İksir 728×90

Başarılı İnsanlardan 2017’yi Üretken Bir Yıl Yapacak 11 Öneri

Eğer Toptalent.co’nun çeşitli başlıklarını takip ediyorsanız fark edeceksiniz ki biz sıklıkla röportaj yaptığımız uzmanlardan veya okuduğumuz bir kitaptan ya da yaptığımız yeni bir araştırmadan verimlilik için ipuçları paylaşıyoruz. Ve itiraf etmeliyiz ki bu önerilerin hepsine yetişmek bir miktar korkutucu olabiliyor. O yüzden, sen zamanını daha iyi nasıl kullanabileceğini öğrenmek için burada olduğundan, verimliliğin en iyi püf noktalarını bir araya getirmeyi düşündük. Bunu yapmak için, nasıl başardıklarını paylaşacaklarına inandığımız bazı uzmanlara sorduk. İşte onların verimlilik için favori önerileri! 1. Sevdiğin şeyle başarmak istediğin şeyi birleştir. Sevdiğin bir alışkanlık edin (benim için bu, sabah kahvesi.) ve bunu verimli olman gereken işle birleştir. Benim durumumda, bu yazı yazmakla birlikte olmalı. Böylece, sevdiğim kahve ritüelini, kural olarak sevdiğim başka bir şeyle, yazmakla birleştiriyorum ama her zaman değil. Aynı zamanda hem kahve keyfi hem de yazı yazmak çoğunlukla çalışmaya başladığımda şartlı bir refleks oluyor. -Dan Ariely, Duke Üniversitesi Psikoloji ve Davranışsal İktisat Profesörü ve “Payoff” adlı kitabın yazarı 2. Daha fazla merhametli ol. “Favori üretkenlik önerim? Merhamet. Bekle, ne? Üretkenlik tavsiyeleri genellikle değişken zihniyet, tekil görevlendirme, derin odaklanma, genel eğilim üzerinde çalışma ve diğer kullanışlı araçlar temelinde olmaz mı? Evet ve tüm bu araçlar bize inanılmaz derecede üretken, etkin ve daha fazla yaratıcı olma konusunda yardımcı olabilir. Ama merhametin fark ettirdiği şey, biz insanız. Hiçbir şey doğru gitmediğinde, aptalca günlerimiz olacak. İşte ya da hayatta bizi tüm gece ayakta tutmuş bazı sorunlarda ya da sadece bunaldığımızda, dengesiz, motivasyonsuz, dağılmış olduğumuz zamanlar olacak. Ama kendimizi hırpalamak, olumsuzlukların pençesine düşmek ya da sonsuza kadar neyin kötü gittiğini, neden çuvalladığımızı düşünmek yerine; merhamet, kendimizi affetmemizi, neler yapabileceğimizi öğrenmemizi, tüm bunların pratikle alakalı olduğunu, mükemmelliği bırakmayı, kolayca ve...

Duygusal Zekanızı Geliştirecek 5 TED Konuşması

Psikolog Daniel Goleman ve diğer konuşmacılara göre, duygusal zekanızın artırılması sizi daha mutlu ve daha başarılı yapabilir. Duygusal zekânın – çoğu zaman E.I. olarak kısaltılır – iyileştirilmesi  son zamanlarda birçok insanın merak ettiği bir konu haline geldi. Özünde, duygusal zekâ, diğer insanları ve onların duygularını anlamanın yanı sıra başkalarının davranışlarına etkili bir şekilde tepki verebilme yeteneğidir. Bunu yapmak, hem işte hem de gündelik hayatta bizi daha mutlu ve daha başarılı yapabilir. 1. Daniel Goleman–“Why Aren’t We All Good Samaritans?” (Neden Hepimiz Sarmatlı İnsanlar Değiliz?) Daniel Goleman ödüllü bir psikolog ve Duygusal Zeka kitabının yazarıdır. Bu dokunaklı, ilham verici konuşmada Goleman geleneksel olarak zekayı bir başarı öyküsü olarak görme şeklimize meydan okuyor ve kendimize, neden günlük yaşamlarımızda daha merhametli olmadığımızı sorgulatmaya çalışıyor. 2. Uri Hasson–“This Is Your Brain on Communication” (Bu Sizin İletişiminizdeki Beyninizdir) Bu bilgilendirici ve bilimsel perspektif sahibi konuşmada, nörolog Uri Hasson insan iletişimi üzerine yaptığı araştırmayı anlatıyor. Hasson, izleyiciye, aynı hikayeyi duyduğumuzda, farklı kültürlerden veya dillerden bağımsız olarak beynimizin aynı bölümünün harekete geçirildiğini söylüyor. Bu eşsiz sinirsel özellik, farklılıklara rağmen insanlar arası bağı ırk, dil, din, milliyet ayrımı olmaksızın oluşturmamızı sağlar. 3. Eric Liu–“Why Ordinary People Need to Understand Power” (Normal İnsanlar Neden Gücü Anlamalı?) Bu güçlü konuşmada, vatandaş eğitici ve Citizen Üniversitesi kurucusu Eric Liu, iktidar konusunda okuryazar olmanın önemini anlatıyor. Liu, iktidarın neyi nasıl yaptığı – ya da bazı insanların diğerlerinden daha fazla neye sahip olduğunu – anlamamızın onu etkin bir şekilde kullanmamıza izin verdiğini vurguluyor. 4. Helen Fischer–“Why We Love, Why We Cheat” (Niçin Sever, Niçin Aldatırız) Hareketli konuşmasında, antropolog Helen Fisher, neden birine aşık olduğumuzu, biyokimyasal mekanizmalarını ve toplumsal önemini açıklayarak aşk konusunu anlatıyor. İnsan varlığının böylesine temel...

Zekanızı Parlatacak 7 Pratik Yöntem

Dr. J. Steven Poceta zekayı parlatacak, onu son hız koşturacak 7 pratik yöntemden bahsediyor. Merak ettik, bu 7 yöntemi sizin için derledik. 1. Uykunuzu İyi Alın Gece uykunuzu iyi alın. Uyuma güçlüğü çekiyorsanız yatak odanızın sessiz ve karanlık olmasına özen gösterin. İyi uyumak için rahatlama tekniklerini öğrenin, geç vakitte kafein almayın. Bilimsel araştırmalara göre uyku sırasında öğrenme ve hafızaya alma faaliyeti hızlanır. Çalışmalarda, yeterli süre uyuyamayan kişilerin gün içinde yeni bilgileri öğrenmede zorluk çektiği gözlenmiştir. Ayrıca, yeni bir şeyler öğrendikten sonra alınan uyku da bilgilerin uzun süreli hafızaya aktarılmasını hızlandırıyormuş. 2. Egzersiz Yapın Bisiklet kullanın, yüzün, yürüyüş yapın… Böyle fiziksel aktiviteler beyin sağlığı için önemlidir. Fırsat buldukça bedeninizi eğitecek faaliyetlerde bulunun. Sebep: Son araştırmalara göre egzersizin, beyinde hafıza ve bilgi depolamadan sorumlu merkez olan hipokampüs üzerinde pozitif etkileri var. Ayrıca, düzenli egzersizin de Alzheimer başlangıcını geciktirdiği belirtiliyor. 3. Arnavut Kaldırımında Yürüyüş Yapın Hâlâ kaldıysa, Arnavut kaldırımında yürüyüş yapın. Olmazsa benzer taşlı ve engebeli yollarda yürüyün. Düz olmayan engebeli yüzeylerde yürümek, iç kulakta bulunan ve dengeden sorumlu vestibül sistemi geliştiriyor. 4. Topla Egzersiz Yapın Topu havaya atıp yakalayın. Eğer bunda iyiyseniz, ufak oyunlar da yapabilirsiniz. Duyulara hitap eden bu tür aktiviteler beynin görsel, dokunsal, el-göz koordinasyonu merkezlerini güçlendirir. 5. Bir Müzik Aleti Çalın El-göz koordinasyonunu geliştirmek için bir müzik aleti çalın. Müzik aleti çalmak; duymak-dinlemek, hassas el hareketlerinin kontrolü ve yazılı notaları (görsel) müziğe (hareket ve ses) çevirmek gibi farklı beyin fonksiyonları arasında bağlantı kurulmasına yardımcı olur. 6. Diğer Elinizi Kullanın Eğer sağ elinizi kullanıyorsanız sol elinizi, sol elinizi kullanıyorsanız sağ elinizi kullanmak üzere aktiviteler yapın. Mesela dişinizi diğer elinizle fırçalayın, bu konuda oldukça iyi olana kadar devam edin. Daha sonra...

Herkesin Sabah Saat 8’den Önce Yapması Gereken 8 Şey

Önemli olan her şeyi erkenden halledin! Hayat sizi beklemez. Hayallerinize ulaşmak bazen imkânsız gibi görünebilir. Hem tam zamanlı bir işte çalışıp hem de çocuklarınıza bakıyorsanız hayaller giderek uzaklaşır. Bundan sonra nasıl ilerleyeceksiniz? Her geçen gün ilerlemek ve gelişmek için zaman ayırmıyorsanız eğer şüphesiz ki zamanınız kalabalık hayatınızın boşluğunda eriyip gidecektir. Hiç farkına bile varmadan yaşlanıp bu kadar zamanın nereye gittiğini düşünerek sinirlenebilirsiniz. Profesör Harold Hill’in de dediği gibi “Bir sürü yarın depolarsanız elinizde boş yarınlardan başka bir şey kalmaz.” Hayatınızı gözden geçirin ve hayatta kalmaktan fazlasını yapın Bu yazı, hayata olan bakış açınızı tümden değiştirecek. Amacımız daha basit yaşayıp neyin önemli olduğunu size anlatmak. Ne yazık ki birçok insanın hayatı, gereksiz ve saçma ayrıntılarla dolu. Anlamlı bir şey oluşturmaya neredeyse hiç vakit yok. Herkes sadece hayatta kalmaya çalışıyor. Peki siz neler yapıyorsunuz? Sadece bir nesil öncesine kadar hayatlarımızı başkalarının söylediğine göre yaşamak sosyal ve kültürel bir norm idi. Yıllardır başka bir dünya görüşü öğretilmediğinden, Y kuşağı da bu süreci devam ettiriyor. Hayatınızdaki her anı nasıl isterseniz öyle yaşayabilirsiniz. Kaderinizin belirleyen, sizsiniz. Hayatınızdan tamamen siz sorumlusunuz. Karar veren de siz olmalısınız. Eğer siz karar vermezseniz, bunu sizin yerinize bir başkası yapabilir. Kararsızlık ise kötü bir karardır. Bu kısacık sabah programı ile hayatınız çabucak değişecek. Uzun bir liste gibi göründüğü biliyorum ama aslında epey basit.: Uyan Moda Gir Harekete Geç Doğru Besinlerle Beslen Hazırlan İham al Farklı Bir Bakış Açısı Kazan Kendini İleri Taşıyacak Bir Şey Yap Haydi Başlayalım: 1. Sağlıklı bir uyku çekin (en az 7 saat) Kabul edin ki uyumak en az yemek yemek ya da su içmek kadar önemli. Buna rağmen uykusunu alamayıp problem yaşayan çok fazla kişi...

Yaratıcılığınızı Olumsuz Etkileyen 8 Alışkanlık

Yaratıcılığın temelinde çoğunlukla öğrenilen bir yetenek olduğunu ifade ediliyor. Bazı kişileri yaratıcı olarak adlandırmanız ise yaratıcı kişilerin yaratıcılıklarını beslemesinden kaynaklanıyor. Bir yeteneğinizi geliştirmek içinse bunu öğrenmek ve sıkı bir çalışma programı yapmanız gerekiyor. Bunun yanında her gün özgün düşünceler üretmek ve etkileyici fikirler bulmak birinci amacınız olmalı. Bu konuda yaratıcılığınızı olumsuz etkileyen 8 alışkanlık sizde de bulunabilir. Bu yüzden acilen bu alışkanlıklarınızdan vazgeçmekte yarar var. İşte yaratıcılığınıza zarar veren ve hemen bırakmanız gereken 8 olumsuz alışkanlık; 1. Kendini başkalarıyla kıyaslamak Kendinizi başkalarıyla kıyasladığınız zaman kendi yenilikçi ruhunuz ve hayal gücünüzden mahrum kalırsınız. Kendi standartlarınızı kendiniz belirleyin ve başka hiç kimseyle kıyaslamayın. Kendinize yaratmak için izin verin, farklı olun. Bu dünyaya yapacağınız tek eşsiz katkı, sizin yaratıcılığınızdan doğacaktır. 2. Özgüven eksikliği Belli bir seviyedeki belirsizlik her zaman yaratıcı eylemlerle birlikte gelir, kendinden şüphe etmek ise bir noktaya kadar sağlıklıdır. Ancak bu, özgüven eksikliği boyutundaysa ve size artık bir yük oluyorsa, yeteneklerinize mal olabilir. Yaratmak için en iyi yol, öncelikle kendi özgüveninizle iletişime geçmektir. 3. Erken yargılama Yaratıcı olmak için kendinize fikir üretme ve yenilik yapma izni vermelisiniz, ve bunu yaparken kendinizi yargılamamalısınız. Eğer fikirlerinizi henüz süreç devam ederken çok erken yargılarsanız, işin sonunda daha az yaratmış olursunuz. İlk önce fikirlerinizin kesintisiz biçimde zihninizde akıp dolaşmasına izin verin. İçlerinden en iyisini seçip en güzelini ortaya çıkarma zamanı daha sonra gelecektir. Bu iki süreci birbirinden mutlaka ayırmalısınız. 4. Cesaret eksikliği Eğer şansınızı denemekten, yeni yollara başvurmaktan ve yapmak istediğiniz şeyde ilerlemekten korkuyorsanız, girmeniz gereken en temel yolları bile çok çetrefilli bulursunuz. Yaratıcılık, şansını denemeyi ve cesur olmayı gerektirir. Korku ise yaratıcılığın en büyük düşmanıdır. 5. Hata yapmaktan kaçmak  Hatalardan korkmanız durumunda cesur ve yaratıcı olamazsınız. Hata yapmaktan kaçmayı hedef olarak belirlerseniz, oyunu sessiz ve tutucu bir...

Herkesin Konuşmak İsteyeceği İyi Bir Dinleyici Olmak İçin 5 Öneri

Başkalarının anlattıklarıyla ilgileniyorsanız, önce iyi bir dinleyici olmalısınız! Bunun için kendinizi hazır hissetmeniz, zaman yaratmanız ve yaşadığınız bazı deneyimlerden istifade etmeniz gereklidir. Bu size kolay gelmeyebilir ama isterseniz  başarabilirsiniz. Çevrenizdeki ve iş yerinizdeki arkadaşlarınızı dinlerken, vereceğiniz cevap ile ilgili olmayın. Siz sadece ve sadece anlatılanın içeriği ve maksadı ile ilgilenin. Konu ile ilgili deneyimlerinizi harekete geçirecek 5 öneriyi incelemeye ne dersiniz? 1. Göz Teması Kurmaktan Çekinmeyin Karşı tarafı dinlerken göz temasında bulunmak ona; anlattığı konuyu, ilgiyle dinlediğiniz ve yanında olduğunuz hissini verir. Bulunduğunuz diyaloglarda alıştırma yapıp, bu konuda deneyim sahibi olmanız mümkün. Bu sizin daha sonraki ilişkilerinizde, kendinizi daha rahat ifade etmenize ve diyaloğun derinine inmenize yardımcı olacaktır. 2. “Ne” ve “Niçin” Sorularının Cevabını Bulun İletişim halindeyken, karşınızdakinin size vermek istediği mesaj ve paylaşımlarını, deneyimlerinizden istifade ederek bulmaya çalışın. Bu biraz da, “Ne” ve “Niçin” sorularının içeriğinde gizlenmiş olabilir. 3. Karşınızdaki Kişiye Odaklanın Karşı tarafı dinlerken, vereceğiniz cevabı düşünmek yerine, karşınızdaki kişinin ne anlatmaya çalıştığını ve ne mesaj vermek istediğine odaklanın. Önce dinleyin, tanıyın ve konuyu kavrayın. Yeterli doneyi edindikten sonra, cevap vermeniz kolaydır. İçinizden geldiği gibi davranın, konuşun ve bildiklerinizi yanıtlayın. 4. Ortamın Uygun Olmasına Dikkat Edin Sosyal bir çevrede yaşıyorsak, birçok gürültüye maruz kalmamız kaçınılmaz olacaktır. Bu yüzdendir ki, iletişim halindeyken, televizyon sesinin dikkatinizi dağıtıyor olması veya telefonun çalmasıyla, bölünüyor olabileceğiniz durumlara karşı önlem almalısınız. Tüm bu dış etkenlere karşı önleminizi aldığınızda, karşınızdaki kişiye önem verdiğiniz ve saygı duyduğunuz hissini uyandırabilirsiniz. 5. Önem Verdiğinizi Gösterin Karşınızdakine sahip çıktığınızı, önem verdiğinizi hissettirin ve bunu anlaması için elinizden geleni yapın. Bunu ifade etmenin en güzel yolu dinlerken “evet” ve “anlıyorum” gibi kelimeler kullanmaktır. Eğer bunlar için çaba sarf etmezseniz, taşıdığınız olumsuz duygular sizi ele verir,...

Etkili Bir Sunum İçin Dikkat Etmeniz Gereken 8 Kural

Akılda kalıcı ve ikna edici sunum yapmak sanattan öte, bir beyin bilimidir. Son yıllarda, beynin nasıl çalıştığını anlamak için büyük miktarda kaynak ve çaba harcandı. Bu sizin için iyi bir haber; özellikle de bir topluluğun aklını ve gönlünü çelmenizi gerektiren hitaplar yapıyorsanız. Nöroloji araştırmaları her iş insanının sunumlarında kullanması gereken onlarca verimli bilgiyi ortaya koyuyor. İşte Harvard Üniversitesi’nin eski psikoloji bölümü başkanı Stephen M. Kosslyn’in çalışmalarından derlediğimiz sekiz kural: 1. Slaytlarınızı Her Zaman Özelleştirin İnsanlar benzer arzu ve hayallere sahiplerdir fakat bu benzerliklerin altında kişiden kişiye değişen farklılıklar bulunmaktadır. Buradan yola çıkarak, sunumlarınızın bu eşsiz topluluk için önemli olan neyse, onu göstermesi gerektiğini söyleyebiliriz. Sunumlarınıza her zaman eklemeniz gereken şeylere birkaç örnek: Topluluğa bir anlam ifade eden terminolojiler Bahsettiğiniz noktaların, topluluğun tecrübeleri çerçevesinde anlam ifade ettiğinin kanıtı Topluluk için uygun ve ilginç olan detaylar 2. Söylemekle Kalmayın, Hem Söyleyin Hem De Gösterin Nöroloji alanında yapılan son araştırmalar, insanların kelimeleri ve resimleri beynin farklı kısımlarında işleme soktuğunu gösteriyor. Sunumlarınızda yazıların yanında resimlere de yer verirseniz, sunumunuzda verdiğiniz mesajın hatırlanma ihtimalinin katlamış olursunuz. Önemli bir noktaya değineceğiniz zaman slaytınızda yazı ve grafiği birlikte kullanmaya bakın. Ekleyeceğiniz bir videoysa insan beyninin farklı kısımlarının harekete geçmesini sağlayacağı için, sunumuzu gerçek anlamda daha akılda kalıcı hale getirecektir. 3. Topluluğun Dikkatini Nasıl Yönlendireceğinizi Planlayın Seyircinizin argümanınızı takip ettiğinden emin olabilmek için, sunumunuzun önemli kısımlarını daha büyük, daha parlak (ya da daha gürültülü) yapın. Seyircilerinizin verdiğiniz mesajın, sunumun tam olarak hangi kısmında olduğunu takip edebilmesi için bir taslak oluşturun. Eğer müşterilerinizin karışık bir konuyu – çok aşamalı tedarik zinciri diagramı gibi – anlamalarını istiyorsanız, sadece o an bahsettiğiniz kısmın görünmesini sağlayarak, slaytınızı parça parça birleştirin. 4. Mesajınızın...

İş Hayatında Doğru Karar Almak İçin 5 Adım

Karar alırken nelere dikkat etmeniz gerektiğini biliyor musunuz? Uzmanlar yaptıkları araştırma ile karar almanın “5 adımlık süreci” ortaya çıkardı. Karar alma ve uygulama konusunda başarıya ulaşmış şirketlerin deneyimlerinden süzülen bu 5 adım ve örnek uygulamaları ise şöyle özetlenebilir… Kararların etkinliğini ölçme, onlara hız katma ve kritik kararlara odaklanma gibi adımlarda en başarılı örnek uygulamaları da mercek altına alıyor. Dünyanın önde gelen danışmanlık şirketlerinden Bain&Company’nin uzmanları Marcia Blenko, Michael Mankins ve Paul Rogers, 5 kıtadan 750 şirket üzerinde yaptıkları araştırmada, iş dünyasında “karar alma” süreciyle ilgili davranışları saptamayı amaçlıyorlardı. İlk bulgularından biri şaşırtıcıydı: “Şirket yöneticileri, zamanlarının yüzde 50’sini toplantılarda geçiriyor.” Hepsi de bu kadar değil. Yöneticilerin yüzde 85’i, toplantıların verimsiz ve etkinsiz geçtiğini düşünüyor, karar almakta zorlandıklarının altını çiziyorlardı.$0Karar almak konusunda ise ilk ulaştıkları sonuç şuydu: “Şirketlerin yüzde 80’inin yarattığı değerin yüzde 20’sinden azı, onların aldıkları ve yürürlüğe koydukları kararlara bağlı.” Üç danışman, araştırmalarını derinleştirip “Decide&Deliver” adlı kitaba dönüştürdüklerinde, karar almanın şirketler için önemini, bu konuda başarılı olan şirketlerin nerede fark yarattıklarını ve ne ölçüde bunu değere dönüştürdüklerini de ortaya koydular. Örneğin yüksek oranda karar alabilen şirketlerde, bu kararları etkili uygulama oranı diğerlerine göre 8 kat daha iyi düzeyde seyrediyor. Blenko, Mankins ve Rogers, bu saptamalara ulaştıkları araştırmalarından sonra şirketlere yeni dönemde daha başarılı olmaları için “karar alma” konusunda hayati önerilerde de bulunuyor. “5 adımlık süreç” olarak nitelendirilen bu öneride, dünyadan önemli şirketlerin örneklerine de yer veriyorlar. Karar alma ve uygulama konusunda başarıya ulaşmış şirketlerin deneyimlerinden süzülen bu 5 adım ve örnek uygulamaları ise şöyle özetlenebilir: 1. Kararın Etkinliğini Ölçün İşe karar alma ve uygulama sürecinizin güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirerek başlamalısınız. Kararlarınızın kalitesi isabetli olması, ideal karar alma hızı,...

Akıllı Görünmenizi Sağlayan 10 Soru

Akıllı görünmek her zaman doğru cevaba sahip olmakla ilgili değildir. Büyük bir soru sormaktır. Konuşmada “bu büyük bir soru” cevabı almak genellikle “bu harika bir cevap” yanıtını duymaktan daha tatmin edicidir. Neden? Çünkü birisinin üzerinde durulan konu hakkında farklı bir yolla düşünmesine sebep olursunuz ve bu her zaman kolay değildir. Güvenilir bir şekilde sorular sorma becerisi çoğu durumda yardımcı olabilir. Örnek olarak: olası veya kesin bir müşteriyle konuşmak, birisine mülakat yapmak veya iş adayı olarak size mülakat yapılması ve takımınıza liderlik etmek. Bu anlar büyük soruların daha kesin, etkili ve yenilikçi çözümlere yol açtığı anlardır. Büyük sorular soran birisi olarak bilinmek aynı zamanda kariyerinize de faydalı olabilir. Kendine güvenerek soru soran birisi olmak senin dikkatli, ilgili ve problemlerin altındaki detayları iyi bir şekilde anlıyor olduğunu gösterir. Büyük sorular sormak zor olabilir, çünkü çoğumuz bilgiyi işlemek için vakte ihtiyaç duyarız. En iyi sorular basit ve açık uçlu yani cevaplayana uzun ve ayrıntılı yanıtlar vermesi için zorlayan soru tipleridir. İşte size çeşitli ortamlarda kullanabileceğiniz 10 genel soru tipi. 1. Bu konuyla ilgilendiğini ilk ne zaman fark ettin? 2. Arka plandaki detayları incelemeye başladığında seni şaşırtan ne oldu? 3. Bu yaklaşımı veya çözümü geliştirirken hangi varsayımlarda bulundun? 4. Bu konuda cevaplanmayan soruların neler? 5. Hangi endüstri eğilimleri çözmeye çalıştığımız bu problemi değiştirebilir? 6. Bu konuyla ilgili en iyi bilgi kaynağı nedir? 7. Bu alanda yeni başlayan birine ne önerirsin? 8. Hangi süper güç bu problemi çözmekte size yardımcı olabilir? 9. Hiç olmayan şeyden seni korkutan nedir? Bundan seni en çok korkutan nerede? 10. Yarın sıfırdan başlamak zorunda kalsaydın ne yapardın? Aklınızda bu tür birkaç soruyu tutun ve bunları yeni bir fikir, proje...

Herkesle Anında İletişim Kurmanın 11 Yolu

Etrafımızdaki birçok insan başkalarıyla iletişime geçmenin, sanki sadece belli kişilere has bir özellikmiş gibi doğuştan geldiğine ve öğretilemez olduğuna inanır. Bu algıya düşmek çok kolaydır, fakat gerçek ise aslında iletişim kurmanın bir yetenek olduğudur. İletişim becerisi, duygusal zekâyla doğrudan bir ilişkisi olduğu için elbette kontrol altına alınabilir. UCLA’de Matthew Lieberman tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre sosyalleşmek ve diğerleri ile iletişime geçmek bir insan için yemek, su ve barınma kadar temel bir ihtiyaçtır. Örneğin, Lieberman bir ilişkiyi sonlandırdığımızda çektiğimiz sosyal acının, fiziksel bir acı çektiğimiz zaman beyinde hissettiğimiz yer ile aynı bölgede olduğunu keşfetmiştir. Beyindeki bu kısmın öncelikli fonksiyonu, hayati bir tehdit hissettiğinde bizi uyarmasıdır. Bu bize sosyal bağın ne kadar önemli ve kuvvetli olduğunu gösteriyor. Çünkü sosyal yaratıklar olmaya sıkı sıkıya bağlıyız. “İnsanın en temel ihtiyacı anlama ve anlaşılma ihtiyacıdır.”  -Ralph Nichols Beynin MRI’ları bize analitik düşünce ile sosyal düşüncenin tamamen farklı sinirsel bağlantıları tetiklediğini gösteriyor ve bunlar tahterevalli gibi inişli çıkışlı bir şekilde çalışıyor. Analitik düşünce içerisinde iken beynin sosyal kısmındaki sinirsel faaliyetler biraz daha yavaşlar, fakat analitik düşünme süreci biter bitmez sosyal kısım tekrar dirilir. Sosyal beyin şişman çocuğun tahterevallinin sonuna oturması gibidir, beynin varsayılan ayarlarında olmasıdır. Aile ve arkadaşlık gibi sosyal bağların insan için çok temel bir ihtiyaç olduğunu göz önünde tutarak başka insanlarla iletişim kurmanın kolay olduğunu düşünebilirsiniz. Ne yazık ki durum öyle değil. Kendi şahsi menfaatlerimize karşı olan utangaçlık, kişisel farkındalık, alaycılık, gurur, mücadelecilik, kıskançlık ve kibir tarafından çıkmaza sürükleniyoruz. Eğer bu fazlalıkları bir kenara itebilirsek herhangi birisiyle iletişime geçmeyi başarabiliriz demektir. İşte karşılaştığımız herkesle iletişime geçebilmek için yardımcı olabilecek bazı ipuçları: 1. Güçlü bir ilk izlenim bırakın Araştırmalar, bir insanı sevip sevmediğimize ilk...

En Başarılı İnsanların En Güçlü 10 Alışkanlığı

İş hayatında başarılı olmak için neler yapmak gerekir diye düşünüyorsanız başarılı kişileri örnek almaya başlayabilirsiniz. Başarılı insanların alışkanlıkları ile ilgili rutinler ve en başarılı insanların en güçlü alışkanlıkları size yol gösterecek ve fikir verecektir. Başarılı insanların sırları, hep merak edilmiştir. Dünya sosyal ve dijital bir şekilde oldukça hızlı bir şekilde dönüşürken iş hayatında başarılı olan insanlar nasıl hareket ediyor? Başarılı insanların alışkanlıkları neler? Günlük rutinleri nasıl? Karakteristik özellikleri ne? Hatta nasıl kahvaltı ettikleri, kahvaltıda ne yedikleri bile önemli. İşte en başarılı insanların en güçlü 10 alışkanlığı: 1. Hızlı öğrenme Her gün 15 sayfa (kurgu olmayan) okumayı alışkanlık haline getirmek, hızlı öğrenmenin başlangıcı olarak tanımlanıyor. 2. Hayalinde canlandırmak Maxwell Maltz’ın “Psycho‑Cybernetics”, Napoleon Hill’in “Think and Grow Rich” ve James Allen’dan “As A Man Thinketh” gibi kitapları okumanız, görselleştirme alışkanlığına başlamak için çok uygun. 3. Önceliklerini belirlemek Günde bir tane önceliğinizi belirlemeniz, günün en önemli işi olarak atamanız ve bunun üzerinde çalışmanız oldukça önemli. Hedefler için zaman belirlemenin de yararlı olduğu bir gerçek. Sınırlandırmaların öncelikleri, önceliklerin de işlerin halledilmesini sağladığı ortada. 4. Para yönetimi MJ DeMarco’nun “The Millionaire Fastlane” ve Robert Kiyosaki’nin “Rich Dad, Poor Dad” adlı kitapları okumanın para yönetimini, para ile olan inanç ve ilişkileri destekleyebileceğini söylemek mümkün. 5. Sabah erken kalkmak Her gün bir önceki günden erken kalkmayı denemenizi öneriyoruz.Bu size yılda ekstra 2 haftadan fazla avantaj sağlayacak. 6. Hedef belirlemek Hedeflerinizi yazarak belirlemeniz size çok avantaj sağlayacak. Ayrıntıların yazılması ve bunları takip etmeniz için planlı bir şekilde işe yarayacak. 7. Egzersiz & diyet yapmak Her gün önerilen fiziksel aktivitenin düzenli olarak yaptığınızda, sonuçların oldukça yararlı olacağı aşikar. 8. Güçlü karaktere sahip olmak Kendinizi tanımak için 16personalities.com adresinde karakter testi yaparak bu işe başlayabilirsiniz. 9. Network oluşturmak Sizinle benzer düşünce yapısına sahip insanlarla bağlantı...

Yüksek Başarıya Ulaşmış İnsanların 7 Özelliği

Bazı insanlar aynı zaman diliminde diğerlerinden daha fazla iş çıkarır; çok daha fazla. Elbette bu kişiler çok çalışıyorlar. Ve ayrıca zekice çalışıyorlar. Fakat aynı zamanda performansları üzerinde büyük etkisi olan bazı önemli özelliklere sahipler: 1. Takdir Görmeseler Bile İşlerini Yapanlardır Ortalama düşünce ve performansa sahip insanlar elbette sizin çalışma prensiplerinize kızabilir. Ancak siz; çok çalışıp, çok gayret edip, iddalı hale gelerek kalabalığın(ortalama performansa sahip insanlar) arasından sıyrılabilirsiniz. Yüksek verimli insanlar kalabalığın arasında bulunmayı sorun etmezler. Eleştiriyi duyarlar, dalga geçilmeye ve en kötüsü de düşmanlıklara katlanırlar. Kendi standartlarına göre kendi çabalarını ölçemeye devam ederler. Ve bu sürecin sonunda da , ulaşmak istedikleri başarıya ulaşırlar. (Gerçekten önemli olan budur!) 2. Korkunun Bu Süreçte Beklenen Bir Unsur Olduğunu Bilenlerdir Benim bir dostum var, stand-up gösterileri yapıyor. Sıradışı komik birisi. İzleyici kitlesi onu çok seviyor ve gerçekten bu konuda oldukça iyi. Ancak kendisi sahneye çıkmadan önce hala panik atak krizlerine girer. Sahnede eriyeceğini, gömleğinin içinde panikten yok olacağını ve karın ağrılarından ölecekmiş gibi hissedeceğini söyler. O; sahneye çıkmadan hemen önce sakinleşmek için hızlı bir duş alıyor. Bir şişe su içiyor, aşağı yukarı atlıyor, hayali rakibiyle boks yapıyor. Elbette hala korkuyor, ancak o korkunun bu sürecin bir parçası olduğunu kabul etmiş ve onunla başa çıkabilmek için bir yöntem geliştirmiş. Harika şeyler başarmak isteyen herkes içinde bir parça korku barındırır. Başarılı insanlar diğerlerinden daha cesur olanlar değil, sadece kendilerinde ileriye doğru devam etme gücü bulanlardır.  Korkunun onları felç halinde bırakmasına izin vermezler, güçlü olmaya çalışırlar. 3. En Kötü Günlerinde Bile Ellerinden Gelenin En İyisini Yapmaya Çalışanlardır Başarılı insanlar mazeretlerin arkasına sığınmazlar. Durmadan ilerlerler, çünkü büyük alışkanlıklar kurmanın önemli bir zaman ve çaba gerektirdiğini bilirler. Aynı zamanda kötü bir alışkanlık...

Yaratıcılığınızı Artırmak İçin 19 Tüyo

İş dünyasında başarılı olmanın yolları arasında yaratıcılık öne çıkan bir nitelik. Özellikle pazarlama ve reklam dünyasında yaratıcılık, oldukça önemli. Peki yaratıcılığı artırmanın yolları neler? Pazarlama dünyasında yaratıcılık, verimlilik ve başarı açısından hayati önem taşıyor. Yaratıcılık öğrenilebilir mi? Yaratıcı insanların ortak özellikleri neler? Yaratıcı bir sektörde çalışmıyorsam ne olacak? Hangi faktörler yaratıcılığı öldürür? Yaratıcılık ile ilgili en çok sorulan sorular üzerinden yola çıkarak yaratıcılık tüyolarını bir araya getirdik. Yaratıcılığı yükselten yolları gelin, birlikte deneyimleyelim. Farklı düşünün, her zaman “ya şöyle ise..” diye sorun. Mola verin. Baskı altında çalışmayın. Deneyim edinin. Yeni yerlere seyahat edin. Duygularınızı kontrol edin. Negatif düşüncelerden uzaklaşın. Konunuz ile ilgili büyük isimleri inceleyin. Yaratıcı kahramanlarınızı öğrenin.  Bir an durup düşünün. Farklı perspektifleri değerlendirin. Farklılıkları hedefleyin. Etrafınızı farklı bakış açıları ile çevreleyin.   “Buldum!” anını beklemeyin. Çok çalışmaya başlayın. Beyin fırtınası yapmayı durdurun. Önce yazın, sonra tartışın. Daha fazla risk alın. Kuralları yıkın. Daha fazla egzersiz yapın ve çok çalışmaya başlayın. Eleştiriyi hoş karşılayın, yapıcı şekilde uygulamaya dökün. Erken kalkın. Sabah anlamlı işler yapın. Hedef belirleyin. Yaratıcılık, hırs ile birlikte gelişir.  Kendinize bir rutin oluşturun. Önemli kararlara odaklanın. Vazgeçmeyin. İyi fikir, zaman alır.  Hayallerinizin peşinden gidin. Tutku ile çalışın. Meditasyon yapın. Zihninizi açın. Bahane üretmeyin. Yaratıcılık, istenirse öğrenilebilir. Kariyerine buradan başla! En iyiler arasında yerini almak için hemen üye ol, en iyi şirketlerin kariyer fırsatlarını takip et. Ücretsiz üye olmak için buraya tıkla!...

7 Adımda Etkili Soru Sorma Sanatı

İnsanlarla iyi iletişim kurmak ve konuşmalarınızın kuru bir nasılsın sorusundan ileri gitmesini mi istiyorsunuz? İşte karşınızdakini sıkmadan, germeden konuşturabilmek için öğrenmeniz gereken şey: soru sormak. 1. Açık uçlu sorular sorun. Soruları yalnızca bir evet veya hayırla geçiştirilecek şekilde değil de, daha fazla bilgiyi koparabileceğiniz şekilde sorun. Neden, nasıl gibi açık uçlu şekillerde Örnek: “Filme gitmeyi sever misin?” değil de “Neden film izlemeyi seversin?” 2. Devam soruları sorun. Soracağınız soru kadar bu sorulara devam edebilmeniz de önemli. Nedeni sormaktan kaçınmayın, böylece hem bilgi alabilir hem de karşınızdaki kişiye onu dinlediğinizi gösterebilirsiniz. Örnek: Birine işinin en sevdiği yönünü sorup, cevabı aldığınızda, nedenini de sorun. 3. Spesifik olun, genelleme yapmayın. Birine sorular sorarken özelleştirin ve daha önceki konuşmalarınızı dinlediğinizi belirtecek şekilde eski konuşmalara referans verin böylece hem bilgi toplar hem de güven kazanırsınız. Her hangi birine soruyormuş gibi hissettirirseniz karşınızdaki kişi de bir o kadar yanıt vermekten kaçabilir. Örnek: “Anlattıklarınızdan yola çıkarak hakkınızda bu çıkarımlarda bulunabilir miyiz ?” 4. Karşınızdaki kişiye tepkilerini sorun. Yaşadığı olaylardan çok tepkilerini sorarsanız onun kişiliğiyle ilgili daha fazla bilgi edinirsiniz böylece daha nitelikli bir iletişim elde edersiniz. Örnek:  “Mesleğinizin en sürprizli yanı nedir?” Ya da “ Yeni bir iş aldığınızda tepkiniz ne olur?” 5. Eğer kısa yoldan bir şeyleri öğrenmek istiyorsanız, olaydan ne öğrendiğini sorun. Anlatılan hikayeyi dinlemek yerine kısaca cevaba ulaşmış olursunuz Örnek:  bu müşteriyle çalışırken ne öğrendiniz? 6. Bir çocuğa anlatırmış gibi anlatmasını sağlayacak sorular sorun. Eğer bir şeyi tam olarak anlamadıysanız veya daha ayrıntılı ve basitleştirilmiş bilgi istiyorsanız, karşınızdakinden bir çocuğa anlatırmış gibi anlatmasını sağlayacak sorular sorun. Hiçbir deneyim ve bilgiye sahip değilsiniz gibi davranıp konuşmasını sağlayın. Örnek: “Ürünün özellikleri nelerdir?”  yerine “ürünü hiç kullanmamış birisine nasıl tarif...

Güçlü Bir Network Kurmak İçin 4 Öneri

Bir şeyde başarılı ya da başarısız olsalar dahi birçok girişimcinin, profesyonelin mutlaka çok kaliteli bir iletişim ağı(network) vardır. Eğer güçlü bir Network’e sahipseniz, fikriniz ya da işiniz farklı krizlere dayanabilir ve aradığınız fırsatlar size doğru gelir. Ne yapacağınızı bilmediğiniz zamanda gelecek olan fırsatlar da olacaktır. Bu durumu o fırsatları kaçırmış gibi karşılamamak gerekir. Tam tersine eğer güçlü bir Network ortamına sahip değilseniz, işiniz hangi alanda olursa olsun zorlaşacaktır. Girişimcilik alanında hatırı sayılır bir yere sahip olan Kevin Harrington, iyi bir profesyonelin her zaman üst düzey bir iletişim ağına sahip olması ve bunu sabitlemesi gerektiğini vurguluyor. Harrington’un başarısının ardında hala yılda 100’ün tecrübeyle ağını genişletmesi yatıyor. 1. Ağınızı Kurmaktan ve Sürekli Genişletmekten Vazgeçmeyin Kevin Harrington’un bu konuda yaptığı şeyi tekrar ele alalım. Bu seviyede bir girişimcinin bile her yıl bu kadar sayıda organizasyona katılımcı olarak gitmesi sadece başarısını değil başarısının devamlılığını da beraberinde getiriyor. Kurduğu ile aynı düzeye gelmiş olabilir, fakat hala aynı network içindedir. Birisi size gelir ve network kurmaya uğraşmanın vakit kaybı olduğunu söylese bile bu, gezegendeki en iyi girişimcinin hala iyi bir iletişim ağı için çalıştığı gerçeğini değiştirmeyecektir. Eğer bir ağınız yoksa acilen bir network çalışması içine girmelisiniz. Tüm başarılı girişimciler iletişim ağlarının kalitesini üstün başarılarına bağlarlar. 2. Peki Network Nerelerde Kurulmalı? · Seminerler: Eğer bir seminerde konuşmacıysanız ya da bir seminerde konuşmacı olarak fikirlerinizi aktarma amacınız varsa, alanlarında en iyi insanlara seminer sırasında ulaşmak ve tanışmak için bağlantılarınızı kullanın. Eğer bir bağlantınız yoksa, bu tip seminerlere size aracılık edebilecek bağlantılar kurduktan sonra gidin. Unutmayın ki, seminer gibi ortamlarda asıl amaç kaynaşmak ve fikir paylaşımı yapmaktır. Nimetlerinden faydalanın. ·Güçlü Beyinler: Bu biraz garip gelebilir ancak ne kadar çok para harcarsanız o...

4 Adımda Hedefini Belirle

Hepimiz hayatta hedefleri olduğunu söyler ve belirli şeyleri hedef gibi görür fakat kaçımız gerçekten bir hedef belirleyebiliyor? Geleceğinize baktığınızda kendinizi nerede gördüğünüz sorusuna kaçınız gerçek bir cevap verebiliyor? Hangimiz hedef koymayı gerçekten biliyor? Bana sorarsanız bu başlığa tıklayan çoğu kişi gibi siz de hedefinizi belirlemekte zorluk yaşıyorsunuz. Neyi hedef olarak seçeceğiniz, toplumun, ailenizin arkadaşlarınızın size biçtiği roller, bu zamana kadar yaptıklarınız ve de en önemlisi içinizdeki benlik sayesinde şekilleniyor… Belki de bunlardan bir kaçını geri plana atmak zorunda kalıyor, sadece ailenizin biçtiği rollere göre bir hedef belirliyorsunuz. Ya da bir kadına âşık olup peşinden bir şehre taşınmak için hiç ummadığınız bir anda yepyeni bir hedefle arkadaşlarınızın karşısına çıkıyorsunuz. Peki, bu siz misiniz? Gerçekten hedeflediğiniz bu muydu, ya da hedeflemek istediğiniz? Gelin birlikte neyi hedeflediğinize bakalım. Belki yürüdüğünüz her yol sizi aynı noktaya çıkarabilir fakat hedef belirlemeden gittiğiniz labirentin içinde harcadığınız zaman asla geri dönmez. 1. Hayallerinizi tanıyın. Hedefimizi belirlemeden önce kısacık bir zaman ayırıp şunu düşünmelisiniz; sizi ne heyecanlandırıyor? Düşündüğünüzde, küçük bir çocuğun hayal kurması gibi neyin saatlerce devam etmesini istiyorsunuz? Öncelikle kendinizi tanıyın ama neyi başardığınızla değil, neyin sizi heyecanlandırdığı ile kendinizi tanıyın. Mesela, bırakın okulunuz size doktor olmanızı söylesin ama siz kendinizi dünyayı gezerken hayal edin. 2. Gerçekçi olun ve hayallerinizi ayırt edin. Şimdi kendiniz neyi başarabildiğinize bakın. Bach gibi piyano çalmak isterken parmaklarını kesenlerden olun gerekirse ama başarabileceklerinizi sizi tatmin edecek düzeyde yapın. Siz her şeyin üstesinden gelebilecek bir güce sahipsiniz tabi ki ama rasyonel olmak gerekirse hangi işleri başarabilirsiniz? Burada hayal kurma kılavuzundan bahsetseydik, bir sınır da koymamız gerekmezdi, ama rasyonel olmak hedefi hayalden ayıran temel özellik. 3. Engelleri görün, hamlelerinizi seçin. Şimdi yapmak istedikleriniz...
İksir 300×250
PMT Banner 300×250

Yaklaşan Etkinlikler

şubat

13şub - 17şub 1310:00şub 1712th International Supply Chain Camp

mart

4mar - 5mar 409:00mar 5Yatırım Eğitimi'17Yatırımı profesyonellerinden öğrenin!

Hayatı iyileştirmeye kariyerinden başla! Abdi İbrahim İksir Genç Yetenek Geliştirme Programı başvuruları başladı.