BAT Experience

En İyi Yöneticilerin Her Gün Kendilerine Sordukları 3 Soru

Daha önce hiç hayatınızda derin bir iz bırakan yöneticiyle çalıştınız mı? Cevabınız evetse, yöneticinizin şu soruları hatim etmiş olması muhtemel. Inc.com‘da Marcel Schwantes tarafından kaleme alınan bu yazı sayesinde sizi daha iyi bir yönetici yapacak bu soruları siz de öğreneceksiniz. İş hayatınızda kazanacağınız en önemli tecrübeleri size sağlayan bir yönetici düşünün. Gerektiğinde hem arayıp ulaşabileceğiniz ve zamanı geldiğinde size akıl hocası olan hem de sizi bir girişimci, bir lider olarak yetiştirmeyi amaçlayan bir yöneticiniz oldu mu? Benim oldu. Bruce, işte o ideal patron tipiydi. Hakkında yazdığım bir makalede, onun  “eleman-lider” tarzını ve sahip olduğum en iyi işveren olmasını sağlayan özelliklerini ve ayrıca aşılmışın dışında olan duygusal zekâsını anlattım. Bruce’un harika liderlik vasıfları vardı. Örnek verecek olursak: Pozisyonundan kaynaklanan gücünü asla işine karıştırmazdı. Beni kendisiyle eşit görmemi isterdi. Kendimi geliştirmem için verdiği bazı kararları benimle paylaşırdı. Önemli toplantılarda masada bulunmamı isterdi. İşimi iyi yapabilmem için gerekli kaynakları temin ederdi. Kısacası Bruce, Eleman-Liderlerin sahip olduğu tüm gereksinimleri yerine getirmekle kalmaz, gelişimime yatırım yapar ve kendi müşterilerim ile başarılı görüşmeler yapabilmem için ihtiyaç duyduğum bütün araçları bana sunardı. Öyle umuyorum ki çoğu insan bu tarz bir yönetici ile karşı karşıya gelmiştir. Tüm işverenler de umarım böyle bir kişi olmaları için can atıyorlardır! Çünkü gerçek liderlik tam anlamıyla bu demektir. Böyle söylememin nedeni büyük lider davranışlarının, bu davranışları takip eden kişilerin de performansını arttırdığı gerçeğidir. Tıpkı Bruce’un benim performansımı yükselttiği gibi. Bu tarz liderler bir Amerikan filmi senaryosundan çıkmadılar. Onlar en iyisi olmayı öğrenmek için deneme-yanılma yoluyla çok çalışan ve kendilerini işine adayarak bu noktaya gelen gerçek insanlardan başkası değiller. Sizi anında daha iyi bir patron yapacak üç önemli soru! Eğer işveren pozisyonundaysanız, insanlar üzerinde hemen şimdi önemli etkiler yaratabilirsiniz. Ama...

Stajyerlerine En Çok Maaş Ödeyen 13 Şirket

Bazı şirketler stajyerlerine iyi maaşlar ödüyorlar. Yakın tarihli bir ankete göre Facebook, stajyerlerine ayda 8,000 dolara kadar maaş ödeyebilirken, Snapchat ayda 9,000 dolara kadar çıkabiliyor. Ek olarak, birçok büyük şirket stajyerlere konut ödeneği de sunuyor. Purdue Üniversitesi’nde son dönemini tamamlayan Jesse Collins tarafından yapılan anket 2017 için bu şirketlerde işe başlama tarihleri alan yaklaşık 600 yeni mezun ve stajyerin cevaplarını temel alıyor. Collins sonuçları Twitter ve Reddit’te ve çeşitli teknoloji gruplarında paylaştı. 13 önemli şirkette stajyerlerin kazanacağı tahmini ücretler şu şekilde: 1. Apple ABD merkezli teknoloji şirketi Apple, bu sene tanıttığı iPhone cihazıyla beklentileri karşılayamasa da stajyerlerinin beklentilerini fazlasıyla karşılayacak gibi gözüküyor. Apple, staja kabul edeceği çalışanlarına 6,600 dolar maaş vermeyi düşünüyor. Aylık maaş: $6,600 Aylık konut ödeneği: $1,000 2. Bank of America Merkezi Kuzey Carolina, Charlotte’da bulunan bankacılık ve finansal hizmetler şirketi Bank of America, ABD’deki mal varlıklarına göre ikinci en büyük banka konumunda yer alıyor. 2016 yılı itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en büyük 30 şirket arasında 26. sırada bulunuyor. Aylık maaş: $5,700 Aylık konut ödeneği: $2,500 3. Facebook Eski Harvard College öğrencilerinden Mark Zuckerberg ve oda arkadaşı Eduardo Saverin, Andrew McCollum, Dustin Moskovitz ve Chris Hughes tarafından kurulan sosyal paylaşım servisi Facebook, 2017’den itibaren stajyerlerine 8,000 dolar ödeme yapmayı düşünüyor. Aylık maaş: $8,000 Aylık konut ödeneği: $1,000 4. Goldman Sachs 1869 yılında kurulan küresel yatırım bankacılığı, yatırım yönetimi, menkul kıymetler ve diğer finansal alanlarda hizmet veren finans şirketi Goldman Sachs, anketten çıkan yanıtlara göre ortalama 7,100 dolar ödeme yapmayı planlıyor. Aylık maaş: $7,100 Aylık konut ödeneği: $1,500 5. Google Aylık maaş: $6,600 Aylık konut ödeneği: $3,000 6. Microsoft Aylık maaş: $7,200 Aylık konut ödeneği: $1,300 7. Pinterest Aylık maaş: $9,000 Aylık konut ödeneği:...

Şimdiye Kadar Görülen En Yaratıcı 6 CV

2100 insan kaynakları uzmanının katıldığı bir ankete göre, işe alım yöneticilerinin yüzde 40’ından fazlası bir CV’ye 60 saniyeden daha az zaman ayırıyor. Bu nedenle kitlelerden farklılaşmaya ve dikkatleri üzerine çekmeye çalışan bazı adaylar yaratıcılıklarını CV’lerine yansıtmayı tercih ediyorlar. Benzerlerine pek sık rastlamadığımız bazı yaratıcı CV’leri CNBC’nin hazırladığı bu listede bulabilirsiniz. 1. Mini bir basketbol oyunu Partners + Napier CEO’su Sharon Napier’in ilgi alanlarını araştıran bir aday, patronunun basketbol tutkusu olduğunu öğrenmiş ve CV’sini mini bir basketbol oyununa eklemiş. Adayın hala mülakat aşamasında olduğunu söyleyen Napier CV’yi ilgi çekici bulduğunu söylüyor. 2. Bir losyon şişesi Something just for fun 😎 #hireme A post shared by Jessica Glamologist (@glamologist.salonorea) on Aug 23, 2016 at 8:56am PDT Coloradolu bir saç stilisti olan Jessica Nitti-Mahoney, bir el losyonu şişesini ön yazı olarak ve potansiyel müşterilerin ilgisini çekme aracı olarak kullanmış. Mahoney olumlu olumsuz farklı tepkiler almış ve şu andaki patronunun bu yöntemi beğendiğini ve salona daha fazla müşteri çekmek için ilginç çalışmasını Instagram’da da paylaşacağını söylüyor.   3. Lego figürü Fjord Toronto Studio’nun etkileşim tasarımcısı Emily Kuret, kendisinin bir lego figürini yaratıp portföyüyle birlikte CV’sini de içeren bir flash diske eklemiş ve patronunda kalıcı bir etki bırakmış.   4. Instagram kolajı New York’ta yaşayan bir serbest metin yazarı olan Greg Peterson, Carrot adlı reklam ajansında neden çalışmak istediğini açıklayan bir Instagram kolajı oluşturmuş. Kolajda çizimler ve esprili bir yaklaşımla yaratıcılığını da kanıtlamış. 5. Bir kutu donut https://twitter.com/jessicascorpio/status/775402187702665216 Litvanyalı bir pazarlama uzmanı olan Lukas Yla, son zamanlarda San Francisco’ya taşınmış ve rekabetin yoğun olduğu piyasada öne çıkmak istemiş. Kargocu kılığına giren Yla, ilgilendiği şirketlerin işe alım uzmanlarına donut kutularını bizzat teslim etmiş. Kutunun içerisine ise yaratıcı...

Google ve İşkur YouTuber Yetiştirecek

Dünyanın en büyük video platformu YouTube, gençlerin para kazanma aracı olurken Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) da bu konuda önemli bir adım attı. Kurum, Google ile işbirliği yaparak gençlerin yeni gelir kapısı ‘YouTuber’lık eğitimlerine başladı. Türkiye’de bu işi yapan gençlerin kurduğu ve takipçi sayısı 2 milyona ulaşan, görüntüleme oranı yüksek YouTube kanallarından aylık kazanç 10-30 bin lirayı bulabiliyor. Türkiye İş Kurumu “Türkiye İçin Dijital Dönüşüm Hareketi” kapsamında gençlerin, girişimci adaylar dijital becerileri geliştirilecek. İlk etapta Bursa, Kayseri, Van, Gaziantep, Samsun ve Antalya’da başlayan eğitimlerle gençlere yeni iş olanaklarının oluşturulması hedefleniyor. Google tarafından üniversitelerdeki irtibat noktaları aracılığıyla, girişimcilik eğitim programından yararlanan gençlere “dijital girişimcilik”, “Nasıl YouTuber olunur?” eğitimleri veriliyor. Ayrıca İstanbul, İzmir, Kocaeli, Bursa’da da girişimcilik eğitim programından yararlanan gençlere de dijital girişimcilik konusunda eğitim veriliyor. YouTube verilerine göre mobil cihazlar üzerinden video görüntüleme oranı her yıl 2 kat artıyor. Google’ın gelirinin 4 milyar dolarının geldiği YouTube kullanıcılarının büyük bölümü lise ve üniversiteli gençlerden...

Hayatta Risk Almanın 7 Yolu

İş dünyasına yön veren liderlerin en önemli özellikleri arasında risk almak yer alıyor. Başarıya giden yolda konfor alanınızdan çıkmak ve yeni deneyimler elde etmek, oldukça önemli. Peki iş hayatında risk almak için nereden başlamalısınız? “How to start taking risks and why you should do it” adlı infografik risk almaya nasıl başlayabileceğinizi ve neden bunu yapmanız gerektiğini Indiana Jones benzeri bir çizgi karaker eşliğinde aktarıyor. Alıştığınız düzeni koruyarak risk almaktan kaçınmak, günümüzün değişen dijital koşullarında neredeyse imkansız hale gelebiliyor. İş hayatında başarılı olmanın yolları arasında risk almanın önemini mutlaka duymuş ya da deneyimlemişsinizdir. Aslında risk almanın önemi, sadece iş hayatı değil tüm hayatınız için geçerli. Konfor alanınızın dışına çıktığınızda karşılaştığınız belirsizlik ortamı, kısa vadede stres yaratabilir. Bazen gözünüzde büyüttüğünüz süreçler, hiç de beklendiği gibi sancılı geçmeyebilir. İşin özü, bir kere risk denizine atladığınızda nasıl olsa yüzebilmenizdir. Burada bahsi geçen konu ise olur olmaz riskler peşinden koşmaktan ziyade sizi bir sonraki hamlenize götürecek bilmediğiniz bir alanı deneyimlemektir. İş hayatında risk alan insanların başarı öyküleri ile sıklıkla karşılaşıyoruz. Bir anda çalıştığı işi bırakıp tutkuyla yapacağı işlere atılanlar, kendilerini adayabilecekleri işleri deneyimleyen kişiler ve işinde başarılı insanlar… Peki bu kadar cesaret isteyen bir atılımı yapmak, hayatınızı tamamen değiştirmek ve alışkanlıklarınızı terk etmek için risk nasıl alınır?? 1. Mış Gibi Yapmak Başarılı olana kadar başarılıymış gibi davranın ve bunu hissedin. Bazen öyleymiş gibi yapmak, olmayan bir şeyi benimsemek gibi olumsuz anlamdaki kullanımı yerine pozitif yönü ile ele alınabilir. Yolculuğu bu duygular eşliğinde yaşadığınızı düşünerek kendi kendinizi eleştirmek yerine negatif duygulardan uzaklaşıp pozitif duygular ile beslenmeniz çok daha iyi. Olumlu açıdan varmak istediğiniz noktada yaşayacağınız hisleri şimdiki zamanda yaşadığınızı hissedebilirsiniz. Örneğin işinizde başarılı olmak istiyorsanız, başarılıymış gibi hissederek o...

Tony Robbins’in Korkunun Üstesinden Gelmek İçin Kullandığı Zihinsel Egzersiz

Küçük bir hatırlatma, yapmadıklarınız için yaptıklarınızdan daha çok pişman olacaksınız. Inc.com, yaşam ve işletme stratejisti Tony Robbins başarısızlık korkusundan kurtulma tavsiyelerini paylaştı. Şimdilerde “I Am Not Your Guru,” (Ben senin yol göstericin değilim) adlı Netflix belgeselinin yıldızı olan Robbins ne zaman kendisini korkutan bir şeyi yapmak konusunda tereddüt etse, kendini 85 yaşında sallanan sandalyesine oturmuş ve geçmişini düşünürken hayal eder. O anda, korkutucu gelen şeyi yapmanın mı yoksa vazgeçmenin mi ona daha büyük bir pişmanlık yaşatacağını sorar kendisine? En azından videosunda verdiği örnekte—helikopter uçurmayı öğrenmek—çok fazla zaman ve enerjisini alacağını düşünmek yerine öğrenmeyi deneseydi daha iyi olacağını bildiğini söylüyor. “Ya hiç öğrenmezsen? Ya tüm bu korkularla devam edersen?” diyor Robbins. “85 yaşında hayatıma dönüp bakardım ve hepsini kaçırmış olurdum” Bu zihinsel egzersiz yapmadıklarınız için yaptıklarınızdan çok daha pişman olacağımız fikrine dayanıyor. Anlaşılan o ki bu varsayım en azından 20 yıldır psikologların araştırmalarına da konu oluyor. Ve Robbins bi bakıma haklı gözüküyor. 1994’te Thomas Gilovich ve Victoria Medvec gerçekleşen eylemlerin kısa vadede daha çok pişmanlığa sebep oluğunu, gerçekleşmeyen eylemlerin ise uzun vadede daha çok pişmanlığa neden olduğunu ileri sürdü. Aslında bu olgu kültürler arası şekilde uygulanabilir gibi gözüküyor. 2011 yılında Mike Morrison ve Neal J.Roese tarafından yayınlanan bir araştırma benzer bulgular ortaya koydu. İnsanlar gerçekleşen ve gerçekleşmeyen eylemler için pişmanlık duymaya eşit yatkınlıktayken, gerçekleşmeyen eylemler için duyulan pişmanlık gerçekleşenler için olandan daha uzun zamanı kapsadı. Başka bir deyişle, şuradan birine çıkma teklif etmek ve size gülünmesi ilk başta onun öylece geçip gitmesinden daha incitici olacak. Ama yıllar sonra, sallanan sandalyenizde otururken, geçip gitmesine izin verdiğiniz için büyük ihtimalle daha çok pişman olacak ve “ya yapsaydım?” ona sorup küçük düşseydim diye düşüneceksiniz. Tabii...

Ofisini Açık Bir Çalışma Alanına Çevirecek 5 Ambiyans Sitesi

Çalışma ortamları, ofisler bazen çok sıkıcı ve tekdüze olabiliyor. Özellikle uzun süre bir işin başında kalması gereken profesyoneller için bu durum oldukça can sıkıcı olabiliyor. Öte yandan ofisteki bazı dış etkenler verimlilik üzerinde olumsuz etkiye sahip olabiliyor. Bu durumda ortamdaki ağırlıktan uzaklaşmak bir süre olsun farklı bir moda sahip olmak için farklı çözümler var ve bunlar verimlilik üzerinde önemli etkiye sahip. Özellikle son zamanlarda popülerleşen açık ofis kavramıyla odaklanacağı işlerden uzak kalmak istemeyen ve bireysel olarak da yapacak fazla işi olanlar için bu yazımızda kulaklıklarını takarak başka bir ortamda hissedebilecekleri 5 ambiyans sesi sitesini paylaşacağız. Üstelik bu servislerin tamamı ücretsiz. 1. Yavaşlamak, Rahatlamak İsteyenler İçin : Now Relax Now Relax sade bir altyapıya sahip doğal sesleri içeren bir web sitesi. Saf bir müziği ve su manzarasını, bir dağlık şelale, huzurlu bir gölet veya günbatımında plajda sahnelerin fotoğraf serisi üzerinde ilerleyen oldukça basit ama kullanışlı bir site belirli aralıklarla güncelleniyor. 2. Farklı Seslere Odaklanmak İçin: SimplyNoise Ofiste aralıksız ve çok yorucu bir iş üzerinde çalışıyorken SimplyNoise platformu en önemli şey olan işinize odaklanabilmek için farklı karakterlerde tonlar (beyaz, pembe veya kahverengi) sesler sunmaktadır. Ayrıca ambiyans şiddetini kullanıcı arzusuna göre ayarlayabilmektedir. 3. Etraftaki Şeylerden Etkilenmemek İçin: Coffitify Kalabalık ortamda çalışmayı sevenler için farklı ortamlara uygun sesler bulunduran coffitify özellikle cafelerde, üniversite kantininde vs. çalışmayı seven kullanıcılar için benzer ambiyanslar sunuyor. Üstelik premium seçenek ile çok daha fazla alternatife sahip olabilirsiniz. 4. Yağmur Sesleriyle Dinlenmek İstiyorsanız: Rainy Mood Rainy Mood’un yağmurlu soundtrack’u, uyku, çalışma ve rahatlama esnasında iyi bilinen ve yaygın olarak kullanılan zihniniz her yöne doğru gittiğinde sizi sakinleştirmeye yardımcı olabilir. İnsanların kasvetli günler hakkında söyledikleri şeyleri unutun; aslında işe başlamak için harika bir fırsat. 5....

Mark Zuckerberg’in Harvard’a Kabul Edildiğini Öğrendiği Anın Videosu

Zuckerberg, daha sonra terk edeceği Harvard Üniversitesi’ne kabul edildiği ana ait videoyu kişisel Facebook hesabında yayımladı. 2002 yılında başvurduğu Harvard Üniversitesi, Mark Zuckerberg’in en büyük hayaliydi. Mark Zuckerberg paylaşımına “Harvard’a kabul edildiğim anı babam bu videoya aldı. Gelecek hafta lisansımı almak için geri dönüyorum” notunu ekledi. Kareli pijamasıyla oturduğu ranzasında Zuck, bilgisayar başındayken gelen maili duyan babası kamerasını alıp o anları videoya kaydediyor. Harvard’tan gelen onay mailini net bir şekilde gördüğümüz videoda Zuckerberg’in soğuk kanlı zafer tepkisi dikkatlerden kaçmıyor. Videoda babası haberi “Şu an görüntüde Harvard’dan 2006’da mezun olacak grubun en değerli üyelerinden biri var” sözleri eşliğinde sevinçle karşılıyor. My dad took this video when I got accepted to Harvard. Next week I'm going back for commencement to get my degree. #tbt Posted by Mark Zuckerberg on Donnerstag, 18. Mai 2017 Şu an CEO’su olduğu Facebook’u Harvard’ta geçirdiği öğrencilik yılları sırasında kuran Mark, sonradan okulu şirketi için terk etti ve tamamen işine yöneldi. Mark Zuckerberg, üniversitedeyken kurduğu Facebook’a yoğunlaşmak üzere 2004’te okulu bıraktı. Ama diplomasını almak üzere Harvard’a geri döneceğini...

İyi Liderlerin Asla Yapmayacağı 1 Şey

Bazı hatalarınızı itiraf etmeye hazırlan. Efsanevi yönetici gurusu Peter Drucker 2005’de ölümünden kısa bir süre önce, cesur bir beyanatta bulundu: Bilgi işçilerinin verimliliğini artırmak “21. Yüzyılda yönetimin yapması gereken en önemli katkıdır.” “Bilgi işçisi” nedir? Drucker basit şekilde şu şekilde tanımlıyor: Bilgi işçileri, patronlarının yaptıklarından çok, ne yaptıklarını bilen insanlardır. Bilgi işçilerinin giderek arttığı bir döneme denk geldik. Özellikle teknolojik açıdan meraklı olan Y kuşağı, üst düzey liderlik yapılarını neredeyse eskimiş hale getiriyor. Bu iyi bir şey. Günümüz liderleri farklı bir türden. Bu, başlığın içerisindeki soruyu yanıtlamam adına yol gösteriyor- büyük liderlerin asla yapmayacağı bir şey? Önderlik ettikleri insanlardan daha çok şey bildiklerini varsayalım. 21. yüzyıl liderleri, paylaşılan statü ve paylaşılan karar alma gücünü tanıyan hizmet liderleridir. “Uzman” olduklarını iddia etmezler. Ön tarafta bilgi çalışanlarının becerilerini ve eğitimlerini kullanırlar ve mükemmel müşteri deneyimine yol açan harika fikirlere katkıda bulunmalarını sağlarlar. Bugünün liderlerinin uzman olmayabileceğinden beri, kendi sınıflarının hedeflerine ulaşmakta hala kritik bir rol oynamaktadırlar. İşte onlar günümüzün çok yetenekli bilgi işçilerinin başına böylece geldiler. Peki bunu nasıl başarıyorlar? 1. Koçluk ve kolaylaştırma yoluyla liderlik ederler. “Sormak ya da anlatmak” yaklaşımı, bilgi ekonomisindeki liderler için mükemmel şekilde uygundur. Bilgi işçilerine ne yapacaklarını söylemezler, aksine kendi çözümlerini oluşturmalarını sağlayan güçlü sorular sorarlar. Bu düşünce süreci kendi sorunlarına kendi çözümlerini üretmeyi tercih eden akıllı işçiler açısından iyi şekilde çalışır. Liderin rolü, kendi sınıflarının gelişimini artırmak ve koçluk yoluyla öğrenme sürecini kolaylaştırmak için çalışanlarını motive etmektir. 2. İşçilerini geleceğe hazırlarlar. Küresel rekabetin artmasıyla birlikte, günümüz liderleri işlerinin yarınlara başarılı olmasına yardım ediyorken, geleceğe çalışanlarının etkili ve güncel konularla ilgili yeni yetenekler edinmeleri açısından bakarlar. 3. İşçileri profesyonel iş ağları kurmaları için izin verirler. Bilgi...

Gerçek Mutluluğa Sahip İnsanların 11 Alışkanlığı

Alışkanlıklarınız hayatta her şeyden daha fazla mutluluk getirir. Bugün bahsedeceğimiz 11 alışkanlık sizi daha mutlu yapacak. Mutluluğu düşündüğümüz zaman aklımıza ilk önce anlık zevkler gelir. Örneğin; lezzetli bir yemek, favori kitabınız veya sahilde rahatlatıcı bir gün. Bu zevkler mutluluk verir ancak sadece kısa bir süreliğine. Son dönemde yapılan çalışmalar gösteriyor ki gerçek mutluluğa veya hayat tatminine ulaşmanın yolu bundan daha farklıdır. Pennsylvania Üniversitesinde yapılan bir çalışmada, psikolog Martin Seligman yüzlerce farklı insanı, mutluluğa ulaşmada izledikleri yola göre 3 gruba ayırdı. Keyifli bir yaşam: Bu tür yaşam peşinde koşan insanlar mutluluğu sadece zevklerde ararlar. Onlar yaşadıkları anın tadını çıkarırlar ve bu anın sürmesi için çabalarlar. Bu tarz insanlar genelde maceraperest olarak anılırlar. Meşgul bir yaşam: Bu tür bir hayat peşinde koşan insanlar, mutluluğu tutkuyla ve çok çalışmakta ararlar. Kendilerini çalışmaya o kadar kaptırırlar ki bazen soğuk ve umursamaz bir hale dönüşürler. Aslında onlar bu meşguliyeti deneyimlerken, zaman onlar için çok hızlı akar. Anlamlı bir yaşam: Bu tür bir yaşam arayışında olan insanlar, yeteneklerini ve enerjilerini, topluma ve dünyaya katkı yapacak bir şeyler için harcamayı tercih ederler. Bu amaç onları derinden motive eder. Araştırmaları sonucunda Seligman şu sonuçlara ulaştı: Keyifli bir yaşam arayışındaki insanlar daha az mutluluyken diğerleri daha mutlu. Bu sadece tek bir araştırma olmasına rağmen, ulaşılan sonuçlar göstermiştir ki enerji ve dikkatinizi neye yönelttiğiniz mutluluğunuz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Meşgul ve anlamlı bir yaşam arayışındaki insanların ortak bir özelliği var. Onlar çok daha tutkulular, ve enerjilerini, kendilerini ve çevrelerini daha iyi bir hale getirmek için harcıyorlar. Mutlu insanlar, amaçlarına yönelik hareket ederler. Eğer siz de onların yolunu izlemek istiyorsanız,bahsedeceğimiz alışkanlıkları hayatınıza entegre etmeyi öğrenmeniz faydalı olacaktır. 1. Kendi mutluluğunuzu...

30 Parlak Network Diyalogu Başlatma Taktiği

İş ağı kurma çabalarında olan insanların en büyük çekinceleri lafa nasıl girecek olmalarıdır. Konuşmaya nasıl başlanır, iletişime nasıl geçilir ? Bu düşündüğünüz kadar zor bir şey değildir. Aslında gerçek şu, birine gidip güler yüzlü bir şekilde merhaba ben bu buyum tanıştığımıza memnun oldum derseniz muhtemelen kimse sizi terselemez ve hatta o sizle bir konuşma başlatır. Tabi ki cebinizde bir kaç konu ile biriyle konuşmaya giderseniz ve bir kaç taktik uygularsanızi konuşma sonucunda sizi tatminedecek şeyler olabilir. Klasikler… Temelden başlayalım. Soru sorun mesela neden o etkinliğe katıldığını sorun veya sadece gidip merhaba diyin. 1.       Merhaba, burada çok fazla insan tanımıyorum. Kısaca kendimi tanıtayım. Benim adım… ve ben …. çalışıyorum. (Ve evet artık iletişme geçtiniz.) 2.       Siz ne yapıyorsunuz? ( İşi ile alakalı bir şey sorun.) – Cevap verme önceliğini karşı tarafa verdiniz ve ona ne kadar saygı duyduğunuzu belli ettiniz. 3.       Sizi bugün buraya getiren şey nedir? 4.       Gününüz nasıl geçiyor? 5.       Sizin hikayeniz nedir? Doğru yerde, doğru zamanda… Ne olduğu önemli değil, o oda içinde bulunan en az bir yada iki kişi ile ortak bir durumunuz vardır. Etrafınızı bir seyredin ve o ortak noktayı bulmaya çalışın, o noktayı avantaja çevirin. 6.       (Eğer konusu yemek olan bir etkinlikteyseniz.) Bu köfteleri yemeden kendimi alamıyorum. Denediniz mi? 7.       Bu etkinliği nereden duydunuz? 8.       Burası çok soğuk/sıcak değil mi sizce de? 9.       Burası sizce de çok kalabalık değil mi? 10.   Ne kadar güzel bir salon. Daha önce burada bulunmuş muydunuz? Güncel Konular Genel geçer konular arasında sayılabilecek bir diğer başlık ise tabi ki o sırada şehrinizde veya dünyada  olup biten konular. Önemli bir nokta; siyaset gibi kritik meselelerden uzak durmakta fayda var. 11.  ...

25 Yaşında Bilmiş Olmayı Dilediğim Zaman Yönetimi Hilesi: Pislik Prensibi

The Clearing’in kurucusu Chris McGoff, Inc.com’da yayınladığı makalede zaman yönetimi konusunda tecrübesini aktarıyor. Her şeyi en az uğraşla yapmak yerine sadece önemli önceliklerle uğraşmak sizi başarı yoluna koyacak. “Bana şimdiye kadar verdiğiniz en önemli tavsiyeyi söyleyin.” Yaşam boyu öğrenen birisi olarak, bu benim en etkili ve ilginç müşterilerime sorduğum, en sevdiğim sorular arasındadır. Bir keresinde bu soruyu Rob Wiltbank, siber aldatma ve sürücüsüz araba gibi zor teknik problemleri uygulamalı matematik kullanarak çözmeye çalışan Galois Inc. ‘ in CEO’suna, yöneltmiştim. Hiç tereddüt etmeden gülümsedi ve “Şu ana kadar öğrendiğim en büyük şeylerden birisi pislikten uzak durmaktır. “ diye cevap verdi.  Bu beklenmedik cevap karşısında biraz şaşırdım ancak daha fazla öğrenmek ilgimi çekmişti.  Kariyerinin başlangıcında bir iş arkadaşının uyarısını anımsatarak devam etti: “Herkes bütün pislikleri her zaman senin cebine koymaya çalışır ancak sen farkında olmazsın. Liderliğin, hayatın ve akıl sağlığının anahtarı birkaç tane cebinde tutmaya istekli oldukların dışında bütün pislikleri hayatından uzak tutmaktır.”  Rob bu pisliği prensip olarak isimlendirmişti. Pislik Prensibi Pislik prensibi aslında oldukça basit. Çalışma arkadaşların, yaşıtların ve hatta aile bireylerin sürekli senin yardımını isterler. Çoğu zaman bu insanların aslında sana ihtiyaçları yoktur, ama onlar hala senden yardım isterler. Göstereyim.  Çalışanlarınızdan bir tanesi aceleyle ofisine harika bir fikri olduğunu söyleyerek giriyor ve bu fikrin nasıl gerçekleştirileceği konusunda senden yönlendirme bekliyorlar.  Ne olduğunu görüyor musun? Bu çalışan pisliği hemen senin cebine koydu. Şimdi bir ikilem yaşıyorsun- pisliği cebinde mi tutacaksın yoksa ona geri mi vereceksin.  Eğer çalışanını iyi tanıyorsan ve bunu kendi kendilerine başarabileceğini düşünüyorsan ya da senin asistanlığından önce uzunca bir süre üzerinde düşünülmesi gerekiyorsa, hemen pisliği onlara “Bu büyük potansiyeli olan çok güzel bir fikir. Bu konuda ne yapmayı planlıyorsun?” diyerek...

Whatsapp’sız Yılları’nı Anlattı, Harvard’dan Yüzde 100 Burs Kazandı

Dünyanın en saygın üniversitelerinden Harvard, Türkiye’den Nil Çakırca’yı yüzde 100 burslu kabul etti. Nil, ailesi ve arkadaşlarını anlattığı başvuru yazısında lise 1’inci sınıfa kadar akıllı telefonu olmadığı için arkadaşlarının WhatsApp grubunda konuştukları konuları bilmediğini ve sonrasında da ablasının telefonunu kullandığını yazdı. Nil’in bu samimiyeti Amerikalı eğitimcileri çok etkiledi. Nil Çakırca, Manisa’da öğretmen anne-babanın iki çocuğundan biri. İzmir Amerikan Koleji’nde burslu ve yatılı okuyarak bu yıl mezun oluyor. Dünyanın en saygın ve en iyi üniversitelerinden, ABD’deki Harvard’a yüzde 100 burslu kabul edildi. Nil’in hem kabul hem de burs almasında başvurunun bitmesine yarım saat kala annesinin önerisiyle girişte gerekli olan kompozisyonu değiştirmesi etkili oldu. Liseyi kazanıp Manisa’dan İzmir’e gittiğinde, ailesinin akıllı telefonların sağlık ve çevre açısından zararlı olduğunu düşündüğü için kendisine telefon almadığını söyleyen Nil Çakırca, burs kazanmasında etkili olan mektubunda akıllı telefona sahip olma sürecini Amerikalılara şöyle aktardı: “Bir geç dönem millennial (Y kuşağı) olarak ilk akıllı telefonumu 2014’te aldım. Aslında o ablamın ilk akıllı telefonuydu. 2013’te arkadaşlarımın WhatsApp mesajlaşmaları ve bazı haberleri, hatta etkinlik davetlerini kaçırıyordum. Bir şakayı anlamadığım için benden başka herkes gülüyordu. Ailemden, maillerimi okuma ve gerçekten araştırma yapma ihtiyacı duyana kadar telefon almalarını istemedim. Ailemin endişelerine ve toplumun benden beklediği standartlara öncelik vermek konusunda oldukça uyumluydum. Arkadaşlarımın farklılıkları nasıl kucakladığını görmenin mutluluğuyla dolmuştum. Bu dönüşüm, benim başkalarının birbirlerini nasıl önemsediğini fark etmemi ve özveride bulunmanın hayatımda büyük bir role sahip olduğunu anlamamı sağladı.” Arkadaşlarını boş zamanlarında anlamadığı konuları çalıştırınca “Dünyanın en iyi dostu” Oscar ödülünü de alan Nil, yıllığı 65 bin 609 dolar (233 bin TL) olan üniversiteden 4 yıl için yaklaşık 1 milyon liralık burs kazandı. Yılda 40 bin kişinin başvurduğu ve sadece 500’ünün farklı...

Topluluk İçinde Konuşma İçin 6 Öneri

Konuşma becerinizi artırmak için çalışabileceğiniz akıllıca konuşma taktik ve egzersizlerini keşfedin. Aşağıdaki yazı Jill Schiefelbein’ın Dynamic Communication kitabından alınmıştır. Konuşmadan önce en azından birkaç gerginlik kelebeği hissetmeyen kimseyi tanımıyorum, en tecrübeli profesyonel konuşmacılar dahil. Ama farkındayım ki, birkaç kelebek ve felç eden korku arasında büyük bir fark var. Geliştirmek için yapabileceğiniz konuşma egzersiz ve stratejilerini bir gözden geçirelim. 1. Göz teması İş topluluk içinde konuşmaya gelince göz temasını kurmak ve devamlılığını sağlamak zor olabilir. Ama göz teması kurmak insanların size güvenmesini sağlayacaktır. Eğer göz teması kurmaktan korkuyorsanız, doğru yapabilmeniz için bazı egzersizler. Öncelikle, salondaki insanların kafalarının üstüne bakarak bir “göz teması” kurun. Eğer salon 25 kişiden fazlaysa direkt olarak göz teması kurmadığınızı anlayacak tek insan baktığınız insan ve muhtemelen yanında oturanlar olacaktır. Daha sonra, insanların alın seviyesine geçin. Alın konusunda rahat hissettiğinizde yavaşça gözlere geçin. Bu sistematik bir şekilde hassasiyeti azaltmaktır. Eğer göz teması konusunda profesyonel olduğunuzu hissediyorsanız, kendinizi videoda izleyin ve salonun hangi kısmına bakmaya yatkın olduğunuzu görün. Bunu not edin ve son olarak bunu tüm salon için eşitlemeye çalışın. 2. İfade ve telaffuz Kelimeleri nasıl telaffuz ettiğiniz oldukça önemli çünkü insanların sizi anlayabilmesi gerekiyor. Ama biraz gergin olduğunuzda muhtemelen git gide daha hızlı konuşmaya başlarsınız, ta ki kendiniz iyi ifade edemeyene ve açık bir şekilde konuşamayana kadar. İzleyicileriniz söylediğiniz her şeyi yakalayamayacak ve maksimum etkinizi kaybedeceksiniz. İfade ve telaffuzunuza yardımcı olacak bazı yolları takip edin. İlk olarak, dişlerinizi gösterin! Dışarı ses çıkarabilmeniz için ağzınızın açık olması ve havalandırma borularının açık olması gerekiyor. Eğer kendinizi çok çabuk konuşmaya başlarken buluyorsanız, dişlerinizi göstermeyi (yani ağzınızı biraz daha açmayı) deneyin. Eğer bunu yapabildiğinizden emin değilseniz, aynada konuşurken kendinizi izleyin. Daha...

Büyük Teknoloji Şirketlerinde İşe Girmek için 10 Öneri

Google veya Microsoft’ta nasıl işe girerim? Quora’da Microsoft ve Google’da çalışmış olan Don Dodge tarafından cevaplandı: Microsoft’ta 5, Google’da ise 7 yıldan fazla çalıştım. Üniversiteden mezun olduğum gibi işe alınmadım tabii ki. Notlarım ve tecrübe seviyem yeterince iyi de değildi. Başlangıçlarla tecrübe kazandım ve beni bir üst adıma taşıyacak olan büyük kariyer riskleri aldım. Sonunda da karşılığını aldım. İşte benim önerim; 1. Aranılan şartları karşıladığınıza emin olun Gerekli olarak gösterilen her şartı karşıladığınızı düşündüğünüz işlere başvurun. Google, Facebook, Microsoft ve diğer büyük teknoloji şirketleri en iyi adayların en iyilerinden etkileniyor. Her gerekli şart için “bu yollardan geçtim” diyemiyorsanız sakın iş başvurusunda bulunmaya kalkmayın. Belki de farklı yerlerde tecrübe kazanıp şartları karşıladığınızdan emin olduktan sonra başvurmalısınız. 2. Bir şeyi başlatın, alışılmadık bir şey yapın. Blog yazın, açık bir kaynağa katkıda bulunun, şirket kurun ya da bir hayır kurumu örgütleyin. İş için belirlenmiş her şartı karşılayan adaylarla rekabet edeceksiniz, bu yüzden farklı olun ve sizi onlardan ayıracak fazladan şeyler yapın. 3. Cesur olun ve risk alın. Google’da bulunduktan sonra arkadaşlarıma Google’da “imkansızın %60’ını başarmak, sıradanın %100’ünden iyidir” demiştim. Her türlü zorlu göreve girebilecek ve bu görevi başarmak için normalden farklı bakış açılarına sahip bir insan olun. Daha önceki rollerinizde nasıl bunları başardığınızla ilgili örnekler için hazırlıklı olun. 4. Meraklı olun. Çok soru sorun. Net cevapların ilerisine bakın. Bir şeylerin yapımı konusunda kabul edilmiş yolları sorgulayın. Bu söylemesi kolay ama birçok insan için doğal olan yöntem değil. 5. Zor sorulara hazırlıklı olun. Cevaplarınızda açık olun. Düşünce aşamalarınızı anlatın. Görüşmelerdeki birçok soru sizin düşünce biçiminizi ve problemlere nasıl yaklaştığınızı anlamaya yöneliktir. Yüksek sesle düşünün. Öz konuşun. Varsayımlarınızı belirtin. Potansiyel meseleleri gösterin. 6. Rol yapmayın. Eğer bir...

30 Olmadan Yaşanması Gereken 15 Deneyim

Aslında 30 yaşına gelmenin söylendiği kadar korkunç bir tarafı yok. 30 yaşına girdikten sonra elbette ki daha maceracı ve eğlenceli olabilirsiniz. Yani biraz sonra okuyacağınız listedekileri 30’dan önce yapmadıysanız panik yapmanıza gerek yok. Tabii gerçekçi de olmak lazım: Yaşımızın büyümesi “O” kişi ile tanışma, kendi evimize sahip olma, çalıştığımız şirkette üst seviyelere gelme gibi durumları da beraberinde getirirken biz, daha az rahatlık alanımızdan çıkmaya hevesli oluyoruz. Yani yeni şeyler yapmak imkânsız değil ama daha zor. 20li yaşların avantajlarını yaşamanıza yardımcı olmak amacıyla, hazırlanmış bütün araştırmaları inceledik ve “bucket-list”e eklemek için hayat değiştiren deneyimleri sizin için sıraladık. 1. Büyük Şehirde Yaşayın Kendi ülkenizin ya da belki de dünyanın farklı bölgelerinden gelen insanlarla dolu büyük bir şehirde yaşamanın sunduğu çeşitlilik ve kültürel bütün getirileri paha biçilemez. Büyük şehrin zorluğu, en basit işlerin bile bir anda içinden çıkılmaz hal alması; ama yine de hepsinin üstesinden gelebilmek kendinizle gurur duymanızı sağlar. 2. Kendinize Fiziksel Olarak Meydan Okuyun Hala gençken bir maratonu tamamlamak için idman yapın. Spor yapmak sizi hem fiziksel hem de ruhsal olarak sınırlarınızı aşmaya, hedeflerinize ulaşmaya hazırlar. Herhangi bir spor aktivitesine başlayıp onu tamamlamaya çalışmak size bazı hayat dersleri verirken sınırları zorlamanın ve amaca ulaşmak için gösterilen çabaların önemini de gösterir. 3. Meditasyon Yapın Meditasyon yapmaya başlamak stresinizi yönetmek için uzmanların önerdiği bir yoldur. Hayatınız boyunca çok fazla sayıda stresli durumla karşılaşacaksınız, o yüzden bu durumla en kısa zamanda başa çıkmanın yollarını bulmak lazım. Meditasyonu öğrenmek için ders alın, kitap okuyun ya da temelini öğrenmek için bazı araştırmalar yapın ve meditasyon hayatınızın bir parçası olsun. Eğer gerçekten sizi sakinleştiren ve odaklanmanıza yardımcı olan bir meditasyon yolu bulabilirseniz onu ne zaman ve nerede isterseniz yapabileceksiniz....

Bir İş Gününde Sizi Daha Üretken Yapacak 90 Dakikalık Sabah Rutini

Eğer çalışma hayatına adım attıysanız 12 saatlik çalışma günlerine yabancı değilsinizdir. İşte akşam 9 ya da 10’a kadar işte kaldıktan sonra kendinizi eve gitmeye zorlayıp hızlı bir akşam yemeği yedikten sonra tekrardan biraz daha iş ve birkaç saatlik uyku… Ertesi gün kalkarsınız ve bunları tekrar yaşarsınız. Bir gün diğerinin içine geçer ta ki biraz dengeye ihtiyacınız olduğuna karar verene kadar. Gün gelir işle iyi bir izlenim bırakmak ve iş dışında tatmin edici bir hayat için zaman isteyebilirsiniz. Bir iş gününü değiştirmek için sabahtan başlayabilirsiniz. Bu 90 dakikalık sabah rutini sadece hayatınızı değiştirmeyecek aynı zamanda daha anlamlı, başarılı ve üretken günler yaşamanıza yardımcı olacak. İşte buradaki 7 adım ile iş gününüzde devrim yaratabilir ve böylece daha fazlasını gerçekleştirebilirsiniz: 1. Erken Uyanın. Erken sabah rutini çok güçlüdür çünkü kendinize vakit ayırmanıza olanak sağlar. Erken saatlerde sessizlik vardır ve dikkatinizi dağıtabilecek çok az insan vardır. PepsiCo’nun eski CEO su dahil olmak üzere birçok başarılı CEO iş günlerine saat 6’dan önce başlıyorlar ve eğer o saatleri anlamlı bir şey ile doldurabilirseniz gününüz için doğru ruh halinizi bulacaksınız. 2. Mesajları ve Mailleri Kapatın. Sabah kalktığınızda ilk iş olarak mesajlarınızı kontrol etmek için telefonunuza sarılıyorsanız,  zihniniz sadece tepki moduna geçebilir.  Sürekli telefonunuzu kontrol ettiğinizde, bu sizin stres seviyenizde artışa sebep olabilir çünkü onlara cevap vermek için acil bir ihtiyaç hissedersiniz.  Farkına bile varmadan gününüzün kontrolünü kaybedebilirsiniz. Diğerlerinin sizin önceliklerinizi dikte etmesine izin vermek yerine, dış dikkat dağıtıcı etkenlerden uzak odaklanmak için kendinize en az bir saat verin.  Dijital tasmadan kurtulmak konusunda zorluk çekiyorsanız, telefonunuzu yatmadan önce uçak moduna alın böylece sabah kalktığınızda mesajlarınızı kontrol etmek için sabırsızlanmazsınız. 3. Teşekkür Edin. Şükran, bazı şeyleri bakış açısına almak için...

Mülakat Daveti Almanın 5 Yolu

Kunjan Zaveri işten çıkarıldıktan sonra 1000’den fazla iş başvurusu yapmış; ama hiçbirinden yanıt gelmemiş. Bazıları için internet üzerinden yaptıkları iş başvurusunda ‘gönder’ tuşunu tıklamak, bir daha hiç haber alınmayacak şekilde bir kara deliğe özgeçmiş göndermek gibi bir şey. Daha önce Cisco adlı şirketin insan kaynaklarında çalışan Zaveri de böyle hissedenlerden. Londra’da yetişen, ama bugün Litvanya’da yaşayan Zaveri, hiç değilse mülakat aşamasından sonra reddedilmeye razı olduğunu belirterek “en azından biraz tatmin olur ve geliştirmem gereken zayıf yanlarımla ilgili fikir sahibi olurdum,” diyor. Peki, sürekli bir duvara çarptığınız hissine kapılıyorsanız ne yapmak gerekir? Özgeçmişinizi daha dikkat çekici hale getirmek, hatta mülakata çağrılmak nasıl mümkün olabilir? 1. Nicelik değil nitelik Her şeyden önce, başvuru yapacağınız işler konusunda seçici olun. Monster.com adlı iş arama sitesinde kariyer uzmanı olan Mary Ellen Slayter, “Kimse binlerce işe başvuru yapmamalı. O kadar görevin size uyması mümkün değil. Hayal kırıklığına uğrarsınız,” diyor. Onun yerine, istediğiniz işler için gereken beceri ve eğitiminiz var mı diye bakın. “Eğer yoksa, o becerileri edinmenin bir yolunu bulun; gerekirse biraz daha eğitim alın ya da gönüllü çalışma yapın. Bu becerilerden yoksunsanız, özgeçmişinizi en iyi formatta da sunsanız sonuç alamazsınız,” diyor Slayter. 2. Şablon değil özgün başvuru İş başvurusunu anahtar kelimelerle doldurmanın otomatik taramadan geçmesini sağlayacağını sananlar oldukça fazla. Büyük şirketlerin yüzde 75’i bu tür programları kullanıyor. Fakat Boston merkezli kariyer şirketi Burning Glass’ın yöneticisi Matt Sigelman tek başına anahtar kelimelerin işe yaramayacağını söylüyor. Artık bu programların da daha bütünlüklü değerlendirme yaptığını, bu nedenle olayları alt alta sıralayıp geçme yerine, düzgün cümlelerle anlatımı tercih etmek gerektiğini söylüyor Sigelman. Yaptığınız bütün iş başvurularına, iş deneyiminizle ilgili şablon halinde aynı iş tarifini kopyalamanın yanlış olacağını belirten...

%100 Başarısızlık Garantili 30 Alışkanlık

Birçok şeyin sebebi var; elbette başarısızlığın da… Amerikalı yazar ve kişisel gelişimci Napoleon Hill, “Düşün ve Zengin Ol” kitabında başarısızlığın 30 temel nedenini sıralıyor. Kötü Kalıtımsal Geçmiş:Bazen bunun için elimizden bir şey gelmez ama beyin gücü ile yenebiliriz. Hayatta İyi Belirlenmiş Bir Amaç Eksikliği: Belki de başarısızlıklarımızın ana nedeni budur. Sıradanlığı Aşacak Kadar Hırslı Olmamak: Eğer aldığımız kararların bedelini ödemekten kaçıyorsak içimizde başarılı olmak için bir hırs olmaz. Yetersiz Eğitim: Bu en kolay yoldur. Kendimizi yetersiz buluyorsak okumaktan başka çare yoktur. Üstelik bu çare sadece bizim elimizdedir. Disiplin Yetersizliği: Bizleri idare eden yine biziz. Hayatımızın kontrolünü elimize almazsak başarısızlık bizi kapıda bekler. Sağlığın Kötü Olması: Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur diye boşa söylenmemiş. Sağlığımız her şeyimiz. Çocukluğumuzdaki Elverişsiz Çevre Etkenleri: Çocukken bizim elimizde olmayan nedenler vardır. Ama hayatımız boyunca da bu nedenlere sığınarak yaşamak doğru değildir. Erteleme: En yaygın başarısızlık nedenlerinden biridir. Israr Etmeme: Çoğumuz başladığımız her şeyde iyi başlayıcılar ama kötü tamamlayıcılarız. En küçük bir yenilgi işaretinde vazgeçmeye hazırız. Başarısızlık, kararlılıkla başa çıkamaz. Olumsuz Kişilik: Çevremizin nefretini kazanarak bir yere varamayız. Olumsuz kişilik iş birliği sağlayamaz. Cinsel İsteğin Kontrol Edilememesi: Cinsellik hayatın bir gerçeği ama karşımızdakini cinsel obje olarak görmek dostluklarımıza zarar verir. Hiçbir Bedel Ödemeden Bir Şey İçin Kontrolsüz Arzu Duymak: Kumar tutkunu olmak gibi bağımlılıklar insanı başarıdan uzaklaştırır. Karar Gücü Eksikliği:Kararsızlık ve erteleme ikiz kardeştir. Birinin bulunduğu yerde genelde diğeri de bulunur. Sizi tamamen aciz hale düşürmeden bu çifti öldürün. Korkularımız:Yersiz korkular başarısızlığın temel taşıdır. Evlilikte Yanlış Eş Seçimi:Kararlarımızı hep mutlu olacağız diye veririz ama yanlış karar aldığımızda da bedelini ödemeye hazır olmalıyız. Aşırı Tedbirli Olmak:Hayatın tadı riske girmeden alınmaz. Sakin limanlarda yatan gemiler fırtınalardan korunur ama geminin altınının durmaktan delinmesine mani olamazsınız. Hayatında Yanlış Ortak Seçimi:İşteki başarısızlıkların...

Yeni Mezunlar Neden İş Bulamıyor?

Üniversiteden yeni mezun oldunuz. İş başvuruları yapıyor ama işe giremiyorsunuz. İşverenlerin beklentileri mi fazla, yoksa mezunlar gerçek dünyaya iyi bir donanımla çıkmıyor mu? Catherine Nguyen-Cat için iş bulma mücadelesi daha çok bir “özgüven sorunu” olmuştu. Wetminster Üniversitesi mezunu Cat, İngiltere’de 100’den fazla iş başvurusu yapmış, bazıları grup sunumu şeklinde 16 mülakata çağrılmış, ama sonuç alamamıştı. Ona göre, kendisi diğerlerinden biraz daha çekingen olduğu için etkili bir izlenim bırakamamıştı. En son reklamcılık alanında yaptığı bir başvuruda, “ekip çalışması alanında iyi olduğu, ama grup değerlendirmesi sırasında sunulan fikirler konusunda ne kadar hevesli olduğunu gösterecek kadar konuşmadığını” söylediler ona. 23 yaşındaki Cat animasyon okumuş üniversitede. İş başvurularını tasarım ve ilüstrasyon alanını kapsayacak şekilde genişletmiş sonradan. “Bu işlerin hepsini yapabileceğimi düşünüyorum, ama iş dünyasına yeni girecek olmanıza rağmen işverenler profesyonel deneyim ve beceri bekliyor sizden” diyor. İş ararken bir kırtasiyecide satış elemanı olarak çalışan Cat, teknik bilgisi şirketin ihtiyaçlarıyla örtüşmüş olmalı sonunda küçük bir valiz ve çanta tasarımcısında iş buluyor.   Beceri eksikliği Şirket onun internet becerilerini, Illustrator adlı tasarım programını kullanıyor olmasını ve yakında Vietnam’da fabrika açma planları ile örtüştüğü için Vietnam dilini konuşuyor olmasını önemli bulmuş. Bu iş arama hikayesi çok sık rastlanır türden. Birçok işveren bugünkü mezunların istenen seviyede olmadığından yakınıyor. Yapılan araştırmalar yeni mezunların yazılı ve sözlü iletişim, eleştirel düşünme ve analitik muhakeme gibi temel işyeri becerileri konusunda yetersiz olduğunu ortaya koyuyor. İş piyasası yavaş yavaş güçlenirken işletmeler ilk günden katkı sunacak kavrayışlı yeni mezunları yeterince bulamadıklarından yakınıyor. İnternet üzerinden iş bulma sitesi CareerBuilder’in İngiltere ve Hindistan’da yaptığı araştırmalar, yeni mezunlarda eksik olan becerileri şöyle sıralıyor: Sorun çözme (Hindistan %60, İngiltere %40), yaratıcı düşünme (Hindistan %56, İngiltere %59), kişiler arası...

Başarılı İnsanların 10 Ortak Özelliği

Bir gecede sözde başarı kazananlar kısa sürede kibirlerinin kurbanı olup gözden kaybolurken, gerçek başarının peşinde olanlar kişisel gelişimlerine sürekli yatırımlar yaparlar. 1. Öyle böyle değil, çok çalışırlar Evet, acayip çalışkandırlar. Erken kalkarlar, onlardan şikayet sözleri pek işitmezsiniz. Başkalarının iyi performans göstermesini beklemekle birlikte kendileri her zaman olağanüstü bir performans çabasındadırlar. Çok çalışmanın yüksek başarının ilk adımı olduğunu idrak etmişlerdir. 2. Maksimum merak ve öğrenme isteği duyarlar Durmadan okur, araştırır, soru sorarlar. En büyük farkları, okuduklarını hayatlarına uygulamaları, onlardan yararlanmayı başarmalarıdır. Kalıcı başarının sırrı ezberlemek değil, okuduklarını analiz etmek, eleştirmek, birleştirmek ve hayata adapte edebilmektir. Başarılı insanlar, her şey hakkında her şeyi bilmek isterler. 3. Geniş bir çevreleri vardır Farklı karakterlerde çok sayıda insan tanırlar. Her düzeyden, her yaştan kişiye kulak verirler. Tecrübeleri dinleme ve önemseme huyları vardır. Bir topluluktaki en neşeli insan değillerdir belki; sessiz, sakin takılırlar ama ilişkilere ve insanlara kıymet verirler. Tanıdıklarının kartvizitlerini, iletişim bilgilerini muhafaza eder, belirli aralıklarla onlarla görüşürler. 4. Kişisel gelişime önem verirler ve asla pes etmezler Bir gecede sözde başarı kazananlar kısa sürede kibirlerinin kurbanı olup gözden kaybolurken, gerçek başarının peşinde olanlar kişisel gelişimlerine sürekli yatırımlar yaparlar. Liderlik, yöneticilik becerilerini geliştirirler; bunun dışında hayatın her ayrıntısında kendilerini ilerletme çabasındadırlar. Asla “Tamam, ben oldum, artık zirvedeyim” demezler. Bir konuda başarısızlığa uğradıklarında bundan olumlu bir ders çıkarıp bir dahaki sefer için daha iyi bir hazırlık yaparlar. Kusurlarını tolere etmek yerine onları düzeltmeyi hedeflerler. 5. Olağanüstü biçimde yaratıcıdırlar “Elimden ne gelir ki?” yerine “Neden olmasın?” derler. Yeni fırsatları ve olanakları görürler; diğerleri ise problemlerde ve sınırlarda takılıp kalır. Gecenin bir vakti “Buldum!” diye uyanabilirler. Tavsiye alırlar, uzmanlara da amatörlere de danışırlar, risk alırlar, daha iyi, daha...

Beynin Yüksek Verimlilikle Çalışmasını Sağlayan 10 Alışkanlık

1. Öğrenin. “İşleyen demir ışıldar,” sözündeki ‘demir’ nedir? Çevrenize bakarken olayların işleyişine ilişkin temel bir anlayış sahibi olmak, ufak konularda sahip olduğunuz bilginizi ilerletmek ve merakınızı gidermek beyindeki milyarlarca sinirsel bağlantıların yoğunlaşmasını sağlar. 2. Yediğinize dikkat edin. Beynimiz vücut kütlemizin ortalama sadece %2’sini oluştursa da, aldığımız oksijen ve gıdanın %20’sini tüketir. Genel bir deyişle, çok özel veya pahalı gıdalara ihtiyacınız yok ancak sağlam kafa sağlam vücutta bulunur anlayışıyla yediğinize dikkat etmek ve genel olarak sağlıklı beslenmek ve kötü gıdalardan uzak durmak gerekli. 3. Spor yapın. Beynin, vücudun bir parçası olduğunu unutmamak gerekir. Vücudu kuvvetlendiren spor aktiviteleri, beynin nöron yenileme süreçlerini de hızlandırır. 4. Pozitif bakış açısına sahip olun. Geleceğe yönelik olumlu duygular taşımak, her yeni güne yapıcı bir bakış açısıyla yaklaşmak temel hayat algınızın bir parçası olmalı. Stres ve anksiyete, ister dış, ister iç kaynaklı olsun, nöronların ölümünde rol oynadığı gibi yenilerinin yaratılmasını da olumsuz etkiliyor. 5. Zihninizi zorlayacak ve yeni öğrenme fırsatları verecek ortamlar arayın. Beynin en iyi yaptığı şeylerden bir tanesi yeni şeyler öğrenerek yeni ortamlara adapte olmak. Beyninizin yeni bir bölgesinde nöron aktivitesi oluşturuduğunuz zaman bu bölgeyi kullanıma açıyor ve kullandıkça canlı tutuyorsunuz. Burada vurgulanan benzer bulmacaları yüzlerce defa çözmek değil, yeni tür bulmacalar çözmek. 6. Yüksek hedefler koyun.  Tüm gezegende (şimdilik bildiğimiz kadarıyla) kendi kararlarını alabilen tek organizma biziz. Yüksek hedefler koyun. Okulunuzdan mezun olduktan sonra da öğrenmeye devam edin. Beyin, hangi yaşta olursanız olun gelişmeye devam eder ve onu nasıl kullandığınızı size yansıtır. 7. Keşfedin, gezin. Yeni coğrafyalara, kültürlere ve ortamlara adapte olmak çevrenize daha çok dikkat etmeniz, yeni kararlar almaya zorlanmanız ve beyninizi daha çok kullanmanız anlamına gelir. 8. Beyninizi kiraya vermeyin. Sizin yerinize...

Yoğurdun Steve Jobs’u Hamdi Ulukaya’nın Kariyeri

Amerika’nın en başarılı 10 işadamından biri olarak gösterilen Hamdi Ulukaya, 700 milyon dolarlık “Chobani” markasıyla ABD yoğurt piyasasında bir numaraya oturdu. Chobani’yi teknoloji devi Apple ile kıyaslayan Amerika’nın ünlü ekonomi dergisi Forbes, “Yoğurdun Steve Jobs’u” ilan ettiği Ulukaya’ya geçtiğimiz aylarda sayfalarında geniş yer verdi. Elazığ’da doğup büyüyen ve mandıracılık yapan bir aileden gelen Ulukaya, dil öğrenmek için geldiği Amerika’da üniversiteye devam eder. Kendisini ziyarete gelen babasının oradaki peynirleri beğenmemesi ve oğluna kendi kasabalarında ürettikleri peynirleri burada satmayı önermesiyle Hamdi Bey rotayı peynirciliğe çevirir. Sonrasında da, ürün odaklılık ve stratejik pazarlama teknikleriyle başarıyı yakalar. ABD’de yoğurt denince akla ilk Yunan yoğurdu geliyor. Bu alanda pek çok iddialı marka var. Ama 39 yaşındaki Türk girişimci Hamdi Ulukaya’nın Chobani markası, kısa sürede hızlı tırmanışıyla piyasada söz sahibi durumda. Chobani, ABD’de 5.5 milyar dolarlık yoğurt pazarı için yaklaşık yüzde 15 pazar payına sahip. İşe Yaylada Koyun Güderek Başladı Elazığ’da dünyaya gelen Hamdi Ulukaya, Fırat Nehri’nin kenarında, Munzur Dağları’nın eteğinde küçük bir kasabada büyümüş. Çocukluk ve ilk gençlik yılları aşiret lideri olan dedesinin dizinin dibinde, aşiretin nasıl yönetildiğini izleyerek geçmiş. Organizasyon ve liderlik becerilerinin tohumları o mütevazı Anadolu kasabasında dedesini örnek alarak atılmış diyebiliriz. Bunu “Verilen sözün tutulması gerektiğini, bir işte önceliğin insan ve ona duyulan güven olduğunu dedemden öğrendim,” sözleriyle ifade ediyor. Peynir ve yoğurt işini ise mandıracılık yapan babasına yardım ederek, yazları yaylaya çıkıp koyun güderek öğrenmiş. Dağların genç çobanı, bir gün çantasını vurmuş sırtına ve Amerika’nın yolunu tutmuş. Tek kelime İngilizce bilmeden… Yıl 1997. İlk başlarda çok yalnız kalmış, sıkıntı çekmiş. “Hiçbir şeyim yok sanıyordum ama sırt çantamın dışında çok kıymetli bir şey daha götürmüşüm yanımda. Babam ve dedemden öğrendiğim insanlık bilgi ve tecrübesi… Meğer başarı...

Yaratıcılığınızı Geliştirmenin 9 Yolu

Yaratıcılık, yapacağınız birçok işte hayati önem taşır. Peki yaratıcı fikirler nasıl ortaya çıkar? İşte yaratıcı fikir geliştirmenin 9 yolu! 1. Fikirlerinizi kaydedin Fikirlerinizi kaydetmek için laptop veya bir ses kayıt cihazı taşıyabilirsiniz. Daha pratik olmasını tercih ederseniz, akıllı telefonlarınızdaki sesli ya da yazılı not uygulamalarından yararlanabilirsiniz. Düşüncelerinizi aktif olarak kaydetmek, gözleminizin bilişsel davranışını pozitif şekilde onaylar. Bununla birlikte düşüncelerinizi kayıt altına almanız, farklı fikirler arasında bağ kurmanıza ve inovatif çözümlerin doğuşuna yardımcı olabilir. Modern buluşlara dönüşen birleştirilmiş fikir örnekleri: Jant + Spor Ayakkabısı = Paten TV + Müzik = MTV 2. Problemi ters çevirin Araştırmalar, yaratıcı bireylerin zorluklara sürekli farklı açılardan yaklaşma eğiliminde olduğunu göstermiştir. Bu şekilde uygulama yapmak, soyut düşünmeyi teşvik eden sorundan ‘psikolojik uzaklık’ yaratmaya yardımcı olur, yaratıcı süreçte önemli bir bileşen vazifesi görür. Problemi madalyon gibi düşünüp öbür yüzünü çevirmeniz ve farklı açılardan yaklaşmanız gerekebilir. Soruyu ters çevirin veya kendinize farklı perspektiflerden sorun; büyük olasılıkla pek çok farklı cevap bulacaksınız. Örneğin, bir çocuk bu sorunu nasıl düşünür? Nasıl cevaplar? Starbucks – Howard Shultz, ” İtalyan espresso barını Amerika’da nasıl yeniden yaratabilirim?” diye sormak yerine “İyi bir kahvenin tadını çıkarmak için rahat, dinlendirici bir ortamı nasıl yaratabilirim?” diye sordu. Instagram – “Harika bir konum paylaşım uygulaması nasıl oluşturulur?” yerine daha iyi bir soru ile geldi: “Basit bir fotoğraf paylaşımı uygulamasını nasıl oluşturabiliriz?” 3. Kısıtlama Koyun Bir problem etrafında kısıtlama yaratmak çoğu zaman yaratıcılığa neden olabilir. Dr. Seuss, 50 kelimeden daha az bir bir hikaye üretemeyeceğine dair bahise girdikten sonra Green Eggs & Ham’i yazdı. Bir görevin doğasını kısıtlamak, en yaratıcı yönünüzü ortaya çıkarabilir. “Bir problemi çözmek için bir saatim olsaydı, 55 dakika boyunca soruyu düşünürken, beş dakika da çözümleri...

Google Kendi Akıllı Şehrini Kurmak İstiyor

Google City için hazır olun. Akıllı şehir teknolojileri hızla gelişiyor ve yavaş yavaş hayatımıza girmeye başlıyor. Hiç sürpriz olmasa gerek, Google’da akıllı şehrini yapmaya hazırlanıyor. Wall Street Journal , Google’ın ana şirketi Alphabet’da çalışan bir bölünme olan Sidewalk Labs’ı kendi yüksek teknolojili, fütüristik belediyelerini oluşturmak için farklı şehirlerde geniş araziler satın almak istiyor. Amaç, ekonomik olarak mücadele eden şehirlerin parçalarını gelecekteki şehirler için kanıtlayıcı bir zemine dönüştürmektir. Google’ın “Akıllı Şehri“, kendiliğinden sürüş otomobillerinden suyu ve elektriği dağıtmanın daha etkili bir yoluna kadar her şeyi test etmek için bir alan sağlayacaktı. Kaldırım Laboratuvarları halihazırdaki şehirler içinde konut, ofis ve perakende yeni ilçeler inşa etme teklifini bitiriyor. Alphabet yan kuruluşu, kentsel düzenlemelerden tam özerklik istiyor, böylece kısıtlama olmadan inşa edebiliyor. Belediye Başkanı Michael Bloomberg başkanlığındaki New York şehrinin ekonomik kalkınma belediye başkan yardımcısı olan Sidewalk CEO’su Dan Doctoroff, Şubat ayında New York Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada geçmişte akıllı bir şehir inşa etme arzusu olduğunu ima etti. WSJ’ye göre Doctoroff, “Teknolojiye odaklanan Google’ın ve yaşam kalitesine, kentlilik gibi konulara odaklanan neden bu kadar nispeten eşsiz bir kombinasyon olduğunu düşünüyorum” diye belirtti. Ulaşım ve Kaldırım Labları Departmanı ile ortak girişim olan Akıllı Şehirler yarışması , “yenilikçi teknolojileri bütünüyle birleştiren ülkenin ilk şehri haline gelmek” için mümkün olan her şekilde harcanabilecek 40 milyon dolar ödüllendirecektir – kendinden tahrikli arabalar, bağlı Araçlar ve akıllı sensörler – ulaşım ağına dahil etmelerini “sağladı. Ulaştırma Departmanı, Sidewalk Labs ile akış programında da çalışıyor ve şehirlerdeki trafik modellerini ve tıkanıklık alanlarını daha iyi anlamak için anonim verileri bir araya getiriyor. Veriler, sürücüsüz otomobillerin şehirlerde başarıyla dolaşılmasına yardımcı olmak için kullanılacaktır. Google’ın akıllı şehri, teknolojinin devlerinin, kentlerin robot otomobillerini barındırabilmesini sağlayarak sürücüsüz otomobilleri yolda tutma planındaki bir başka adıma...

İş Yapış Şeklinizi Değiştirecek En Yeni 10 Trend

Kurumların iş yapış şekli, dijital çağ ve beraberinde getirdiği alışkanlıklar sayesinde sürekli farklılaşıyor. Peki şirket kültüründe oyunun kuralları nasıl değişiyor? İşte iş yapış şeklinizi değiştirecek en yeni 10 trend! Kuşak farklılıkları ve teknoloji iş yapış şekillerini yeniden tanımlarken X kuşağı ile Y kuşağı bireylerinin yaptıkları çalışmalar farklı oluyor. Officevibe tarafından hazırlanan “The Top 10 Trends That Will Change The Way You Work In 2016 | 2016’da İş Yapış Şeklinizi Değiştirecek 10 Trend” adlı infografik çalışmasında geleceğin iş kurallarının şimdiden nasıl şekillendiğini ve şu ana kadar bu yeni trendlerin ne kadarının gerçekleştiğini keşfedebilirsiniz. 1. Uzaktan Çalışma Teknolojiyi kullanarak uzaktan çalışmak, işinizi yönetmeyi daha da kolay hale getiriyor. Çalışan iş birliği için çeşitli dijital araçlar kullanmak, iş hayatında etkili oluyor. 2. Esnek Çalışma Dünyada iş birliği üzerine kurulu çalışma alanları daha da popüler hale gelirken esnek şekilde çalışmak daha da tercih edilen bir trend haline geliyor. 3. Y Kuşağının Daha Fazla Güç Sahibi Olması Y jenerasyonu şirket içerisinde daha üst düzey mevkilerde yer alıyor. Hem daha fazla güç sahibi olurken hem de iş süreci dinamiklerini kökten değiştiriyor. 4. İş-Yaşam Dengesi Şirketlerin 2016 yılı itibarıyla iş-yaşam dengesini daha ciddiye almaya başlayacağını öngörülüyor. Çalışanların boş zamanda daha fazla verimli olmaktan memnun olması da söz konusu. 5. İşyerinde Çeşitlilik Şirketlerin, 2016’da çeşitliliğe daha fazla önem vereceği ve bunu rekabet avantajı olarak görecekleri infografik içerisinde aktarılıyor. 6. Derinlemesine Ölçümler Çapraz data platformları için uygulamaların öne geçeceği bir ortamda ölçüm yapmanın daha hızlı ve kolay hale geleceği düşünülüyor. 7. Şeffaflık Daha fazla şirket, iş birliği araçları kullandığı sürece 2016’nın yükselen şeffaflık yılı olarak tamamlanacağı öngörülüyor. 8. Güçlendirilmiş Çalışanlar Çalışanların daha çok karar almasında ve konu ile ilgili bilgi bulmasında daha çok destekleneceği tahmin...

Kitap Okumanın Bilimsel Araştırmayla Kanıtlanan Faydaları

İngiliz Kingston Üniversitesi’nde görev alan bilim insanları kitap okumanın faydaları hakkında bilimsel bir çalışma yaptılar. İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan Kingston Üniversitesi, kitap okumanın okurlar üzerindeki etkilerini mercek altına alan bilimsel çalışmalarının sonuçlarını Brighton’da düzenlenen British Psychological Society Conference’ta yaptıkları açıklamada paylaştı. 123 katılımcı ile yapılan araştırmaya göre, kitap okumak insanların sosyal çevrelere daha kolay adapte olmalarına neden oluyor. Bunun nedeni olarak düzenli kitap okumanın kişide empati duygusunu geliştirmesi gösteriliyor. Kitap okuyan katılımcıların televizyon izleyenlere oranla daha arkadaş canlısı olduğunu belirten araştırmacılar, düzenli kitap okuyanlarda pozitif davranışlara daha sık rastlandığının da altını çizdi. Araştırma, kitap türlerinin okura etkisini de ortaya koydu. Komedi türünde kitaplar okuyanlar pozitif davranış açısından en yüksek skoru alan grup oldu....

Hayatın Mükemmel Dengeleyicisi: 168 Kuralı

168 Kuralı’nda uzmanlaşan kişiler huzurlu bir yaşam sürüp gününü gün ederken, bu kuralı görmezden gelenlerse ise büyük tehlike altında. Inc.com’da yayınlanan bu yazıda Bill Carmody, akıl hocası Chad Cooper sayesinde tanıştığı 168 kuralından bahsederken, bu kuralın hayatını nasıl değiştirdiğini ve insanların neden bu mükemmel dengeleyicide uzmanlaşmaları gerektiğini anlatıyor. 168 kuralı. Ne eksik ne de fazla: 168 her birimizin herhangi bir hafta boyunca sahip olduğu toplam saat sayısı. Ultra başarılı insanlarla, başarı skalasında orta seviyede kalanları birbirinden ayıransa bu saatlerde neler yaptıkları oluyor. İnanılmaz derecede başarılı olanlar öyle sıra dışı hayatlar yaşıyorlar ki örneğin Sör Richard Branson, birçok şirketin yönetim kurulunda olmasına rağmen hala uçurtma sörfünde uzmanlaşacak zamanı kendinde bulabiliyor. Bunun aksine, birçoğumuz kariyerlerimize odaklanırken hayatın diğer yönleriyle bütüncül bir denge kuramıyor ve haliyle strese kapılıyoruz. Hayatın mükemmel dengeleyicisi zaman. Ne kadar zengin veya başarılı olduğunuza bakmaksızın herkesin bir hafta içerisinde 168 saate sahip olması bu kuralın en güzel yanını oluşturuyor. Daha fazla saat satın alamazsınız, ancak müsait zamanlarınızı başkalarına satabilirsiniz. Evinizi temizleyen, çimlerinize bakan veya asistanlığınızı üstlenen kişileri düşündüğünüzde varlıklı insanların bu noktadaki temel farkı bu tarz bir işgücüne verebilecekleri daha fazla paraya sahip olmaları. Ancak asıl soru hayatınızdaki bu boş saatleri siz mi kullanıyorsunuz yoksa başkaları sizin hayatınızı bahsettiğimiz bu işleri yaparken kontrol mü ediyor? Ya da Chad Cooper’ın sormaktan hoşlandığı gibi: “Başka birinin film senaryosundaki fazlalık mısınız? Yoksa kendi gişe rekorları kıran filminizin başyazarı mı?” Hayatta başarıyı ve mutluluğu yakalayanlar olarak gördüklerimiz aslında zamanın en kıymetli varlık olduğunun farkında ve zamanı çarçur etmek yerine kontrol altına alabilen kişilerdir. En önemlisi ise başkalarının onların haftalık planlarını düzenlemelerine izin vermek yerine, hafta içinde neler yapacaklarını kendileri planlıyorlar. Yapacaklar listesinin hayatınızı...

Teknoloji CEO’larının Annelerinden Öğrendikleri 7 Liderlik Dersi

Teknoloji şirketlerinin ünlü CEO’ların annelerinden öğrendikleri 7 liderlik dersi: 1. Hiçbir zaman pes etme. ‘Annem, bir problemin çözümü olarak hiçbir zaman ‘hayır’ kelimesini kabul etmemem için beni yüreklendirirdi. O bana, sürekli soru sormayı, tüm seçenekleri ortaya dökmeyi, fikrimi söylemeyi ve hiçbir zaman pes etmemeyi öğretti; çünkü problemlerin büyük kısmı bunları yaparak çözülebilirdi. Bu tavsiyeler, benim şu anda olduğum gibi bir lider olmamı sağlamakla kalmadı, aynı zamanda JiWire’daki kültürün de bir parçası oldu. Ekibimin sınırları yıkmak için bu kadar sıkı çalışmasının, yenilikçi olmasının ve insanların yapılamaz olduğunu düşündükleri fikirleri sürekli geliştirmesinin altında da bu tavsiyeler yatar.’ Michael Fordyce, CEO, JiWire 2. Dürüstlük en iyi politikadır.   ‘Annem her zaman kendime karşı dürüst olmamı öğütlerdi. Bunu yapmasının nedeni, potansiyelimi sınırlamak değil, gelişebileceğim fırsatlara karşı gözümü daha açık tutmaktı. Clarizen’de bu öğüdü bize rehber olan bir prensibe dönüştürdüm – farkındalık. Ekibim ve ben, güçlü yanlarımızın ve zayıflıklarımızın farkında olmamız gerektiğini öğrendik. Bilgimizin sınırlarını anlamalıyız. Tüm cevaplara sahip olmaktansa doğru soruları sormak daha önemlidir.’ Avinoam Nowogrodski, CEO ve Kurucu, Clarizen 3. Denge kritiktir.‘Diğer annelerden farklı olarak, annem, telefon konuşmalarımızın sonunda bana satış hedefimde ne durumda olduğumu sorar. Ben ürün odaklı bir CEO’yum ve kariyerinin bir döneminde 1.000’den fazla satış personelini yönetmiş bir anneye sahip olmak bana, sadece ürün ekibinin değil satış ekibinin de güçlü olmasının önemini öğretti. Daha önemlisi, başarılı bir şekilde ürün üreten, pazarlayan ve satan bir şirket yaratmak için doğru zamanda doğru insanlara yatırım yapmalısınız; işin başarısı eninde sonunda kimlere yatırım yaptığınıza bağlıdır.’ Stefan Groschupf, CEO ve Kurucu Ortak, Datameer 4. Bireyselliği destekleyin. ‘Annemin bana öğrettiği en önemli şeylerden birisi, herkesin farklı yaratıldığını ve davranışlarının temelinde içgüdüsel olarak iyi sebepler olduğunu anlamaktı. Elini yukarı kaldırır...
BAT GG 300×250
AI Product Management Trainee

Yaklaşan Etkinlikler

Kariyer, mesleğimizi yaparken koyduğumuz hedefler doğrultusunda iş deneyimi kazanırken, gerekli eğitimleri alıp, mesleki ve bireysel açıdan kendimizi gerçekleştirme sürecimizdir.

Kariyer, en klasik şekli ile sonu olmayan bir yol benzetmesi ile tanımlanır. Çünkü insanın kendisini geliştirmesinin sonu yok gerçekten.

Yukarıdaki tanımı açarsak; yaptığımız işte kendimizi mesleki açıdan geliştireceğini, düşündüğümüz alanları ve konuları tespit edip, gerekiyorsa bir uzmandan destek alarak, ilgi alınımız ve becerilerimiz doğrultusunda ilerleyebileceğimiz ve kendimizi geliştireceğine inandığımız alanlara eğilip, kendimizi mesleki, ekonomik, sosyal ve kişisel açılardan tatmin edebilmemizdir.

İş ilanlarını görmek için tıklayın.