20’li Yaşlarınızda Öğrenmeniz Gereken 21 Zaman Yönetimi Dersi

Kariyerinizin başında, kazanmanız gereken yetkinliklerin başında hiç şüphesiz zaman yönetimi geliyor. Yapmanız gereken işleri önceliklendirmeye çalışırken, aynı anda birden fazla işi yürütürken ya da küçük detaylar üzerinde olması gerekenden fazla düşündüğünüz zamanlarda farkında olarak ya da olmayarak vaktinizin büyük bir kısmını boşa harcıyor olabilirsiniz. Montreal’li tasarımcı ve yazar Étienne Garbugli için de zaman yönetimi büyük önem taşıyor ve yaşı ilerledikçe bu konu hakkında günden güne daha iyiye gittiğini, hem kendisi hem de iş arkadaşları için iş bölümü ve zaman yönetimini daha iyi analiz etmeye başladığını düşünüyor. Garbugli, 2013 yılında, “Zaman Yönetimi Konusunda 20li Yaşlarımda Bilmiş Olmayı Yeğlediğim 26 Püf Nokta” konulu bir sunum hazırladı ve bu sunum, SlideShare tarafından “Yılın En Beğenilen Sunumu” seçildi.  Zaman yönetimi konusunda bir an evvel öğrenip uygulamaya geçirmemiz gereken tavsiyelere beraber göz atalım. Ne de olsa, bu alışkanlığı ne kadar erken edinirsek o kadar iyi çünkü 22 yaşında bir stajyerken de 50 yaşında üst düzey bir yöneticiyken de hep ihtiyacımız olan bir beceri: 1. Her zaman vakit vardır.  Haydi itiraf edelim, aslında zaman asla tükenmez! Eğer yapılması gereken bir işi, bitmesi gereken zamana kadar yetiştiremediyseniz, o işi acil olarak nitelendirmemiş ya da o işi yapmaktan keyif almadığınız için onun yerine başka işlerle ilgilenmeyi tercih etmişsinizdir. 2. Günler, her zaman beklediğinizden daha çabuk geçer. Tampon zaman oluşturun. Fazla planlamalardan ve çok detaycılıktan kaçınmalısınız. “Biraz esnekliğe izin vermeyen planlar, kaçırmaya ya da eksik yapılmaya daha yatkındır.” diyor Garbugli. 3. Doğru zamanda doğru şekilde çalışırsınız. Bazı günler sadece havanızda olmayabilirsiniz ve çalışmak için çok hevesli değilsinizdir. Ancak bazı günlerde de o kadar motivesinizdir ki 12 saat aralıksız bile çalışabilirsiniz! Doğru zaman çok önemlidir ve böyle günlerin avantajlarından yararlanın. 4. Hem profesyonel...

Güveninizi Artıracak 8 Yol

Başarılı insanlar genellikle güven yayarlar – kendilerine ve yaptıklarına inandıkları açıktır. Bununla birlikte, onları kendine güvenmelerinin sebebi başarıları değil. Güvenleri en başından beri oradaydı. Bir düşünün: 1.      Şüphe şüpheyi uyandırır. Onlara kendin inanmadıysan, neden sana, düşüncelerine ya da yeteneklerine kim inanır? 2.      Yeni zorluklarla mücadele etmek güven duygusunu gerektirir. Korkan veya güvende hissetmeyen insanlar rahatlık bölgelerinde kalmaya eğilimlidirler. Fakat konfor bölgeleri nadiren kendi başlarına genişler. Bu nedenle güven eksikliği olan insanlar ölü, çıkmaz işlerde sıkışıp kalırlar ve değerli fırsatların onları geçmesine izin verirler. 3.      Kendine güvenmeyen insanlar genellikle dış koşulların merhametinde hissederler. Başarılı insanlar engeller tarafından caydırılmazlar, bu da en başta nasıl yükseldiklerinin kanıtıdır. Sizi kendiniz kadar, hiç kimse başarmak istediğiniz şeyler için durduramaz. Kendinden şüphe duymanıza sebep olan bu engeli ortadan kaldırmanın zamanı geldi. Güven, başarılı bir kariyer için önemli bir yapı taşıdır ve onu tamamen kucaklamak sizi hiç düşünmediğiniz yerlere götürecektir. Doğru rehberlik ve sıkı çalışma ile herkes daha kendinden emin olabilir. Belli bir noktayı geçtiğinizde, içinizde hissedeceksiniz. Sizi oraya götürmek için sekiz kurşungeçirmez strateji var: 1. Kendinize dürüstçe bakın Johnny Unitas “Kibir ve güven arasında bir fark var. Kibir kendinizle övünmektir. Güven ise, işi halledebileceğinizi düşündüğünüz anlamına gelir.” Diğer bir deyişle, güven sıkı çalışmayla elde edilir ve emin insanlar kendi bilincindedir. Güveniniz yeteneklerinizi aştığında, küstahlığın hattını geçtiniz demektir. Farkı bilmelisiniz. Gerçek güven sıkı bir şekilde içinizde yetişmiştir. Güveninizi arttırmak için, yeteneklerinize karşı dürüst ve doğru bir öz değerlendirme yapmanız önemlidir. Beceri setinizde zayıflıklar varsa, bu becerileri güçlendirme planları yapın ve olumsuz etkilerini en aza indirgemenin yollarını bulun. Zayıf yönlerinizi yok sayarak veya güçlü olduklarını idrak etmek onları uzaklaştırmayacaktır. Aynı şekilde, güçlü yönlerinizi net bir şekilde anlayabilmeniz,...

Akıllı İnsanların Söylemeyeceği 11 Şey

İş yerinde söylemek istemeyeceğiniz bazı şeyler var. Bu cümleler özel bir güç taşır: Sözcükler doğru olduğunda bile sizi kötü gösterebilecek hantal bir kabiliyete sahiptirler. Hepsinden kötüsü, ağızdan çıktıklarında onları geri almanın bir yolu yok. Dilin şaşırtıcı kaymalarından, renksiz esprilerden ya da siyasi olarak yanlış gaflardan bahsetmiyorum. Bunlar kendinizi kötü göstermenin tek yolu değil. Çoğu zaman, bize en çok hasarı veren, beceriksiz ve kendine güvenen biri olduğumuzu söyleyen, hemen göze çarpmayan sözlerdir. Ne kadar yetenekli olursanız olun ya da başardığınız şey olursa olsun, insanların sizi nasıl gördüğünü anında değiştiren ve sizi olumsuz bir ışığa sürükleyecek belirli cümleler vardır. Bu ifadeler, kısa sürede kariyerinize zarar verdikleri için olumsuz etkilere neden olabilir. Bu kariyer katillerinin kaçını son zamanlarda ofiste duymuşsunuzdur? 1.“Bu Adil Değil” Herkes hayatın adil olmadığını biliyor. Bunun adil olmadığını söylemek, yaşamın adaletli olması gerektiği düşüncesini getiriyor ve bu da sizi olgunlaşmamış ve naif gösteriyor. Kendinizi kötü göstermek istemiyorsanız, gerçeklere sadık olmanız, yapıcı kalmanız ve yorumlarınızı dışarda bırakmanız gerekir. Mesela, “Kendimin görevlendirileceğimi umduğum bu büyük projeye Ann’i görevlendirdiğinizi fark ettim. Bana sizin bu karara varmanıza neyin sebep olduğunu söyler misiniz? Bu becerileri geliştirmeye çalışabilmek için neden iyi karşılanmadığımı düşündüğünüzü bilmek istiyorum.” 2.“Bu Her Zaman Yapılan Bir şey” Teknoloji temelli değişim, altı aylık bir süreci bile geçersiz kılacak kadar hızlı oluyor. Bunun her zaman yapıldığı şekilde olduğunu söylersek, sadece tembel olduğunuzu ve değişime karşı direndiğinizi göstermez, aynı zamanda kendi işinizi iyileştirmeye niye neden çalışmadığınızı merak eden patronunuzun da olmasını sağlayabilir. Gerçekten her şeyi hep yaptıkları gibi yapıyorsanız, kesinlikle daha iyi bir yolu var. 3.“Sorun Değil” Birisi sizden bir şey yapmanızı istediğinde veya bir şey yaptığınız için teşekkür ediyorsa ve onlara sorun olmadığını...

Daha Üretken Olmak İçin Değiştirmeniz Gereken 5 Kötü Özellik

Hayır. 3 tanesi neredeyse 2016’da işimi bitiriyordu ve hala 2017’de etkisi devam ediyor. Günümüzün hızlı ilerleyen dünyasında üretkenlik çok önemlidir. Çoğu insan daha fazla iş yapabilmek için günlük rutinlerine oturtmaya çalışıyor ama bu süreç iyi sonuç alana kadar biraz zaman gerektiriyor. Genellikle üretkenliğinizi üçe katlamak için yapmayı bırakmanız gereken bir kaç şey vardır. Hemen büyük bir fark görecek ve hissedeceksiniz. Hızınızı kesen işleri bırakmanız yapmanız gereken işlere zaman yaratacaktır. Mantık dışı gelebilir fakat başta kısıtlamak daha sonra da yeni bir sistemi hayatınıza entegre etmek daha iyi olacaktır. Eğer başlayacak bir yer arıyorsanız, zamanınızı nasıl geçirdiğinizi göz önüne alın ve bu 5 kötü alışkanlıktan kurtulmaya çalışın. Harekete geçin ve bu kopya kağıdını yararınız için kullanın. 1. Günün her saniyesini planlamak (boş zaman bırakmadan) Garip gelebilir fakat üretkenliğinizi arttırmak istiyorsanız gününüzün her sayinesini planlamaktan vazgeçin. İnsanlar takvim düzenlemeyi ve onun getirdiği bir şeyleri başarıyormuş hissini severler. Eğer çok fazla plan yaparsanız, çalışma günlerinizden nefret etmeye başlarsınız. Sadece bu değil, bir anda acil bir şey çıkarsa veya kalan işleri halletmeye enerjiniz kalmazsa zaman kaybedebilirsiniz. Her şey karışır ve planladığınız şeyleri başaramazsınız. Peki çözüm nedir? Daha kolay bir metod bulun, uyumadan önce bitirmeniz gereken önemli 6 işi belirlemek gibi. Kalktığınız zaman yapmak istediğiniz ana şeyleri planlayın ama çok da katı şekilde bu plana bağlı kalmayın. Vücudunuzun ne dediğini dinleyin. Kendinizi önemseyin ve sabah kahvaltı yapmayı unutmayın. 2. Bir çok şeyde aynı anda başarılı olmaya çalışmak  Bu kısımda çoğu insan konsantresini kaybediyor. Hepimiz hayatımızın çoğu noktasında başarılı olmaya çalışırız: farklı marketlerde iş kurmak, atlet olmak ve dünyayı gezmek gibi. Eğer aynı anda bir çok fırsatı kovalarsanız tek değil bir çok yönde yetersiz olmanıza sebep...

İşinize Ara Vermeden Bitirebileceğiniz 10 MBA Programı

Full-time çalışan profesyonellerin hepsi eğitimlerine devam ederken aynı endişeyi taşırlar: İşletme yönetimi master derecesi (MBA) sahibi olmam iş yaşamı dışında harcadığım iki yıllık süre ve bu sürede kazanabileceğim gelir kaybına değecek mi? Böyle düşünüp işlerini kaybetmek istemeyenler için işte çözüm önerisi: ”Yarı zamanlı işletme programları.” Bu programlar genellikle 3 yıl sürer. İki yıl süren tam zamanlı programlarla karşılaştırıldığında öğrencilere geceleri de derslere katılma imkanı sunmaktadırlar. US News & World Report başarılarına göre sıralanmış en iyi yarı zamanlı işletme programlarını açıkladı ve California-Berkeley Üniversitesi’ndeki Haas İşletme Okulu’nun birinci sırayı aldığını duyurdu. Haas bünyesindeki yarı zamanlı programın başarısı 47.4% gibi bir oranla onaylandı. Öğrencilerin işletme doktorasına hazırlık testinden (GMAT) aldıkları skor ise ortalama 694. US News’in programları sıralarken kullandığı 5 kriter var. (GMAT skorları ve kaç yıllık iş deneyimi sahibi olmaları dahil) Ayrıca işletme okulu dekanı tarafından belirlenen akran değerlendirmesi kriteri de sıralama yaparken yararlandıkları bir diğer faktör. Bir göz gezdirmek isterseniz işte ABD’de bulunan yarı zamanlı en iyi 10 MBA programı: 10.University of Texas-Austin (McCombs) 9.Ohio State University (Fisher) 8.Virginia Tech (Pamplin) 7.Temple University (Fox) 6.University of Michigan-Ann Arbor (Ross) 5.Northwestern University (Kellogg) 4.University of California-Los Angeles (Anderson) 3.New York University (Stern) 2.University of Chicago (Booth) 1.University of California-Berkeley...

Başarılı Olmak İçin Kurtulmanız Gereken 9 Şey

Bir yönetici ya da bir girişimci olarak, siz kendinizin hem en iyi arkadaşı, hem de en kötü düşmanısınızdır. Yeteneklerinize yalnızca sizin yapabileceğiniz kadar iyi bir dünya yaratmak konusunda güvenmek ya da değeriniz hakkında şüpheye düşüp, erteleme ve gereksiz zaman kayıplarıyla kendi kendinizi sabote etmek konusunda arada kalabilirsiniz. 2017’yi şimdiye kadarki en iyi yılınız yapabilirsiniz, ama bunun olması için birkaç nahoş alışkanlığınızı bırakmanız gerekecek. 1.Yetki verme anlayışına sahip olmak Evet,siz nadir yeteneklerin ve vizyonun kombinasyonuna sahip olan bir kar taneciği olabilirsiniz, ama bu bütün dünyanın size bir şeyler borçlu olduğu anlamına gelmiyor, özellikle de bir girişimci olarak. Eğer başarılı olmak istiyorsanız, başarıyı siz yaratmalısınız. Yeni bir müşteri ya da şirketinizin harika yayınlarında başrol oynamak istiyorsanız, o zaman bunu gerçekleştirmek için işe sarılmaya başlayın. 2.Her şeyi tek başına yapmayı denemek. Kısaca, her şeyi tek başınıza yapmayı denemeyin. Yardım ve tavsiye istemek iyidir ve omuzlarınızdaki yükü alacak başkalarını dahi işe alabilirsiniz. Size yardım etmekten mutluluk duyacak birçok girişimce ve arkadaştan oluşan kocaman bir ağa sahipsiniz, çünkü siz de onlara yardım ederdiniz ya da sadece onlar da sizin başardığınızı görmek isterler. Girişimcilik yeterince zor, gereksiz yere daha da zorlaştırmayınız. 3.Mükemmel olmaya çalışmak. Herkes bazı zamanlar başarısız olabilir. Başarılı bir insan, hayat onu vurup yere serdiğinde bile, sonuna kadar ayağa kalkabilendir. Mükemmel olmaya çalışmak sizi hata yapmaktan ve başarıya ulaşmaya ihtiyacınız olduğunda öğrenim eğrisinin üstünde kalmanızı sağlar. 4.Kendinizi diğerleriyle karşılaştırmak. Başarılı insanlar ilham verici olanlardır. Onların başarısı, sizi, onlar kendi zirvelerine çıkarken takıldıkları aynı hatalardan korumaya yardım edecek, potansiyel bir yol haritası olabilir. Onlara bakmanızı ve kendinizi aynı başarı seviyesinde olmadığınız için cezalandırmanızı kastetmiyoruz. Onlar kendi yollarını sıkı bir çalışmayla oluşturdular ve eğer sizde...

Richard Branson: Günlük Rutinim

Virgin’in kurucusu Richard Branson’ın günlük rutinlerini anlattığı röportajı ile sizi baş başa bırakıyoruz: “Thrive Global günlük hayatım, nelerden esinlendiğim ve bir şeyleri yapmaya nasıl başlayıp işleri nasıl bitirdiğim hakkında beni soru yağmuruna tuttu. Bu röportaj beni günlük rutinim hakkında düşündürdü, size yararlı olabileceğini düşündüğüm bir özet hazırladım.   Erken kalkmayı seviyorum, yaklaşık 5 gibi. Yataktan kalkıp tenis oynamak, yürüyüşe veya koşuya çıkmak, bisiklet sürmek veya yeterli rüzgar varsa rüzgar sörfü yapmaya gitmek gibi egzersizler yapıyorum. Daha sonra kahvaltı yapıyorum ve ailemle vakit geçiriyorum. Aile ile zaman geçirmek ve egzersiz yapmak beni işe başlamadan önce mutlu ediyor. Erken kalkmayı sevme sebebim ise çoğu insan online olmadan maillerim üzerinde çalışabilmemdir. Erken saatlerde online olunca Britanya Virjin Adaları’nda yaşadığım için farklı zaman dilimindeki çalışanların çalışma saatlerinde de online ve ulaşılabilir olabiliyorum. Gün içinde asistanım Helen ile oturup gelen maillere cevap veriyorum. Genellikle birileriyle bağlantıda ve meşgul oluyorum. Ve ben bunu seviyorum. Modern bir lider olmak her şeyden haberdar olmaktır. Her zaman Virgin takımlarıyla çalışıyorum. Bu da dünyanın her yerinde kulağım olduğu anlamına geliyor. Mailler ve telefonlar arasında yazı yazmamı sağlayan haberlerden haberdar oluyorum. Kendimi kabul edemediğim uyuşturucuyla verilen savaşların başarısız olması, göçmenlere yapılan haksızlıklar, LGBT topluluklarına yapılan haksızlıklar ve vazgeçirici olmasa bile idamın kalmaması gibi konular hakkında konuşurken buluyorum. Ama yazılarım her zaman bir eylem çağrısı barındırmıyor. Günler birbirini tutmuyor; bir gün bir diyalog hakkında yazıyorum diğer gün ailemle Necker Adası’ndan fotoğraf paylaşıyorum, bir sonraki gün ise genç girişimcilere kendi yollarını çizebilmeleri için öneriler veriyorum. Yazdığım zaman fikirlerimi sosyal medya aracılığıyla paylaşmaya önem gösteriyorum. 50 yıl önce kendi işini kurmuş biri olarak telefonların, maillerin ve sosyal medyanın oyunu nasıl değiştirdiğini anlatamam size....

Yapacağınız İşte Başarılı Olacağınızı Gösteren 9 İşaret

Hepimiz başarıyı farklı tanımlarız. Ki bu çok doğaldır ve olması gerekendir. Başarı ölçütlerimizin farklı olmasına rağmen, başarılı insanlar, tutum ve karakter olarak bir takım ortak özellikler gösterirler. Eleştiriye açık olma, duygusal iniş ve çıkışlara hazır olma ve hata yapmaktan korkmayarak risk alma bu ortak özelliklerden sadece birkaçı. Siz de başarılı olmak istiyorsanız ve hatta başarınıza bir sınır koymayarak onu uçsuz bucaksız hale getirmek konusunda oldukça hevesliyseniz, bu 9 adımı siz de uygulayabilirsiniz demektir: 1. Takım arkadaşlarınızla beraber başarıya ulaşmaktan keyif almak  Yetenek elbette ki önemlidir, ancak beraber çalışabilmek, takım olabilmek, egolarınızdan arınabilmek ve bütüne katkı sağlamak adına fedakarlık yapmaktan kaçınmamak, bir takımı başarılı yapan unsurlardır. Bu nedenle, başarılı insanlar, pozisyonlar yerine bu pozisyonlarda çalışan bireylere, hiyerarşi yerine kolektif takım çalışmasına ve daha da önemlisi, takım arkadaşlarının başarı ve mutluluklarıyla mutlu olup gurur duymaya odaklanırlar. 2. Seçim yapmak değil, seçenekleri yaratan taraf olmak: Çoğu insan, mevcut seçeneklerle yetinirler ve onlara sunulan imkanlar doğrultusunda karar verirler. Onlar için cevap ya da ilerlenmesi gereken yol, onlara sunulduğu gibi, ya A ya da B seçeneğidir. Başarı yolundaki insanlar ise, kendi seçenekleri olan C seçeneğini yaratırlar. Jon Burgstone’un da dediği gibi “ Önemli bir karar vereceğiniz zaman, 2 muhtemel seçeneğiniz vardır. Seçeneklere bakarsınız,  olabilecek en uygun seçeneği seçersiniz ve kendi durumunuza uydurmaya çalışırsınız. Ya da, gerçek bir girişimcinin yapacağı üzere: Olabilecek en iyi seçeneği belirleyip onu uygun ve ulaşılabilir hale getirirsiniz.” İşte bu yüzden, girişimciler “olmayanı oldurmak” ile bilinirler çünkü başarılı insanlara göre, “hayal edilemez” ya da “ulaşılamaz” diye bir şey yoktur!  3. Kafanızın içindeki ses, dışarıdan duyduğunuz seslerin hepsinden daha yüksektir! Bazen insanlar sizi anlamayabilir, eleştirebilir, yargılayabilir ve hatta onaylamayabilirler. Ama bu durumu önemsemezsiniz! Bütün eleştirileri, başarınıza...

“Bize Kendinden Bahseder Misin?” Sorusuna Cevap Vermenin En İyi Yolu Nedir?

“Bize kendinden bahseder misin” sorusuyla nasıl başa çıkıyorsunuz? Görüşme başlangıcından bu yana, bu soru iş arayanları sık sık rahatsız eder. Bununla ilgili gerçek aslında bu bir soru değil, başlangıç ​​noktasıdır. Konuşmayı perspektif içine koymanın bir yolu, sizi bu toplantıya yönlendiren olayların kısa bir açıklamasını yapmanız içindir. Bunu konuşmanın temelini atmanın bir yolu olarak düşünün. Göründüğü kadar karmaşık değil. Bombalamamanın anahtarı mı? Doğru miktarda -çok fazla değil, çok az değil- nerede olduğunuza, nereden geldiğinize ve kariyerinizle nereye gitmek istediğinize dair geniş bir resim (yaklaşık 90 saniye içinde) çizmek. Nasıl ezeceğiniz aşağıda açıklanmıştır: Yönetimi Elinize Alın   Becerilerinizle, iş geçmişinizle ve önümüzdeki yıllarda kendinizi nerede gördüğünüz sorulduğunda, diğer önemli noktalara değinmek ve gidişatı ayarlamak için bu açık uçlu soruyu yanıtlayın (genellikle toplantı başında gelir). Özgeçmişinizdeki şeyleri düzeltmekten kaçının. Ve niteliklerinizi sunmaya çalışmaktan rahatsızlık duymayın- ki davet edildiğiniz gerçeği, işe alım yöneticisinin krediniz olduğunu düşündüğü anlamına gelir. Hikâye Anlatın Üst niteliklerinizi veya en büyük mesleki niteliklerinizi tanımlamak yerine (“Ben hızlı bir öğrenciyim, detay odaklıyım, her zaman için son başvuru tarihlerine uyarım”), bunları gösteren bir hikâye anlatın. Bu alandaki problem çözme tutkunuzu nasıl gösterebilirsiniz? Bir projeye fayda sağlamak için ayrıntılara verdiğiniz dikkatin çok net kullanıldığı örnekler nelerdir? İlgi Alanlarınızı Açıklayın Muhtemelen görüşme boyunca şirket hakkında araştırma yaptığınızı sonra göstermek için başka fırsatlar bulacaksınız, ancak neden şimdi burada çalışmaya motive olduğunuzu ve neyi masaya sunduğunuza inandığınızı tartışmak için iyi bir zamandır. Kendiniz hakkında anlamlı bir şey söyleyip şirketin ürünüyle veya misyonuyla bağlantı kurmaya nasıl başlayabilirsiniz? Bu cevapta şirket hakkında topladığınız ayrıntıları bağlayarak, şirket hakkındaki anlayışınızı ve oynayacağınız değerli rolü daha iyi göstermek için kendinizi iyi ispatlıyorsunuz demektir. Ne söylemek istediğinizi ve nasıl ifade edileceğini...

Psikolojiye Göre Hedeflerini Takip Eden İnsanların Sahip Olduğu 3 Düşünce Biçimi

Hayatımda hiç spora yatkın ya da fiziksel olarak aktif bir insan olmadım. Herhalde spor yapmaya en çok yaklaştığım zaman lisede bir dönem katıldığım izcilik kulübüdür. Tabi, bir keresinde de yoga sınıfı diye gittiğim yer tarikat çıkmıştı. Sonra otuzlarımın ortasına geldim ve iki çocuğun ardından 30 kilo aldım. Kronik sırt ağrısı çekmeye başlayınca artık bir şeyleri değiştirme vaktinin geldiğini anladım. Temelde tek bir problem vardı: Fikri eyleme dökme zamanı geldiğinde spor yapmak istemiyordum. Eşim koşu yapmamı önerdiğinde ona, –sadece ve sadece– peşimde beni kovalayan bir ayı varsa koşacağımı söyledim. Tüm bunlara rağmen geçtiğimiz sonbaharda yarım maraton koşup triatlon yapmayı başardım! Kanepede popo büyütmekten pistlere nasıl geçtiğimi merak mı ediyorsunuz? Bakış açımı ve davranışlarımı değiştirmeyi öğrendim. Profesyonel mesleğim okullardaki kopuk öğrencilerin tekrar akademik hayata kazandırılması. Çalışırken asıl özen gösterdiğim noktalardan biri, öğrencilerin düşünme biçimleridir. Diğer pek çok eğitim uzmanı ve Chicago Eğitim Reformu Birliği’ne göre, öğrencilerin bir engelle karşılaştıklarında devam edip etmeyeceklerini üç temel etken belirler: Sıkı çalışmanın başarıya götürebileceği ve götüreceği inancı Öğrencinin kendisini ve onun gibileri okul sıralarına layık görmesi Üretilenin değerli olduğu ve kişiyi hedeflerine uygun olarak daha da ileri taşıyacağı inancı Çocuklarda bu üç düşünceden biri bile eksik olsa, işler sıkılaştığında çalışmayı sürdürme ihtimalleri düşer. Elbette bir yere varamayacağınıza inanıyorsanız, etrafınızdakilerin sizden hoşlanmadığını düşünüyorsanız, ya da yaptığınız işe kendinizi vermiyorsanız ciddi bir çaba harcamak mantıksız görünecektir. Sonra geriye dönüp niye egzersiz yapmak istemediğimi düşündüm ve bu üç düşünce biçiminden hiçbirinin bende olmadığını fark ettim. Meğer bana engel olan düşünceler şunlarmış: Şu ana dek hiç başarılı bir şekilde düzenli spor yapmadım. Demek ki pek “egzersiz insanı” değilmişim. Spor salonlarından hoşlanmıyorum ve kendimi oraya ait hissetmiyorum. Koşu bandının üzerinde çırpınmak...

Network Yaratmak İçin Reddedemeyeceğiniz 8 Öneri

1 yıl önce Alma Mater tarafından yönetilen medya profesyonelleri için yapılan bir network kurma gecesine katılmıştım. Daha önceden tanıdığım bir kaç kişiye merhaba dedim, hiç bir soru sormadan tüm sunum boyunca oturdum ve bittiği anda kapıdaki kuyruğa katıldım. Normalde bu network kurmak için yapılan gecelerde böyle davranmam. Normalde bu tarz şeylere katılmam bile. Konu hakkında Quora ve Reddit yazılarının sayısı ile yargıladığım zaman iyi bir şirketteymişim gibi gözüküyor. Çoğu insan sosyalleşmenin garip, iğrenç veya yararsız olduğunu düşünüyor. Bu konular hakkında yorum yapan insanlara göre önemli olan bu network kurmanın sizin için işe yaraması. Eğer insanlara kartınızı vermenin, 60 saniyelik konuşmalarla 60 farklı kişiyle tanışmanın veya direk iyilik istemenin mantıksız olduğunu düşünüyorsanız yapmanıza gerek yok. Başka yollarla da iş bulabilir ve endüstriyi öğrenebilirsiniz. Aşağıda network kurma konusunda deneyimli olan insanların önerilerini derledik. 1. Önceden olan bağlantılarınızın üstüne gidin Network kurmak genellikle yeni insanlarla bağdaştırılır. Fakat bu her zaman en etkili strateji olmayabilir. Quora’da Nelson Wang’ın yazdığına göre: “Unutmayın ki bazı en iyi bağlantılarınız önceden olanlardır. Varolan bağlantılarınızla yine bağlantı kurmak çok yararlıdır çünkü zaten onlarla önceden bir ilişiğiniz vardır.” LinkedIn’in Talent genel müdürü Steve Cadigan Business Insider’daki Aine Cain’e şuanki bağlantılarınızı canlandırmanın en iyi yol olduğunu söylemiştir. “Tenis koçunuz olabilir. Tarih profesörünüz olabilir. Tez danışmanınız olabilir. Bir sürü kişi olabilir” demektedir. Hatta üniversitedeki sınıf arkadaşlarınız  bile olabilir – bu nedenle onlarla iletişimde olun. “Bir yerden başlamanız gerekir.” 2. Küçük başlayabilirsiniz Reddit yazarına göre: “Bir gecede mükemmel bir network kurmanız gerektiğini düşünmeyin.” “Bir sonraki etkinliğe ‘Kendimi bir kişiye tanıtacağım’ diye gidin. Daha sonraki hedefiniz iki kişi olsun.” 3. İnsanlara yardım etmeyi teklif edin “Herhangi bir geri dönüş beklemeden insanlara değer katmanın...

Dijital Yeteneğinizi Geliştirecek 7 Online Eğitim

Dijital bir dünyada yaşıyor, nefes alıyor, paylaşıyor, deneyimliyor, öğreniyoruz. Neredeyse her şeyin dijitale taşındığı hatta artık analog bir boyut kalmadığı için dijital olanın ana akım haline geldiği bu dünyada eğitimin ve eğitim içeriklerinin dijitalleşmesi de oldukça normal ve önemli. Özellikle eğitime erişme, fırsat eşitliği gibi konularda harika fırsatlar sunan eğitim platformları ve oldukça kaliteli eğitimler günümüzden uzaktan alınabiliyor. Profesyoneller ve öğrencilerin dijital yeteneklerini geliştirmesine yardımcı olacak. Onları bugünün dünyasına hazırlayacak bu ücretsiz yada oldukça uygun fiyatlara sahip eğitimlerin bazılarının dünyaca ünlü üniversiteler tarafından sertifikalı olarak sunulması da ayrı bir avantaj. Bu sertifikaları edinen bireylerin CV’lerinde fark yaratacağı aşikar. İşte dijital yeteneğinize katkı sunacak o eğitimler; 1. Facebook ve Twitter ile Sosyal Medya Pazarlaması: Pazarlama kabuk değiştiriyor. Ülkemizde ve dünyada dijital pazarlama konsepti ve dijital ajanslar artık pazarlamayı yönetmeye onun kurallarını yeniden yazmaya devam ediyorlar. Bunları yaparken kullandıkları en önemli araçlar da sosyal medya araçları. Bu eğitimde Facebook ve Twitter özelinde sosyal medya pazarlamasının nasıl yapıldığını göreceksiniz. Ücret: Ücretsiz deneme imkanı veya aylık 19.99$ ücretle limitsiz üyelik 2. Yeni Başlayacaklar için Adobe Photoshop: Adobe Photoshop da tıpkı efektif sosyal medya kullanım ve ölçüm araçları gibi günümüzde grafiklerin, görsellerin öne çıktığı alanlarda en bilinen görsel uygulaması. Özellikle bu alanda ilerlemek isteyenler ve gündelik işlerinde görsel düzenlemeye ihtiyaç duyan kullanıcılar için oldukça faydalı olabilecek bu eğitim Adobe tarafından sunuluyor. Ücret: Ücretsiz 3. Yeni Başlayanlar İçin WordPress: Dünyanın en önemli blog ve web site oluşturucularından WordPress’in bu eğitimi de özellikle içerik işi yapmak isteyenlerin ve içerik pazarlamasına yönelmek isteyenlerin faydalanabileceği bir kaynak. Başlangıç aşaması WordPress özelliklerinin kullanımı ve kişiselleştirilmesi için faydalı içeriklere sahip. Ücret: Ücretsiz 4. Herkes İçin Python ile Programlama: İçeriği Michigan...

Gelecek 100 Yılı Belirleyecek 5 Veri

2100 yılında dünya nüfusu, ortalama yaş, şehirleşme, enerji kullanımı ve otomasyon bakımından bizleri neler bekliyor? 1. Dünya nüfus artışı nasıl bir yol izleyecek? Birleşmiş Milletler rakamlarına göre 2100’de dünya nüfusu 11,2 milyara ulaşacak. Ama bu en olası tahmin; bu rakam yüzyıl sonunda 16,6 milyarı bulabileceği gibi 7,3 milyara da düşebilir. Ancak BM senaryolarının tümünde 2050’ye kadar nüfus artışı devam ediyor. 2. Ortalama yaş neden artıyor? Çünkü daha uzun yaşıyor ve daha az çocuk dünyaya getiriyoruz. 1950’de 50 yaşına ulaşan insan sayısı azdı. Bugün dünya ortalaması 72 yaş; 2100’de ise ortalama ömrün 83 yaşa çıkması bekleniyor. Ortalama ömür uzayınca yaşlı insan sayısı artıyor; doğumların azalması ise onların yerini alacak daha az sayıda genç nüfus anlamına geliyor. Böylece bugünkü nüfus piramidi gelecekte arı kovanı şeklini alıyor. 3. Nerede yaşıyor olacağız? 2030’da nüfusu 10 milyonu aşan mega kent sayısı 41’e ulaşacak. 2050’de toplam dünya nüfusunun üçte ikisi şehirlerde yaşıyor olacak. Nüfus yoğunluğu yüksek olan şehirler göreceli olarak küçük bir alanda çok sayıda insanı barındırabilir. Şehirde yaşayacak olan 6,3 milyar insan, bugün Mumbai’daki yoğunluk üzerinden hesaplayacak olursak Türkiye topraklarının üçte birinden az bir alanda barınabilir. Fakat Atlanta gibi nüfus yoğunluğu daha az bir bölge esas alındığında ABD toprakları büyüklüğünde bir alan gerekecek. Geleceğin mega kentlerinin yayılarak büyümesine bir sınır koymak önemli olacak görünüyor. 4. Enerji nereden sağlanacak? Bugün tükettiğimiz enerjinin yüzde 86’sı fosil yakıta dayanıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam içindeki yeri yüzde 10 civarında ve giderek artıyor. Dünyada güneş enerjisi tüketimi 2015’te 2010 rakamlarının 7,5 katına ulaşmıştı. Gelecekte yenilenebilir enerji kullanım oranı artacağından rüzgâr ve güneş enerjisi için geniş alana sahip ülkeler avantajlı konumda olacaktır. 5. Gelecekte mesleğimde otomasyon ihtimali ne? Oxford Üniversitesi’nde...

Mülakatta Kendinizi Anlatırken Asla Kullanmamanız Gereken 5 Kelime

Her işe alım müdürünün sevdiği mülakat soruları vardır, genellikle hepsi ortak soruların biraz değiştirilmiş halleridir. Örneğin “İş arkadaşların seni nasıl tanımlar?” veya “Kendini 3 kelime ile anlat.” gibi sorularla karşılaşılabilir. İki soruda da yaklaşımınız aynı olmalıdır. Hangi kelimeleri kullandığınız hakkında dikkatli olmalısınız. Veya şöyle diyebiliriz, bu tarz sorularda asla ama asla kullanmamanız gereken kelimeler vardır. 1. Zeki Zeki olduğunuzu biliyorsunuz ve karşınızdaki kişinin de zeki birini aradığını biliyorsunuz fakat kendinizi bu şekilde tasvir etmeyin. Bu kelime başkalarının sizin için kullanmasını isteyeceğiniz bir kelimedir, kendi kendinize söyleyebileceğiniz değil. Birinin zekası eleştiriye açık olsun veya olmasın, böyle kelimelerden uzak durmalısınız. Yerine ne söylenmeli: “Mantıklı”, “hızlı öğrenen”, “büyük resimi görebilen” gibi kelimeler kullanabilirsiniz. Bu kelimeler daha çok gerçekleri yansıtır. 2. Sevilen Zeki olduğunuzu söylememeniz gibi sevildiğinizi de söylememeniz gerekir. Buna ek olarak da garip bir ortama sebep olmadan neden sevildiğinizi anlatmanız zordur. (Herkes bana merhaba der, herkes şakalarıma güler, herkes beni özler? Kesinlikle hayır.) Yerine ne söylenmeli:  “Takım arkadaşı”, “dışa dönük, “hevesli” veya “önemseyen” kelimeleri daha iyi olur ve bu kelimeleri desteklemek için anlatacağınız olaylar toplantılardan, ofis ortamından veya tatillerden örnekler olabilir. Diğer insanların reaksiyonlarındansa sizin reaksiyonlarınızı gösteren durumları örnek vermeniz çok daha yararlı olacaktır. 3. Başarılı Bir şeyi başarılı bir şekilde tamamlayabilirsiniz fakat kendinize direk başarılı diyemezsiniz. Mülakatta güzel ve zengin olduğunuzu söylemek gibi bir şeydir. Sizce bu iyi bir fikir mi? Yerine ne söylenmeli: Global bir başarıyı daha spesifik bir özellik üzerine olan başarıya indirgeyin. Tabiki yaptığınız bir işte iyi olduğunuzu söylemelisiniz. Hayatınızın her alanında başarılı olduğunuzu söylemenizle belli bir işte başarılı olduğunuzu söyleyip becerilerinize dikkat çekmeniz çok farklıdır. İlki fazlasıyla rahatsız edici. 4. Obsesif İşinize fazlasıyla tutkuluysanız bile bundan...

Ne Olursa Olsun İşiniz İçin Asla Vazgeçmemeniz Gereken 6 Şey

Tipik iş günü olduğu kadar uzun sürüyor ve teknoloji daha da uzun sürüyor. Sonunda ofiste tam gün geçirdikten sonra evinize döndüğünüzde, cep telefonunuz çalıyor ve anında yanıt bekleyen kişilerden gelen mailler gelen kutunuza bırakılıyor. Çoğu kişi eve girer girmez bağlantı kesmeyi talep ederken, son araştırmalar aksini belirtiyor. Amerikan Psikologlar Birliği tarafından yapılan bir araştırmada,% 50’den fazlasının iş e-postalarını çalışma saatleri öncesi ve sonrasındaki, hafta sonu boyunca ve hatta hasta olduğumuzda bile kontrol ettikleri tespit edildi. Daha da kötüsü, % 44′ ümüz tatil sırasında iş e-postalarını kontrol ediyor. Bu yaz çıkan bir Kuzey Illinois Üniversitesi araştırması, bu bağlantı seviyesinin gerçekten ne kadar kötü olduğunu gösteriyor. Bu çalışma, çalışanların mesai saatleri dışında e-postalara cevap verme beklentilerinin, araştırmacıların “telepressure” olarak adlandırdığı uzun süreli bir stres tepkisi ürettiğini buldu. Telepressure, asla rahatlamayacağınızdan ve işten tamamen kurtulamamanızı sağlıyor. Uzun süren stres durumu sağlığınız için berbattır. Kalp hastalığı, depresyon ve obezite riskinizi artırmanın yanı sıra, stres bilişsel performansınızı düşürür. Kişisel ve mesleki hayatımızın sınırlarını belirlemeliyiz. Yapmadığımız zaman, işimiz, sağlığımız ve kişisel yaşamlarımız acı çekiyor. Çalışma saatleri dışında e-postalara yanıt vermek, sınırları belirlemeniz gereken tek alan değildir. İşvereninize ait olanlar ile yalnızca size ait olanlar arasındaki kritik ayrım yapmanız gerekir. Takip eden öğeler sizindir. Etrafına sınırlar koymazsanız ve patronunuza hayır demeyi öğrenirseniz, ölçülemez bir değere sahip bir şeyden vazgeçiyorsunuzdur. 1. Sağlığınız         İşyerinde sağlığınızla ilgili sınırları ne zaman atmanız gerektiğini bilmek zordur, çünkü düşüş çok yavaş yavaş gerçekleşir. Stresin artmasına izin vererek, uykusuzluğun azalmasına ve bütün gün egzersiz yapmadan oturmayı da eklersiniz. Bunu bilmeden önce, bir elinizle ağrıyan sırtınızı, diğeriyle zombi benzeri gözlerinizi ovar ve yeni edinilen göbeğinize bakıyor olursunuz. Buradaki anahtar, işlerin...

Yenilebilir Su Topları Üretildi

Önümüzdeki dönemde su içme deneyimimiz kökünden değişebilir. Zira yeni bir teknoloji sayesinde pet şişelere gerek kalmayacak. Yakın bir gelecekte pet şişeler hayatımızdan tamamen çıkabilir! ‘Skipping Rocks Labs’ isimli bir üretici, pet şişelere gerek kalmadan suyu paketlemeye imkan veren teknolojisi ile gündemde. Pet şişelerin sonunu getirebilecek olan Ohoo adı verilen bir yenilikle pet şişe kullanmadan küre halindeki cisimlerden su içilebilecek.  Çalışmalarına 2014 yılında start verilen Ohoo deniz yosunlarını esas alan bu teknoloji. Söz konusu buz topu kalsiyum klorid ve kahverengi alglerin özütünden oluşuyor. Buz eridikçe, küreyi oluşturan ince zar bozulmadan jelatin formunda kalarak suyu saklıyor. 2014 yılında duyurulan, fakat üretici firma Ooho’nun o yıllarda sadece konsept olarak gösteriliyor. Fakat daha sonra kitle fonlamaya açılarak üretim sürecinin de başlanmasına vesile olundu.  Böylelikle, içilebilir bu su küreleri seri üretime geçirilebilirse pet şişelerin kullanımı da son bulabilir. Deniz yosunlarını esas alan bu teknoloji esas olarak bir buz topunu kalsiyum klorid ve kahverengi alglerin özütünden oluşuyor. Buz eridikçe, küreyi oluşturan ince zar bozulmadan jelatin formunda kalarak suyu...

İyi Bir Zaman Yönetimi İçin 9 Kural

Kendim için çalışmaya başlayınca, işime ne kadar zaman ayırdığımı biraz sınırlamak zorunda kalacağımı biliyordum.”Normal saatler” olmadan ya da yöneticim bana tam olarak neyin gerekli olduğunu söyledikten sonra, bana  verilen sınırsız hedeflerin tümünü karşılamak için günde 24 saat çalışma tehlikesi içindeydim. Bunun tükenmeme neden olacağının farkındaydım. Tükenmişlik, her şey pahasına bir şeye odaklanan tek taraflı bir hayatın sonucudur. Hayatımın çok yönlü olmasını istiyorum ve eminim siz de bunu istiyorsunuzdur. Benim gibi ister kendi işiniz için çalışın, ister bir başkası için çalışın, muhtemelen zamana zaman aşırı stresli ve yorulmuş hissedersiniz. ÇOK MU ÇALIŞIYORSUNUZ? Belki de tükenebileceğini hissediyorsunuzdur, yaratıcılığınızı ve isteğinizi kaybettiğiniz zamanlarda ve yaptığınız herşeyden koptuğunuzu hissediyorsunuzdur. Bu belirtilerden herhangi biriyle karşılaştınız mı? Yapmanız gereken her şeyden rahatsız hissediyorsunuz ve bir sonraki adımları atmanız için bir eylem planı yapmadığınızda  “BOŞLUK” hissine bile kapılabilirsiniz. Gittikçe sinirleniyorsunuz ve öfkenizi kolayca kaybediyorsunuz. Günün sonunda hem fiziksel olarak hem de zihinsel olarak kendinizi tükenmiş hissediyorsunuz fakat başınızı yastığa koyduğunuzda aklınıza gelen  bir sürü düşünce yüzünden uykunuz kaçıyor. Yemek yemek gibi normal şeylerin üstesinden gelmek bir rahatsızlık gibi görünüyor. Tüm yaptığınız işlere rağmen, yapmanız gerektiğini düşündüğünüz şeyleri yapamıyorsunuz. Kendinizden şüphe duyuyorsanız ve çok az bir  pozitif motivasyona sahipsiniz. İnsanları uzaklaştırabilir ve işinize müdahale etmesini istemezsiniz, ancak işinizden zevk almazsınız. Eğer yukarıdaki liste sizi tarif ediyorsa, elinizden gelen en iyiyi yapmıyorsunuz, hatta daha kötüsü hayattan zevk almıyorsunuz. Ve bunu yapmayı sürdürebilirsiniz. Çözüm: Zamanı yönetmek Gerçek zaman yönetimi işinizi iyi yapmakla ilgili değil. Hayatı iyi yaşamanızla ilgili. Yapmak istediğiniz her şey için zamanınız olmalı ve bu zaman çalışmayı, oynamayı, eğlenmeyi içermeli. Sonra oturup bakmalı çünkü en yaratıcı fikirleriniz o zaman ortaya çıkar. İşte benim iyi bir zaman yönetimi için...

Sizi Sevilen ve Saygı Duyulan Biri Yapacak 8 Seçim

Saygınlık kazanmanın yolu hayatta yaptığınız seçimlerden geçer. Günümüz kültüründe saygı kaybedilmeye yüz tutmuş bir değer olarak görülüyor. Yapılan çalışmalar bize “Saygı” kavramının uçsuz bucaksız bir gücü olduğunu söylüyor. Eğer nasıl size saygınlık kazandıracak davranışlar edineceğinizi merak ediyorsanız, işte sizin için 8 yol! 1. “Güvenilir Biriyim” diyen kararlar verin. Güven telkin eden bir insan, adaletli ve dürüst kararlar alabilen biridir. Bir karar herkes tarafından onaylanmadığında bile, güvenilir olarak görülen birisi saygı görür. Çünkü bu kişi için dürüstçe düşünmek yapılacak en doğru şey ve alınacak en iyi karardır. 2. Alçak gönüllü olun. Jim Collins, “Good to Great” adlı kitabında bu sözcükten bahsettiğinde insana liderlik anlamı çağrıştırıyor. Collins basitçe “en iyi liderler egolarını kendilerinden şirketlerini büyütecek büyük çaplı hedeflere doğru yönlendirirler.” diyor. Collins’in çalışmasında bahsettiği bu tip liderler, hem profesyonel bir irade hem de ekstra bir alçak gönüllülüğe sahip bir bakış açısı kazanırlar. Bu paradoksal karışım ise mükemmel finansal sonuçlar yaratır. 3. Paranızı iyi idare edin. İyi yöneticiler paralarını lüks yaşam biçimlerine ve telafi edilebilen bir değeri olmayan şeylere harcamak yerine, sahip olduklarını biriktirir ve dünyayı daha iyi bir yer haline getiren şeyleri maddi olarak destekler. Örnek vermek gerekirse gelişmekte olan ülkelerdeki insanlara temiz ve güvenli içme suyu sağlayan ve kar amacı gütmeyen bir organizasyon olan Charity: Water ile sizi tanıştırabiliriz. Bizler her gün bize sağlanan temiz içme suyundan faydalanıyoruz. Ancak dünyada her 10 kişiden 1’inin temiz suya erişme imkanı yok. 4. İkna etmek için içten konuşun. Antik İbranice’de “Kalpteki bilgelik anlayış olarak anılır ve tatlı dil ikna ediciliği artırır.” diye bir atasözü vardır. Hayatınızda hiç bir bilgeden tavsiye aldınız mı? Bu bilge başkalarının aksine size kalpten doğruları söyleyen, büyük bir iç görü ve...

Yaş 24 Olmadan Kazanmanız Gereken 11 Yetkinlik

20’li yaşlarınızın henüz başında, üniversiteden yeni mezun olmuş ve hayatınızın bir sonraki aşamasında tam olarak ne yapacağınızı henüz kestiremiyorsanız, kafanızı toparlayıp ne istediğinize karar vermek için hayatı birkaç yıl ağırdan almanıza kimse ses etmeyecektir, rahat olun!  Çünkü okul hayatından iş hayatına geçiş oldukça stresli bir süreçtir ve öncelikle buna fikren alışmak gerekir. Aynı zamanda bu geçiş dönemi, yeni şeyleri denemenize ve aslında deneme-yanılma yoluyla hem keyifli hem de öğretici bir şekilde hayatınıza yön vermeniz için iyi bir fırsattır.   Ancak yaşınız 24 olduğunda, artık hiç şüphesiz yetişkinliğe adım atmış olduğunuzdan deneme-yanılmaya ya da hayata dair kararsızlıklarınıza çok fazla alanınız kalmamış oluyor. Acı ama gerçek! Çünkü, bu yaştan sonra artık atacağınız adımların ve alacağınız kararların hayatınızın geri kalanına etkisi önemli derecede artıyor. 24 yaşınıza gelmeden öğrenip tecrübe etmeniz gereken ve hayatınızın ileriki dönemlerinde de oldukça faydasını göreceğinize inandığımız 11 yetkinlik!  1. En iyi ticaret, kendini satmaktır: Kendinizi ve yetkinliklerinizi pazarlamak Pek çok işin temelinde satış bulunmaktadır. İş tanımınızda direkt olarak yer almasa da, iş hayatında her zaman bir şekilde satış ile içli dışlı olursunuz. Pazarlama ile ilgili olan işlerde, ürün geliştirmede, mühendislik alanlarında, konferanslarda, müşteri ilişkilerinde ya da en basitinden ekip toplantılarında bile satış yaparsınız. Bilgilerinizi, yetkinliklerinizi ya da tecrübelerinizi karşı tarafa etkili bir şekilde aktarıp kendinizi satmayı öğrenirseniz hem rakiplerinize hem de iş arkadaşlarınıza karşı büyük avantaj elde edersiniz. 2. Hayatın sınırları yoktur: Konfor alanınızın dışına çıkmak Hayata bir kere ve dolu dolu yaşamak için geliyoruz ve 20’li yaşların başı kesinlikle bu deneyimler için oldukça uygun bir dönem! Yeni işlere başlayın, denemediğiniz şeyleri deneyin, yeni insanlarla tanışın ve sizi strese sokacak kadar hayatı ciddiye almayın! 3. En iyi yaptığınız bir şey olsun:...

McDonald’s, İş Başvurularını Snapchat’ten Alıyor

McDonald’s Avustralya, işe alım yöntemlerinde bir yeniliğe giderek Snapchat üzerinden başvuru almaya başladığını duyurdu. Fast food devi, işbirliği kapsamında, uygulama içerisinde McDonald’s temalı Snaplications adında yeni bir filtre kullanıma sundu. Snapchat’te fotoğraf çekerken kullanılabilecek lens seçenekleri arasında beliren bu başvuru formunda, kullanıcılar kendilerini yaka kartı ve McDonald’s şapkalarıyla görebiliyor ve böylece şirketin 100 bin çalışanı gibi görünmenin nasıl olabileceğini deneyimleyebiliyor. Yeni başvuru yöntemiyle adaylara McDonald’s çalışanlarının üniformasıyla 10 saniye gibi kısa bir sürede kendilerini tanıtma imkânı sunan marka, açıklamasında işe alımları yalnızca bu filtreye dayalı olarak yapmayacaklarına da yer verdi. Snapchat uygulamasından olumlu dönüş alan adaylar, ardından online olarak geleneksel bir iş formu dolduracabilecekleri kariyer merkezine yönlendirilecekler. “Sanıyoruz ki bu uygulama dünyada bir ilk” diyen McDonald’s Avustralya COO’su Shaun Ruming, gençler için ülkenin en büyük işvereni konumunda olduklarını ve bu yüzden de işe alımları daha yenilikçi ve modern bir hale getirmek için çalıştıklarını...

Korkuların Üstesinden Gelmek Ve Başarılı Olmak İçin 4 İpucu

Hayatınızın teklifi karşınıza çıktı ve bir karar vermeniz gerekiyor.Fakat bu fikir hiç de kolay değil ve hayatınızı tamamen değiştirmenizi, rahatınızı bozmanızı ve her şeye en baştan başlamanızı gerektiriyor. Buna rağmen bir tarafınız bunu gerçekten istiyor ama diğer tarafınız ise geri durmanızı söylüyor. Böyle bir durumda ne yapardınız? 1. Negatif insanlardan uzak durun Ailenizin, arkadaşlarınızın, iş arkadaşlarınızın veya diğer insanların yeterince iyi olmadığınızı söyleyerek özgüveninizi kırmasına izin vermeyin. Eğer size yapıcı eleştiriler yapamıyorlarsa onlarla fikirlerinizi ve planlarınızı paylaşmayın. Eğer içinizden bir ses yapamayacağınızı söylüyorsa o zaman yeniden başlamamak için bahaneler buluyorsunuz demektir. Bahane bulmaktan vazgeçin! Unutmayın ki bir şeye başlamak bitirmenin yarısıdır. Eğer şimdi başlamazsanız, daha sonra hep bu konuda pişman olacaksınız. Eğer başarısız olursanız da geriye bakıp en azından denediğiniz için mutlu olacaksınız. 2. Kıskanç insanları görmezden gelin Genelde konu hep onlar olur, siz değil! İnsanlar sizi geri planda tutmak isterler çünkü onlardan daha iyi bir iş yapacağınızdan korkarlar. Herkesin yapabileceği bir şeyden bile uzak duracaksınız. Tamamen yeni bir şeye başlayacaksınız. Bu nedenle insanların sizi durdurmasına izin vermeyin. Eğer onlara da böyle bir şans verilseydi eminimki onlar da aynısını yapar ve hayatlarını değiştirirdi. Onlar sadece sizin kadar güçlü değiller ve içlerinde bu gücü bulamıyorlar. 3. Korkmayın Evet yeni hayatınıza başladığınızda her şey mükemmel olmayacak. Her zaman iyi ve kötü giden şeyler olacak. Fakat işler yolunda gitmeyecek diye korkup kendinizi geride tutamazsınız. Biraz cesaret gösterin ve yeni hayatınız için adım atın. 4. Doğru zamanı beklemeyin Doğru zaman diye bir şey yoktur. Şu an doğru zamandır. Diğer türlü heyecanınız bitecek ve her şey için çok geç olacaktır. Ayrıca hiç bir zaman 100% hazır olmayacaksınız. Sadece başlayın ve zamanla gelişeceksiniz. Yaşadıkça eksik...

Google’dan Ücretsiz Dijital Eğitim Programı: Dijital Atölye

Google, Türkiye’ye özel içerikle geliştirilen Dijital Atölye isimli eğitim projesini hayata geçirdi. Google’ın dijital yetkinliklerini artırmak isteyenler için sunduğu Google Dijital Atölye eğitimlerine ücretsiz olarak dijitalatolye.withgoogle.com adresi üzerinden erişilebiliyor. Google, “Dijital Atölye” projesini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve İŞKUR iş birliği ile gerçekleştiriyor. Gençlere, girişimcilere, işlerini dijital fırsatlarla büyütmek isteyen KOBİ’lere yönelik olan online portaldeki eğitimler, katılmak isteyen herkese açık olacak.   Online eğitimleri tamamlayanlar, dijital alanda edindikleri bilgi ve becerileri belgeleyen Dijital Atölye yeterlilik sertifikaları verilecek. Dijital Atölye’de yer alan 23 temel eğitim konusu başlığından bazıları ise şöyle: Arama reklamları ve kampanyaları, Web analizi, sosyal medya, mobil olanaklar, görüntülü reklamlar, yurtdışına açılma, online mağaza kurma, online satışları artırma… Projenin tanıtım toplantısında konuşan Google Türkiye Ülke Direktörü Bülent Hiçsönmez, şunları söyledi: “Türkiye’ye özel olarak tasarladığımız içerik ile ücretsiz bir dijital eğitim hareketi başlatarak; gençleri, üniversite öğrencilerini, girişimcileri, KOBİ’leri ve en önemlisi bugünün dijital dünyasında kariyer yapmak isteyenleri eğitimlerimize katılmaya davet ediyoruz.” Google’ın dijital pazarlamaya odaklanan online programı Dijital Atölye eğitimlerine buradan katılabilirsiniz.  ...

Hem Deneyimlerinizi Hem de Hedeflerinizi Kapsayacak Şekilde Bir Özgeçmiş Hazırlamanızı Sağlayacak Tavsiyeler

Bahar temizliği yaparken modasının geçtiğini düşündüğünüz eşyalarınızı ayırmak yerinde bir karar olabilir, fakat geçmiş deneyimlerinizi gözden çıkarmak özgeçmişinizi düzenlerken yapacağınız mantıklı hareketlerden biri değildir. Peki neden? Eski işlerinizi çıkarırken yeni pozisyonunuzu eklemeniz kariyer çizelgenizin güncel gözükmesini sağlayacaktır ama bunu yapmak kariyerinizin hangi aşamalardan geçip bugünkü şeklini aldığı konusunda herhangi bir açıklama vermeyecektir. Geçmişteki tecrübelerinizin yanında gelecek için hedeflerinizi de özgeçmişinizde bazı düzeltmeler yaparak belirtmek istiyorsanız işte yapmanız gereken düzenlemeler: 1. Başlangıç Düzeyi (1-2 Yıl) Rakiplerinizin kariyer dünyasına girmelerini engelleyebilmenin bir yolu olmadığını hepimiz biliyoruz.Deneyim sahibi profesyonellerin aksine akademik hayatınızla ilgili daha çok bilgi verip birilerinin size referans olmasını istersiniz veya birilerinin sizin için aracı olmasını isteyebilirsiniz.Bu nedenle bu konuyla alakalı bir hazırlık yapmanız gerekir.Bazen özgeçmiş hazırlarken bütün staj deneyimleriniz ve gönüllü çalışmalarınıza rağmen bir sayfayı doldurmakta zorluk yaşayabilirsiniz. Özgeçmişinizi sırf daha dolu göstermek için gereksiz bilgilerle doldurmamalısınız. Eğer başarılarınızı nicel olarak belirtemiyorsanız hiç belirtmemelisiniz. Gereksiz eklemeler yerine (lisenizle alakalı bilgiler gibi) nasıl tecrübeleriniz olduğuna dair net bilgiler vermeye çalışmalısınız.Örneğin, bebek bakıcılığı veya garsonluk da size birçok şey öğretmiştir. Sahip olduğunuz yetenekleri aşağıdaki örnekte olduğu gibi basit ve etkili şekilde belirtmeye çalışın: ‘Üç sosyal medya pazarlama kampanyasında görev aldım, SEO ve SEM girişimlerinde asistanlık yaptım ve de Superfast, Sprinkler ve Google Analytics konularında deneyim sahibiyim.’ 2. Profesyonellik Dönemi (3-6 Yıl) Özgeçmişinizdeki eğitiminizle ilgili bilgi veren kısmı çoktan en sona taşıdınız ve muhtemelen mezuniyet tarihiniz, not ortalamanız gibi bilgilerin de özgeçmişinizde kapladığı alanı biraz daralttınız.Mükemmel!Artık kendinizi akademik yaşamınız yerine tecrübelerinizden bahsederek tanıtabilirsiniz. Varsa tek başınıza yürüttüğünüz bir projeden, kimsenin bir çözüm önerisi sunamadığı kritik bir probleme getirdiğiniz çözümden veya daha önce eğitim verip gelişmesine olanak sağladığınız birisinden özgeçmişinizde mutlaka bahsetmek istersiniz.Bütün bunlar için...

Hangi Burç Hangi İşe Uygun?

Başarılı bir kariyer açısından burçlar ve iş hayatı en çok merak edilen konular arasındadır. Hangi başarılı CEO hangi burç olduğu aranır. Peki bu durum iş hayatında nasıl? Hangi burç hangi işe uygun? İşte burçlara göre meslekler. Bilimin popülerleşmesi için yaptığı çalışmalarla tanınan Amerikalı gökbilimci, astrobiyolog Carl Sagan, gezegenleri hayatları yönlendiren trafik lambalarına benzeterek astrolojinin ciddi bir şekilde kaderciliği desteklediğine dikkat çekmişti. Siz de Sagan’a benzer bir şekilde “ne işim olur benim burçla” şeklinde yaklaşıyorsanız bile burçlar ve meslekler ile ilgili bu içeriğe göz atmanız belki keyifli olabilir. Astrolojiye ilgi duysanız da duymasanız da şimdi iş hayatında eğlenceli bir mola verin ve Crystal Heart Psychics tarafından hazırlanan “Written in the Stars” adlı infografik yorumlarını keşfedin. Kova Burcu En İyi Meslekler • Bilim insanı (yeni teoriler keşfedebildiği takdirde) • Mucit • Organik Çiftçi • Pilot • Tasarımcı • Müzisyen Kişisel Özellikler: Hümanist doğası, Kova burcu bireyini diğerlerinden ayırır. Yapıları gereği maceracı ve meraklı olan Kova burcu, avangart fikirleri keşfetmeyi sever. Profesyonel Özellikler: Genellikle alışılmadık işlerde çalışan Kova, hareket ve özgürlük ihtiyacından dolayı kurumsal çevrelere başkaldırabilir. Her zaman yapılan işi, aynı yolları takip ederek yapmak onu tatmin etmez. Eğer taze bir fikre ihtiyacınız varsa sizi hayal kırıklığına uğratmaz. Balık Burcu En İyi Meslekler • Sanatçı • Psikolog • Fizik Terapisti • Hemşire • Veteriner • Hayırsever Kişisel Özellikler: Balık burcu, zodyak içerisinde en eski burç olarak anılır ve pek çok balık burcu, yaşlı bir ruha sahip olduğunu hissedebilir. Balık bireyleri için anahtar kelimeler ise yaratıcılık ve tutkulu olmak olarak ifade edilebilir. Profesyonel Özellikler: Balık burçları müzik, dans ve fotoğraf gibi geleneksel sanat dallarında başarı gösterebilirler. Sezgileri oldukça güçlüdür ve çoğu astrolog da infografik çalışmasına göre bu burçtan çıkabilir. Şefkat...

Bir CV Başka Bir Dilde Nasıl Hazırlanır?

Özellikle çok uluslu şirketlerde ya da yurt dışında iş ararken dili derinlemesine bilmiyorsanız CV’nizi başka bir dilde yazmak bir sorundur. CV’nizi başka dile uyarlamak dil becerilerini, bunun yanında işgücü piyasasına ilişkin ve ülkede iş bulmak için başvuranlar tarafından takip edilmesi gereken CV yazma kurallarına ilişkin temel bir anlayış gerektirir. Her bir dil ve ülkenin kendine özgü karakteristikleri vardır, dolayısıyla en iyisi bunları derinlemesine bilmektir. farklı bölgelerdeki CV, ön yazı ve iş görüşmesi hakkında detaylı bilgiler için hazırladığımız diğer yazılara göz atabilirsiniz. Ancak somut olarak CV’nizi yabancı bir şirket için yazmaya başlamadan önce aşağıda sunduğumuz ve başlamanıza yardımcı olabilecek özel tavsiye notlarını. Bir çeviri hizmeti kullanmayın Birçok adayın CV’sini başka bir dilde yazarken yaptığı en yaygın hatalardan biri online çeviri hizmeti kullanmaktır. Bununla birlikte, bu tür hizmetler Onlar yıllarda çok gelişmiş olmasına rağmen okuyucu mantıklı olmayabilir, böylece parçalar, kelimenin tam anlamıyla tercüme edilmiştir. Bu tür hizmetleri kullanmaktan kaçınmaya çalışın. O dilde yazılmış bir CV bulmanız ve bunun mümkün olduğunca adapte etmeye çalışmanız daha iyidir. CV koşullarını uyarlayın Mesleki ve özellikle akademik tecrübeye atıfta bulunulurken her ülkede aynı terimler kullanılmaz. Aynı iş pozisyonu anadilinizde bir unvan ile ifade edilebilir ancak bunu ifade etmek için başka dilde belirli bir terim bulunabilir. Bir ülkedeki ünvanlar diğer bir ülkede bulunmadığından veya o ünvanın olduğu gibi çevirisi mümkün olmadığından aynı durum ünvanlar ve üniversite kariyerleri için de geçerlidir. Bu durumlarda CV’nizi başka bir dile uyarlamak için yapabileceğiniz en iyi şey esas olarak, daha önceki işte sahip olduğunuz pozisyon değil, ne yapma yeteneğine sahip olduğunuz hakkında düşünmektir. Dile ne kadar hakim olduğunuzu göstermek için karmaşık kelimeler kullanmayın Bir dili anadili olarak konuşmayıp hakimiyetin dikkat çekici olduğu durumlarda genellikle bunu gösterme eğilimi olur. Ama CV bunu yapmak için uygun yer değildir. Hangi dilde yazdığınızdan bağımsız...

İşinizin İlk Haftasında Takip Etmeniz Gereken 5 Adım

Kapıdan içeri girdiniz lobiden asansöre doğru ilerliyorsunuz etrafınıza bakındığınızda tanıdık hiçbir yüzün olmadığını fark ediyorsunuz. Asansöre bindiğinizde takımınızı düzeltip, 12. kat için tuşa basıyorsunuz ve derin bir nefes alıyorsunuz: ve bir bakıyorsunuz kapılar sizin için yeniden açılıyor, bu sizin resmi olarak iş hayatınızın ilk günü. Bu sizin ilk pozisyonunuz da olabilir beşinci de, işinizin ilk günleri ve sizin için bu günler diğerlerine göre bir tık da olsa daha gergin geçebiliyor. Yine de bu günleri çevrenize daha kolay adapte olarak geçirebileceğiniz birkaç kilit kurallar var. Hızlıca ayağa kalk, yeni patronunla ve iş arkadaşlarınla paralel ilerleyip nasıl daha başarılı olunacağına odaklan. 1. Yap: Bir Sünger Olun İlk haftada yapılması gereken en önemli şeylerden biri olabilecek her şeyi kabullenmek. Şirketinizin kültürünü, takım arkadaşlarınızın iletişim ve iş stillerini, projelerdeki problemleri, ofis politikasını ve departmanlar ile şirketin genel amaçları ve hedeflerini tanımak sizin işe olan adaptasyon sürecini hızlandıracaktır. (Bu sayede olduğunuzdan daha etkili performans sağlayabilirsiniz.) Henüz neler olduğunu anlayamasanız da ya da yaptıklarınızın %100’ü bile yapacağınız işle alakalı olmasa da oryantasyon süreçlerine ve profesyonel sınıflara katılabilir aynı zamanda tüm takıp ve ofis toplantılarında yer alabilirsiniz. Eğer herhangi bir davet alıyorsanız bu öğlen yemeği olabilir, “Happy hour” olabilir ya da ofis içerisinde gerçekleşecek olan bir halı saha olabilir aktif olamayacağınızı düşünseniz de daima evet demelisiniz. Bu tür sosyal etkinlikler yeni insanlarla tanışmanızı ve bu takımın bir parçası olmak istediğinizi hissettirmek için en güzel fırsatlardır. Yapma: Kendinizi Aşmak Programınızı dengelemek için çok da dikkatli olmamalısınız çünkü masanızdaki her şeyi sindire sindire öğrenmek istiyorsunuz. Dışarıdan göstermek isteyeceğiniz son şey çok işinizin olduğu ve bunlarla başa çıkamadığınız olacaktır çünkü bu sizin gözünüzde çok büyüttüğünüzü ve abarttığınızı düşündürebilir. 2. Yap:...

Öğrenmeyi Kolaylaştırmanın 9 Yolu

Öğrenmenin de kolay bir yolu var elbet. Her durum ve şartta, her zaman ve mekanda öğrenemeyiz. Önce öğrenmeyi öğrenmek gerek. İşte öğrenmeyi kolaylaştırmak için bilmeniz gereken 9 şey! 1. Öğrendiklerinizi tekrar edin ve pratik yapın Beynin öğrendiğimiz bilgileri muhafaza edebilmesi için bilgileri tekrar edip uygulamamız, üzerinde pratik yapmamız gerekiyor. Sihirbazlık taktiklerini öğrenen kişilerde, beynin görsel hafızadan sorumlu oksipital lobundaki gri maddenin arttığı görüldü. Bu kişiler sihirbazlık numaralarını tekrar etmeyip pratik yapmayınca gri maddenin yok olduğu gözlendi. Uzun lafın kısası, “kullan ya da kaybet” fenomeni öğrenmede de geçerli. Beyindeki bazı bağlantılar varlıklarını yıllar boyu sürdürürken, bazıları da kısa zamanda yok olur. Kullanılan bağlantılar yaşamaya devam ederken, kullanılmayanlar elimine edilir. O halde, öğrendiklerinizi kullanın ki sizin olmaya devam etsinler! 2. Farklı yollardan öğrenin Bir şeyi okuyarak öğrenmeye alışkınsanız, aynı şeyi görsel yoldan izleyerek, yazarak ya da dinleyerek öğrenme gibi farklı yollar deneyebilirsiniz. Arkadaşınıza anlatabilirsiniz, öğrendiklerinizle ilgili resimler, grafikler ya da haritalar çizebilirsiniz, notlar alabilirsiniz. Bu, o bilginin hafızanızda daha uzun sürfe kalmasına yardımcı olur. Nörolog Dr. Judy Willis bu konuda şöyle diyor: “Bilgi beyninizde ne kadar fazla yere depolanırsa, o bilgiyle ilgili o kadar fazla bağlantı oluşur. Bu çeşitlilik, bu depo yerlerinden verilen ipucuna en uygun olanına ulaşılarak öğrenilen bilginin hatırlanma ihtimali güçlenir. Farklı öğrenme yöntemleriyle bilginin beynin farklı bölgelerine kaydedilmesiyle gerçekleştirilen bu çapraz-referans yöntemi, aynı zamanda bilginin ezberlenmesi değil, gerçek anlamda öğrenilmesi anlamına gelir. 3. Öğrendiğinizi başka bir kişiye anlatın Eğitmenlere göre öğrenmenin en iyi yollarından biri öğrendiklerinizi bir başkasına anlatmak. Öğrencilerin öğrendiklerini arkadaşlarına anlatmaları, ödev yapmaktan çok daha faydalı ve etkili. Siz de bu yöntemi yaşamınızda uygulayabilirsiniz. Öncelikle öğrendiklerinizi kendi cümlelerinizle ifade edin. Bu, bilginin beyninizde pekişmesine yardımcı olur. Sonrasında bu bilginizi birileriyle paylaşmanın...

Sosyal Medyadan Kurtulup Sosyalleşmen İçin 8 Öneri

Sosyal medyayla birlikte sen de daha çok içine kapandığını düşünüyorsan, yeniden sosyalleşme kurallarını hatırlamaya ne dersin? Teknolojinin gelişiminin sosyalleşme üzerinde olumsuz etkileri olduğu bir gerçek. Kaldı ki yapılan son araştırmalar da teknolojinin, insanların sosyalleşme biçimini olumsuz yönde etkilediğini kanıtladı. Pek çok insan günümüzde internet üzerinden kolayca iletişim kurmasına rağmen, insanlarla yüz yüze geldiğinde konuşmakta zorluk çekiyor. Uzmanlara göre bunun nedeni, sanal yoldan iletişim kurmaya fazlasıyla alışmak ve eski ilişki biçimlerine yabancılaşmış olmak. Bununla birlikte bazı önlemler alarak, eski muhabbetli günlerine dönebilir; sosyal medyanın iletişim becerilerini tamamıyla esir almasına engel olabilirsin. İşte öneriler:   Dışarı çıkmadan önce kendini motive et. Aklında bazı sohbet konuları biriktir. İçinde iyi hissettiğin kıyafetler giy. Gülümse ve soğuk durma. İnsanları can kulağıyla dinle. Telefonunla ilgilenme. Doğal olmaya özen göster. Eğer uzayan bir muhabbetin ortasına düştüysen, bir mola...

Apple Park Nisan’da Açılıyor

Steve Jobs’un rüyası gerçek oluyor ve Apple’ın yaklaşık 6 yıldır merakla beklenen yeni kampüsü, nisan ayında açılıyor. Planlaması Steve Jobs tarafından yapılan ve altı yıldır inşası devam eden Apple Park, nisan ayında faaliyete geçiyor. 12 bin kişinin çalışacağı 700 bin metrekare büyüklüğündeki yeni kampüs, bir yaratıcılık ve iş birliği merkezi olarak Steve Jobs’un en büyük hayallerinden birinin de gerçeğe dönüşmesi anlamına geliyor. Santa Clara Vadisi’nde yer alan park, tamamlandığında yüzde 100 yenilenebilir enerjiyle çalışacak ve 464 bin 500 metrekarelik asfalt ve beton alanı tamamen yeşil alana dönüştürecek. İçerisinde 9 bin yerel ve kuraklığa dayanıklı ağaç türünün olacağı kampüsün 260 bin metrekarelik ana binası ise dünyanın en büyük kavisli cam panelleriyle kaplı. Steve Jobs’un anısını yaşatmak için Steve Jobs Theater adı verilen ve kampüsteki en yüksek noktada yer alan 1000 kişilik oditoryum ise araziyi ve ana binayı tepeden görecek manzarasıyla yılın ilerleyen dönemlerinde açılacak. Son olarak, binanın dünyanın en büyük doğal havalandırma sistemlerinden birine sahip olacağını ve dokuz ay boyunca ısıtmaya veya merkezi havalandırmaya ihtiyaç duymayacağını da ekleyelim. Apple Park Apple Park Apple Park Apple Park Apple Park Apple Park Apple...

Etkili Bir Sunum Hazırlamanın 10 Püf Noktası

İş hayatında başarılı olmanın yolları arasında iyi bir sunum yapmak yer alıyor. Başarılı bir sunum yapmanın da bazı püf noktaları vardır. Yöneticiler, konferans konuşmacıları, reklamcılar, kurumsal iletişim müdürleri veya sosyal medya uzmanları zamanlarının çoğunu sunum hazırlamaya ayırır. Sunum yapmak, aslında göründüğü kadar kolay bir iş değildir; dinleyen kişileri etkilemesi gerekir. Sunum başarısı, dinleyicilere hissettirdiğiniz duygular ile ilgilidir. Aktarılanlar ve görseller çekici mi? Bu soruların cevaplarını hissederek sunumu tasarlamanız, pek çok detayı bir arada yakalamanıza sebep olacaktır. Her şeyden önce sunumunuza sanat eseri gibi yaklaşmalısınız ve planlamalısınız. Canva etkili bir sunumun nasıl olması gerektiğini, yine sunumlar eşliğinde anlatıyor. İncelemede içeriğin az ve öz olması gerekliliği, pek çok ücretsiz stok görselden faydalanmayı ve font kullanımın dikkatli seçilmesi gibi pek çok sunum tüyosu aktarılıyor. Bunun yanında teknikler için de örnek sunumlar aktarılıyor. İşte etkili sunum hazırlama teknikleri! 1. Hazırlayacağınız sunumda yazı tipi seçimi için kolay okunabilen font türlerini kullanın. 2. Sağlam içerik sunun. İçerikleriniz vurucu olsun. 3. Her slide için bir ana fikriniz olsun. 4. Yüksek çözünürlüklü görseller kullanın. 5. Renk uyumlu, seçici renk şeması kullanın. 6. Tutarlı olun.  7. Güçlü bir sunum kapağınız olsun.  8. Filtreler sizin dostunuzdur. 9. Hedef kitlenizi harekete geçirecek nitelikte Call to action yani Eylem Çağrısı ile sunumunuzu kapatın! 10. Ve...
AI Junior Product Manager

Yaklaşan Etkinlikler

nisan

24nis - 26Tüm Gün3G Günleriİstanbul Üniversitesi Endüstri Ve Kalite Kulübü 3G Günleri

30nisTüm GünIoT Line Fair '17“Artık geleceğin değil, günümüzün teknolojisi!”

Kariyer, mesleğimizi yaparken koyduğumuz hedefler doğrultusunda iş deneyimi kazanırken, gerekli eğitimleri alıp, mesleki ve bireysel açıdan kendimizi gerçekleştirme sürecimizdir.

Kariyer, en klasik şekli ile sonu olmayan bir yol benzetmesi ile tanımlanır. Çünkü insanın kendisini geliştirmesinin sonu yok gerçekten.

Yukarıdaki tanımı açarsak; yaptığımız işte kendimizi mesleki açıdan geliştireceğini, düşündüğümüz alanları ve konuları tespit edip, gerekiyorsa bir uzmandan destek alarak, ilgi alınımız ve becerilerimiz doğrultusunda ilerleyebileceğimiz ve kendimizi geliştireceğine inandığımız alanlara eğilip, kendimizi mesleki, ekonomik, sosyal ve kişisel açılardan tatmin edebilmemizdir.

İş ilanlarını görmek için tıklayın.