Danone Camp 728×90

Yeni Şeyler Öğrenebileceğiniz 35 Web Sitesi

İnternet günümüzde özellikle mobil ve sosyal medya devriminin gücüyle sınırsız bir bilgi ve eğlence kaynağı halini aldı. Bu bilgileri, bu kaynakları sınıflandırmak ve doğru olana ulaşmak, yönlenmek ise özellikle internet etiği konusunda en sık tartışılan kavramlardan birisi. Bu içeriğimizde bizler kullanıcıların internet üzerinde ulaşabileceği farklı bilgi, eğlence kanallarının bir kısmını derlemeye çalıştık. İşte kullanarak internette geçirdiğiniz vakti değerlendirebilmeye ve güvenilir kaynakları görmeye başlayabileceğiniz 35 web sitesi; Bilgi İçerikli Olanlar TED/TED-Ed: Ünlü TED konferansları ve özenle hazırlanmış bilgi dolu içeriklere ulaşabilirsiniz. Curiosity: İlgi alanlarınıza yönelik binlerce kaliteli video içerik bulabilirsiniz. Investopedia: Finans eğitimi alanında dünyanın en geniş kaynaklarını içeren web sitesi. Open Culture: Eğitim ve kültür alanında ücretsiz binlerce kaynağa erişebilirsiniz. HowStuffWorks: Nesnelerin çalışma prensiplerini ve yeni teknolojileri takip edebilirsiniz. Popular Science: Bilim ve teknoloji gündemini takip edebilirsiniz. AEON: İlginç bilgilere ve olayların farklı yönlerine dair ipuçlarına ulaşabilirsiniz. The Atlantic: Günceli farklı bakış açıları ve yaklaşımlarla takip edebilirsiniz. Book of Life: Farklı kategorilerde bilgilere ulaşabilirsiniz. Matter: Ödüllü bir içerik platformu olan Matter yine güncele farklı anlatıcıların gözünden bakmanızı sağlar. İyi İçeriklere Sahip Bloglar Wait But Why: Farklı konularla ilgili çizimler, illustrasyonlar içeren blog sitesi. Brain Pickings: Disiplinler arası yaklaşımlara ulaşabileceğiniz blog sitesi. Backreactions: Bir teorik fizikçinin gözünden fizikteki son gelişmeler. Youarenotsosmart: Hepimizin günlük hayatında kullandığı yanlış yaklaşımları açıklayan bir blog sitesi. HelloInternet: İki tartışmacının kendi aralarında güncel konuları tartıştıkları radyo blogu. Whizzpast: Her şeyin tarihi diyebileceğimiz, tarih alanındaki en etkileyici bloglardan biri. Barking up the Wrong Tree: Life hacking diyebileceğimiz ipuçlarını paylaşan blog sitesi. 20 minute in WC: Start-up, kariyer, iş gibi konularda deneyim paylaşımı yapan blog sitesi. Kullanışlı Araçlar Kahoot: Çoktan seçmeli sorularla oluşturulmuş bir bulmaca aracı. Lumosity: Bilimsel...

Apple’dan Sonra Google Da Yeni Projesini Tanıttı

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden Google, ABD’deki Mountain View’da yapılacak yeni çiçek görünümlü kampüsünün tanıtımını yaptı. Projeleri yerel yönetime sunulan kampüsün yaklaşık 30 ayda tamamlanması planlanıyor. LinkedIn ile arazi takasını gerçekleştiren Google, Mountain View’daki yeni kampüsünün çalışmalarına başladı ve şimdiden yeni kampüsün konsept görselleri paylaşıldı. Googleplex’in hemen yanında yer alacak olan yeni komplekste havayı kontrol etmek mümkün olacak. Sıcaklığı, hava kalitesini ve sesi ayarlanabilir olacak olan yeni yapı oldukça güzel gözüküyor. İki katlı dev yapıyı sarmalayan gölgelikler ile binanın iklimlendirmesi ve hava kalite kontrolü yapılacak. Bu gölgeliklerin, aynı zamanda ses yalıtımını da üst düzeyde yapacağı belirtiliyor. Google çiçeği  Teknoloji devi Apple’ın Cupertino’da yapımı süren Spaceship adlı üssüne benzer şekilde Google da çarpıcı ve işlevsel bir teknoloji üssü için kolları sıvadı. Bu çiçek kampusün planlarını kamuya açıklayan şirketin, yapıma başlamak için Mountain View kent konseyinden onay alması gerekiyor. Kampüste çok sayıda bisiklet yolu, dinlenme alanı ve büyük oranlarda yeşil alanlar yer alacak. Çok sayıda açık alanın olduğu planda, bir meydanın dışında, özel görüşmeler ya da toplantılara da uygun çok sayıda alan bulunuyor. Çatısının tasarımıyla dikkat çeken ana binanın Silikon Vadisinin vahşi doğası, akarsuları ve bitki örtüsü ile uyum içinde olmasına dikkat edilmiş. Kampüsün içinde oyuncak bloklara benzeyen fütüristik küçük yapılar da yer alacak. Yeni yerleşke halka açık olacak. Bu sayede yer alacak olan birçok yeşil alandan sadece çalışanlar değil yerel halk da faydalanabilecek. Birden fazla küçük parkın yer alacağı kampüste Google çalışanlarının dikkatinin dağılmaması adına ofisler ikinci katta yer alacak. Doğaya maksimum uyum Google’ın “yeşil ilmekler” adlandırdığı çok sayıda küçük park alanı da ana binayı çevreliyor. Planın en çarpıcı bölümü ise dev bir çiçeği andıran çatı gölgelikleri. Binayı saran ve özellikle iklimlendirme konusunda büyük işlevi olan bu kanatlar, çarpıcı bir...

Bill Gates, “Microsoft, Apple’dan Kopya Çekti Mi?” Sorusuna Yanıt Verdi

Microsoft’un kurucusu Bill Gates, Reddit’te kullanıcıların sorularını “yanıtladı. Gates Steve Jobs’dan kopya mı çektiniz, yoksa o mu sizden kopya çekti?” Sorusunun da cevabını verdi. Reddit’in 5. kez düzenlediği AMA (Ask Me Anything) etkinliğine konuk olan Bill Gates, teknoloji dünyasının merak ettiği sorulardan birinin cevabını verdi. Gates, teknoloji dünyasında yıllardır tartışılan konu ile ilgili de konuştu. Gates, “Steve Jobs’dan kopya mı çektiniz, yoksa o mu sizden kopya çekti?” Sorusuna şu cevabı verdi: “Kopya çekmek kavramı hem benim için hem de Steve Jobs için göreceli bir kavram. Çünkü ikimiz de Xerox’un çalışmasından faydalandık. Ben Charles Simonyi’yi, Steve Jobs ise Bob Belville’i işe aldı. Ancak ikimiz de telif hakkını çiğnemedik. Xerox sayesinde Mac ve Windows’a giden yol açıldı.” 2011 yılında hayatını kaybeden Apple’ın kurucularından Steve Jobs, Microfost’u Apple’ı teklit etmekle suçlamıştı. Kariyerine buradan başla! En iyiler arasında yerini almak için hemen üye ol, en iyi şirketlerin kariyer fırsatlarını takip et. Ücretsiz üye olmak için buraya...

SpaceX’in Ay Turizmi Musk’ın Hayallerinin Ötesinde

Elon Musk, kalıpların dışına çıkarak düşünmeyi seviyor. Bütün dünya uzay yolculuğu için mekiklerin ağırlığını azaltmaya çalışırken o tam tersini yapıyor. Seri girişimci Musk’ın son hamlesi, insanlara Ay’ın etrafında tur attırmak. İki varlıklı ‘uzay turisti’ Musk’ın SpaceX şirketine yüklü miktarda para vererek verdiler bile. Kim oldukları hakkında hiçbir fikrimiz yok. Tek bildiğimiz, “Hollywood starlarından olmadıkları”. Elon Musk’ın yakında ‘Apollo-8’-vari bir ay yolculuğu yapacağını duyurması çok da sürpriz olmaz. Uzayın derinlerini keşfetme ve kolonileştirme amacındaki böyle bir girişim, Musk’ın bahsettiği nihai hedeflerine uyardı. Asıl nefeslerimizi kesense, aklındaki zaman çizelgesi. Musk, 2018’in sonunda, henüz hiç uçuşu test edilmemiş bir donanımla bu yolculuğun yapılacağından bahsediyor. Falcon roketleri zaten bir süredir çalışıyor. Dragon ise Uluslararası Uzay İstasyonu ve dünya arasında mekik dokuyan emektar bir uzay kapsülü haline geldi. Ayın etrafında tur projesi, robot kargo uçuşlarından alçak yörünge fırlatışlarına doğru yeni bir adım olacak. Çok daha büyük bir roket olan Falcon Heavy, bu yaz açılışı yapacak gibi görünüyor. Dragon’un mürettebat taşıyan versiyonu, yaşam desteği ekipmanlarıyla, 2017’nin sonunda ilk yolculuğunu yapacak. İlk deneme yolculuğu, insansız gerçekleşecek. Uluslararası Uzay İstasyonu’na insanlı ilk uçuş ise 2018 baharında yapılacak. Uzun vadede daha zorlu bir Ay misyonu için sistemleri uyarlamaya fazla vakit kalmayacak. Dragon’un ek oksijen, su ve yakıt sağlayacak modüllere ihtiyacı olacak. Böylece uzay turistleri en az 6-7 gün sürecek yolculuklarında uçuş rotalarını sağlayabilecekler. Uzay savunma kuruluşu Planetary Society’den Jason Davis bu dönüşümü şöyle yorumluyor: “Apollo günlerinde gidiş ve dönüş yolculukları genelde iki ya da üç gün sürüyordu. Dünya’dan ayrıldıklarında bir haftalık bir yolculuğa çıkmış oluyorlardı. “Bu, astronotun alçak yörüngedeki Uluslararası Uzay İstasyonu’na konduğu bir yolculuktan farklı olacak çünkü bu defa Dünya’ya hızlı dönüş gibi bir seçenek olmayacak. “Roketi...

Teknoloji Becerisi Edinmeniz İçin 7 Sebep

Cameron Chapman, Skillcrush yazarı ve editörü, teknoloji becerilerinin hayatımızda ve teknoloji sektörü dışında da işimize nasıl yarayacağını gösteren sebepleri bir araya getiriyor. İşte Chapman’ın anlattıkları: “Bilgisayarlarla büyüdüm. 5 yaşındayken, MS-DOS altyapılı bilgisayarımla Reader Rabbit oynamaya başlamıştım. Windows 3.1 yayınlanana kadar onu kullandım (aslında Windows 3.1lerden birine sahip olana kadar). 1990’ların ortalarında bilgisayar kullanmaya başladım ve üniversiteye başlayana kadar, kendi kendime nasıl kod yazılabileceğinin temellerini öğrendim. Ama herkes benim gibi gönüllü olarak teknolojik becerileri öğrenmeye merak duymaz. Çoğu insanın bunu yapmayacağını söylesem, yanlış olmaz aslında. Teknolojik becerilerle ilgili mükemmel olan şey, aslında öğrenmenin, öğrenmeye yol açması. Bir parçanın nasıl işlediğini çözdüğünüzde,diğer parçaların içine dalmak ve işleyişini çözmek giderek daha kolay hale geliyor. Elinizin altında böyle bir teknik beceri taşımanın yararlarından biri de, sadece teknoloji sektörünün içinde kalmayıp, diğer sektörlere de açılmanızı sağlaması. Kodlama bilginiz ayrıca hem kişisel hem profesyonel yaşantınızı da etkiler. Basit kodlamaları öğrenmeyi bir öncelik haline getirmediğinizde büyük bir dezavantaja sahip olmanın yanı sıra, basit HTML ve CSS bilgisinden, daha komplex olan PHP ve JavaScript’e kadar teknolojik yetenek edinmenin birçok yararı vardır.” İşte teknolojik yetenekler edinmeniz için 7 sebep: 1. Sizi daha iyi bir problem çözücü yapar. Kodlama tamamen problem çözmeyle alakalıdır. Çözülmeye ve bir çözüm yoluna ihtiyacı olan bir kullanıcı problemi ile başlarsınız. Sonra bulduğunuz çözümü, hata bulmak ya da muhtemel ilerlemeleri bulabilmek için test edersiniz ve daha iyi bir çözüme ulaşırsınız. Bu durumdaki her aşama tamamen problemi çözmek ile alakalıdır. Problem çözme becerileri evrenseldir ve sektör  fark etmeksizin, neredeyse hayatınızın ve iş yaşamınızın her alanına uygulanabilir. Konuyu tanımlamaktan ve onu parçalara ayırmaktan tutun da, çözüm bulmaya, onu test etmeye ve geliştirmeye kadar, problemlerle nasıl başa çıkacağınızı öğrenmekten asla pişman olmayacaksınız....

Bill Gates Yarım Kalan Öğrenimine Devam Etmek İsteyeceği 3 Alanı Açıkladı

Teknoloji denince akla gelen ilk isimlerden olan ve 85 milyar dolara yakın servetiyle dünyanın en zengin insanları listesinde ilk sıraya oturan Bill Gates, Columbia Üniversitesi’nde gençlerle buluştu. Harvard’da öğrenciyken öğrenim hayatına son vererek kendi işi için çalışmaya başlayan ve Microsoft şirketini kuran Gates, 28 Ocak günü Columbia Üniversitesi’nde üniversite öğrencilerinin sorularını yanıtladı. Bir öğrencinin, “Yarım kalan öğreniminize bugün devam etseniz hangi alanda kariyer yapardınız?” sorusuna cevaben Gates, üç alanı işaret etti. 1. Yapay Zeka Gates’e göre, yükselen sektörler arasında en çok “yapay zekâ” gelecek vaat ediyor. Akıllı ajanlar (Artificial agents) denen soyut işletim sistemlerinin gereçleri okuyup anlamlandırabilmesinin olağanüstü bir gelişme olacağını belirten ünlü iş adamı, bununla ilişkili herhangi bir mesleğin yaşam boyu sürecek heyecan verici bir kariyer anlamına geldiğini belirtti. 2. Enerji Sektörü Gates’in “bugün öğrenci olsam buna yönelirdim” dediği ikinci alan ise enerji sektörü. “Emniyetli, ucuz ve temiz” enerjiye çok büyük ve artan bir talep olduğunu söyleyen Gates, günümüzde bu kriterlerin hepsini karşılayacak enerjiyi yeterli miktarda üretecek bir sistem bulunmadığını ifade etti. Böyle bir sistemin henüz var olmayışı, bu alanı yenilikçi beyinler için bulunmaz bir fırsat sahasına dönüştürüyor. 3. Biyoteknoloji Gates, gelecek vaat eden diğer bir sektör olarak biyoteknolojiyi gösterdi. Biyoloji ve biyoloji bilimleri açısından nefes kesici bir dönemden geçildiğini söyleyen iş adamı, bu alanlardaki gelişmelerin “şimdiye dek hiç olmadığı kadar hızlı” yaşandığını belirtti. Gates’e göre, önemli bir potansiyele sahip olan biyoteknolojide, özellikle obezite, kanser ve depresyonla mücadeleyi kolaylaştıracak akıllı buluşlara ihtiyaç var. Bunların başında da DNA aşısı geliyor. Kaynak Kariyerine buradan başla! En iyiler arasında yerini almak için hemen üye ol, en iyi şirketlerin kariyer fırsatlarını takip et. Ücretsiz üye olmak için buraya tıkla!...

Elon Musk’ın CEO’su Olduğu Tesla Motors Hakkında Bilmediğiniz 10 Gerçek

1. Adını Nikola Tesla’dan alıyor Tesla Motors, 2003 yılında kurulan, yüksek performanslı elektrikli araçlar üretmeyi hedefleyen, silikon vadisi merkezli bir otomotiv şirketidir. Şirket uzmanlaşmış elektrikli otomobiller ve bunların güç aktarım bileşenleri ile aynı zamanda akü şarj cihazları üretiyor. Tesla Motors adını elektrik mühendisi ve fizikçi Nikola Tesla’dan almıştır. 2. 2003 yılında mühendisler tarafından kuruldu Şirket 2003 yılında Martin Eberhard ve Marc Tarpenning adlı mühendislerin oluşturduğu küçük bir ekiple San Carlos’da faliyetlerine başladı. Takip eden yıllar içinde ekip, bilişim, elektronik ve otomotiv sektöründen mühendislerle genişledi. 3. İlk finansal destek Elon Musk’tan geldi Şirkete ilk finansal destek şu anda şirketin müdürlüğünü yapmakta olan, PayPal’ın eşkurucusu Elon Musk’tan geldi. Musk şirketin finansman sağlama konusundaki çalışmalarına önderlik etti. Tesla’nın yatırımcıları arasına Google kurucuları Sergey Brin ve Larry Page ve eBay eski müdürü Jeff Skoll gibi önde gelen isimler katıldı. 4. Şirket aldığı yatırımlarla büyüyüyor Mart 2007 itibariyle şirket, özel sektörden sağladığı finansmanla, sermayesini 60 milyon doların üstüne çıkardı. Böylece şirket büyüme ve araç geliştirme konusunda daha hızlı çalışmalara başladı. 5. Şirket teknoloji patentlerini herkesin kullanımına izin vereceğini açıkladı Tesla CEO’su Elon Musk Haziran 2014’te yaptığı açıklamada, şirketin teknoloji patentlerinin herkes tarafından iyi niyetle kullanılmasına izin vereceğini söylemiştir. Bu yaklaşım yetenekli çalışanları motive etmenin yanı sıra sürdürülebilir ulaşım için elektrikli otomobillerin kitlesel pazar payını hızlandırmak içindir. 6. Tesla’nın elektrikli modelleri kullanıcılarla buluştu Tesla tamamen elektrikli ilk spor otomobil üretimi, Tesla Roadster, ile dikkatleri çekmiştir. Şirketin ikinci aracı tam elektrikli lüks sedan otomobil Model S’dir. Bu aracı iki yeni araç Model X ve Model 3 modelleri izleyecektir. Aralık 2016 itibarıyla, Tesla Motors 2008 yılından bu yana yaklaşık 186.000 elektrikli araba teslim etmiştir. Şirketin otomatik pilota sahip araçları son derece kullanışlıdır. 7. Şirket güneş enerjisi işine girdi Tesla aynı...

Einstein Kişisel Asistan Robot Oldu

2017’nin yapay zeka ve robotik sistemler için parlak bir yıl olması beklenirken, yeni tanıtılan ürün oldukça dikkat çekti.  Einstein adı verilen yeni robot, tanıtım sonrasında oldukça dikkat çekti. Daha önce CES 2017’de görülen robot Einstein, özelikle Albert Einstein’dan esinlenilmesi nedeniyle tanıtım sonrasında uzun bir süre gündemde kaldı. Robotlarda çok fazla görmeye alışkın olmadığımı, yüz ifadelerinin de eklendiği robot, yürüyebiliyor, konuşabiliyor ve olaylara karşı tepki verebiliyor. Robotun temel amacı ise insanlara ihtiyaca göre eğitim sağlamak. Yapay Zekanın Yeni Hali: Einstein  Einstein asistanın yaratıcı markasında kurucu ve CEO olarak görev alan David Hanson, robot çalışmalarında ilk günden itibaren temel hedefin insanlara daha fazla şey öğretmek olduğu ifade etti. Robotun öğrenilebilir yapısına dikkat çeken CEO, özelikle yapay zeka desteği sayesinde Einstein yaşadığı ortamdaki alışkanlıklara göre farklı yetenekler kazanabilir dedi. Çevrimiçi desteğinin yanı sıra çevrimdışı desteği de olan robot, bu bakımdan sürekli internet bağlantısına ihtiyaç duymuyor. Robotun Temel İşlevleri Neler Olacak?  Daha çok çocuklara yönelik geliştirilen asistan robot,  soruları anlık olarak anlıyor ve bilimsel olarak doğru cevapları verebiliyor. Bunların yanı sıra günlük hava durumu bilgilerini de verebilecek. Robotun uzun süreli kullanımında sık sık şarj edilmesi gerektiği gibi yapılan tanıtımlarda dolu batarya ile robotun 4 saate varan kullanım sunabileceği belirtildi. Kickstarter’da görülen robot için kullanıcıların erken sipariş döneminde 269 Dolar ödemesi yeterli. Nisan ayı sonrasında ise robot için seri üretime geçilecek ve 299 Dolar etiket fiyatı ile satılacak.     Kariyerine buradan başla! En iyiler arasında yerini almak için hemen üye ol, en iyi şirketlerin kariyer fırsatlarını takip et. Ücretsiz üye olmak için buraya...

Elon Musk Hakkında Öğrendiğimiz Hayret Verici 10 Şey

Elon Musk, dünyanın yaşayan en önemli girişimcilerinden biri. Önce Paypal daha sonra da Tesla Motors, SpaceX, Solarcity gibi önemli girişimlerin mucidi. Hayret uyandıran bir hayat hikayesine ve başarısını besleyen bir yaşama sahip olan Musk’ın hayatında bu gibi önemli anların yanısıra hiç bilinmeyen detaylar da var elbette. Elon Musk para kazanmak için her zaman etkili yollar bulmuş ve üniversiteden mezun olduktan sonra, bir internet şirketinin kendisinden haberdar olmasını beklemek yerine, girişimciliği tercih etmiştir. Bu girişimcilik yolculuğunda sayısız tutku Musk’a ilham verdi ve bugün elektrikli ve kendi kendine çalışan otomobiller, özel alan araştırmaları ve Mars kolonizasyonu, güneş enerjisi ve yapay zeka konularında uzmanlaşmış şirketleri ve projeleri yönetiyor. Tesla, SpaceX, SolarCity ve OpenAI ile yürüttüğü girişimcilik rolünün yanısıra Musk, babalık yapıyor, Hollywood’da etkin yer alıyor, video oyunları oynuyor ve daha büyük fikirler için beyin fırtınası yapıyor. 1. Ailesi sağır olabileceğini düşünüyordu. Musk çocukken, anne-babası onunla konuşurken sıklıkla boş boş bakıyordu; bu da onun duymakta zorluk yaşadığına inanılmasına neden oldu. Doktor adenoidlerini kaldırdı, ancak fark etmedi. Fakat daha sonra Musk’ın fazla hayal kurduğu için etrafa odaklanamadığına ikna oldular. 2. Çocukken şiddet ve zorbalık gördü. Güney Afrika’da büyüyen Musk sınıf arkadaşları tarafından zorbalık ve şiddet gördü hatta 41 yaşında, bu şiddet olayları esnasında gerçekleşen sapmış bir septumu düzeltmek için ameliyat oldu. 3. 1984’te bir video oyunu yazdı ve sattı. Buna Blastar deniyordu ve o zaman 12 yaşındaki Musk, kaynak kodu Güney Afrika dergisi PC ve Ofis Teknolojisi’nde yayınlandığında 500 dolar kazandı. 2015’te bir Google yazılım mühendisi HTML5’te çalışacak şekilde kodu revize etti ve oynatılabilir hale getirdi. 4. Parti yaparak kolej ücretini karşıladı ve okulu geçti. Pennsylvania Üniversitesi’nde eğitim görürken, doğal girişimci ev partileri düzenleyecek ve kira ödemesine yardımcı...

‘Star Wars’taki Teknoloji Gerçek Oluyor

Avustralya’dan araştırmacılar, “Star Wars” film serisinde gördüğümüz holografik görüşmeleri gerçeğe dönüştürdü. Uzmanların geliştirdiği teknoloji, büyük boyutlu lens ve projeksiyon sistemlerine gerek kalmadan yüksek çözünürlüklü imajları farklı bir yere aktarabiliyor. Saç telinden 500 kat daha ince milyonlarca silikon sütunun birleştirilmesiyle üç boyutlu görüntüleri yansıtabilen nano malzeme, lens ve prizma benzeri geleneksel optik araçlara olan bağımlılığı ortadan kaldırıyor. Sistemde iki boyutlu kaydedilen görüntüler, üç boyutlu olarak yeniden oluşturuluyor. Araştırmacılar, yeni sistemin kamera ve projeksiyon teknolojilerinde yeni bir aşama olacağını ve “Star Wars” film serisinde çok çok uzaklardaki galakside gerçekleştirilen holografik görüşme teknolojisinin artık bizim galaksimizde de kullanılabileceğini söylüyor. Avustralya Ulusal Üniversitesi ekibinin lideri Sergey Kurk, “Nano malzemeler, akıllı telefonlardaki kameraların boyutunun küçülmesine ve uydulardaki karmaşık optik sistemlerin ağırlığının azaltılmasına da yarayacak. Holografik ve hafif bir gelecek bizi bekliyor” diyor. Kariyerine buradan başla! En iyiler arasında yerini almak için hemen üye ol, en iyi şirketlerin kariyer fırsatlarını takip et. Ücretsiz üye olmak için buraya...

Uçan Otomobil Hayali Gerçek Oluyor

Yüz yıllık hayal, uçan otomobilleri hayata geçirmek için çalışmalar son aşamasına geldi. Dünya genelinde en çok heyecan yaratan projelerden birisi uçan otomobiller olurken, Airbus tarafından yapılan resmi açıklamalarda 2017 yılının sonuna kadar projenin hazır olacağı duyuruldu. Çizgi film ve bilim kurgu filmlerinden alışkın olduğumuz uçan arabalar için uzun zamandan beri beklenti oluşmuş olsa da bu kadar erken beklenmiyordu. Airbus yaptığı açıklamada 2017 yılının sonuna kadar ilk prototipin hazır olacağını söylerken, bu kadar kısa süre içerisinde başarılı bir sonucun elde edilmesi uçan otomobilleri daha erken bir tarihte hayatımıza sokabilir. Uçan Otomobil Projesi Hangi Aşamada? Airbus Group duyurusuna göre uçan otomobiller şehir içi yollarda tıkanıklığı önlemenin alternatif bir yolu olarak geliştirilecek. 2017 sonu itibari ile uçan arabalar için test sürecine geçilecek. Urban Air Mobility adı ile özel bir birim açan ve bu birimde uçan araba ve benzer hava araçları üzerinde çalışmalarını sürdüren Airbus,  bu konuda başarı sonuçlara imza atıyor. Markanın uçan otomobil sonrasındaki en önemli projesi toplu taşıma için kullanılacak ve daha fazla kişinin taşınabileceği uçan araçlar geliştirmek. 2017 sonuna kadar geliştirilecek prototip tek kişilik olacak. Uçan otomobiller ile ilgili yapılan resmi açıklamalarda projenin şehir yaşamına yapacağı katkılar da vurgulandı. Uçan otomobiller ile elde edilecek avantajlar şöyle olacak; Araçların ulaşımda karayoluna ihtiyaç duymayacak olması köprüler ya da benzeri gereksinimleri ortadan kaldıracak. Böylece yol maliyetleri de ilerleyen dönemlerde azalacak. Şehir içindeki trafik problemleri de uçan arabalar ile tamamen ortadan kaldırılacak. Ulaşımda yeni ve daha güvenli bir dönem başlayacak. Trafik kazalarının önüne geçilecek. Akıllı sistemler sayesinde uçan arabalar ile trafik kazalarının yaşanması önlenecek. Kariyerine buradan başla! En iyiler arasında yerini almak için hemen üye ol, en iyi şirketlerin kariyer fırsatlarını takip et. Ücretsiz üye olmak için buraya tıkla!...

Dünyanın En Büyük Güneş Enerjisi Tesisi: Tesla Gigafactory

Tesla Gigafactory için oluşturulacak güneş enerjisi fabrikanın enerji ihtiyacının tamamını sağlayacak kapasitede olacak. Tesla Gigafactory, uzun zamandan beri dünya gündeminde yer bulurken, son olarak fabrikanın güneş enerji sistemi ile ilgili bilgiler paylaşıldı. Yenilenebilir enerji ile maliyetleri uzun vadede düşürmek ve çevreci bir üretim yapmak isteyen Tesla, bu doğrultuda Tesla Gigafactory üzerini tamamen güneş panelleri ile kapatıyor. Projenin aktif bir şekilde elektrik üretmeye başlamasının ardından ise üretim kapasitesi 70 megavat olacak. Bu değer ise Tesla’nın dünyadaki diğer tüm çatı güneş sistemlerinden daha büyük bir sisteme sahip olmasını sağlayacak. Şu anda dünya genelinde aktif bir şekilde kullanılan en büyük çatı güneş sistemi Hindistan Beas’taki Dera Baba Jaimal Singh. 42 dönüm üzerine kurulu olan bu alanda 11.5 MW’lık bir güneş enerjisi çiftliği oluşturulmuş durumda. En büyük bu üretim tesisi, Tesla’nın yeni planına göre 7 kat daha küçük. Bu açıdan Tesla Gigafactory ile birlikte dünya genelinde pek çok ilk yaşanırken, fabrika sadece güneş enerjisi kapasitesiyle bile dikkat çekecek. Fosil Yakıtlar Kullanılmayacak  Tesla Gigafactory’de herhangi bir fosil yakıt doğrudan tüketilmeyecek. Üstelik güneşin, enerji elde etmek için yeterli olmadığı durumlar için bile B planı hazır. Tesla’nın kendi Powerpack pillerine yapacağı depolama sayesinde hem enerji depolanacak hem de ihtiyaç halinde bu bataryalardan enerji sağlanacak. Isınmada Para Harcanmayacak! Gigafactory’de kapalı devre sistem kullanacak. Bu sistemde açığa çıkan atık sıcak su ise fabrika içerisindeki ısıtma kanallarına verilecek, sıcak su ile fabrikanın ısınma ihtiyacı karşılanacak. Böylece elektrik enerjisinden tasarruf edecek Tesla, ısınma için de ek bir enerjiye ihtiyaç duymayacak. Kariyerine buradan başla! En iyiler arasında yerini almak için hemen üye ol, en iyi şirketlerin kariyer fırsatlarını takip et. Ücretsiz üye olmak için buraya...

Apple Ekibinden Tesla’nın Otomatik Pilot Takımına Önemli Transfer

Tesla, uzun süredir Apple’da çalışan ve Swift dilini geliştiren Chris Lattner’i transfer etti. Lattner’in otomatik pilot ekibinin başına geçmesi bekleniyor. İşte heyecan verici transferin detayları: Yaklaşık 1.5 yıl önce pek çok Tesla çalışanının şirketten ayrılıp o günlerde otomatik pilot teknolojisi üzerinde ilk hamlelerini yapmaya başlayan Apple’a gitmesi, iki şirket arasındaki savaşın başlangıcı olmuştu. Tesla Motors CEO’su Elon Musk, Apple için ‘’Tesla’da iş bulamayanların gittiği bir mezarlık’’ifadesini kullanıp Apple’ın otopilot alanında daha çok yolunun olduğunu söylemişti. Dün Tesla blogundan yapılan açıklamaya göre ise şirket, Apple’ın beyin takımından olan Chris Lattner’i transfer ederek bu savaşı tekrar alevlendirdi. 10 Yıldan uzun bir süredir Apple’da çalışan ve 2011 yılından beri Apple’ın Geliştirici Araçları Departmanı’nda kıdemli müdür pozisyonunda görev alan Chriss Lattner’i önemli yapan unsur şüphesiz Apple Swift’i geliştirmiş olması. iOS, Mac, Apple TV ve Apple Watch uygulamaları geliştirmek için herkesin kullanabildiği, açık kaynaklı bir dil olan Swift, 2014 yılında tanıtılmış ve Apple’ın o yıl ortaya koyduğu en iyi iş olarak gösterilmişti. Blogundaki yazıda ‘’Hoş geldin Chriss Lattner’’ başlıklı yazıyla Chris’in mühendislik alanındaki şöhretinin iyi bilindiğinden bahseden Tesla, Chris’in otomatik pilot ekibine önderlik edecek olmasından ve bu teknolojinin geleceği biçimlendirmek için aralarına katılmasından mutluluk duyduğunu belirtti. Chris Lattner konuyla ilgili bir açıklama yapmasa da geçtiğimiz günlerde çalışma arkadaşlarına gönderdiği mailde, başka alanlardaki fırsatları değerlendirmek için bu ay içinde Apple’dan ayrılacağını söylemişti. Kariyerine buradan başla! En iyiler arasında yerini almak için hemen üye ol, en iyi şirketlerin kariyer fırsatlarını takip et. Ücretsiz üye olmak için buraya tıkla!...

Greenpeace: Yılın En Çevreci Teknoloji Şirketi Apple

Greenpeace yayınladığı tablo ile en çevreci teknoloji firmalarını duyurdu. Listenin başında her sunumunda çevreye ne kadar önem verdiğini tekrar tekrar dile getiren Apple yer alıyor. Yayınlanan raporlara göre; çevreye zarar vermeyen malzemelerin kullanıldığı cihazlardaki parçalar aynı zamanda Apple tarafından geri dönüştürülüyor. Doğal gaz, kömür ve nükleer enerji kullanımı baz alınarak çevrecilik endeksinin hesaplandığı tablonun zirvesinde A not almayı başaran Apple, yüzde 83 indekse sahip. Böylece 3 yıl arka arkaya en çevreci firma ünvanını kaptırmamış oluyor. Facebook ve Google da A almayı başarmış durumda ancak indeks olarak daha düşük seviyelerdeler. Listede en kötü not alan şirket Baidu olarak görülüyor. Amazon ve IBM gibi dev isimlerin de ilginç bir şekilde epey aşağılarda olması dikkat çekiyor. Tablonun tamamına aşağıda göz atabilirsiniz. Kariyerine buradan başla! En iyiler arasında yerini almak için hemen üye ol, en iyi şirketlerin kariyer fırsatlarını takip et. Ücretsiz üye olmak için buraya...

Facebook Düşünce Yoluyla İletişim Kurmanın Yolunu Arıyor

Zuckerberg’in sosyal medya servisi Facebook, devrim yaratacak yeni bir teknoloji üzerinde çalışmaya başladı. Buna göre, Facebook, düşünce okuma teknolojisi geliştirecek ve kullanıcılar birbirlerine, sadece düşünerek mesaj gönderebilecekler. Bu teknolojinin mümkün olabilmesi için Facebook, beyin dalgalarını analiz eden çalışmaların üzerine yoğunlaşmış durumda. Bilim insanları mevcut çalışmalarda beyin dalgalarının belli komutları hayata geçirmek için kullanılmasını sağlayabiliyorlar. Facebook bu çalışmaları daha ileri götürerek, beyin dalgaları ile mesaj oluşturmayı mümkün kılacak. Facebook kendi DARPA’sını kuruyor Facebook bu yeni proje için şirket içinde Building 8 isimli bir çalışma birimi kurdu. Bu “gizli” çalışma birimindeki ekipler “brain-computer interface” adı verilen projeyi hayata geçirmek için çalışacak. Eğer proje gerçeğe dönüşebilirse Facebook kullanıcıları artık sadece düşünerek mesaj yazabilecekler ve sosyal medya servisini düşünceleriyle kontrol edebilecekler. Çalışmadan çıkacak ilk sonuçlarda, düşünce gücüyle Facebook içinde sörf yapmak, üye olunan sayfalara girmek, çıkmak gibi işlemlerin hayata geçirileceği düşünülüyor ancak Zuckerberg’ün nihai amacı tamamen düşünerek pratik şekilde mesaj yazabilmek. Öte yandan, bu ilginç teknoloji hayata geçecek olursa, artık Facebook’un veya diğer teknoloji şirketlerinin, insanların düşüncelerini okuyabilecek olması da inkar edilemeyecek bir gerçek. Yani artık aklımızdan geçen her düşünceyle beraber, karşımıza anında yeni reklamlar çıkabilecek. Kariyerine buradan başla! En iyiler arasında yerini almak için hemen üye ol, en iyi şirketlerin kariyer fırsatlarını takip et. Ücretsiz üye olmak için buraya tıkla!...

100 Tesla Gigafactory Dünyayı Değiştirebilir

Tesla’nın Nevada’da kurmakta olduğu Gigafactory, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip. Elon Musk’a göre bu tesislerden 100 tanesi tüm dünyayı yenilenebilir enerjiye geçirmeye yeter. İklim değişikliği ve küresel ısınmanın önüne geçmek için verilen mücadelede ön saflarda yer alan yıldız oyuncu Leonardo DiCaprio, yapımcılığını üstlendiği belgeseller ile konu hakkında duyarlılık yaratmaya devam ediyor. Ünlü oyuncunun yapımcılığını üstlendiği ve rol aldığı Before the Flood isimli yeni belgesel geçtiğimiz günlerde yayınlandı. İlk olarak National Geographic Channel tarafından yayınlanan Before the Flood, iklim değişikliğine dikkat çekebilmek için daha sonra YouTube üzerinden ücretsiz olarak yayınlandı. Fosil yakıt endüstrisi ve bu yakıtların Dünya’ya etkisini inceleyen belgesel, bir yandan fosil yakıtların gezegenimiz üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne sererken, bir yandan iklim değişikliğinin önüne geçmek için çözüm yolları arıyor. Bu tesisin sadece lityum iyon piller üretmek için kurulmadığını açıklayan Musk, Gigafactory’nin dünyanın yeşil enerjiye geçmesi için yapılması gerekenlere bir örnek olmasını umuyor. Tüm dünyayı yenilenebilir enerjiye geçirmek için ne gerekeceğini hesapladıklarını söyleyen Musk, tamamen yenilenilir enerjiye geçmek için 100 Gigafactory’nin yeterli olacağını açıkladı. Yeşil enerji konusunda teknoloji dünyasındaki en etkili isimlerden biri olan Musk, hem Tesla Motors ve SolarCity ile yeşil enerjinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor, hem de konu hakkındaki girişimleri ile diğer girişimcilere ve firmalara örnek oluyor. Birçok tanınmış ismin yer aldığı belgeselde konu hakkında görüşlerini paylaşan isimlerden biri de SpaceX ve Tesla Motors’un kurucusu olan Elon Musk. Teknoloji dünyasının en önemli figürleri arasında yer alan Musk, belgeselde DiCaprio’ya Tesla’nın Nevada’da kurduğu Gigafactory‘i gezdiriyor. Kaynak   Kariyerine buradan başla! En iyiler arasında yerini almak için hemen üye ol, en iyi şirketlerin kariyer fırsatlarını takip et. Ücretsiz üye olmak için buraya tıkla!...
üye ol

Yaklaşan Etkinlikler

nisan

1nis09:30- 18:00E-FounderBoğaziçi Dijital Girişimcilik Zirvesi