BAT Experience

Gerçek Mutluluğa Sahip İnsanların 11 Alışkanlığı

Alışkanlıklarınız hayatta her şeyden daha fazla mutluluk getirir. Bugün bahsedeceğimiz 11 alışkanlık sizi daha mutlu yapacak. Mutluluğu düşündüğümüz zaman aklımıza ilk önce anlık zevkler gelir. Örneğin; lezzetli bir yemek, favori kitabınız veya sahilde rahatlatıcı bir gün. Bu zevkler mutluluk verir ancak sadece kısa bir süreliğine. Son dönemde yapılan çalışmalar gösteriyor ki gerçek mutluluğa veya hayat tatminine ulaşmanın yolu bundan daha farklıdır. Pennsylvania Üniversitesinde yapılan bir çalışmada, psikolog Martin Seligman yüzlerce farklı insanı, mutluluğa ulaşmada izledikleri yola göre 3 gruba ayırdı. Keyifli bir yaşam: Bu tür yaşam peşinde koşan insanlar mutluluğu sadece zevklerde ararlar. Onlar yaşadıkları anın tadını çıkarırlar ve bu anın sürmesi için çabalarlar. Bu tarz insanlar genelde maceraperest olarak anılırlar. Meşgul bir yaşam: Bu tür bir hayat peşinde koşan insanlar, mutluluğu tutkuyla ve çok çalışmakta ararlar. Kendilerini çalışmaya o kadar kaptırırlar ki bazen soğuk ve umursamaz bir hale dönüşürler. Aslında onlar bu meşguliyeti deneyimlerken, zaman onlar için çok hızlı akar. Anlamlı bir yaşam: Bu tür bir yaşam arayışında olan insanlar, yeteneklerini ve enerjilerini, topluma ve dünyaya katkı yapacak bir şeyler için harcamayı tercih ederler. Bu amaç onları derinden motive eder. Araştırmaları sonucunda Seligman şu sonuçlara ulaştı: Keyifli bir yaşam arayışındaki insanlar daha az mutluluyken diğerleri daha mutlu. Bu sadece tek bir araştırma olmasına rağmen, ulaşılan sonuçlar göstermiştir ki enerji ve dikkatinizi neye yönelttiğiniz mutluluğunuz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Meşgul ve anlamlı bir yaşam arayışındaki insanların ortak bir özelliği var. Onlar çok daha tutkulular, ve enerjilerini, kendilerini ve çevrelerini daha iyi bir hale getirmek için harcıyorlar. Mutlu insanlar, amaçlarına yönelik hareket ederler. Eğer siz de onların yolunu izlemek istiyorsanız,bahsedeceğimiz alışkanlıkları hayatınıza entegre etmeyi öğrenmeniz faydalı olacaktır. 1. Kendi mutluluğunuzu...

30 Olmadan Yaşanması Gereken 15 Deneyim

Aslında 30 yaşına gelmenin söylendiği kadar korkunç bir tarafı yok. 30 yaşına girdikten sonra elbette ki daha maceracı ve eğlenceli olabilirsiniz. Yani biraz sonra okuyacağınız listedekileri 30’dan önce yapmadıysanız panik yapmanıza gerek yok. Tabii gerçekçi de olmak lazım: Yaşımızın büyümesi “O” kişi ile tanışma, kendi evimize sahip olma, çalıştığımız şirkette üst seviyelere gelme gibi durumları da beraberinde getirirken biz, daha az rahatlık alanımızdan çıkmaya hevesli oluyoruz. Yani yeni şeyler yapmak imkânsız değil ama daha zor. 20li yaşların avantajlarını yaşamanıza yardımcı olmak amacıyla, hazırlanmış bütün araştırmaları inceledik ve “bucket-list”e eklemek için hayat değiştiren deneyimleri sizin için sıraladık. 1. Büyük Şehirde Yaşayın Kendi ülkenizin ya da belki de dünyanın farklı bölgelerinden gelen insanlarla dolu büyük bir şehirde yaşamanın sunduğu çeşitlilik ve kültürel bütün getirileri paha biçilemez. Büyük şehrin zorluğu, en basit işlerin bile bir anda içinden çıkılmaz hal alması; ama yine de hepsinin üstesinden gelebilmek kendinizle gurur duymanızı sağlar. 2. Kendinize Fiziksel Olarak Meydan Okuyun Hala gençken bir maratonu tamamlamak için idman yapın. Spor yapmak sizi hem fiziksel hem de ruhsal olarak sınırlarınızı aşmaya, hedeflerinize ulaşmaya hazırlar. Herhangi bir spor aktivitesine başlayıp onu tamamlamaya çalışmak size bazı hayat dersleri verirken sınırları zorlamanın ve amaca ulaşmak için gösterilen çabaların önemini de gösterir. 3. Meditasyon Yapın Meditasyon yapmaya başlamak stresinizi yönetmek için uzmanların önerdiği bir yoldur. Hayatınız boyunca çok fazla sayıda stresli durumla karşılaşacaksınız, o yüzden bu durumla en kısa zamanda başa çıkmanın yollarını bulmak lazım. Meditasyonu öğrenmek için ders alın, kitap okuyun ya da temelini öğrenmek için bazı araştırmalar yapın ve meditasyon hayatınızın bir parçası olsun. Eğer gerçekten sizi sakinleştiren ve odaklanmanıza yardımcı olan bir meditasyon yolu bulabilirseniz onu ne zaman ve nerede isterseniz yapabileceksiniz....

%100 Başarısızlık Garantili 30 Alışkanlık

Birçok şeyin sebebi var; elbette başarısızlığın da… Amerikalı yazar ve kişisel gelişimci Napoleon Hill, “Düşün ve Zengin Ol” kitabında başarısızlığın 30 temel nedenini sıralıyor. Kötü Kalıtımsal Geçmiş:Bazen bunun için elimizden bir şey gelmez ama beyin gücü ile yenebiliriz. Hayatta İyi Belirlenmiş Bir Amaç Eksikliği: Belki de başarısızlıklarımızın ana nedeni budur. Sıradanlığı Aşacak Kadar Hırslı Olmamak: Eğer aldığımız kararların bedelini ödemekten kaçıyorsak içimizde başarılı olmak için bir hırs olmaz. Yetersiz Eğitim: Bu en kolay yoldur. Kendimizi yetersiz buluyorsak okumaktan başka çare yoktur. Üstelik bu çare sadece bizim elimizdedir. Disiplin Yetersizliği: Bizleri idare eden yine biziz. Hayatımızın kontrolünü elimize almazsak başarısızlık bizi kapıda bekler. Sağlığın Kötü Olması: Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur diye boşa söylenmemiş. Sağlığımız her şeyimiz. Çocukluğumuzdaki Elverişsiz Çevre Etkenleri: Çocukken bizim elimizde olmayan nedenler vardır. Ama hayatımız boyunca da bu nedenlere sığınarak yaşamak doğru değildir. Erteleme: En yaygın başarısızlık nedenlerinden biridir. Israr Etmeme: Çoğumuz başladığımız her şeyde iyi başlayıcılar ama kötü tamamlayıcılarız. En küçük bir yenilgi işaretinde vazgeçmeye hazırız. Başarısızlık, kararlılıkla başa çıkamaz. Olumsuz Kişilik: Çevremizin nefretini kazanarak bir yere varamayız. Olumsuz kişilik iş birliği sağlayamaz. Cinsel İsteğin Kontrol Edilememesi: Cinsellik hayatın bir gerçeği ama karşımızdakini cinsel obje olarak görmek dostluklarımıza zarar verir. Hiçbir Bedel Ödemeden Bir Şey İçin Kontrolsüz Arzu Duymak: Kumar tutkunu olmak gibi bağımlılıklar insanı başarıdan uzaklaştırır. Karar Gücü Eksikliği:Kararsızlık ve erteleme ikiz kardeştir. Birinin bulunduğu yerde genelde diğeri de bulunur. Sizi tamamen aciz hale düşürmeden bu çifti öldürün. Korkularımız:Yersiz korkular başarısızlığın temel taşıdır. Evlilikte Yanlış Eş Seçimi:Kararlarımızı hep mutlu olacağız diye veririz ama yanlış karar aldığımızda da bedelini ödemeye hazır olmalıyız. Aşırı Tedbirli Olmak:Hayatın tadı riske girmeden alınmaz. Sakin limanlarda yatan gemiler fırtınalardan korunur ama geminin altınının durmaktan delinmesine mani olamazsınız. Hayatında Yanlış Ortak Seçimi:İşteki başarısızlıkların...

Kitap Okumanın Bilimsel Araştırmayla Kanıtlanan Faydaları

İngiliz Kingston Üniversitesi’nde görev alan bilim insanları kitap okumanın faydaları hakkında bilimsel bir çalışma yaptılar. İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan Kingston Üniversitesi, kitap okumanın okurlar üzerindeki etkilerini mercek altına alan bilimsel çalışmalarının sonuçlarını Brighton’da düzenlenen British Psychological Society Conference’ta yaptıkları açıklamada paylaştı. 123 katılımcı ile yapılan araştırmaya göre, kitap okumak insanların sosyal çevrelere daha kolay adapte olmalarına neden oluyor. Bunun nedeni olarak düzenli kitap okumanın kişide empati duygusunu geliştirmesi gösteriliyor. Kitap okuyan katılımcıların televizyon izleyenlere oranla daha arkadaş canlısı olduğunu belirten araştırmacılar, düzenli kitap okuyanlarda pozitif davranışlara daha sık rastlandığının da altını çizdi. Araştırma, kitap türlerinin okura etkisini de ortaya koydu. Komedi türünde kitaplar okuyanlar pozitif davranış açısından en yüksek skoru alan grup oldu....

İç Mutluluğunuzu Bulmanız İçin 7 Öneri

Mutluluk: Hepimizin arzuladığımız basit bir kelime.  İç mutluluğunuzu bulmak için – herkesin, -girişimci veya değil-  herkesin değer kazanabileceğini düşündüğüm aşağıdaki yedi anahtarı yazdım. Sonuçta, herkes için nihai hedef mutlu olmak değil mi? 1. En iyisini kafanızda planlayın Hayatta bir şeyler istiyorsanız, ilk adım onu ​​kafanızda canlandırmanızdır. Kendinizin ulaştığını göremediğiniz bir hedefe asla ulaşamazsınız. Hayatta ne istediğiniz önemli değil: bir kariyer değişikliği, kişisel ilişki, iş hedefi veya materyalistik bir nesne. Önce bu hedefleri görmek ve kendinize inanmak için cesaretiniz olmalı. Birçok insan bunu yapıyor çünkü hayal kırıklığı yaşamak istemiyorlar. 2. Mükemmellik diye bir şey olmadığını anlayın Hiçbirimiz mükemmel bir dünyada yaşamıyoruz. Kusursuzluk için çabalamanın, kişisel veya mesleki yaşamınızda mutluluğa neden olacağını düşünüyorsanız, kendi etrafınızda dönüp duracaksınız ve sonunda hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Bireylerin kusurları vardır (bazen aşık olduğumuz tılsımlardır) ve işler inişler ve çıkışlarla doludur. Bu nedenle, mükemmellik değil, büyüklük arayın – arada büyük bir fark var. 3. İçinizden geleni ve kalbinizi dinlemeyi öğrenin Hem kişisel hayatlarımızda hem de işimizde zor kararlar almak zorundayız. İçinizden geleni ve kalbinizi dinlemeyi öğrenmek zorundasınız. Arkadaşlarınız ve ailenizin görüş ve önerileri iyi niyetle yapılabilse de, onları değil, sizleri mutlu edecek şeyleri derinden bilirsiniz. Sonunda kararlar sizin, başkasının değil, işte bu sizi mutluluğa götürecektir. 4. Amacınızı bulun Sevdiğiniz bir şeyi her gün yapmaya başlayınca iç mutluluğunuzu keşfetmek çok daha kolaydır. Her zaman parasal nedenlerden ötürü olmak zorunda değildir – birçok insan mutludur çünkü daha büyük bir resmin parçasıdır veya diğer insanların hayatlarını olumlu bir şekilde etkilemektedir. 4. Kendinizi diğer mutlu insanlarla çevreleyin Denklemde zehirli bir birey olduğunda kişisel ve mesleki hayatımızdaki ilişkiler başarısız olur. Bu nedenle, kendinizi kişisel hayatınızda gülümseten birisiyle birleştirin ve işinizi, aynı zamanda mutlu...

Kaizen Tekniği İle 1 Dakikada Tembellikten Ve Üşengeçlikten Kurtulmanın Yolu

Günde sadece 1 dakikanızı ayırarak üşengeçliğinizi yenebilir ve işleri sürekli erteleme huyunuzu değiştirebilirsiniz. Nasıl mı? Japon kültüründen doğan Kaizen tekniği size yol gösterecek. Yapmak istediklerimizi erteleyip bir türlü işe başlayamadığımız, bazen kendimizi koltuktan bile kaldırmak istemediğimiz dönemler olur. Ancak bu hayatımızın her evresine sirayet etmeye başlamışsa, bu duruma dur demenin vakti gelmiş demektir. Uzun süreli atalet, yaratıcılığımızı öldürür, motivasyonumuzu yok eder, hayattan zevk almamızı engeller. Hazır bahar içimizde güller açtırmaya başlamışken, gelin bu verimsizlikten hep beraber kurtulalım. Ne dersiniz? Özellikle iş dünyasını kasıp kavurmuş bir Japon tekniğinden bahsetmek istiyoruz sizlere: Kaizen. Japonca’da Kai “değişim”, Zen ise “iyi” anlamına geliyor. Yani iyi yönde bir değişimden bahsediyor Kaizen. Hiçbir günü iyi bir ilerleme kaydetmeden geçirmemeyi hedefliyor. İş dünyası için oldukça elzem bu tekniği, hayatlarımıza da sirayet ettirmek sizce de kulağa mantıklı gelmiyor mu? Peki bunu yapmak için Kaizen ne gibi bir rutin öneriyor derseniz, hem cevabı hem de uygulaması çok basit: Günde sadece 1 dakikanızı yapmak istediğiniz şeye ayırmak. Mümkünse her gün aynı saatte bu 1 dakikayı tekrarlamak ve bu kısacık zaman diliminden keyif almak. Bu kadar basit. Bu kadarcık kısa bir zaman diliminin hayatınız üzerinde ne kadar büyük bir değişiklik etkisi yaratacağını tahmin edemezsiniz. Aslında işin sırrı ne olursa olsun bir şeyler yapmak için bir adım atmakta yatıyor. Aldığınız keyif ise sürecin tekrarlılığını sağlıyor. 1 dakikalık rutinlerle başladığınız etkinliklerin, bir süre sonra size kısa bile gelmeye başlayacağından emin olabilirsiniz. Zaten amaç da bu, siz keyif aldıkça bu süreyi uzatmak isteyeceksiniz ve bir süre sonra etkinlikleriniz gerçekten de işe yarayacağı uzunluklara ulaşacak. Kendimiz için küçük gibi görünen ama aslında oldukça büyük bu adımı atmaya hazırsanız, hemen uygulamaya başlayalım...

Özgüvenli İnsanların Yapmadığı 10 Şey

İnsanlar kendilerine ve kendi yeteneklerine gösteriş merakı olmadan inandıklarında, yapmadıkları belirli basit şeyler vardır. Yıldız Savaşları: Bölüm V – İmparator filminde Yoda Luke’u jedi olması için eğitiyordu. Bataklıktan bir uzay aracı çıkararak, Luke’a ‘FORCE’ un gücünü gösterdi. Luke homurdanarak ‘inanmıyorum’ dedi. Yoda cevapladı ‘İşte bu yüzden başaramıyorsun.’. Her zaman olduğu gibi, Yoda haklıydı — ve bilim de onu destekliyor. Çok sayıda araştırma özgüvenin başarının esas anahtarı olduğunu kanıtladı. Matematiksel ve boyutsal yeteneklerde kadınların ve erkeklerin performans farklarını inceleyen çalışmalar özgüvenin bunda önemli bir rol oynadığını ortaya çıkardı. Yetenek testleri yapılmadan önce cinsiyetlerini belirlemeleri istenen kadınlar, belirlemeyenlere göre daha düşük bir performans sergiledi. Fakat, kendilerini erkek olarak düşünmeleri istenen kadınlar daha iyi performans gösterdi. Ayrıca, her iki cinsiyette de onlara kendi cinslerinin bu görevlerde daha iyi oldukları söylendiği zaman daha iyi bir performans ortaya çıktığı görüldü. Daha ilginci ise, bu cinsiyetler arasındaki performans farklılığı, katılımcılar tüm soruları cevaplamak durumunda bırakıldığında neredeyse yok oldu. Görünüşe göre, kadınlar soruları es geçme hakkına sahip olduklarında, bunu bilgi eksikliğinden değil, özgüven eksikliğinden yaptılar. “Eğer içinizde bir ses ‘resim yapamazsın,’ diyorsa o zaman mutlaka yapın, ve o ses susacaktır.” — Vincent Van Gogh Gerçek özgüven kendini beğenmişlikten çok farklıdır. İnsanlar kendilerine ve kendi yeteneklerine gösteriş merakı olmadan inandıklarında, yapmadıkları belirli basit şeyler vardır. 1. Bahane üretmezler. Eğer özgüvenli insanların bolca sahip olduğu bir karakteristik özellik varsa, bu özyeterliliktir—işleri gerçekleştirebileceklerine olan inanç. Bu dışsal bir kontrol odağındansa içsel bir kontrol odağına sahip olmakla ilgilidir. Bu nedenle özgüvenli insanların bir yere geç kaldıkları zaman trafiği bahane ettiklerini ya da işlerinde terfi alamadıkları zaman patronlarını adil olmamakla suçladıklarını duymazsınız. Özgüvenli insanlar bahane üretmezler,çünkü onlar yaşamlarının kontrollerinin kendi ellerinde...

Sadece Başarısızlığın Öğretebileceği 6 Zor Ders

Tarih boyunca yenilgi tarihin derinliklerine gömülmeye çalışırken, başarı her zaman  ön planda tutulmuştur. Yenilgi ile sandığımızdan daha fazla karşı karşıya gelmekteyiz ve bu noktada hiç şüphesiz ki yenilgiden başarıya giden bir yol vardır. Yenilginin birçok farklı tanımı olabilir ancak bu yazı için başarının karşıtı yani başarısızlık olarak tanımlanmıştır. Şu ana kadar bundan kaçınmayı başarabildiyseniz bile onunla her an karşılaşabilirsiniz ve karşılaştığınız zaman kullanabileceğiniz bazı yararlı ipuçları işte burada: 1.  Ayna Zamanı Yenilginin sebebi sizsiniz. Çoğumuz sıklıkla başarısız olduğumuz zaman içgüdüsel olarak başka insanları ya da olayları suçlama eğilimindeyiz. Bizi etkileyen dışsal faktörleri anlamak önemli ancak doğru sonuca ulaşabilmek için tüm sorumluluğu üzerimize almamız şarttır. Sadece bu derecede sahiplenme ile durumun kontrolünü sağlayabilir ve tecrübelerimizden öğrenebiliriz.  2. Sorunun Kaynağı Çözümlemesi Yenilgi çoğunlukla tahrip izi bırakır. Düşük öz saygı, yıkılmış kendine güven, risk ve fırsatlardan kaçınma gibi kötü etkileri olabilir. Ancak yanlış giden şeyi bulmak için vakit harcamanız önemlidir. Dolayısıyla sorunun kaynağı analiziyle her şeyin nerede yanlış gitmeye başladığını anlamamız önemlidir.  3. Mikrodalga Kültürü Bugünkü toplumumuz anlık memnuniyete yönelmiştir. Mümkün olan en zayıf modayı başarmakla takıntılı hale geldik. Mikrodalga diyetimiz az ama kolaylıkla ulaşılabilir sonuçlar verir. Ancak gerçek başarı, yani bizim hayatımızı ve dokunduğumuz hayatları değiştiren başarı bu giriş seviyesinde sağlanmaz. Hedefinize kilitlenip beyin uyuşturacak derecede çaba sarf etmeniz gerekir. Bunu yapmak için de, etrafınızı sizinle aynı çalışma ahlakında olan insanlarla kuşatın ve size yavaşlamanız ya da durmanızı söyleyen insanlarla ne enerji ne de zaman kaybedin.   4. Zihinsel Dayanıklılık Hayat zor ve güvenli alan yok. Deneneceksiniz, test edileceksiniz, tartılacaksınız, ölçüleceksiniz ve gerekirse yargılanacaksınız. Hayatta başarısızlığı hiç tatmadan başarılı olma olasılığı yoktur. Bu noktada bir iç kale geliştirmeniz gerekir. Burası güvenli bir yer değil, burası kendinizi yeni hedeflere atmadan önce...

Duygusal Zekası Gelişmiş İnsanların Söylediği 12 Şey

“Zihin, Maddeden Üstündür.” Başkalarıyla yaptığınız etkileşimlerde kendinize olan güveniniz ile ilgili zorluk yaşıyorsanız, not alın. Bunlar gerçekten kendine güvenen insanların söylediği cümlelerdir. 1.“Bunun Hakkında Endişelenmezdim.” Başa çıkma mekanizmaları: Güvenilir bir arkadaşınıza “farz edelimlerin …” listesi veya neden bir şeylerin kötü sonuçlanabileceğini gösteren bir liste ile gidin; büyük olasılıkla bu tür güvenceyi duyarsınız. Çünkü kendine güvenen insanlar genellikle endişelenmezler. Bir şey ters giderse bile halledebilirler. 2.“Kim Tutar Seni!” İyimser olmak: Gerçekten kendine güvenen insanlar iyi şeyler olmasını beklerler. Aynı zamanda, iyi kararlar alma konusundaki geçmiş kayıtları, olumlu düşüncelerini gerçekçi düşünceye çevirmeye sahip oldukları anlamına gelir. 3.“Bu Şekilde Olursa Bana Uyar” Dikkat çekmek: Kendine güvenen kişiler, başkalarından kabul görmeye uymaya mecbur hissetmezler. Bu, güveni oluşturan güzelliktir – diğerlerinin sizi takip etmek istemesini sağlayan sakin kendi kendine güvenmek. 4.“Nereden Geldiğinizi Anlıyorum” Duygusal Kontrol: Bir araştırma, en iyi performans gösterenlerin yüzde 90’ının yüksek duygusal zekaya sahip olduğunu gösteriyor. Bunun bir kısmı başkalarına karşı empati kuruyor – bu da gerçek bir güven için önemli katkı sağlıyor. 5.“Neden Ben Olmayım” Fırsat Kollayanlar: İster doğru ilişkileri inşa etmek, ister terfi istemek veya somut bir kanıt olmamasına rağmen inanmak olsun, emin insanlar geleceğe dair bir vizyona sahip olur ve oraya ulaşmak için yollarını çizerler. 6.“Her Şey Mümkün” Gayreti sürdürmek: Kendine güvenen insanlar, yeterli kaynak ve motivasyon göz önüne alındığında, başarılacak şeyin sınırı olmadığını anlamışlardır. Bu, bardağın yarısını dolu görmek bakış açısı genelde çevrelerindekilere bulaşıyor. 7.“Bir Şey Söylemeliyim” Akıllı çatışmalar: Kendine güvenen insanlar doğru ve yanlış konularda bir tutum sergilerler, hatta hangi savaşların savaşmaya değeceklerini bilirler. Eğer tutumlarının yanlış olduğu ispatlanırsa, diğer görüşleri de göz önüne alacak kadar güvende oldukları için nezaketle geri çekilirler. 8.“Bir Hata Yaptım” İleri...

Richard Branson: Günlük Rutinim

Virgin’in kurucusu Richard Branson’ın günlük rutinlerini anlattığı röportajı ile sizi baş başa bırakıyoruz: “Thrive Global günlük hayatım, nelerden esinlendiğim ve bir şeyleri yapmaya nasıl başlayıp işleri nasıl bitirdiğim hakkında beni soru yağmuruna tuttu. Bu röportaj beni günlük rutinim hakkında düşündürdü, size yararlı olabileceğini düşündüğüm bir özet hazırladım.   Erken kalkmayı seviyorum, yaklaşık 5 gibi. Yataktan kalkıp tenis oynamak, yürüyüşe veya koşuya çıkmak, bisiklet sürmek veya yeterli rüzgar varsa rüzgar sörfü yapmaya gitmek gibi egzersizler yapıyorum. Daha sonra kahvaltı yapıyorum ve ailemle vakit geçiriyorum. Aile ile zaman geçirmek ve egzersiz yapmak beni işe başlamadan önce mutlu ediyor. Erken kalkmayı sevme sebebim ise çoğu insan online olmadan maillerim üzerinde çalışabilmemdir. Erken saatlerde online olunca Britanya Virjin Adaları’nda yaşadığım için farklı zaman dilimindeki çalışanların çalışma saatlerinde de online ve ulaşılabilir olabiliyorum. Gün içinde asistanım Helen ile oturup gelen maillere cevap veriyorum. Genellikle birileriyle bağlantıda ve meşgul oluyorum. Ve ben bunu seviyorum. Modern bir lider olmak her şeyden haberdar olmaktır. Her zaman Virgin takımlarıyla çalışıyorum. Bu da dünyanın her yerinde kulağım olduğu anlamına geliyor. Mailler ve telefonlar arasında yazı yazmamı sağlayan haberlerden haberdar oluyorum. Kendimi kabul edemediğim uyuşturucuyla verilen savaşların başarısız olması, göçmenlere yapılan haksızlıklar, LGBT topluluklarına yapılan haksızlıklar ve vazgeçirici olmasa bile idamın kalmaması gibi konular hakkında konuşurken buluyorum. Ama yazılarım her zaman bir eylem çağrısı barındırmıyor. Günler birbirini tutmuyor; bir gün bir diyalog hakkında yazıyorum diğer gün ailemle Necker Adası’ndan fotoğraf paylaşıyorum, bir sonraki gün ise genç girişimcilere kendi yollarını çizebilmeleri için öneriler veriyorum. Yazdığım zaman fikirlerimi sosyal medya aracılığıyla paylaşmaya önem gösteriyorum. 50 yıl önce kendi işini kurmuş biri olarak telefonların, maillerin ve sosyal medyanın oyunu nasıl değiştirdiğini anlatamam size....

Psikolojiye Göre Hedeflerini Takip Eden İnsanların Sahip Olduğu 3 Düşünce Biçimi

Hayatımda hiç spora yatkın ya da fiziksel olarak aktif bir insan olmadım. Herhalde spor yapmaya en çok yaklaştığım zaman lisede bir dönem katıldığım izcilik kulübüdür. Tabi, bir keresinde de yoga sınıfı diye gittiğim yer tarikat çıkmıştı. Sonra otuzlarımın ortasına geldim ve iki çocuğun ardından 30 kilo aldım. Kronik sırt ağrısı çekmeye başlayınca artık bir şeyleri değiştirme vaktinin geldiğini anladım. Temelde tek bir problem vardı: Fikri eyleme dökme zamanı geldiğinde spor yapmak istemiyordum. Eşim koşu yapmamı önerdiğinde ona, –sadece ve sadece– peşimde beni kovalayan bir ayı varsa koşacağımı söyledim. Tüm bunlara rağmen geçtiğimiz sonbaharda yarım maraton koşup triatlon yapmayı başardım! Kanepede popo büyütmekten pistlere nasıl geçtiğimi merak mı ediyorsunuz? Bakış açımı ve davranışlarımı değiştirmeyi öğrendim. Profesyonel mesleğim okullardaki kopuk öğrencilerin tekrar akademik hayata kazandırılması. Çalışırken asıl özen gösterdiğim noktalardan biri, öğrencilerin düşünme biçimleridir. Diğer pek çok eğitim uzmanı ve Chicago Eğitim Reformu Birliği’ne göre, öğrencilerin bir engelle karşılaştıklarında devam edip etmeyeceklerini üç temel etken belirler: Sıkı çalışmanın başarıya götürebileceği ve götüreceği inancı Öğrencinin kendisini ve onun gibileri okul sıralarına layık görmesi Üretilenin değerli olduğu ve kişiyi hedeflerine uygun olarak daha da ileri taşıyacağı inancı Çocuklarda bu üç düşünceden biri bile eksik olsa, işler sıkılaştığında çalışmayı sürdürme ihtimalleri düşer. Elbette bir yere varamayacağınıza inanıyorsanız, etrafınızdakilerin sizden hoşlanmadığını düşünüyorsanız, ya da yaptığınız işe kendinizi vermiyorsanız ciddi bir çaba harcamak mantıksız görünecektir. Sonra geriye dönüp niye egzersiz yapmak istemediğimi düşündüm ve bu üç düşünce biçiminden hiçbirinin bende olmadığını fark ettim. Meğer bana engel olan düşünceler şunlarmış: Şu ana dek hiç başarılı bir şekilde düzenli spor yapmadım. Demek ki pek “egzersiz insanı” değilmişim. Spor salonlarından hoşlanmıyorum ve kendimi oraya ait hissetmiyorum. Koşu bandının üzerinde çırpınmak...

Gelecek 100 Yılı Belirleyecek 5 Veri

2100 yılında dünya nüfusu, ortalama yaş, şehirleşme, enerji kullanımı ve otomasyon bakımından bizleri neler bekliyor? 1. Dünya nüfus artışı nasıl bir yol izleyecek? Birleşmiş Milletler rakamlarına göre 2100’de dünya nüfusu 11,2 milyara ulaşacak. Ama bu en olası tahmin; bu rakam yüzyıl sonunda 16,6 milyarı bulabileceği gibi 7,3 milyara da düşebilir. Ancak BM senaryolarının tümünde 2050’ye kadar nüfus artışı devam ediyor. 2. Ortalama yaş neden artıyor? Çünkü daha uzun yaşıyor ve daha az çocuk dünyaya getiriyoruz. 1950’de 50 yaşına ulaşan insan sayısı azdı. Bugün dünya ortalaması 72 yaş; 2100’de ise ortalama ömrün 83 yaşa çıkması bekleniyor. Ortalama ömür uzayınca yaşlı insan sayısı artıyor; doğumların azalması ise onların yerini alacak daha az sayıda genç nüfus anlamına geliyor. Böylece bugünkü nüfus piramidi gelecekte arı kovanı şeklini alıyor. 3. Nerede yaşıyor olacağız? 2030’da nüfusu 10 milyonu aşan mega kent sayısı 41’e ulaşacak. 2050’de toplam dünya nüfusunun üçte ikisi şehirlerde yaşıyor olacak. Nüfus yoğunluğu yüksek olan şehirler göreceli olarak küçük bir alanda çok sayıda insanı barındırabilir. Şehirde yaşayacak olan 6,3 milyar insan, bugün Mumbai’daki yoğunluk üzerinden hesaplayacak olursak Türkiye topraklarının üçte birinden az bir alanda barınabilir. Fakat Atlanta gibi nüfus yoğunluğu daha az bir bölge esas alındığında ABD toprakları büyüklüğünde bir alan gerekecek. Geleceğin mega kentlerinin yayılarak büyümesine bir sınır koymak önemli olacak görünüyor. 4. Enerji nereden sağlanacak? Bugün tükettiğimiz enerjinin yüzde 86’sı fosil yakıta dayanıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam içindeki yeri yüzde 10 civarında ve giderek artıyor. Dünyada güneş enerjisi tüketimi 2015’te 2010 rakamlarının 7,5 katına ulaşmıştı. Gelecekte yenilenebilir enerji kullanım oranı artacağından rüzgâr ve güneş enerjisi için geniş alana sahip ülkeler avantajlı konumda olacaktır. 5. Gelecekte mesleğimde otomasyon ihtimali ne? Oxford Üniversitesi’nde...

Korkuların Üstesinden Gelmek Ve Başarılı Olmak İçin 4 İpucu

Hayatınızın teklifi karşınıza çıktı ve bir karar vermeniz gerekiyor.Fakat bu fikir hiç de kolay değil ve hayatınızı tamamen değiştirmenizi, rahatınızı bozmanızı ve her şeye en baştan başlamanızı gerektiriyor. Buna rağmen bir tarafınız bunu gerçekten istiyor ama diğer tarafınız ise geri durmanızı söylüyor. Böyle bir durumda ne yapardınız? 1. Negatif insanlardan uzak durun Ailenizin, arkadaşlarınızın, iş arkadaşlarınızın veya diğer insanların yeterince iyi olmadığınızı söyleyerek özgüveninizi kırmasına izin vermeyin. Eğer size yapıcı eleştiriler yapamıyorlarsa onlarla fikirlerinizi ve planlarınızı paylaşmayın. Eğer içinizden bir ses yapamayacağınızı söylüyorsa o zaman yeniden başlamamak için bahaneler buluyorsunuz demektir. Bahane bulmaktan vazgeçin! Unutmayın ki bir şeye başlamak bitirmenin yarısıdır. Eğer şimdi başlamazsanız, daha sonra hep bu konuda pişman olacaksınız. Eğer başarısız olursanız da geriye bakıp en azından denediğiniz için mutlu olacaksınız. 2. Kıskanç insanları görmezden gelin Genelde konu hep onlar olur, siz değil! İnsanlar sizi geri planda tutmak isterler çünkü onlardan daha iyi bir iş yapacağınızdan korkarlar. Herkesin yapabileceği bir şeyden bile uzak duracaksınız. Tamamen yeni bir şeye başlayacaksınız. Bu nedenle insanların sizi durdurmasına izin vermeyin. Eğer onlara da böyle bir şans verilseydi eminimki onlar da aynısını yapar ve hayatlarını değiştirirdi. Onlar sadece sizin kadar güçlü değiller ve içlerinde bu gücü bulamıyorlar. 3. Korkmayın Evet yeni hayatınıza başladığınızda her şey mükemmel olmayacak. Her zaman iyi ve kötü giden şeyler olacak. Fakat işler yolunda gitmeyecek diye korkup kendinizi geride tutamazsınız. Biraz cesaret gösterin ve yeni hayatınız için adım atın. 4. Doğru zamanı beklemeyin Doğru zaman diye bir şey yoktur. Şu an doğru zamandır. Diğer türlü heyecanınız bitecek ve her şey için çok geç olacaktır. Ayrıca hiç bir zaman 100% hazır olmayacaksınız. Sadece başlayın ve zamanla gelişeceksiniz. Yaşadıkça eksik...

Hangi Burç Hangi İşe Uygun?

Başarılı bir kariyer açısından burçlar ve iş hayatı en çok merak edilen konular arasındadır. Hangi başarılı CEO hangi burç olduğu aranır. Peki bu durum iş hayatında nasıl? Hangi burç hangi işe uygun? İşte burçlara göre meslekler. Bilimin popülerleşmesi için yaptığı çalışmalarla tanınan Amerikalı gökbilimci, astrobiyolog Carl Sagan, gezegenleri hayatları yönlendiren trafik lambalarına benzeterek astrolojinin ciddi bir şekilde kaderciliği desteklediğine dikkat çekmişti. Siz de Sagan’a benzer bir şekilde “ne işim olur benim burçla” şeklinde yaklaşıyorsanız bile burçlar ve meslekler ile ilgili bu içeriğe göz atmanız belki keyifli olabilir. Astrolojiye ilgi duysanız da duymasanız da şimdi iş hayatında eğlenceli bir mola verin ve Crystal Heart Psychics tarafından hazırlanan “Written in the Stars” adlı infografik yorumlarını keşfedin. Kova Burcu En İyi Meslekler • Bilim insanı (yeni teoriler keşfedebildiği takdirde) • Mucit • Organik Çiftçi • Pilot • Tasarımcı • Müzisyen Kişisel Özellikler: Hümanist doğası, Kova burcu bireyini diğerlerinden ayırır. Yapıları gereği maceracı ve meraklı olan Kova burcu, avangart fikirleri keşfetmeyi sever. Profesyonel Özellikler: Genellikle alışılmadık işlerde çalışan Kova, hareket ve özgürlük ihtiyacından dolayı kurumsal çevrelere başkaldırabilir. Her zaman yapılan işi, aynı yolları takip ederek yapmak onu tatmin etmez. Eğer taze bir fikre ihtiyacınız varsa sizi hayal kırıklığına uğratmaz. Balık Burcu En İyi Meslekler • Sanatçı • Psikolog • Fizik Terapisti • Hemşire • Veteriner • Hayırsever Kişisel Özellikler: Balık burcu, zodyak içerisinde en eski burç olarak anılır ve pek çok balık burcu, yaşlı bir ruha sahip olduğunu hissedebilir. Balık bireyleri için anahtar kelimeler ise yaratıcılık ve tutkulu olmak olarak ifade edilebilir. Profesyonel Özellikler: Balık burçları müzik, dans ve fotoğraf gibi geleneksel sanat dallarında başarı gösterebilirler. Sezgileri oldukça güçlüdür ve çoğu astrolog da infografik çalışmasına göre bu burçtan çıkabilir. Şefkat...

Sosyal Medyadan Kurtulup Sosyalleşmen İçin 8 Öneri

Sosyal medyayla birlikte sen de daha çok içine kapandığını düşünüyorsan, yeniden sosyalleşme kurallarını hatırlamaya ne dersin? Teknolojinin gelişiminin sosyalleşme üzerinde olumsuz etkileri olduğu bir gerçek. Kaldı ki yapılan son araştırmalar da teknolojinin, insanların sosyalleşme biçimini olumsuz yönde etkilediğini kanıtladı. Pek çok insan günümüzde internet üzerinden kolayca iletişim kurmasına rağmen, insanlarla yüz yüze geldiğinde konuşmakta zorluk çekiyor. Uzmanlara göre bunun nedeni, sanal yoldan iletişim kurmaya fazlasıyla alışmak ve eski ilişki biçimlerine yabancılaşmış olmak. Bununla birlikte bazı önlemler alarak, eski muhabbetli günlerine dönebilir; sosyal medyanın iletişim becerilerini tamamıyla esir almasına engel olabilirsin. İşte öneriler:   Dışarı çıkmadan önce kendini motive et. Aklında bazı sohbet konuları biriktir. İçinde iyi hissettiğin kıyafetler giy. Gülümse ve soğuk durma. İnsanları can kulağıyla dinle. Telefonunla ilgilenme. Doğal olmaya özen göster. Eğer uzayan bir muhabbetin ortasına düştüysen, bir mola...
BAT GG 300×250
AI Product Management Trainee

Yaklaşan Etkinlikler