Zihninizi Eğiterek Daha Pozitif Olmanın 4 Yolu

Daha pozitif olmak için zihninizi eğitebilirsiniz: İşte bunu yapmanın yolu! Toplumda düşünürler ve yapıcılar arasında büyük farklılıklar vardır. Hangisini tercih ederdiniz? Pozitiflikten bahsettiğimizde, bu kavram çoğu zaman “sözde bilim” ya da “düşünceye özgü konuşma” olarak ifade edilmiştir. Fakat, pozitif düşünme gücünün bazı şüpheciliği geçerli olabilirken, pozitif düşünmek bir kandırmaca değildir. Aksine ruhsal sağlığa olan yaklaşımı sahicidir. Pozitif bedenin ve zihnin pozitif bir ruh yaratacağı çoğu kez söylenmektedir. Fakat bunu nasıl ölçebiliriz? Her şeyden önce insanlar farklıdır ve pozitifliği toplamak için yaklaşımları çeşitli olabilir. Fakat köprünün doğru geçişi olan bu ruhsal halin nasıl geliştirileceğinde bazı ortaklıkları vardır 1. Bedeninizi ve zihninizi dinleyin. Sizin için bu model daha pozitif zihni oluşturmaya başlamada en kolay ve en hızlı yollardan biridir. Sizden tüm istenilen başkalarını dinlemeyi bırakıp kendinizi daha çok dinlemeniz. Örneğin, çoğu insan başarılı kişilerin nasıl erkenden uyandıkları hakkında konuşmaktan hoşlanır ama çoğu zaman konu bu değildir. Çoğu başarılı birey bu tarz basit bir numarayı takip etmek yerine kendileri için en doğru olanı yapmaktadırlar. Eğer işini gece daha iyi yapan bir kişi iseniz, bunları gece yapın! Eğer işten önce egzersiz yapmaktan hoşlanıyorsanız, bunu da yapın. Hey, eğer ofisinizde konsantre olmanız için ağır metal müzik dinlemeyi seviyorsanız, bu da tamamen uygundur. (Çalışma arkadaşlarınızla hemfikir olduğunuz da göze alındığında). Konu ne olursa olsun, sizin için en iyi ne ise onu bulun ve bunu daha fazla başarı için kendi menfaatinize çevirin. Bunu yapmak size normları takip etmeniz konusunda daha az suçlu hissettirecektir, ayrıca size nasıl daha yaratıcı olabileceğiniz ile ilgili esneklik ve özgürlük algısını verecektir. Bildiğimiz üzere, yaratıcılık pozitifliğin en önemli algılarından biridir. 2. Sabır aşılayın! Eski söylemlere göre, sabır yılların tecrübelerinde toplanan bir erdemdir....

İngilizcenizi Geliştirmek için En Kolay 7 Yol

Yabancı dil bilgisi, herkesin kariyeri için ihtiyacı olan yeteneklerden en önemlisi haline geldi. Özellikle de İngilizce uluslararası alanda çok fazla kabul görmüş bir yabancı dil olduğu gerçeğini artık hepimiz biliyoruz. İş hayatınızda karşınıza çıkmasa bile, bir ürün alırken, internette araştırma yaparken ya da sevdiğiniz bir konu hakkında bilgi sahibi olmak isterken karşınıza binlerce İngilizce kaynak çıkabiliyor. Bu sebeple artık gündelik hayatımızın olmazsa olmazlarından biri haline geldi İngilizce öğrenmek. Küçük yaşlardan beri sürekli İngilizce dersleri alırız. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite… Ancak birçok insan İngilizcesinin yeterli düzeyde olmadığından hayıflanır durur. Türkçe konuşmamızda ve yazmamızda bir sıkıntı yoksa sürekli Türkçe düşünmeye alıştığımızdan, aynı dilde şarkılar dinleyip kitaplar, haberler, yazılar okuyup sürekli zihnimizi aktif halde tutmamızdan kaynaklıdır bu durum. Türkçenin ana dilimiz olmasıyla ilgili değil. Aslında basit gibi görünen ama hepimizin göz ardı ettiği bu noktaları dikkatlice düşündüğümüzde dil öğrenmenin aslında o kadar da zor olmadığını göreceksiniz. Dil öğrenmek için yalnızca ve sadece pratiğe ihtiyacınız vardır. Öğrenmesi saatlerinizi alan ve sürekli sıkıldığınız gramer kurallarını cümlelerin içine yerleştirmenizi isteyen derslere değil… İşte şimdi yabancı dilinizi nasıl geliştirebileceğiniz hakkında basit ama bir o kadar da etkili ipuçlarını öğreneceksiniz. 1. Yabancı şarkılar dinleyin Teknoloji ve internet bu kadar gelişmişken her bir kaynağa ulaşabiliyoruz. Müzik  de ulaşabildiğimiz alanlardan bir tanesi. Her birimizin hayranı olduğu yabancı bir sanatçı illa ki vardır. Onun şarkılarını dinlemekten de keyif alırsınız. İşte bu durum size İngilizcenizi geliştirmenizde yardımcı olabilir. Sevdiğiniz şarkının sözlerini internetten indirip aynı anda şarkıyı da açarak şarkıya eşlik etmeye çalışın. Bilmediğiniz kelimeleri sözlükten bulun. Hem kelimelerin nasıl telaffuz edildiğini öğrenirsiniz, hem de dile kulak yatkınlığınız olur. Bir yanda sevdiğiniz şarkıyı dinlerken bir yandan da yabancı dilinizi geliştirme imkanı bulmuş olursunuz. Bu sebeple...

İş Teklifini Kabul Etmeden Önce Sorulması Gereken 6 Soru

Elbette ki, mülakata işe alım yöneticisinin sorularını cevaplamak için hazırlanarak gidersiniz. Fakat kariyer uzmanları iyi bir mülakat hazırlığının, sorulması zorunlu soruları kapsaması konusunda aynı fikirdedirler. Yönetici koçu Karen Elizaga konuyla ilgili düşüncelerini Business Insider’da şu şekilde belirtmiştir; “Mülakata çift taraflı bir yol olarak bakmak önemlidir. Tabi ki bir iş istiyorsunuz. Fakat yerleşeceğiniz pozisyonun isteklerinize uygun olduğundan da emin olmak istiyorsunuz. Tıpkı ilişkilerdeki gibi, siz ve karşınızdaki çalışan ile paylaşılan ilgi alanları, uzun süreli uyum gibi konularda birbirinizi kontrol etmektesiniz.” Fakat nereden başlamalı? Tabi ki her mülakattan ayrılmadan önce sorulması gereken bu 6 sorudan. 1. Bu pozisyonun boş olmasının sebebi nedir? Büyük olasılıkla, pozisyonun uygun olmasından dolayı neden açıldığını düşünmeyecek kadar memnunsunuzdur. Fakat kariyer koçu Hallie Crawford ‘bu soru cevaplanabilir’ diye konuya dikkat çekmiştir. Eski çalışanın, şirketin lehine artı olan bir promosyon alıp almadığını, istifa edip etmediğini ya da görevden alınıp alınmadığını öğrenmek isteyeceksiniz. 2. İlk ay veya ilk üç ay için beklentileriniz nelerdir? Hemen kolları sıvamak mı istiyorsunuz? Crawford’un söylediği gibi, bu soru size hedefin varış yerini gösterecektir. ‘İlk ay hatta ilk üç ay için beklentilerinin neler olduğunu sormak, şirketin sizden neler  beklediğini anlamanıza olanak sağlar.Eğer ortak görüşte iseniz nasıl değerlendirileceğinizi belirlemenize yardım edecektir.’ 3. Şirket geleceği hangi yöndedir? Araştırmalarınızı yaptınız dolayısıyla şirketin konumunu biliyorsunuz. Fakat, Elizaga şirketin geleceğinin her zaman belirgin olmayacağı konusunda uyarmaktadır. Bu yüzden ‘Hangi yenilikler üzerinde çalışıyorlar?’, ‘Şirketin misyonu güncel politika değişimlerine, değişen teknolojiye ya da moda akımlarına göre nasıl etkilenmektedir? gibi sorular sorduğunuzdan emin olun. Bu tarz sorular sizin mülakata hazırlık yaparak geldiğinizi aynı zamanda onların pazardaki ilgili pozisyonlarını yeterince anladığınızı gösterecektir. 4. Şirketin çalışanlara geribildirim vermekte süreci nasıldır? Elizaga; “işverenler sivrilerek başarı göstermek...

Zorlukların Üstesinden Gelmenizi Sağlayacak 3 Liderlik Özelliği

Öncelikle bir yola girmeye karar verirsiniz, sonsuz bir azimle bu yolda ilerlersiniz, derken sihirli olaylar gerçekleşir; insanlar çevrenizde toplanmaya başlar. JotForm’un kurucusu ve CEO’su, girişimci Aytekin Tank’ın Entrepreneur 360 Conference sırasındaki liderlik ile ilgili konuşmasını derledik. İşte o konuşmadan satırbaşları: Bu işe başlamadan önce, liderlikle ilgili hiçbir tecrübeye sahip değildim. O zamana kadar tek bir kişiyi bile yönetmemiştim. O yüzden bu iş benim için hatalarla dolu uzun bir yolculuktu. Zor da olsa liderliğin ne olduğunu öğrendim. Bugün sizinle liderlikle ilgili öğrendiğim en büyük sırrı paylaşacağım. Liderlik filmlerde gördüğünüz gibi bir şey değildir. Sizi bilmem ama ben bir Jon Snow değilim mesela. Gerçek hayatta liderlik 3 şeyle ilgilidir: İlk olarak, tek başınıza oturacak cesarete sahip olmalı ve zorlu kararlar verebilmelisiniz. İkincisi, arzu ettiğiniz sonuç için iyi hazırlık yapmalısınız. Son olarak da, kararlarınızı gerçekleştirecek azme sahip olmalısınız. Bu yüzden liderlik dediğimiz kavram; kararlılık, azim ve hazırlıklı olmak ile iç içedir. Öncelikle bir yola girmeye karar verirsiniz, sonsuz bir azimle bu yolda ilerlersiniz, derken sihirli olaylar gerçekleşir; insanlar çevrenizde toplanmaya başlar. Bir lider haline gelirsiniz. Liderliğin bizde yarattığı büyük değişim ile ilgili bir hikaye anlatayım; Geçtiğimiz sene, en büyük rakiplerimizden biri olan milyar dolarlık Silicon Valley devi, popüler online ürünlerini piyasadan çekeceklerini açıkladı. Bu duyuruyu yaparlarken kullanıcılarına başka bir çözüm bulmaları için sadece 6 aylık bir süre verdi. Bu, kulağa çok uzun bir süreymiş gibi gelebilir ama birçok müşteri kendisi için yüzlerce online form üretmişti ve binlerce form da teslim almıştı. Bu kadar çok ürünü sadece 6 ay içinde yeniden yaratmak çoğu küçük işletmenin üstesinden gelemeyeceği kadar emek ve kaynak gerektiriyordu. İlerleyen haftalar boyunca bu sorun üzerine düşündüm ve bir karar verdim. İşimize...

En Üst Seviyede Verimlilik İçin 30 Yöntem

Performanızı en üst seviyeye çıkartmanın tam zamanı. Çalışırken maksimum verimlilik elde etmek için 30 yöntem var. 1. Ele, saf dışı bırak Kendi omuzlarımıza yüklediğimiz birçok iş, aslında yapılması pek de şart olmayan işlerdir. Bunları belirleyip gereksiz olanları hemen elimine edin. 2. Günlük hedef koy Açık ve net bir amacınız yoksa dikkatinizin dağılması ve konsantrasyonunuzun kaybolması kuvvetle muhtemeldir. Bu yüzden her güne bir hedef koyun, o gün içinde o hedefe ulaşın. Karar verin ve 24 saat içinde yapın. 3. İlk önce en zor olan Ertelemenin önüne geçmek için sizin için en sıkıcı ve zor olan işi ilk önce yapın. Sabah ilk olarak onu sonuçlandırırsanız gün sonuna erteleme yükünden kurtulursunuz. 4. Eşref saatini belirle Günün hangi saatinde maksimum düzeyde verimli olduğunuzu belirleyin. Sabahın erken saatleri mi, öğleden sonra mı, gece yarısı mı? Bu zaman aralığı kişiden kişiye değişir. En önemli ve öncelikli işlerinizi bu saatlerde yapın, daha az önemli olanları ise diğer saatlere gelecek şekilde programlayın. 5. Sana özel bir ortam Bireysel çalışmalarınız için sessiz, rahatsız edilmeyeceğiniz, çalışacağınız işle baş başa kalabileceğiniz bir ortam oluşturun. Işık düzeyini, ortamın sıcaklığını ayarlayın ve bu zaman dilimi içinde konsantrasyonunuzu dağıtacak her şeyden izole olarak kendinizi işinize verin. 6. Mini kilometre taşları koy Bir işe başlarken, bitirmeden ulaşmanız gereken bir hedef belirleyin. Diyelim ki kitap okuyacaksınız, “En az 40 sayfa okumadan kalkmayacağım” diye bir söz verin kendinize. Yaptığınız ne olursa olsun, büyük ya da küçük, mutlaka bu tür bir hedef koyun. 7. Parçalara ayır Zihninizin etkinliğine göre işinizi 30-40 dakikalık parçalara ayırarak yapın. Bu, hem tamamlaması uzun süren bir işten gözünüzün korkmasını önler, hem de her bir parçaya daha etkin bir beyin ve enerjiyle başlamanızı sağlar. 8. Destele...

CEO’lardan Öğrenebileceğiniz 6 Verimlilik Sırrı

Bir şirketin CEO’su olmak kendi başına kolay bir iş değildir, düşünün ki iki veya daha fazla şirketi yönetmek muazzam bir şekilde disiplin, odaklanma ve taahhüt gerektirir. Yeterince zamanınızın olmadığından şikayet ediyorsanız, CEO’ların çifte görevde bulundukları şirketleri nasıl idare edeceğini düşünün. Bu olağanüstü CEO’lardan öğrenebileceğimiz verimlilik konusunda birçok ders var. Burada, iki veya daha fazla şirketi idare eden 5 CEO’nun verimlilik sırları bulunmaktadır. Steve Jobs’dan Elon Musk’a, Mark Zuckerberg’den Bill Gates’e dünyaca ünlü CEO’ların başarılarının sırları bu 6 maddeden geçiyor. 1. Zamanı iyi kullanın, her 90 dakikada bir mola verin Energy Project başkanı Tony Schwartz, verimliliğinizi en üst düzeye çıkarmak için her 90 dakikada bir mola önerir. Sebep? İnsan vücudu, gün boyunca 90 dakikalık aralıklarla çalışan bir enerji döngüsüne sahiptir. 2. Bölünmeyin Nihayet büyük bir projede çalışan bölgeye girmekten daha fazla sinir bozucu bir şey yok ve sonra masanız tarafından düşen bir iş arkadaşınız veya patronunuz kesintiye uğradı. Daha da kötüsü, araştırma, bir kesintiden sonra yoluna devam edebilmenin 25 dakika kadar sürebileceğini gösteriyor. 3. Enerjinizi yönetin, sadece zamanını değil Zamanı akıllıca ayarlamanın önemli olduğunu biliyorsunuz, ancak enerjinizi yönetmek aslında daha etkili olabilir. Başarılı CEO’lar, en yoğun saatlerinde, enerji düzeyleri en yüksek olduğu altın saatlerde, yoğunlaşmış yoğun görevlerini yaparak iş gününü optimize etmenin vazgeçilmez bir unsurudur. 4. E-postaların kölesi olmayın Niye? Gelen kutunuza düşer düşmez e-postalara yanıt vermeniz gerektiğini hissetmek yerine, e-postayı kontrol etmek ve yanıtlamak için bir zamanlama belirleyerek (örneğin, sabahları bir kez ve günün sonunda bir kez) zamandan tasarruf edebilirsiniz ve daha da önemlisi odaklanabilirsiniz. 5. E-postalarınızı kısa ve tatlı tutun CEO’ların çok uzun e-postaları okumak ya da bunları yazmak için vaktleri yok. Kuhcoon’un kurucu ortağı Andrew Torba, bazen bir kelimelik e-posta yazacak kadar ileri...

Elon Musk’ın Tesla Çalışanlarına Gönderdiği E-mail, Duygusal Zekada Master Seviyesinde

Elektrikli otomobil pazarının öncü şirketi Tesla, geçtiğimiz birkaç yılı yaşadığı problemlerle boğuşarak geçirdi. Oto-pilot kaynaklı olduğu söylenen kazalara, bu süreçte fabrika içerisinde işçilerin yaşadığı iddia edilen problemler de eklendi. Geçtiğimiz günlerde basına yansıyan önemli iddialardan birisi de Tesla fabrikalarında çalışan işcilerin oldukça kötü şartlar uzun saatler çalıştığı oldu. Bu haber üzerine Elon Musk’ın, tüm Tesla çalışanlarına bir elektronik posta gönderdiği ortaya çıktı. Gönderdiği e-mailde yaratılan algının tamamen aksi yönede ifadelere yer veren Elon Musk, mesajında çoğu kez çalışanlarına ne kadar değer verdiğini ve onların sağlık durumlarının ne kadar önemli olduğunu dile getiriyor. Musk, bununla birlikte, güvenliğin Tesla’nın bir numaralı önceliği olduğuna ısrar ediyor. Elon Musk’ın çalışanlarına gönderdiği mesaj; Sizlerin güveni ve sağlığına verdiğim önemi açıklayabilecek bir kelimeyi bulmakta zorlanıyorum. Tesla’nın başarısı için var gücüyle en iyisini yapmaya çalışan birisinin üretimde yaralandığını duyduğumda çok üzülüyorum. İstisnasız yaşanan her türlü kaza ve yaralanma olayının bizzat tarafıma iletilmesini istemiştim. Her hafta güvenlik ekibimle toplantıda bir araya gelerek yaralanan çalışanların mümkün olan en kısa sürede iyileşmesi için gerekenin yapılmasını istiyorum. Bu sürecin aynısını üretim bandına inerek de gerçekleştiriyorum. Bu, Tesla içerisindeki tüm yöneticilerin önem gösterdiği bir durum. Yöneticiler çalışanlarının güvenliğinin her zaman kendilerininkinin önüne koymak zorunda. Elon Musk Tesla CEO Musk’un e-postasından ne öğrenebilirsiniz? Duygusal zeka, size karşı değil, sizin için duyguları yerine getirme yeteneği, etkili liderlerin vazgeçilmez bir özelliğidir. Musk’ın açılış sözleri bazılarına dokunacak olsa da, bu, en güçlü harekete geçme sözü. Şahsen her yaralıyı bir araya getirmek ve aslında o kişinin yaralanmasına neden olan görevin nasıl yapılacağını öğrenmek, herhangi bir şirketin CEO’su için dikkate değerdir. Gerçekten etkili liderler, onu izleyenlere ilham vermek için sözlerini uygulayarak örnek oluşturmaları gerektiğini bilirler. İşleri delege etmekten korkmazlar, ancak konuları ne...

İş Görüşmesinden Bir Gece Önce Yapılması Gereken 11 Şey

İş görüşmesinden önceki gece “ya şu olursa ya bu olursa”larla dolu stresli bir gecedir. “Ya soruya cevap veremezsem? Ya ofisi bulamazsam? Ya uyuyakalıp görüşmeye hiç gidemezsem? Bu düşünceler çok doğal ve böyle düşünen tek siz değilsiniz. Bu sebeple bir gece önce vaktinizi ayırmanız gereken tek bir şey var, o da “hazırlık”. Eğer hazırlanırsanız endişelenmenize hiç gerek kalmaz. Zorlu mülakat sorularından ofisin yolunu bulmaya kadar her detayı incelediğimiz mülakat öncesi kontrol listesini sizin için sıraladık. 1. Kıyafetlerinizi Hazırlayın Her ne kadar bir gece önceden ne giyeceğinize karar vermek alışkanlığınız olmasa da bu durum mülakat sabahı sizi bir krizden kurtaracak. Bir gün önceden kıyafetlerinizin uyumuna, ütüsüne kadar her şeye karar verip sabaha sadece giyinme işlemini bırakın. 2. Çantanızı Hazırlayın Sonraki adım gerekli bütün eşyalarla çantayı hazırlamak. Makyaj malzemeleri, özel eşyalar, not defteri ile kalem ve en önemlisi özgeçmişinizin bir kopyası mülakat çantasının olmazsa olmazları. 3. Nereye ve Nasıl Gideceğinizi Öğrenin Google Maps’ten yönünüzü nasıl ulaşacağınızı ne kadar süreceğini öğrenin. Şirketten gelen maili önemli bilgiler için tekrar kontrol edin (park alanı bilgisi, karmaşık girişler vb.) Eğer şirket büyük bir binadaysa güvenlik görevlisi sürmesi muhtemel 10 dakikalık sohbeti de zamanlamanıza ekleyin. Sabah rahatça yola koyulmak üzere her şeyi telefonunuza kaydedin. 4. En Çok Sorulan Mülakat Sorularını İnceleyin Aslında bu kısma son gece değil de daha öncesinden hazırlanıyor olmanız gerekiyor. Ama hazırlanmadıysanız bile internette bu tarz sorulara ulaşacağınız birçok web sitesi ve blog bulunuyor. 5. Görüşme Yapacağınız Kişiyi Araştırın Görüşme yapacağınız kişinin yalnızca ismini değil çalıştığı departmanı ve unvanını bildiğinizden emin olun. Eğer vaktiniz varsa kısa bir Toptalent, Google ya da LinkedIn araştırmasıyla o kişinin kısa iş geçmişini de öğrenebilirsiniz. 6. Özgeçmişinizin Çıktısını Alın İnsan Kaynakları sizin özgeçmişinizin çıktısına sahip...

Daha Mutlu, Başarılı ve Sağlıklı Olmak İçin Yapmanız Gereken İlk Şey

Bir An Önce Daha Mutlu, Sağlıklı ve Başarılı Olmak İçin Bunu Mutlaka Yapın. Inc.com’da Marla Tabaka ne yapılması gerektiği konusuna açıklık getiriyor. Hiç canınızı acıtıncaya kadar bir şeyi çok fazla istediniz mi? Kontrollü bağlılık sizi bu acılarınızdan arındıracak ve ne istiyorsanız onu elde etmenizi sağlayacak. Her şeye rağmen bir şeyi umutsuzca istemek ve ona ihtiyaç duymak sizi bir stresin içine sokarak sağlığınıza ve mutluluğunuza zarar verir. Baş ağrısı, kaygı bozukluğu, mide ağrıları ve nefes darlığı belirli bir düşünceye takılıp kalmayla ortaya çıkan şikayetlerdir. Hayattaki isteklerinizi sadece kendi mutluluk tanımınız üzerinden gerçekleştirmeye çalışmak bu yüzden çok sağlıksız. Mesela yeni bir ev veya araba almak istemek ama bunları başkalarını taklit ederek yapmak sizi korkuların ve olumsuz düşüncelerin içine daha da sürükleyerek kendinizi devamlı sağlıksız bir döngünün içinde bulmanıza sebep olur. Yalnızca ne istediğini ve isteğini nasıl gerçekleştireceğini düşünüp, tek bir düşünceye odaklanan kişiler genellikle başarısızlıklarını ve kaçırdığı fırsatları düşünür durur, bu yüzden zamanla kendine de acımaya başlar. Öte yandan kötü sonuçlardan sıyrılabilen insanları başarısızlıklar ve engeller yıldıramaz, bir şekilde kendilerini toparlamanın yolunu bulup tekrar denerler. İşte böyle aşırıya kaçmadan isteyen ve ihtiyatlı olabilen insanlar her zaman yenilikçidir ve daima ileri yol alırlar. Kontrollü bağlılık dediğimiz bu kavram yanlışlarınızı tekrar gözden geçirmenizde ve olumlu düşünüp çözüm odaklı hareket etmenizde size yardım eder. Bir İsteğe Takılıp Kalmak Sizin Gücünüzü Elinizden Alır Bu konuda Inc. yazarı Marla Tabaka’nın görüşlerini inceleyelim: ‘’ Geçen hafta harika bir araba satın aldım. Çoğumuz araba almak ve buna benzer süreçlerin sinir bozucu ve yorucu olduğunu düşünürüz. Aslında ben bu arabayı alarak bilinçli bir tercih yaptım ve bu herkes tarafından doğru kabul edilen bir satın alma deneyimiydi. Sadece alacağım şeye odaklanmak...

Genç Yetenek İşe Alım Programı “Discover Samsung 2017” Başarıyla Tamamlandı

“Dünyaya ilham ver, geleceği oluştur” vizyonuyla, faaliyet gösterdiği birçok alanda liderliğini sürdüren Samsung’un, genç yetenekleri bünyesine katmak için oluşturduğu işe alım programı “Discover Samsung 2017” başarıyla tamamlandı. Yakından takip ettiği Discover Samsung’un önemine vurgu yapan Samsung Electronics CEO’su DaeHyun Kim; “Geleceği şekillendirme cesaretine sahip yetenekleri bu programla bünyemize katıyoruz. Samsung olarak, yeteneklerin profesyonel gelişimlerini ve kendilerini gerçekleştirme imkanlarını her zaman ilk planda tutuyoruz. En iyi yetenekleri keşfetmek ve ortaya çıkarmak, sürdürülebilir bir başarının temellerini oluşturuyor. Bu nedenle Discover Samsung programını her yıl daha öteye taşıyoruz.”    Samsung Electronics’de çalışma hayatının küçük bir simülasyonunu deneyimleyen yetenekler, mentorlarıyla çalıştıkları projelerini Samsung yönetimine sundular. Projede finale kalan ilk 3 takım belirlendi. Samsung İnsan Kaynakları Direktörü Meriç Tunç, finale kalan 3 takımı seçmekte oldukça zorlandıklarını belirtiyor. “Projelerden çok yaratıcı fikirler çıktı. Programa katılan yetenekler henüz Samsung Electronics’e katılmadan, projeleri ile bizlere ilham verdiler ve değer kattılar. Şimdi en heyecanlı aşama başlıyor. Temmuz ayı itibarıyla bizlerle çalışmaya başlayacak ekip arkadaşlarımızı belirlemiş olacağız.” Programın süreçleri www.discoversamsung.net adresinden takip edilebilecek. Finale kalan ekipler ise aşağıdaki gibi: 1. Antitangle Mentor: Volkan Akyüz: Dijital Pazarlama Müdür Yardımcısı  Takım: Tuğçe Karakaya: Marmara Üniversitesi – Endüstri Mühendisliği Şina Ertoğrul: Bilkent Üniversitesi – Endüstri Mühendisliği Ayça Arat: İstanbul Teknik Üniversitesi- Kimya Mühendisliği Umut Başdemir : Boğaziçi Üniversitesi – İşletme 2. Addwash Mentor: Roza Saygılı: Pazarlama Yönetimi Müdürü Takım: M. Sıddık Nerkiz: ODTÜ – İşletme Alican Boz: Bilkent Üniversitesi – Endüstri Mühendisliği Alper Buluş: İstanbul Üniversitesi – İşletme Çiçek Demir: Beykent Üniversitesi – Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği 3. Dual Cook Mentor: Ziya Uz: Tüketici Elektroniği Ürün Yönetimi Müdürü Takım: Onur Akdağ: Boğaziçi Üniversitesi – İşletme S. Eylül Yurter: İstanbul Teknik Üniversitesi – Endüstri Mühendisliği Esat...

İş Görüşmeleriniz İçin En İyi 9 Vücut Dili

Bilgi sahibi olmak sadece öne geçmek için bir yol değildir. Bunun yanında iş görüşmeniz sırasında iyi bir vücut dili sergilemenizi de sağlar. İş görüşmeleri cambazların ipin üstünde yürümesine benzetilir; kötü bir şöhreti vardır. Kendinden emin gözükmek istersiniz ama rahatsız edici olmadan, zeki olmak istersiniz ama çok bilmiş gibi gözükmeden. Bu dengeyi bulmaya çalışarak neden bu işi hak ettiğinizi açıklamak yeterince zor. Peki ya vücut diliniz size bu konuda nasıl yardım edebilir? Kariyer uzmanları, vücut hareketlerinin kişinin karakterini belirlediği yönünde birçok analize sahiptir. Hangi tür vücut hareketlerinin can alıcı olduğuna karar vermek için ‘’Vücut Dili Avantajı’’ adlı kitabında bu çeşitleri dile getiren vücut dili uzmanı Dr. Lillian Glass, vücut dili uzmanı ve ‘’SNAP- İlk İzlenimlerden Yararlanmak, Vücut Dili ve Karizma’’ adlı kitabın yazarı Patti Wood ve yine vücut dili uzmanı, son kitabı ‘’Flörtleşmelerde Vücut Dili’’ olan Tonya Reiman iş görüşmeleri için en iyi vücut dillerini Mashable‘da paylaştı. 1. Sırtınızı Sandalyeye Tamamen Yaslayın Düz oturun ve sırtınızı sandalyeye dik bir şekilde yaslayın. Glass’ın tavsiye ettiği ilk nokta: Bu şekilde oturmak kendine güven ve cesaretin doğrudan bir işaretidir. Eğer doğuştan kamburluğunuz varsa başınızın üstünden sizi yukarı kaldıran bir ip varmış gibi hareket edin. 2. Doğrudan Göz Temasına Girmeyin Glass göz teması yerine yüz teması kurmayı öneriyor. İlgili ve konuya hakim gözükmenin daha etkili yolu, karşınızdaki kişinin yüzünün her 2 saniyede bir farklı yerlerine bakmak; gözlerinizi onun gözlerinden burnuna, dudaklarına çevirmektir. Böylelikle görüşmeyi yapan kişinin gözlerine takılıp kalmazsınız. 3. Konuşurken ellerinizi hareket ettirin Eğer ellerinizle ne yapacağınızı, onları nasıl konumlandıracağınızı bilemiyorsanız, hadi onları hareket ettirmeye başlayın! Wood, kişinin çok gergin olduğu zamanlarda ellerini gizlemeye çalıştığını söyler. Çünkü elleriniz sizin kaygınızı ortaya çıkarır. Ayrıca ellerinizi gizlemek...

Nasıl Ofiste En Sevilmeyen İnsan Olursun?

Bu zamana kadar hep ofiste en sevilen insan nasıl oluruz diye tavsiyeler duyduk. Örneğin çalışma arkadaşlarınızla empati kurabilmeniz, hatalarınızı kabul edip bunlardan ders çıkarabilmeniz ya da küçük şeylerin büyük getirileri olduğunu bilip ona göre çalıştığımız yerden memnun olabilmeniz bu tavsiyelerin birkaçı. Peki siz bu duruma tam tersini uygulamak ve popülerliğinizi diğer açıdan arttırmak istiyorsanız? O zaman size 18 arkadaşça önerimiz olabilir: 1. Konuşulan konuyu olabildiğince saptırın (eğer kişisel hayatınızdan tuhaf ve detaylı ayrıntılarına odaklanırsanız daha da iyi olabilir). “Konu bir anda buraya nasıl geldi anlamadım.” diyebilecek insanları da iyice gözlemleyin. 2. Öğle yemeğiniz için balık getirin. Onu mikrodalgada iyice ısıtın. Birisi mutfağa girdiğinde ise küstahça “Ne kokuyor böyle?” diyebilirsiniz. 3. Bir ajanda tutmadan toplantıları planlayın. Hiçbir şeyin tartışılmadığına emin olun. Sonrasında herkes ayaklanıp gitmek için hazırlanırken “Bir sonraki adımımız için her şey konuşuldu mu veya net mi?” diye sorgulayın. 4. Telefonunuzun sesini sonuna kadar açın. Çalmaya başladığında da hemen cevap vermeyin. Herkes telefonun kimin olduğunu anlamaya çalışırken siz de onlar gibi telefonun sahibini arıyormuş gibi yapın. Kendi telefonunuz olduğunu belli edene kadar bunu bir süre devam ettirin. 5. Önceden tanışmadığınız çalışma arkadaşlarınızla tuvalette göz kontağı kurun ve bakışlarınızı çekmeyin. 6. Biriyle konuşurken ona sevdiğiniz spor alanlarından ya da hobilerinizden bahsedin, karşınızdakinin ne kadar umurunda olmadığını bilseniz de bunu sürdürün. 7. Hansel ve Gretel masalındaki gibi hasta olduğunuzda kullandığınız tüm mendilleri ofisin her yerine orada unutuyormuşçasına bırakın. 8. Sürekli ofiste insanlarla Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya araçlarında kullanılan kalıpları ve metaforları tekrarlayarak konuşun. 9. İş arkadaşınıza sandalyesini çevirip sizinle konuşup konuşamayacağını sorun, dönene kadar da rahatsız edici bakışlar atın. 10. Size sırf kibarlık olsun diye sorulan “Hafta sonun nasıl geçti?” gibi sorulara olabildiğince detaylı cevaplar verin. 11. Sürekli ne kadar...

Zamanı İyi Kullanmanın En İyi 10 Yolu

Zaman soyut bir kavramdır. Geri alınamaz, durdurulamaz ve arttırılamaz; herkes için 1 hafta 7 gün, 1 gün 24 saattir. Bu nedenle ilk olarak “zamanın yönetilemeyeceği” gerçeğini kabul etmek gerekir. Diğer yandan, zamanı ölçmenin en etkili yollarından biri de hayatımıza sığdırdığımız işlere bakmaktır. Bu işlerin niteliklerine, azlığına ve çokluğuna bakarak zamanı ne derece verimli kullandığımızı ölçebiliriz. 1. Sağlığınıza daha fazla dikkat edin/kendinize iyi bakın Dengeli beslenme, düzenli uyku, kendinize zaman ayırmanız ve hoşlandığınız aktiviteler yapmanız, sizin iş hayatınızda daha iyi motive olmanızı ve daha verimli çalışmanızı sağlar. Bunu bir arabaya da benzetebilirsiniz. Arabanıza ne kadar iyi bakarsanız ve arabanıza ne kadar iyi benzin koyarsanız, arabanızın kullanma süresi o kadar uzun ve rahat olur. 2. ‘Blok’ çalışın, bölünmeleri  engelleyin İşlerinizi aralıksız yapmaya çalışın. Ara vermek ve tekrar başlamak konsantrasyonunuzu tekrar sağlamanızı gerektirir. Bunu sık sık yapmak size ciddi oranda zaman ve enerji kaybettirir. 3. Zaman hırsızlarını ortadan kaldırın Çevrenizde dikkatinizi dağıtacak, işinizi yapmanıza engel olacak etkenlerden uzaklaşın. Bu, daha iyi konsantre olup daha verimli çalışmanızı sağlar. Bunun için iş arkadaşlarınızdan yardım alabilir, mesajlarınızı belli saatlerde okuyabilir, telefonlarınızı telesekretere yönlendirebilir veya sessiz bir toplantı odasına gidip çalışabilirsiniz. 4. Daha az, daha fazla olabilir Başka bir deyişle kalite, adetten daha önemlidir. Gün içerisinde ajandanıza daha az sayıda iş kaydetmeniz, bu işleri daha kaliteli ve sağlıklı yapmanızı sağladığı gibi, beklenmedik son dakika işlerin düzeninizi bozmasını da engelleyecektir. 5. Ajanda kullanın Zamanınızı kontrol altında tutmak ve iyi kullanmak için bir ajanda sistemi uygulayın. Bunun için çeşitli paket programlar, “TimeManager” tipi kağıtlı sistemler, cep bilgisayarları bulabilirsiniz. Bunlardan kendinize en uygun olanını seçin. İsterseniz kendi ajandanızı kendiniz de yaratabilirsiniz. 6. Gerektiğinde ‘Hayır’ diyin Zamanınız yoksa, konu hakkında...

Enerjinizi Emen İnsanlardan Uzak Durmanın 10 Yolu

Enerji. Dinamik, azimli ve kararlı bir hayat sürmek için ihtiyaç duyduğumuz güç. Herkes enerjiye ihtiyaç duyar. Yine de bazen çoğumuz akşam olana kadar ve hatta sabah yeni kalkmışken bile bitkin ve ölü gibi hissedebiliyoruz. Hayat kıymetlidir ve aynı zamanda kısadır da. Daha iyi hayatlar yaşıyor olabileceğimizi düşünerek her gün kendimizi melankoli ve ızdırap için oradan oraya sürüklememiz da anlaşılabilir bu durumda. Tarih boyunca yüksek enerji mutlu ve hareketli insanlarla ilişkilendirilirken düşük enerji ise depresif ve soğuk insanların özelliği olarak görülmüştür. Psikosomatik tıp zihin ve beden arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermiştir, yani ne kadar az enerjimiz varsa depresyon, anksiyete ve diğer mizaç bozukluklarına o kadar yatkın oluruz. Sağlıklı ve mutlu insanın enerjisi yüksek olduğu bir gerçektir. Enerjimiz olmaksızın nasıl hayallerimizin peşinden koşar, amaçlarımızı kovalar ve engelleri aşabiliriz ki? Enerji olmazsa hayatta nasıl değerli ve anlamlı bir başarı elde edebiliriz? Bazı insanların doğal olarak diğerlerinden daha yüksek miktarlarda enerji sahibi olduğu doğru olsa da bunun nedenini hiç düşündünüz mü? Kalıtım da çevremiz de bunda etkili olan faktörler. Her şey enerjidir! “Eğer evrenin sırlarını keşfetmek isterseniz enerji, frekans ve titreşim bağlamında düşünün.” – Nikola Tesla  Atom altı seviyeye indiğimizde var olan her şeyin titreşen atomlardan, yani saf enerjiden oluştuğunu görüyoruz. Düşünce, duygu, içgüdü ve cinsel itki gibi soyut değerlerin bile enerjiden oluştuğu söylenebilir. Yani aslında hareketli bir okyanusta yüzüyoruz ve tıpkı gerçek bir okyanusta olduğu gibi orada da avcı ve avlar mevcut. Eğer bu yazıyı okumaktaysanız, bir av olma ihtimaliniz çok yüksek. Av olabilirsiniz tabii ama bu kurban da olmanız gerektiği anlamına gelmiyor. Hayatınızı daha iyi bir hale getirmek için harekete geçmeniz gerekir. İşte size Lonerwolf’tan derlediğimiz bazı öneriler: 1. Uzun Göz Temaslarından...

Gelecek Planlarımıza Odaklanmayı Nasıl Başarabiliriz? (Gündelik Hayat Canımıza Okurken!)

Etrafınızdaki her şey kafanızı meşgul ederken uzun dönemde gerçekleştirmeyi hedeflediklerinizi unutmayın. Gündelik yaşantımız tüm zamanımızı ve enerjimizi tüketirken büyük resme odaklanmak kolay olmayabiliyor. Her şey az çok yolunda giderken bile iş ve yaşam özveri ve yükümlülükler gerektirebiliyor. Suçluluk, hayal kırıklığı, kafa karışıklığı ve öfke iş yaşamına ve de hayata entegre olmayı zorlaştıran faktörlerdir. Peki hedeflenen şeye odaklı kalmak neden bu kadar zordur? Çünkü öncelikleriniz arasında sıkışıp kalmışsınızdır. Bu konuda hiç de yalnız olmadığınızı kolaylıkla söyleyebiliriz. Nadiren de olsa doğru yerde olduğunuzu hissediyor musunuz? İşteyken evde daha fazla vakit harcayabilmeyi istiyor musunuz veya tam tersi? Bütün endişeler, planlar ve ayarlamalar kıymetli vaktimizden çalarlar ve zihnimizi yorarlar. Bizim için çok önemli olan şeyler zihnimizi daha fazla meşgul ederler. Peki amaçlarınız ve arzularınızın sizin için önemi ne kadar? Peki, etrafınızda dikkatinizi dağıtan bu kadar çok şey varken, uzun vadede gerçekleştirmek istediğiniz hedeflerinizi zamanla nasıl yitirmemeyi başaracaksınız? Kendi haline bırakın. Önceliğiniz olmadığını düşündüğünüz halde bazı şeyleri hemen şu anda ertelemek zor olabilir, fakat rahatlatıcıdır.Şu anın uygun zaman olmadığını kendimize, arkadaşlarımıza ve topluma anlatmak zordur.Fakat bunu yapmak, sizin gerçekten önemli olan şeylere odaklanmanızı kolaylaştıracaktır. Sınırlarınızı bilin. Akşamları birkaç saatinizi veya hafta sonu bir gününüzü ailenize ayırmanız normaldir. Haftanın her gününe yayılan özel çalışma saatlerinizi içeren bir program oluşturun ve bu programı takip edin. Eğer sınırlarınızı belirleyip korursanız, ilerisi için endişelenmezsiniz. Hem ailenize hem işinize yeteri kadar vakit ayırın. Sınırları belirlemek önemlidir ama bazen dinlenmek için boş vakitleri değerlendirmek de önemlidir. Bu zamanları pas geçmeyin. Kendiniz hakkında olumsuz düşünmeyi bırakın. Zor durumda olan bir arkadaşınıza yardım eder gibi kendi sorunlarınıza çözüm arayın. ’Bunu yapsaydım’ , ‘daha iyi olsaydım’ gibi düşünceler sağlıklı düşünmenizi ve ilerlemenizi olumsuz etkiler. Olumsuz düşünmeyi bırakın....

Duygusal Zekası Yüksek İnsanların Yapmadığı 7 Şey

Bekleme servisinden yüksek sesle şikayet eden müşteriyle letafet ve zarafet ile konuşan restoran yöneticisi. En çok yardımca ihtiyacınız olduğu zamanlarda arayabileceğiniz sağduyulu arkadaş. Doğal bir afetten sonra kazazedelere yardım eden şefkatli ama sakin kurtarma çalışanı. Sıklıkla sinirlenen, kolayca affeden ve sorumluluğu üzerine alan eş. Mesleğini, ailevi sorumluluklarını ve kişisel hobilerine eşit bir şekilde dengelemeye çalışan başarılı bir CEO. Tüm bu insanların ortak özelliği nedir? İki kelimeyle: Duygusal Zeka. Günümüz pop kültürünün ve psikolojisinin nispeten yeni eğilimi olan Duygusal Zeka ya da EI (Emotional Intelligence) zamanın başlangıcından beri var. Akıl sağlığı eğitimi ve bilgisi için en önemli web sitelerinden birisi olan Psychology Today Duygusal Zekayı, duyguları ve başkalarının duygularını tanımlama ve yönetme becerisi olarak tanımlamıştır. 3 ana yetenekten oluşur: kendi ve çevresindeki duyguları analiz etme yeteneği,  yaptığımız şeylere duyguları katma yeteneği ve duyguların kontrolünü elinde tutma yeteneğidir, kontrolü kaybetmeden önce kendi kendini idare edebiliyor mu ya da çevredeki birisini gülümsetme gücü ya da kapasitesi var mı veya bir durumu doğru düzgün ele alabilir mi? Yüksek duygusal IQ’ya sahip olanların hayattaki mutluluğun daha çok tadına vardığı kanıtlanmıştır. İster sosyal isterse profesyonel hayatları olsun bu insanlar başarılı olabilirler. Yapılan araştırmalara göre bu insanların depresyon ya da anksiyete gibi ruhsal rahatsızlığa yakalanma olasılıkları daha düşüktür. Onların kişisel yaşamları tren kazalarından meydana gelmez çünkü onlar dikkatli ve anlamlı aldıkları kararlara göre yaşarlar. Diğerlerinden daha iyi performans gösterirler, işlerinde mükemmelleşirler, ilişkilerinde mutludurlar ve hayatlarının her alanında olumlu sonuçlara ulaşmaya çalışırlar. İşte bu noktadaki soru şu: Onlar neyi yapmazlar? Lifehack’ten derlediğimiz makalede burada duygusal olarak zeki olan insanların kural olarak yapmadığı 7 şey: 1. Başkalarının dramlarına kapılmazlar. Duygusal zekanın yapı taşlarından bir tanesi empati yapmalarıdır ve bunu karşılaştıkları...

Dünyanın En Değerli Markalarının İlk 5’i Teknoloji Şirketi

Dünyanın en değerli 5 markasını teknoloji şirketleri oluşturuyor. WPP ve Kantar Millward Brown tarafından yayınlanan Brandz Top 100 Global Markalar listesinde ilk beş sırada teknoloji devleri Google, Apple, Microsoft, Amazon ve Facebook yer aldı. 12’incisi düzenlenen çalışmada marka değeri ölçümleri, 3 milyonu aşkın tüketici ile yapılan görüşmeler, şirketlerin genel değerlerinin anlaşılması için yapılan finansal performans analizleri, bölgesel farklar ve tüketici algısı üzerinden değerlendirildi. Brandz Top 100 Global Markalar listesindeki teknolojinin önde gelen markaların inovasyon kapasitelerine dikkat çeken Kantar Millward Brown Birleşik Krallık Pazarlama Başkanı Jane Bloomfield, söz konusu markaların platformları aracılığı ile hayatı kolaylaştıran ve çoklu ihtiyaçları karşılayan birleşik ekosistemler yarattıklarını söyledi. Bloomfield, markaların yeni bölgelere ve kategorilere açılarak müşteri tabanlarını genişletmelerini sağlayan esnek yapılarının da altını çizdi. Google Google marka değerini korumayı sürdürüyor. Google’ın reklamcılık alanında Facebook ile birlikte güçlenerek devam ediyor. Zira 2016 yılında global ölçekte tüm mecralarda yapılan reklam harcamalarının beşte biri Google ve Facebook’un oldu. Google 79,4 milyar dolar ile en büyük payı alırken, rakibi Facebook ise 26,9 milyar dolar kazandı. Apple Markanın amiral gemisi iPhone’un satışlarında düşüş yaşanmış olsa da Apple’ın büyüme hızı frenlenecek gibi durmuyor. WPP’nin en değerli markalar çalışmasının yanı sıra geçtiğimiz ay yayınlanan Forbes’un en değerli markalar listesinde de üst üste yedinci kez yer alan Apple, yeni ürün ve hizmetler sunmaya devam ediyor. Microsoft Bu yıl özellikle NHS siber saldırısı üzerinden güvenlik konusunda eleştirilere maruz kalmasına rağmen Microsoft en değerli markalar arasındaki yerini koruyor. Amazon E-ticaret devi Amazon bu yıl online alışveriş, teslimat ve eğlence gibi alanlarda tüketici deneyimini geliştirmek için çaba sarf etmesinin yanı sıra kişisel yardımcı Alexa gibi yapay zeka destekli servisleri de kullanıma sundu. Facebook Her ne kadar sosyal medya devinin başı yalan haber konusunda parmağı...

Stajınızın Tam Zamanlı İşiniz Olmak Üzere Olduğunu Gösteren 9 İşaret

Aine Cain, stajlarından birini Beyaz Saray’da yapmış ve tecrübelerini mezun olacaklara veya yeni mezunlara yardımcı olabilmek için paylaşan genç bir muhabir. Staj döneminde ömrünün sonuna kadar kulağına küpe olacak bir tavsiye aldığından bahsediyor ve şöyle aktarıyor: Program süresi içinde bir hafta firmanın yöneticilerinden birisiyle tanışmıştım.Ağustos ayında fakülteme geri döneceğimi biliyordum fakat çalışmaktan keyif alıyordum ve firmanın işe alış sürecinin nasıl işlediğini merak ediyordum.Bu yüzden müdüre işe alınan stajyerlerin diğerlerinden ne gibi farklılıklarının olduğunu sordum.Yöneticinin cevabı beni hem şaşırtmış hem de korkutmuştu.’Sadece çok çalışmak ve zeki olmak yeterli değil, biz kalifiye insanlarla dolu bir sektörde çalışıyoruz’ demişti. Demek istediği şuydu: ‘İşe alınan stajyerler sadece çalışkan ve zeki olanlar değil, paha biçilemeyecek olanlar.’ Bu stajyerler ekiple ve firmadaki diğer bireylerle bağlantı kurmaya önem veriyorlar.İş arkadaşlarıyla aralarında birbirlerine güven verecek şekilde bir zemin oluşturuyorlar ve bu ilişkinin devamlı olmasına özen gösteriyorlar. Şöyle ki; üstlerine onlar olmadan çalışmayı hayal edemiyormuş gibi bir izlenim verme konusunda çok başarılılar. Eğer stajınızın iş teklifiyle son bulmasını istiyorsanız, bu muhteşem ve göz korkutucu bakış açısını benimsemeyi bir düşünün ve bu konuda doğru yolda olduğunuzu belirten işaretleri gözden kaçırmamaya dikkat edin. 1. Şirketiniz-Özellikle Sizin Departmanınız-Genişlemeye Gidiyorsa Eğer şirketinizde sizin departmanınızda bir açık yoksa umutlarınızı artırmanın hiçbir anlamı yok. Kuruluşun büyüdüğüne dair işaretleri dikkatli takip edin.Kariyer uzmanı  Amanda Augustine de şu anda bulunduğunuz pozisyonu değiştirip yükselmek istiyorsanız firmanızın durumunu dikkatle takip etmenin çok önemli olduğunu vurguluyor ve ‘İşlerin iyi gittiğine dair işaretleri anlamak ve de patronunuzun takıma yeni elemanlar eklemekle ilgilendiğini anlamak için gözlerinizi ve kulaklarınızı açık tutmalısınız’ diye de ekliyor. 2. Saha Deneyini Geçtiyseniz Youtern CEO’su ve kurucusu Mark Babbitt bazı yöneticilerin stajyerlere aşırı baskı yaparak onların kendilerini...

Üretken İnsanların Her Gün Yaptığı 9 Şey

Kabul ediyorum: Her zaman en üretken kişi değildim. Hayatımda kötü alışkanlıkların önceliği olan bir zaman vardı ve çok şeyler başardığımı düşünmüştüm, aslında daha çok bir adım öne, iki adım geriye benziyordu. Yine de iyi durumdaydım ve hedeflerime ulaşsam da tam potansiyelim ile çalışmadığımı fark etmemiştim. Neyse ki büyük başarı elde etmiş çok üretken insanlar beni kuşattı. Bir gün arkadaşımı çalışırken gözlemleyerek biraz zaman harcadıktan sonra, onun tek başına odaklanmış olduğunu ve benimkinden çok farklı alışkanlıkları olduğunu fark ettim. Birkaç saat içinde ondan o kadar çok şey öğrendim ki alışkanlıklarım tamamen değişti. Demek istediğim, etkili biçimde üretken insanlar oraya kazara gelmediler. Her günün her dakikasını en üst düzeye çıkarmak için kasıtlı olarak hareket ederler. Etkili biçimde üretken insanların bu alışkanlıklarından bazılarını deneyin, verimliliğinizin arttığını göreceğinizden eminiz. 1. Her seferinde bir şeye odaklanın Her ne kadar aynı anda birden fazla görev yapmak, bir kerede daha fazla şey yapmanıza yardımcı olacak harika bir fikir gibi görünse de, aslında aynı anda yapılan birden çok iş verimliliğinizi ve yaptığınız işin kalitesini sınırlayabilir. En üretken insanlar zaman ve enerjilerini bir işe, genellikle yapılacak işleri listesindeki bir öğeye koyarak onları en başarılı şekilde ilerletecektir. 2. Dikkat dağıtan şeyleri ortadan kaldırın Telefonunuz sürekli kişisel mesajlar veya en yeni oyun oynamaları ile sizi rahatsız ediyorsa, bir seferde bir göreve odaklanmak işe yaramaz; bu nedenle üretken insanlar hemen çevreden dikkat dağıtıcı etkileri ortadan kaldırarak ivme kazandırır. IPhone’umdaki gece modu ayarını seviyorum ki, eşim gibi favorilerden gelen acil durumlarda telefon görüşmelerine izin verecek şekilde ayarlanabiliyor. 3. Gelecekteki başarısızlıkları öngörün İnanılmaz üretken insanlar, gelecekteki bireylerin neye ihtiyaç duyacaklarını düşünür ve bu başarı için önceden hazırlanırlar. Örneğin, kahve demliğinizin alarmını bir gece önceden ayarlarsınız...

Daha Pozitif Olmak İçin Beyninizi Eğitmenin 8 Yolu

Beyinlerimiz olumsuzlaştığında üretkenlik, yaratıcılığımız ve karar verme becerilerimizi yiyebilir. Ortalama olarak insanların günde 12.000 ila 60.000 arasında düşünceye sahip olabileceği söyleniyor. Oldukça büyüleyici, değil mi? Mesele şu. Bazıları, düşüncelerimizin şaşırtıcı bir yüzde 80’inin negatif olduğunu ve pozitif düşünceler yerine daha olumsuz düşünceler için beyninizi eğittiğinizi düşünüyor. İç Koruma Enstitüsünün Kurucusu olan, Doğu Körfezi California Eyalet Üniversitesi Yönetim Fakültesi Profesörü ve The Science of Positivity and Habits of a Happy Brain kitabının yazarı Loretta Breuning’e göre, bu gerçekten de şok edici değil. “Beynimiz, istediği kadar mutluluk yaratacak şekilde tasarlanmamıştır. Beynimiz hayatta kalmayı teşvik etmek için gelişmiştir. Hayatta kalma gereksinimini karşılamak için fırsatlar yaratmak için mutlu kimyasal maddeleri (dopamin, serotonin ve oksitosin) kaydeder ve sadece kısa sürede metabolize olan kısa devrelerde bırakır. Bu, mutlu kimyasallarımızı teşvik eden adımları atmaya motive olur. “ Daha da kötüsü? Dr. Breuning, “Mutlu olanları ararken, özellikle stresli bir işgününün bitiminde, mutsuz kimyasallarla sonuçlanabilirsiniz” diye ekliyor. Beyinlerimiz olumsuzlaştığında üretkenlik, yaratıcılık ve karar verme becerilerimizi yiyebilir. Çünkü olumsuz düşüncelerin olumlu düşüncelerden daha büyük bir etkiye sahip olma eğilimi vardır. Yine, bu evrimleşmeye dönüyor. Hayatta kalma, tehlikeli durumları tespit edebilme ve bunlardan kaçınma yeteneğine bağlı. Dr. Breuning’in açıkladığı gibi, “Kortizolun kötü hissi kendi hayatta kalma amacına sahiptir. İyi duygulara giden yolda gezinebilmeniz için sizi ihtiyaçlarınızı karşılama yolunda bir engel olarak uyarır. Ama bunu yaptıktan sonra, beyniniz bir sonraki engeli bulur. Nerede olursa olsun hayatta kalma beyninizi takip ederseniz çok üzülürsünüz.” İyi haber, beyninizi bu sekiz tekniği kullanarak daha olumlu hale getirmek için eğitebilirsiniz. 1. Düşüncelerinizi gözlemleyin İlk başlayacak ilk yer, düşüncelerinizi gözlemlemektir – sadece 10 dakika olsa bile. Alışkanlık yaratan varlıklar olduğumuzdan, zihninizde aynı negatif düşüncelerin sızdığını fark edebilirsiniz. Yaklaşan...

İşe Girmek İçin 2 Yıllık Tecrübe İstendiğinde Ne Yapmalı?

Doğru şirkette mükemmel bir iş için bütün iş ilanlarını taradınız ve sonunda ciddi bir fırsat yakaladınız.  Bu fırsat sizin ideal şirketinizde, üstlenmeye hazır olduğunuz tüm zorlu sorumlulukları içeriyor ve gerçekten katkıda bulunmaya hevesli olduğunuz bir şirket misyonunu içeriyor. Tek sorun ne mi? İş tanımı şirketin özellikle en az 2 yıl tecrübeye sahip adaylar aradığını içeriyor. The Job Hob’un kurucusu ve kariyer danışmanı Jaclyn Westlake bu konuda ne yapmanız gerektiğini açıklıyor. Bu nihai bir ikilemdir: Bir kariyer rotası oluşturmaya çalışan bir yeni mezun ya da profesyonel olarak, başlangıç seviyesindeki rolleri hedefliyorsunuz ancak bunlar bile alanında en az birkaç yıllık tecrübe gerektiriyor. Kariyer basamaklarının en alt kısmına bile yerleşemiyorken bu basamakları nasıl tırmanmamız bekleniyor? Eğer başlangıç seviyesi fırsatı, tecrübesi olmayan insanlar için tasarlanmış bir şeyse, açıkça belirtilen iki yıllık tecrübe şartı nedir? Neden birçok işveren bunu bir ön şart olarak listelerine koyuyor? Bunun inanılmaz derecede sinir bozucu bir muamma olduğunu biliyorum, ama sizi temin ederim bu sizin düşündüğünüz kadar boş değil. Çoğu durumda iş tanımlarını işe alım yapan yöneticinin istek listesi olarak düşünürsünüz. Bu ilanlarda gelecekteki potansiyel patronunuzun, kişisel özelliklerden ve çalışma tarzından (aktif ya da bağımsız) belli bir bilgi veya beceriye (CRM veri tabanlarını anlama veya sosyal medya sayfalarının yönetimine aşina olunması) kadar neyi ideal olarak nitelendirebileceği gibi detayları bulabilirsiniz. Onlar genellikle aradıkları uzmanlık düzeyine göre alanında birkaç yıl tecrübe sahiplerini tercih ederler. Çoğu zaman, bu bir “olmazsa olmazdan” ziyade “olursa daha iyi olur” dur. Bu arada işe alan kişilerin bu iki yıllık tecrübe kriterini aday elemede hiç kullanmadığını söylemem yalan olur. Bazıları kullanıyor. Özellikle yüksek miktarda başvuru aldıkları zaman aday havuzunu daraltmak için kolay bir yol olarak bunu kullanabilirler. Ama eğer...

MBA Yapmaktan Çok Daha Fazlasını Öğrenebileceğiniz 6 Blog

Jeremy Goldman, inc.com‘daki makalesinde MBA kadar değerli blogları paylaştı. İşte Goldman’ın paylaştıkları: MBA hala çok değerli dediğinizi duyar gibiyim. Fakat bu bloglardan günlük olarak öğrenecekleriniz de öyle. İnsanların işletme okullarına gitmesi için pek çok iyi sebep var. Şahsen, Maryland Üniversitesi’ndeki Robert H. Smith School of Business’taki ilk iki senemi oldukça sevmiştim. Ama aynı zamanda, İşletme okullarına gitmemek için de iyi sebepler mevcut. Fakat eninde sonunda kararınız tamamen masraf, zaman ve diplomanızla ne yapmayı umduğunuz gibi kişisel faktörlere bağlı. Eğer yetkin bir okula giderseniz, tabii ki işletme ilkelerinin sağlam temellerini ve pratik bilgilerini elde edersiniz. Fakat gidemezseniz de hemen umudunuzu kaybetmeyin. Birçok insan kendi başına öğrenmeyi tercih ederek geleneksel yollardan kaçınıyor. Kendi kendine öğrenme trendini destekleyen saygın isimlerin sayısı da günden güne artış gösteriyor. İşletmede yeni beceriler öğrenip başarıya doğru giden yolda emin adımlarla ilerlemenin birçok farklı yolu var. Bunların arasından işinize en çok yarayacak kaynakları sizin için derledik: No. 1: En Yetkili Ağızdan Öğrenme Harvard Business Review: hbr.org Eğer bir MBA’nın öğrettiğinden daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız neden bir işletme okulu işleten insanlardan başlamıyorsunuz? Harvard Business Review, finans ve işletme modelleri, şirket kültürü, teknoloji ve daha fazlası hakkında düzenli olarak tavsiyeler vermektedir. No. 2: Pazarlama Seth Godin’in blog’u: sethgodin.typepad.com Sahibi gibi kendisinin de efsane olduğu Seth Godin’in kişisel bloğu, pazarlamadan motivasyona kadar işletmenin her dalı hakkında size harika ve ayrıntılı bir bakış açısı kazandırıyor. Pratik tavsiyenin ötesinde, aynı zamanda farklı düşünmeyi ve işletmeye diğer kişilerin sunduğundan daha farklı ve yenilikçi bir açıdan yaklaşmayı da öğretiyor. No. 3: Girişimcilik Fred Wilson’ın bloğu: avc.com 1986’dan beri risk sermayedarlığı yapan Fred Wilson VC’de, işletme ve start-up alanındaki (özellikle teknoloji alanındaki) hatırı sayılır tecrübelerini okuyucularına...

Facebook Profilinizin İşe Alınmanızda Etkisi Var Mı?

İş başvurularında özgeçmiş (CV) kadar Facebook profilinin de etkili olduğu öne sürüldü. BBC’nin haberine göre işverenler, artık başvuru yapan adayın Facebook profilini de inceliyor. İyi bir profil ve etkileyici bir profil fotoğrafı işe alınma şansını yarı yarıya artırıyor. Belçika’daki Gent Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, Türkiye’de de yoğun biçimde kullanılan sosyal medya sitesi Facebook’un, iş başvurularında oldukça önemli bir yere sahip olduğunu ortaya koydu. Sosyal Ekonomi Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Stijn Baert ve ekibi, iş başvurularında Facebook’un etkisini araştırdı. Araştırma kapsamında 7 ay boyunca 2 bin 112 kurgusal CV ile iş başvurusu yapıldı. İlk denemede özgeçmişin yer aldığı dosyaya fotoğraf konmadı. Ancak başvuru sahibi kişiler adına birer Facebook profili açıldı. Bazı profiller hazırlanırken, işgücü piyasasındaki çekicilik ve kişilik önemine ilişkin araştırmalar dikkate alındı. İş başvurusu sonucu düzenli bir Facebook profiline ve iyi birer profil fotoğrafına sahip olan adaylar, diğerlerine göre daha çok ilgi çekti. Facebook fotoğrafı daha çekici ve özenle düzenlenmiş adaylar, yüzde 21 oranında daha olumlu tepki gördü. ‘Doğal haller’ Bu adayların iş görüşmelerine çağrılma oranı da, düzensiz ve dağınık profil fotoğrafına sahip adaylara göre yüzde 40 daha fazla oldu. Bilim insanları, ikinci aşamada bu kez Facebook profil fotoğraflarının eklendiği CV’ler aracılığıyla iş başvurusu yaptı. Sonuç yine aynı çıktı. Profil fotoğrafı özenle seçilmiş kişiler daha fazla ilgi gördü. Araştırmacılara göre, günümüzde işverenler artık sadece özgeçmişi değil, Facebook profillerini de inceliyor. İşverenler adayların Facebook fotoğraflarını daha dürüst bir ip ucu olarak değerlendiriyor. Çünkü insanlar, bunun işverenler tarafından kontrol edildiğinden habersiz biçimde, doğal hallerinin yansıtıldığı fotoğrafları Facebook sayfasına koyuyorlar. Facebook fotoğrafları onların kişiliği ve yaşama bakışı konusunda işverenlere ip uçları veriyor. Prof. Stijn Baert, ayrımcılık yasaları ihlal edilmediği sürece iş başvurusu...

9 Adımda Hedefine Koş

Hayatın her alanında farklı hedeflerimiz var. İş hayatında yükselmek, ideallerimizi gerçekleştirmek gibi başarıya ulaşmak için türlü türlü hedefler peşinde koşarız. Hedefin gerçekleştirilmesindeki sır kendi içinde saklı. Şimdi bu sırrı siz de öğreneceksiniz: “Hedefiniz ne kadar büyükse başarmaya o kadar yakınsınız demektir.” Hedefiniz ne kadar büyükse o kadar istekli çalışırsınız! Ne kadar çok çalışacağınızı ne kadar sağlıklı ve güçlü olduğunuz belirlemez; ne kadar istekli olduğunuz belirler! İsteği artıran ise hedefin büyüklüğüdür! Bu istekli çalışmada sizi hedefe yani başarıya götürür. Peki hedefe ulaşmak için hangi adımları izlemelisin? İşte hedefine koşmak için 9 adım: 1. Kendine Güven Kendine güven, aklın kesin inanç ve güvenle büyük ve gurur verici işlerde kullanımıdır! Kendinize güvenmedikçe ve gücünüze inanmadıkça asla başarılı ve mutlu olamazsınız! Oysa aşağılık ve yetersizlik duygusu ümitlerinizin kırılmasına yol açar, fakat kendinize güvenirseniz başarıya ulaşırsınız! Sürekli olumlu şeyler düşünmek, kendinize güven duygunuzu geliştirir ve ne kadar zor olursa olsun bütün güçlükleri yenmenizi, onları aşamanızı sağlar! Kendinize güvenirseniz  büyük güçlerin size yardıma geldiğini görürsünüz! Kendine güven duygusu kazanıp inancınızı kuvvetlendirirseniz, korkularınızın yok olduğunu, güvensizlik duygusunun ortadan kalktığını görürsünüz! Beyninizi inançla, kendinizi güven duygusuyla doldurun! Bunlar bütün şüphe ve güvensizlik duygularınızı kovacaktır! 2. Hedefini Büyük Koy Hedefiniz ne kadar büyükse o kadar istekli çalışırsınız! Ne kadar çok çalışacağınızı ne kadar sağlıklı ve güçlü olduğunuz belirlemez; ne kadar istekli olduğunuz belirler! İsteği artıran ise hedefin büyüklüğüdür! En büyük hedef bütün bir hayatınızı kaplayan hedeftir! Büyük hedefiniz ömrünüz boyunca ışık saçacak yıldızınızdır! Bugün yaptığınız her küçük tercihiniz, en büyük hedefinizle ilişkili olmalıdır! Her küçük hedef büyük hedefi desteklediği, büyük hedefle aynı yol üzerinde olduğu derece önemlidir! Hedefinizi büyütmeli ve tüm hedeflerinizi en büyük hedefinizi altında uygun yerlere yerleştirmelisiniz! Herkes...

Richard Branson’dan Başarının 5 Sırrı

Virgin CEO’su Richard Branson, “Geçen 40 yılın üstüne kafa yorarak 5 ‘sır’ buldum” diyor. İşte bir başarı ustasının kendi ağzından başarı sırları: 1. Yaptığınız şeyden keyif alın İş kurmak çok fazla çalışma gerektirdiğinden ve çok zaman alacağından, bu sürede yaptığınız şeyden keyif alsanız iyi olur. Virgin’i Batı Londra’da bir bodrum katında kurduğumda, bir imparatorluk kurma amacında değildim. Amacım faturaları öderken keyifle yapabileceğim bir iş yaratmaktı. Büyük plan ya da strateji yoktu. İsmin kendisi bile ayaküstü bulundu. Benim için iş kurmak; tamamen gurur duyacağım bir şey yapmak, yetenekli insanları bir araya getirmek ve diğer insanların hayatında gerçekten fark yaratacak bir şey üretmektir. İş adamı ya da iş kadını, sanatçıdan çok da farklı değildir. Yeni kurduğunuz iş boş bir tuvaldir ve onu doldurmak zorundasınız. İyi bir sanatçı nasıl her detayı tuvaline işlerse, siz de bir iş insanı olarak başarılı olmak için işinizi kurarken en küçük şeyleri bile doğru yapmak zorundasınız. Ancak bir sanat eserinin aksine, iş hiçbir zaman bitmez, sürekli gelişir. 2. Kendini gösteren bir şey yaratın Bir ürününüz, servisiniz ya da markanız olabilir ama modern dünyada bir şirket kurmak ve ayakta kalabilmek kolay değildir. Aslında bugün bir iz bırakabilmek için gerçekten farklı bir şeyler yapmanız gerekir. Son 20 yılın en başarılı işlerine bakın. Örneğin Microsoft, Google ve Apple daha önce hiç yapılmamış bir şey yaparak ve yenilik getirmeye devam ederek sektörü kökünden değiştirdiler. Şu anda baskın güçlerin arasında yer alıyorlar. 3. Çalışanlarınızın gurur duyabileceği bir şey yaratın Takımınızdaki insanlar en büyük servetinizdir. Onları da yanınıza katın, destek ve güvenlerini kazanın; birlikten doğan kuvvetle başarınızı zenginleştirin. 4. İyi bir lider olun Lider olarak çok iyi bir dinleyici olmalısınız. Ne istediğinizi iyi bilmelisiniz...

Özgeçmişinize Mutlaka Eklemeniz Gereken 9 Önemli Yetenek

Hepimizin bildiği gibi iş arama süreci zorlu bir süreçtir. Güzel bir ön yazı yazabilmek, birçok mülakata girmek ve istekli adaylarla rekabet etmek hiç kolay değildir. Yazım hatası olmayan, anlaşılması kolay ve sahip olduğunuz birçok yeteneği sergileyebileceğiniz bir özgeçmişe sahip olmak isterseniz aşağıdaki yeteneklerden birkaçını özgeçmişinize mutlaka eklemelisiniz. Yeteneklerinizin sizi diğer adaylar arasından kolayca öne çıkarabilecek nitelikte olmaları önemlidir. Eğer siz de böyle düşünüyorsanız birden fazla sektörde geçerli, çok işinize yarayacaklarını düşündüğümüz  bu 9 yeteneğe mutlaka bir göz atmalısınız! 1. Adobe Photoshop Eğer kariyer sürecinizde yaratıcılığınızı artırmak isterseniz (fotoğraf düzenleme, görsel tasarım gibi) temel photoshop bilgilerine hakim olmanız bir zorunluluktur. Bu kurs size fotoğrafları şekillendirmeniz için bilmeniz gereken tüm teknikleri 88 derste öğretiyor. Mastering Adobe Photoshop CC, $10 (originally $50), available at Udemy. [80% off with code ‘LEARNFEST’] 2. Microsoft Excel Finans sektöründe çalışanların çoğu Microsoft Excel tablosundaki verileri analiz ederken zamanlarının çoğunu harcamak zorundadırlar.Bu nedenle programı hakimiyetinizin tam olması önemlidir.Bu kurs size komplike gelecek temel bilgileri kolaylıkla öğretecektir. Excel with The Ultimate Microsoft Excel Course, $10 (originally $190), available at Udemy. [95% off with the code ‘LEARNFEST’] 3. İspanyolca veya Başka Yabancı Diller Yeni bir dil öğrenmek beyninizi adeta yeniden yapılandıran zorlu bir süreçtir.İki dil bilen insanların hafızaları daha kuvvetlidir ve birden çok işi aynı anda yapabilme yeteneğine sahiptirler.Bu insanların bazı işler için daha çok tercih edildiği de bir gerçektir. Spanish for Beginners, $10 (originally $20), available at Udemy. [50% off with code ‘LEARNFEST’] 4. Web Sitesi Geliştirme Web sitesi geliştirmeyi bilmek birçok sektörde rahatlıkla iş bulabilmeniz için gereklidir, fakat hepsi teknik bilgiye dayalı değildir. Instructor Colt Steele HTML, CSS, and JavaScript hakkındaki temel bilgileri yeni başlayanların kolaylıklar anlayacağı bir şekilde açıklamaktadır....

Verimli Bir Hayat İçin 5 Küçük Öneri

Verimli bir hayat için yapabilecekleriniz var! Hayatınızda büyük değişimlerin olmasını istiyor, ancak bunun için hiçbir çaba göstermiyorsanız, işe küçük değişikliklerle başlayabilirsiniz. Gözünüz hep yükseklerde! Bir işi tam olarak, hakkıyla yapmak istiyorsunuz, fakat sürekli erteliyorsunuz. Üzülmeyin, bu sadece sizin sorununuz değil. Günümüzde birçok şeye yetişmek bu kadar zorken, bir de üzerine köklü değişiklikler yapmak, neredeyse imkansız. Ama bunun da bir yolu var. Nasıl mı? Mesela daha çok kitap okumak için tüm gününüzü kitap okumaya ayırmak zorunda değilsiniz ya da fit bir vücuda sahip olmak için spor salonuna gitmeyi beklemeseniz de olur. Önce hayatınızda ne gibi değişiklikler yapmak istediğinize karar verin ve işe adım adım başlayın. Bakın bazı küçük değişiklikler hayatınızı nasıl da değiştirecek! 1. Erken kalkmak Erken kalkmakta zorlanıyorsanız, yatmadan önce kendinize vaktinde uyanacağınıza dair söz verin. Bu kararı uygulamaya başladığınızda, saatinizi daha erken saate kurup, birkaç dakikalık şekerlemeyle keyif yapabilirsiniz bile… 2. Sağlıklı beslenmek Sağlıklı beslenmek, yaşamınızda çok şeyi etkiler. Tüm öğünlerde yediklerinize dikkat edemeseniz de öncelikle ağır yediğiniz bir öğle yemeğinin ardından, akşam yemeğini mutlaka hafifletmeye çalışın. Sonra da yavaş yavaş tüm öğünlerinize dikkat etmeye başlayın. 3. Kısa okumalar yapmak Her gün yarım saatinizi kitap okumaya ayırırsanız, bir haftada bir kitabı rahatlıkla bitirebilirsiniz. Eğer böyle bir amacınız varsa, yarım saatinizi sadece bu işe ayırın ve başka hiçbir şey düşünmeyin. Saatlerce kitap okumak zorunda değilsiniz, rahat olun. 4. Not almak Yapmanız gerekenleri ya da aklınıza gelen fikirleri mutlaka not alın. Bu notlar hem zihninizi taze tutar hem de sizi işe ve hayata karşı motive eder. 5. Yürüyüş yapmak Bu sıcaklarda egzersiz yapmak epey zor biliyoruz, ancak düzenli spor yapan bir insansanız, sporun bünyeye ne kadar iyi geldiğini zaten biliyor olmalısınız....

En Yüksek Maaş Veren Teknoloji Şirketleri

Teknoloji dünyasını yakından takip eden Business Insider, Avrupa’nın en önemli ticaret noktalarından birisi olan ve pek çok teknoloji firmasına ev sahipliği yapan İngiltere’de çalışanlarına en çok maaşı veren teknoloji şirketlerini açıkladı. 10. Expedia: Ortalama yıllık maaş 55 bin sterlin  9. Oracle: Ortalama yıllık maaş 60 bin sterlin  8. HP: Ortalama yıllık maaş 60 bin sterlin  7. Cisco: Ortalama yıllık maaş 60 bin sterlin 6. Dell: Ortalama yıllık maaş 63 bin sterlin  5. Google: Ortalama yıllık maaş 64 bin sterlin 4. Microsoft: Ortalama yıllık maaş 70 bin sterlin  3. SAP: Ortalama yıllık maaş 70 bin sterlin 2. Facebook: Ortalama yıllık maaş 72 bin sterlin 1. Salesforce: Ortalama yıllık maaş 75 bin...

İşinizi Robotlara Ne Kadar Kaybedeceğinizi Tahmin Eden Websitesi

Yeni bir web sitesi birçok insanın zihninde yeni yeni yeşermeye başlayan bir soruyu cevaplamayı umuyor – “Robotlar işimi elimden alacak mı?” Son dönemde yapılan agresif yatırımlarla robot iş gücü hızla yayılmaya devam ediyor. En son geçtiğimiz yıl multi-milyar euroluk bir anlaşma ile Çinli Midea Group, endüstriyel robot pazarının önde gelen isimlerinden Kuka‘yı bünyesine katmış ve Çin’in endüstriyel robot alanındaki konumunu da bir anda değiştirmişti. 2019’da dünyanın dört bir tarafında 1,4 milyondan fazlayeni endüstriyel robotun fabrikalarda yer alması bekleniyor. 2020 itibarıyla ise 15 öncü ülkede 5 milyondan fazla işin yok olması ön görülüyor. Peki sizin çalıştığınız iş de onlardan biri mi? Bu konuda belki de ufak ufak kaygılanmaya başlasınız iyi olur. Şirketler için adeta mükemmel çalışan olan robotlar hem 7/24 çalışabiliyor hem de daha az masraf yaratıyor. Will Robots Take My Job isimli internet sitesi ise sizin işinizin de tehlikede olup olmadığını istatiksel olarak hesaplıyor. Arama motoru gibi işleyen siteye işinizin ne olduğunu yazıyorsunuz ve tehlike yüzdesini görüntüleyebiliyorsunuz. Ayrıca ortalama gelir ve aynı işte çalışan toplam kişi sayısı da listeleniyor. Tabii internet sitesinin bu verileri bir araştırmaya dayanıyor. 2013 yılında Carl Benedikt Frey ve Michael A. Osborne’un yayınladığı “The Future of Employment: How susceptible are jobs to computerisation?” adlı rapordan derlenen bilgiler Amerika verileriyle hazırlanmış durumda. Yine de işinizin ne derecede tehlikede olduğuna ilişkin aşağı yukarı bir fikir edinmeniz mümkün. Siteye willrobotstakemyjob.com adresinden...

LinkedIn İK Direktörüne Göre İşe Alım Sürecinde Aramakta Oldukları En Önemli 6 Yetkinlik

Günümüzün mülakatçıları daha zor bir şeyin peşindeler: sadece teknik yetenekleri değil “soft skills” (ince becerileri) de görmek istiyorlar – diğer insanlarla etkili bir şekilde iletişime geçmeniz için gerekli yetkinlikler gittikçe önem kazanıyor. Talep edilen teknoloji becerileriyle kıyaslanmamak için, ince beceriler bu yılki dikkat çekici özellikleriyle ön plana çıktı: LinkedIn’ in yeni Global Recruiting Trends raporunda, işe alım uzmanları ve işe alım yöneticileri, 2017’deki en çok işe alım eğilimleri arasında ince beceri değerlendirmelerinin arttığını belirtiyorlar. Kulağa çok mantıklı geliyor çünkü işe alım yöneticilerinin %58’i, adaylar arasındaki ince becerilerin olmayışının şirket verimliliğini sınırlandırdığını kabul ediyor. Ancak sorun şu ki, kalan tüm işe alım yöneticilerinin adayların ince becerilerini taramanın zor olduğunu kabul etmesi. Sadece mülakatlar sırasında adayların ince becerilerini bulmanız yalnızca yolun yarısıdır. Peki bir adayın bu becerilere sahip olup olmadığını belirlemenize yardımcı olması için en iyi mülakat soruları bilmek kullanışlı olmaz mıydı? LinkedIn, işe alım yetkililerinin ve yöneticilerinin en çok önem verdiği 6 ince becerileri şöyle sıralamış; uyum, kültür uyumluluğu, işbirlikçilik, liderlik, büyüme potansiyeli ve önceliklendirme becerileri. Sonuç olarak iş görüşmelerinizde nasıl sorular sormalısınız ve nasıl tepkiler almalısınız? Şimdi, iş tanımında listelenen ölçütlerden daha fazlasını karşılayan adayların nasıl bulunabileceğine ilişkin birkaç örnek inceleyelim. 1. Uyumluluk Günümüz dünyası hızla gelişiyor, değişen bir ekonominin ve yeni iş gereksinimlerinin getirdiği zorluklarla baş edebilecek kişilerin çalışan olarak alınması kaçınılmaz oluyor. Şüphe yok ki işe alım yöneticilerinin %69’u uyumluluğun en önemli ince yetkinlik olduğunu düşünüyor. LinkedIn’de de bu kritik önem taşıyor. Bir adayın uyum yeteneğini anlayabilmek için, daha önce hiç yapmadıkları bir şey yapıp yapmadıklarını sorabilir, buna nasıl tepki verdiklerini ve bundan neler öğrendiklerini sorgulayabilirsiniz.  Onların yanıtlarında spesifik olarak bir örnek vermelerini, bu değişiklikle nasıl başa çıktıklarını, kendilerini geliştirmek için aldıkları aksiyonları ve...
BAT GG 300×250
Manifesto

Yaklaşan Etkinlikler

Kariyer, mesleğimizi yaparken koyduğumuz hedefler doğrultusunda iş deneyimi kazanırken, gerekli eğitimleri alıp, mesleki ve bireysel açıdan kendimizi gerçekleştirme sürecimizdir.

Kariyer, en klasik şekli ile sonu olmayan bir yol benzetmesi ile tanımlanır. Çünkü insanın kendisini geliştirmesinin sonu yok gerçekten.

Yukarıdaki tanımı açarsak; yaptığımız işte kendimizi mesleki açıdan geliştireceğini, düşündüğümüz alanları ve konuları tespit edip, gerekiyorsa bir uzmandan destek alarak, ilgi alınımız ve becerilerimiz doğrultusunda ilerleyebileceğimiz ve kendimizi geliştireceğine inandığımız alanlara eğilip, kendimizi mesleki, ekonomik, sosyal ve kişisel açılardan tatmin edebilmemizdir.

İş ilanlarını görmek için tıklayın.