıcı yönünüzü ortaya çıkarabilir. “Bir problemi çözmek için bir saatim olsaydı, 55 dakika boyunca soruyu düşünürken, beş dakika da çözümleri...

Yanıt Almanızı Sağlayacak Bir E-Posta Yazmak İçin 5 İpucu

Bu ipuçları, istediğiniz yanıtı elde etme şansınızı artıracaktır. Gelen kutularımız, başkaları tarafından dikte edilen yapılacaklar listesi: Ping! “Benim programım!” Ping! “Soruma cevap ver!” Ping! Ping! Ping! “Önümüzdeki iki dakika içinde bu 20 şey hakkında bir seçim yap !!!” Kişilerinize e-posta gönderdiğiniz her seferinde, listelerine başka bir görev ekleyerek de aynı işlemi gerçekleştirirsiniz. Onların aklı (ve karma puanları) göz önüne alındığında, e-posta görgü kuralları, işleme ve eyleme kolay iletileri oluşturma çabası demektir. Yalnızca konuya özgü e-posta ve beş cümle mesajı büyük hedeflerdir, ancak bilgi açısından zengin materyalleri paylaşmak, daha uzun e-postalar aramasını gerektirir, bu nedenle organizasyon önemlidir. Baydin kurucu ortağı Aye Moah’nın belirttiği gibi, “Spesifik olmayan, uzun soluklu bir e-posta almak çok sinir bozucu, – bana bir şey mi bildirmek istiyorsunuz, soru sormak veya harekete geçmek istiyor musunuz?- e-postanın yerini bulmaya çalışırken vakit kaybediyorum.” Can sıkıcı alıcılardan kaçının ve etkili bir e-posta yazarken aşağıdaki beş adımı uygulayarak yanıt alma ihtimalinizi artırabilirsiniz: 1. Konu satırları Konu satırları, (a) mesajda neler olduğunu belirtmek ve (b) mesajı arşiv klasöründen kolayca aranabilir hale getirmek için yeterince spesifik olmalıdır. Bu bilgiyi konu satırına dahil etmek, alıcının mesajın ne kadar acil olduğunu ölçmesine izin verdiğinden önemlidir. Örneğin, “FYI – geçen Cuma günkü VP toplantısından Notlar” başlıklı konu satırı, “Bu öğleden sonra toplantısıyla ilgili soru – 12: 00’de yanıt alması gerekir” yazan konu satırı, arşivleyip aramak için ihtiyaç duyduğu bir şeydir. Alıcısına hemen harekete geçmesini söyler. “Dünden takipler” veya “Sunum” gibi belirsiz konu satırları bu bilgileri sağlamaz ve bu nedenle arşiv klasörünün uçurumunda kaybolma olasılığı daha yüksektir. 2. Organizasyon Edebiyat analizinde profesyonel olsanız da, e-posta alıcılarınızın yeteneklerini test etmek için doğru yer değildir. Sadede gelin, ideal olarak...

Sahip Olmanız Gereken 10 Satış Yeteneği

Satış yetenekleri sadece satış pozisyonlarında çalışanlar için değildir. Kendinizi; fikirlerinizi, icatlarınızı satamazsanız işin içinde kalamazsınız. Satış herkesin uzmanlaşması gereken olmazsa olmaz yeteneklerdendir. Düşünün: İşinizin ilk gününden itibaren satış yapıyorsunuz. Fikirlerinizi potansiyel yatırımcılara aktarmaya çalışırken ya da son icadınızı vitrine çıkardığınızda başarı şansınız satış yeteneklerinize dayanıyor olacak. Hızlıca öğrenmeniz gereken, fikirlerinizi ve işinizi olası müşterilere satmanızda en önemli payı olan 10 yeteneği şöyle sıralayabiliriz; 1. Temel İnsan Psikolojisi İlk ve en önemlisi, insanları neyin motive ettiğini öğrenin. Kurumsal hayatta yükselme hedefleri olan hırslı bir müdürü örnek alın, patronuna akıllı ve yetenekli görünmek isteyecektir. Bunu yapmasında ona yardım edin ve ömür boyu müşteriniz olsun. 2. Dinleme Becerisi İnsanlar anlaşılmak ve duyulmak ister. Online pazarlama yapıyor olsanız bile, sosyal medya etkileşim stratejinizin bir kısmını dinleyin ve mesajlarınızı bu anlayışa bağlayın. 3. Olası Müşteri Filtrelemesi Satış sürecine olası müşterinin “uygun” olup olmadığını belirlediğiniz bir adım ekleyin.  İhtiyaçları bazen bütçe, bazen kişiliğiniz bazen ise sunum yeteneğiniz olabilir. Ne olursa olsun, yola erkenden çıkın, böylece hem kendi hem de onların zamanını boşa harcamazsınız. 4. Stratejik konumlandırma Piyasaya göre nerede olduğunuzu belirleyin ve satış çalışmalarınızı bu temel değer üzerine odaklayın. Düşük fiyatlı yüksek hacimli bir ürün mü yoksa değerli bir lüks marka mısınız? 5. Özgün Satış Önerisi – (USP) Teklifinizi benzersiz yapan noktaları belirleyin. Olağanüstü bilgili ön saha elemanınız mı, yoksa baş ağrıtan bir endüstriyel problemi çözen icadınız mı; ya da uzayan mesai saatleriniz kadar basit bir şey mi? 6. Satış Sunumunuzu Mükemmelleştirin Müşterilerinizin anlaşmaları imzalaması için onları heyecanlandırın. Klasik danışman teşviği “Sizin için bir sürü fikrim var!” dır; çünkü böylece onların sorununu düşündüğünüzü ima edersiniz, ancak çözümü vermezsiniz. (Satış Diva’sı Kim Duke’e bunun için şapka çıkarıyoruz) 7. Para Konuşmak Para konuşurken rahat...

Başarılı İnsanların Reddedildikten Sonra Yaptıkları 5 Şey

Başta umutlarınız yüksekti ama şimdi hepsinin yıkıldığını hissediyorsunuz. “Teşekkürler, biz size döneriz.” Gibi kısa cevaplarla gerçekten çok heyecanlandığınız o fırsattan hiçbir geri dönüş alamamışsınız. Hepimiz için reddedilmekten daha zor bir süreç yoktur. Ve dışarıda kimse bunun eğlenceli bir süreç olduğunu söyleyemezken, dışarıda bu tarz süreçlerle daha iyi başa çıkabilen insanlarda vardır. Dünya’nın en başarılı insanlarını örnek alırsak, gözlemlediğimiz ilk şey reddedilmekle sakin ve profesyonelce başa çıkabilmelerinden çok bu durumu kendi lehlerine çevirdikleridir. Deneyimlerinden ders çıkartmaları bir sonraki adımları için daha iyi olduğunun bilincindelerdir. Aynı şekilde bu durumla nasıl başa çıkabileceğinizi bilmek ister miydiniz? Tüm bu başarılı insanların reddedilme süreciyle nasıl başa çıktıklarını görüp anlamak için şu beş şeyi yapmaya başlasanız iyi edersiniz. 1. Rolünüzün Farkına Varın Reddedilmek acımasız olabilir ve bizi doğrudan karşı tarafı suçlamaya itebilir. Kazanabilecekleri, onlara sağlayabileceğim değeri onlar kaybetti ya da farklı bir adayla devam etmek istemişler bende bir sorun olduğunu düşünmüyorum şeklinde düşünebilirsiniz. Genel olarak her yaralandığımızda kendimizi sorgulamaktansa etrafta bir kurban aramayı severiz. Ancak, her başarılı insan oluşan durumdaki kendi rolünü yani hatasıyla, başarısıyla farkında olur ve bunu kabullenir. Yeteri kadar bu iş için hazır mıyız veya hazırlandık mı? Elimizden gelenin en iyisini gerçekten yaptık mı? Bu aşamada kendimizi aşmamız için gereken tüm sorumlulukları alıp almadığımızı sorgulamamız gerekir eğer yapamazsak da herhangi bir kazanımımız olmadan yolumuza devam etmemiz gerekir. 2. İyice Üstüne Düşünecek Zaman Yaratın Başarı insanların çoğu reddedildikten sonra hemen harekete geçmemeyi tercih ederler. Bunun yerine, kendilerine zaman tanıyıp arkalarına baktıklarında nasıl tecrübeler edindiklerine ve bunların kendilerine neler kattığına bakarlar. Bu reddedilme süreci beni gafil mi avladı yoksa bu fırsatı aslında o kadar da çok istemiyor muydum? Zamanı geri çevirecek olsam yapacağım temel değişiklikler neler...

20’li Yaşlarınızda Öğrenmeniz Gereken 21 Zaman Yönetimi Dersi

Kariyerinizin başında, kazanmanız gereken yetkinliklerin başında hiç şüphesiz zaman yönetimi geliyor. Yapmanız gereken işleri önceliklendirmeye çalışırken, aynı anda birden fazla işi yürütürken ya da küçük detaylar üzerinde olması gerekenden fazla düşündüğünüz zamanlarda farkında olarak ya da olmayarak vaktinizin büyük bir kısmını boşa harcıyor olabilirsiniz. Montreal’li tasarımcı ve yazar Étienne Garbugli için de zaman yönetimi büyük önem taşıyor ve yaşı ilerledikçe bu konu hakkında günden güne daha iyiye gittiğini, hem kendisi hem de iş arkadaşları için iş bölümü ve zaman yönetimini daha iyi analiz etmeye başladığını düşünüyor. Garbugli, 2013 yılında, “Zaman Yönetimi Konusunda 20li Yaşlarımda Bilmiş Olmayı Yeğlediğim 26 Püf Nokta” konulu bir sunum hazırladı ve bu sunum, SlideShare tarafından “Yılın En Beğenilen Sunumu” seçildi.  Zaman yönetimi konusunda bir an evvel öğrenip uygulamaya geçirmemiz gereken tavsiyelere beraber göz atalım. Ne de olsa, bu alışkanlığı ne kadar erken edinirsek o kadar iyi çünkü 22 yaşında bir stajyerken de 50 yaşında üst düzey bir yöneticiyken de hep ihtiyacımız olan bir beceri: 1. Her zaman vakit vardır.  Haydi itiraf edelim, aslında zaman asla tükenmez! Eğer yapılması gereken bir işi, bitmesi gereken zamana kadar yetiştiremediyseniz, o işi acil olarak nitelendirmemiş ya da o işi yapmaktan keyif almadığınız için onun yerine başka işlerle ilgilenmeyi tercih etmişsinizdir. 2. Günler, her zaman beklediğinizden daha çabuk geçer. Tampon zaman oluşturun. Fazla planlamalardan ve çok detaycılıktan kaçınmalısınız. “Biraz esnekliğe izin vermeyen planlar, kaçırmaya ya da eksik yapılmaya daha yatkındır.” diyor Garbugli. 3. Doğru zamanda doğru şekilde çalışırsınız. Bazı günler sadece havanızda olmayabilirsiniz ve çalışmak için çok hevesli değilsinizdir. Ancak bazı günlerde de o kadar motivesinizdir ki 12 saat aralıksız bile çalışabilirsiniz! Doğru zaman çok önemlidir ve böyle günlerin avantajlarından yararlanın. 4. Hem profesyonel...

Güveninizi Artıracak 8 Yol

Başarılı insanlar genellikle güven yayarlar – kendilerine ve yaptıklarına inandıkları açıktır. Bununla birlikte, onları kendine güvenmelerinin sebebi başarıları değil. Güvenleri en başından beri oradaydı. Bir düşünün: 1.      Şüphe şüpheyi uyandırır. Onlara kendin inanmadıysan, neden sana, düşüncelerine ya da yeteneklerine kim inanır? 2.      Yeni zorluklarla mücadele etmek güven duygusunu gerektirir. Korkan veya güvende hissetmeyen insanlar rahatlık bölgelerinde kalmaya eğilimlidirler. Fakat konfor bölgeleri nadiren kendi başlarına genişler. Bu nedenle güven eksikliği olan insanlar ölü, çıkmaz işlerde sıkışıp kalırlar ve değerli fırsatların onları geçmesine izin verirler. 3.      Kendine güvenmeyen insanlar genellikle dış koşulların merhametinde hissederler. Başarılı insanlar engeller tarafından caydırılmazlar, bu da en başta nasıl yükseldiklerinin kanıtıdır. Sizi kendiniz kadar, hiç kimse başarmak istediğiniz şeyler için durduramaz. Kendinden şüphe duymanıza sebep olan bu engeli ortadan kaldırmanın zamanı geldi. Güven, başarılı bir kariyer için önemli bir yapı taşıdır ve onu tamamen kucaklamak sizi hiç düşünmediğiniz yerlere götürecektir. Doğru rehberlik ve sıkı çalışma ile herkes daha kendinden emin olabilir. Belli bir noktayı geçtiğinizde, içinizde hissedeceksiniz. Sizi oraya götürmek için sekiz kurşungeçirmez strateji var: 1. Kendinize dürüstçe bakın Johnny Unitas “Kibir ve güven arasında bir fark var. Kibir kendinizle övünmektir. Güven ise, işi halledebileceğinizi düşündüğünüz anlamına gelir.” Diğer bir deyişle, güven sıkı çalışmayla elde edilir ve emin insanlar kendi bilincindedir. Güveniniz yeteneklerinizi aştığında, küstahlığın hattını geçtiniz demektir. Farkı bilmelisiniz. Gerçek güven sıkı bir şekilde içinizde yetişmiştir. Güveninizi arttırmak için, yeteneklerinize karşı dürüst ve doğru bir öz değerlendirme yapmanız önemlidir. Beceri setinizde zayıflıklar varsa, bu becerileri güçlendirme planları yapın ve olumsuz etkilerini en aza indirgemenin yollarını bulun. Zayıf yönlerinizi yok sayarak veya güçlü olduklarını idrak etmek onları uzaklaştırmayacaktır. Aynı şekilde, güçlü yönlerinizi net bir şekilde anlayabilmeniz,...

Akıllı İnsanların Söylemeyeceği 11 Şey

İş yerinde söylemek istemeyeceğiniz bazı şeyler var. Bu cümleler özel bir güç taşır: Sözcükler doğru olduğunda bile sizi kötü gösterebilecek hantal bir kabiliyete sahiptirler. Hepsinden kötüsü, ağızdan çıktıklarında onları geri almanın bir yolu yok. Dilin şaşırtıcı kaymalarından, renksiz esprilerden ya da siyasi olarak yanlış gaflardan bahsetmiyorum. Bunlar kendinizi kötü göstermenin tek yolu değil. Çoğu zaman, bize en çok hasarı veren, beceriksiz ve kendine güvenen biri olduğumuzu söyleyen, hemen göze çarpmayan sözlerdir. Ne kadar yetenekli olursanız olun ya da başardığınız şey olursa olsun, insanların sizi nasıl gördüğünü anında değiştiren ve sizi olumsuz bir ışığa sürükleyecek belirli cümleler vardır. Bu ifadeler, kısa sürede kariyerinize zarar verdikleri için olumsuz etkilere neden olabilir. Bu kariyer katillerinin kaçını son zamanlarda ofiste duymuşsunuzdur? 1.“Bu Adil Değil” Herkes hayatın adil olmadığını biliyor. Bunun adil olmadığını söylemek, yaşamın adaletli olması gerektiği düşüncesini getiriyor ve bu da sizi olgunlaşmamış ve naif gösteriyor. Kendinizi kötü göstermek istemiyorsanız, gerçeklere sadık olmanız, yapıcı kalmanız ve yorumlarınızı dışarda bırakmanız gerekir. Mesela, “Kendimin görevlendirileceğimi umduğum bu büyük projeye Ann’i görevlendirdiğinizi fark ettim. Bana sizin bu karara varmanıza neyin sebep olduğunu söyler misiniz? Bu becerileri geliştirmeye çalışabilmek için neden iyi karşılanmadığımı düşündüğünüzü bilmek istiyorum.” 2.“Bu Her Zaman Yapılan Bir şey” Teknoloji temelli değişim, altı aylık bir süreci bile geçersiz kılacak kadar hızlı oluyor. Bunun her zaman yapıldığı şekilde olduğunu söylersek, sadece tembel olduğunuzu ve değişime karşı direndiğinizi göstermez, aynı zamanda kendi işinizi iyileştirmeye niye neden çalışmadığınızı merak eden patronunuzun da olmasını sağlayabilir. Gerçekten her şeyi hep yaptıkları gibi yapıyorsanız, kesinlikle daha iyi bir yolu var. 3.“Sorun Değil” Birisi sizden bir şey yapmanızı istediğinde veya bir şey yaptığınız için teşekkür ediyorsa ve onlara sorun olmadığını...

Daha Üretken Olmak İçin Değiştirmeniz Gereken 5 Kötü Özellik

Hayır. 3 tanesi neredeyse 2016’da işimi bitiriyordu ve hala 2017’de etkisi devam ediyor. Günümüzün hızlı ilerleyen dünyasında üretkenlik çok önemlidir. Çoğu insan daha fazla iş yapabilmek için günlük rutinlerine oturtmaya çalışıyor ama bu süreç iyi sonuç alana kadar biraz zaman gerektiriyor. Genellikle üretkenliğinizi üçe katlamak için yapmayı bırakmanız gereken bir kaç şey vardır. Hemen büyük bir fark görecek ve hissedeceksiniz. Hızınızı kesen işleri bırakmanız yapmanız gereken işlere zaman yaratacaktır. Mantık dışı gelebilir fakat başta kısıtlamak daha sonra da yeni bir sistemi hayatınıza entegre etmek daha iyi olacaktır. Eğer başlayacak bir yer arıyorsanız, zamanınızı nasıl geçirdiğinizi göz önüne alın ve bu 5 kötü alışkanlıktan kurtulmaya çalışın. Harekete geçin ve bu kopya kağıdını yararınız için kullanın. 1. Günün her saniyesini planlamak (boş zaman bırakmadan) Garip gelebilir fakat üretkenliğinizi arttırmak istiyorsanız gününüzün her sayinesini planlamaktan vazgeçin. İnsanlar takvim düzenlemeyi ve onun getirdiği bir şeyleri başarıyormuş hissini severler. Eğer çok fazla plan yaparsanız, çalışma günlerinizden nefret etmeye başlarsınız. Sadece bu değil, bir anda acil bir şey çıkarsa veya kalan işleri halletmeye enerjiniz kalmazsa zaman kaybedebilirsiniz. Her şey karışır ve planladığınız şeyleri başaramazsınız. Peki çözüm nedir? Daha kolay bir metod bulun, uyumadan önce bitirmeniz gereken önemli 6 işi belirlemek gibi. Kalktığınız zaman yapmak istediğiniz ana şeyleri planlayın ama çok da katı şekilde bu plana bağlı kalmayın. Vücudunuzun ne dediğini dinleyin. Kendinizi önemseyin ve sabah kahvaltı yapmayı unutmayın. 2. Bir çok şeyde aynı anda başarılı olmaya çalışmak  Bu kısımda çoğu insan konsantresini kaybediyor. Hepimiz hayatımızın çoğu noktasında başarılı olmaya çalışırız: farklı marketlerde iş kurmak, atlet olmak ve dünyayı gezmek gibi. Eğer aynı anda bir çok fırsatı kovalarsanız tek değil bir çok yönde yetersiz olmanıza sebep...

Yapacağınız İşte Başarılı Olacağınızı Gösteren 9 İşaret

Hepimiz başarıyı farklı tanımlarız. Ki bu çok doğaldır ve olması gerekendir. Başarı ölçütlerimizin farklı olmasına rağmen, başarılı insanlar, tutum ve karakter olarak bir takım ortak özellikler gösterirler. Eleştiriye açık olma, duygusal iniş ve çıkışlara hazır olma ve hata yapmaktan korkmayarak risk alma bu ortak özelliklerden sadece birkaçı. Siz de başarılı olmak istiyorsanız ve hatta başarınıza bir sınır koymayarak onu uçsuz bucaksız hale getirmek konusunda oldukça hevesliyseniz, bu 9 adımı siz de uygulayabilirsiniz demektir: 1. Takım arkadaşlarınızla beraber başarıya ulaşmaktan keyif almak  Yetenek elbette ki önemlidir, ancak beraber çalışabilmek, takım olabilmek, egolarınızdan arınabilmek ve bütüne katkı sağlamak adına fedakarlık yapmaktan kaçınmamak, bir takımı başarılı yapan unsurlardır. Bu nedenle, başarılı insanlar, pozisyonlar yerine bu pozisyonlarda çalışan bireylere, hiyerarşi yerine kolektif takım çalışmasına ve daha da önemlisi, takım arkadaşlarının başarı ve mutluluklarıyla mutlu olup gurur duymaya odaklanırlar. 2. Seçim yapmak değil, seçenekleri yaratan taraf olmak: Çoğu insan, mevcut seçeneklerle yetinirler ve onlara sunulan imkanlar doğrultusunda karar verirler. Onlar için cevap ya da ilerlenmesi gereken yol, onlara sunulduğu gibi, ya A ya da B seçeneğidir. Başarı yolundaki insanlar ise, kendi seçenekleri olan C seçeneğini yaratırlar. Jon Burgstone’un da dediği gibi “ Önemli bir karar vereceğiniz zaman, 2 muhtemel seçeneğiniz vardır. Seçeneklere bakarsınız,  olabilecek en uygun seçeneği seçersiniz ve kendi durumunuza uydurmaya çalışırsınız. Ya da, gerçek bir girişimcinin yapacağı üzere: Olabilecek en iyi seçeneği belirleyip onu uygun ve ulaşılabilir hale getirirsiniz.” İşte bu yüzden, girişimciler “olmayanı oldurmak” ile bilinirler çünkü başarılı insanlara göre, “hayal edilemez” ya da “ulaşılamaz” diye bir şey yoktur!  3. Kafanızın içindeki ses, dışarıdan duyduğunuz seslerin hepsinden daha yüksektir! Bazen insanlar sizi anlamayabilir, eleştirebilir, yargılayabilir ve hatta onaylamayabilirler. Ama bu durumu önemsemezsiniz! Bütün eleştirileri, başarınıza...

Network Yaratmak İçin Reddedemeyeceğiniz 8 Öneri

1 yıl önce Alma Mater tarafından yönetilen medya profesyonelleri için yapılan bir network kurma gecesine katılmıştım. Daha önceden tanıdığım bir kaç kişiye merhaba dedim, hiç bir soru sormadan tüm sunum boyunca oturdum ve bittiği anda kapıdaki kuyruğa katıldım. Normalde bu network kurmak için yapılan gecelerde böyle davranmam. Normalde bu tarz şeylere katılmam bile. Konu hakkında Quora ve Reddit yazılarının sayısı ile yargıladığım zaman iyi bir şirketteymişim gibi gözüküyor. Çoğu insan sosyalleşmenin garip, iğrenç veya yararsız olduğunu düşünüyor. Bu konular hakkında yorum yapan insanlara göre önemli olan bu network kurmanın sizin için işe yaraması. Eğer insanlara kartınızı vermenin, 60 saniyelik konuşmalarla 60 farklı kişiyle tanışmanın veya direk iyilik istemenin mantıksız olduğunu düşünüyorsanız yapmanıza gerek yok. Başka yollarla da iş bulabilir ve endüstriyi öğrenebilirsiniz. Aşağıda network kurma konusunda deneyimli olan insanların önerilerini derledik. 1. Önceden olan bağlantılarınızın üstüne gidin Network kurmak genellikle yeni insanlarla bağdaştırılır. Fakat bu her zaman en etkili strateji olmayabilir. Quora’da Nelson Wang’ın yazdığına göre: “Unutmayın ki bazı en iyi bağlantılarınız önceden olanlardır. Varolan bağlantılarınızla yine bağlantı kurmak çok yararlıdır çünkü zaten onlarla önceden bir ilişiğiniz vardır.” LinkedIn’in Talent genel müdürü Steve Cadigan Business Insider’daki Aine Cain’e şuanki bağlantılarınızı canlandırmanın en iyi yol olduğunu söylemiştir. “Tenis koçunuz olabilir. Tarih profesörünüz olabilir. Tez danışmanınız olabilir. Bir sürü kişi olabilir” demektedir. Hatta üniversitedeki sınıf arkadaşlarınız  bile olabilir – bu nedenle onlarla iletişimde olun. “Bir yerden başlamanız gerekir.” 2. Küçük başlayabilirsiniz Reddit yazarına göre: “Bir gecede mükemmel bir network kurmanız gerektiğini düşünmeyin.” “Bir sonraki etkinliğe ‘Kendimi bir kişiye tanıtacağım’ diye gidin. Daha sonraki hedefiniz iki kişi olsun.” 3. İnsanlara yardım etmeyi teklif edin “Herhangi bir geri dönüş beklemeden insanlara değer katmanın...
BAT GG 300×250
AI Product Management Trainee

Yaklaşan Etkinlikler