İŞVEREN MARKASI ve İK HABERLERİ

İşveren markası ve insan kaynakları dünyasındaki en güncel haberleri toptalent.co ile takip edin.

 

Elon Musk’ın Tesla Çalışanlarına Gönderdiği E-mail, Duygusal Zekada Master Seviyesinde

Elektrikli otomobil pazarının öncü şirketi Tesla, geçtiğimiz birkaç yılı yaşadığı problemlerle boğuşarak geçirdi. Oto-pilot kaynaklı olduğu söylenen kazalara, bu süreçte fabrika içerisinde işçilerin yaşadığı iddia edilen problemler de eklendi. Geçtiğimiz günlerde basına yansıyan önemli iddialardan birisi de Tesla fabrikalarında çalışan işcilerin oldukça kötü şartlar uzun saatler çalıştığı oldu. Bu haber üzerine Elon Musk’ın, tüm Tesla çalışanlarına bir elektronik posta gönderdiği ortaya çıktı. Gönderdiği e-mailde yaratılan algının tamamen aksi yönede ifadelere yer veren Elon Musk, mesajında çoğu kez çalışanlarına ne kadar değer verdiğini ve onların sağlık durumlarının ne kadar önemli olduğunu dile getiriyor. Musk, bununla birlikte, güvenliğin Tesla’nın bir numaralı önceliği olduğuna ısrar ediyor. Elon Musk’ın çalışanlarına gönderdiği mesaj; Sizlerin güveni ve sağlığına verdiğim önemi açıklayabilecek bir kelimeyi bulmakta zorlanıyorum. Tesla’nın başarısı için var gücüyle en iyisini yapmaya çalışan birisinin üretimde yaralandığını duyduğumda çok üzülüyorum. İstisnasız yaşanan her türlü kaza ve yaralanma olayının bizzat tarafıma iletilmesini istemiştim. Her hafta güvenlik ekibimle toplantıda bir araya gelerek yaralanan çalışanların mümkün olan en kısa sürede iyileşmesi için gerekenin yapılmasını istiyorum. Bu sürecin aynısını üretim bandına inerek de gerçekleştiriyorum. Bu, Tesla içerisindeki tüm yöneticilerin önem gösterdiği bir durum. Yöneticiler çalışanlarının güvenliğinin her zaman kendilerininkinin önüne koymak zorunda. Elon Musk Tesla CEO Musk’un e-postasından ne öğrenebilirsiniz? Duygusal zeka, size karşı değil, sizin için duyguları yerine getirme yeteneği, etkili liderlerin vazgeçilmez bir özelliğidir. Musk’ın açılış sözleri bazılarına dokunacak olsa da, bu, en güçlü harekete geçme sözü. Şahsen her yaralıyı bir araya getirmek ve aslında o kişinin yaralanmasına neden olan görevin nasıl yapılacağını öğrenmek, herhangi bir şirketin CEO’su için dikkate değerdir. Gerçekten etkili liderler, onu izleyenlere ilham vermek için sözlerini uygulayarak örnek oluşturmaları gerektiğini bilirler. İşleri delege etmekten korkmazlar, ancak konuları ne...

İşinizi Robotlara Ne Kadar Kaybedeceğinizi Tahmin Eden Websitesi

Yeni bir web sitesi birçok insanın zihninde yeni yeni yeşermeye başlayan bir soruyu cevaplamayı umuyor – “Robotlar işimi elimden alacak mı?” Son dönemde yapılan agresif yatırımlarla robot iş gücü hızla yayılmaya devam ediyor. En son geçtiğimiz yıl multi-milyar euroluk bir anlaşma ile Çinli Midea Group, endüstriyel robot pazarının önde gelen isimlerinden Kuka‘yı bünyesine katmış ve Çin’in endüstriyel robot alanındaki konumunu da bir anda değiştirmişti. 2019’da dünyanın dört bir tarafında 1,4 milyondan fazlayeni endüstriyel robotun fabrikalarda yer alması bekleniyor. 2020 itibarıyla ise 15 öncü ülkede 5 milyondan fazla işin yok olması ön görülüyor. Peki sizin çalıştığınız iş de onlardan biri mi? Bu konuda belki de ufak ufak kaygılanmaya başlasınız iyi olur. Şirketler için adeta mükemmel çalışan olan robotlar hem 7/24 çalışabiliyor hem de daha az masraf yaratıyor. Will Robots Take My Job isimli internet sitesi ise sizin işinizin de tehlikede olup olmadığını istatiksel olarak hesaplıyor. Arama motoru gibi işleyen siteye işinizin ne olduğunu yazıyorsunuz ve tehlike yüzdesini görüntüleyebiliyorsunuz. Ayrıca ortalama gelir ve aynı işte çalışan toplam kişi sayısı da listeleniyor. Tabii internet sitesinin bu verileri bir araştırmaya dayanıyor. 2013 yılında Carl Benedikt Frey ve Michael A. Osborne’un yayınladığı “The Future of Employment: How susceptible are jobs to computerisation?” adlı rapordan derlenen bilgiler Amerika verileriyle hazırlanmış durumda. Yine de işinizin ne derecede tehlikede olduğuna ilişkin aşağı yukarı bir fikir edinmeniz mümkün. Siteye willrobotstakemyjob.com adresinden...

LinkedIn İK Direktörüne Göre İşe Alım Sürecinde Aramakta Oldukları En Önemli 6 Yetkinlik

Günümüzün mülakatçıları daha zor bir şeyin peşindeler: sadece teknik yetenekleri değil “soft skills” (ince becerileri) de görmek istiyorlar – diğer insanlarla etkili bir şekilde iletişime geçmeniz için gerekli yetkinlikler gittikçe önem kazanıyor. Talep edilen teknoloji becerileriyle kıyaslanmamak için, ince beceriler bu yılki dikkat çekici özellikleriyle ön plana çıktı: LinkedIn’ in yeni Global Recruiting Trends raporunda, işe alım uzmanları ve işe alım yöneticileri, 2017’deki en çok işe alım eğilimleri arasında ince beceri değerlendirmelerinin arttığını belirtiyorlar. Kulağa çok mantıklı geliyor çünkü işe alım yöneticilerinin %58’i, adaylar arasındaki ince becerilerin olmayışının şirket verimliliğini sınırlandırdığını kabul ediyor. Ancak sorun şu ki, kalan tüm işe alım yöneticilerinin adayların ince becerilerini taramanın zor olduğunu kabul etmesi. Sadece mülakatlar sırasında adayların ince becerilerini bulmanız yalnızca yolun yarısıdır. Peki bir adayın bu becerilere sahip olup olmadığını belirlemenize yardımcı olması için en iyi mülakat soruları bilmek kullanışlı olmaz mıydı? LinkedIn, işe alım yetkililerinin ve yöneticilerinin en çok önem verdiği 6 ince becerileri şöyle sıralamış; uyum, kültür uyumluluğu, işbirlikçilik, liderlik, büyüme potansiyeli ve önceliklendirme becerileri. Sonuç olarak iş görüşmelerinizde nasıl sorular sormalısınız ve nasıl tepkiler almalısınız? Şimdi, iş tanımında listelenen ölçütlerden daha fazlasını karşılayan adayların nasıl bulunabileceğine ilişkin birkaç örnek inceleyelim. 1. Uyumluluk Günümüz dünyası hızla gelişiyor, değişen bir ekonominin ve yeni iş gereksinimlerinin getirdiği zorluklarla baş edebilecek kişilerin çalışan olarak alınması kaçınılmaz oluyor. Şüphe yok ki işe alım yöneticilerinin %69’u uyumluluğun en önemli ince yetkinlik olduğunu düşünüyor. LinkedIn’de de bu kritik önem taşıyor. Bir adayın uyum yeteneğini anlayabilmek için, daha önce hiç yapmadıkları bir şey yapıp yapmadıklarını sorabilir, buna nasıl tepki verdiklerini ve bundan neler öğrendiklerini sorgulayabilirsiniz.  Onların yanıtlarında spesifik olarak bir örnek vermelerini, bu değişiklikle nasıl başa çıktıklarını, kendilerini geliştirmek için aldıkları aksiyonları ve...

Şirketler Çalışanlarına Ofiste Eğlenmek İçin Neler Sunuyor?

Sürekli iş ve hiç oyun yok… Böyle bir ofis ortamında motivasyonu kaybetmeden çalışmak zor. Bunu gören dünyanın en büyük şirketlerinin ofislerini nasıl daha eğlenceli hale getirdiğini sizler için araştırdık. Facebook, Yelp, Kickstarter ve Adobe gibi dünyada yenilikçi şirketlerin ofisleri gün arasında eğlenceli molalar vermek için fırsatlarla dolu. Spor salonunda stres atmak, bahçede açık havada keyif yapmak, eski usül tahta oyunlar… Yelp’in Manhattan ofisindeki çalışanlar, çalışma saatleri boyunca küçük oyuklarının (corn hole) tadını çıkarabilirler… … ya da masa hokeyinde hızlı bir tur. Ve Yelp’de müzikseverler için ofisin yeni bir karaoke makinesi var. Facebook’un Manhattan ofisinde çalışanlar, ayaklarını uzatıp arkalarına yaslanarak çalışabilir veya birkaç kişi bir araya gelip ortada duran oyunlardan birini oynayabilir.  … çok sıkılırlarsa duvarda asılı kıyafetlerden seçip giyinebilirler. Sanal dünyaya girmek zorunda kalanlar sadece Google çalışanları değil elbette. Facebook, çalışanlarına VR teknolojisini denemelerine imkan veriyor. Kickstarter’ın Brooklyn ofisinde, çalışanlar ofisin büyük, ev gibi rahat ortamında stratejisi oyunu Killer Queen’i canlandırabilirler. Veya, açık havada dinlenmek için kendi bahçelerinden yararlanabilirler (ofis köpekleri de dahil!). Adobe’nin San Jose, California merkezindeki çalışanlar ofisin ücretsiz spor salonunda stres atabiliyorlar. İş arkadaşları için birlikte spor yapmak için bol grup fitness dersleri var. Ofis çalışanları arasında bir sinerji yaratacağı da hiç şüphesiz. Sporla daha yakından ilgilenen çalışanlar ofisteki spor salonunda sallanabilirler. Aslında bu eğitim seti, Olimpiyat jimnastikçisi gibi davranmanın ve işinize uyum sağlamanın eğlenceli bir yoludur. Ofisinize biraz eğlence katmak yeteneklerinize iyi gelebilir. Denemeye...

İş-Hayat Dengesinin 3 Sırrı

Eğer tükenmeye yaklaştıysanız, muhtemelen daha iyi bir iş – hayat dengesiniz nasıl kuracağınız konusunda endişelisinizdir. Bu dürtü ne kadar anlaşılabilir olsa da düşünülenin aksine daha az çalışıp daha çok boş vaktin mutluluğun anahtarı olmadığını birinci elden tecrübe ettim. Hatta, iş – hayat dengesinden bahsederken birçok önemli şeyi atlıyoruz. Çözüm, iş ve oyun arasında zamanı nasıl böldüğümüz değil. Yapmamız gereken, bu iki şeyi yaparken zamanımızı nasıl harcadığımıza odaklanmak. Nasıl çalıştığımız ve yaşadığımızla ilgili farklı düşünmeye başlarsak, hayat kalitemizi artıracak değişiklikler yapmak için hazırlıklı olacağız. İş – hayat dengesiyle ilgili yeni bir bakış açısı kazanmaya hazır mısınız? İşte düşünmeye başlamamız gereken üç şey; 1. İşte enerjimizi neyin tükettiğine dikkat etmiyoruz. Tek düşündüğünüz şey daha az çalışmaksa, muhtemelen işte enerjinizi neyin tükettiğinizi düşünmüyorsunuz demektir. Toplantılar veya sıkışık teslim süreleri olduğunu düşünüyor olabilirsiniz ama ya başka bir şeyse? Ya problem sizin için uygun olmayan bir işte çalışıyor olmanızsa? Böyle bir şey enerjinizi azaltıyorsa, ofiste daha az vakit geçirmeniz çok da fazla bir değişim yaratmayacaktık. Her halükarda haftada en az 40 saat yanlış bir rolde olacaksınız. 2. İşte geçirdiğimiz vakti iyileştirmek yerine, “hayat” vaktimizi artırmaya çalışıyoruz. Evet iş dışındaki vaktimizi nasıl değerlendirdiğimiz önemli. Yine de işteki vaktimizi nasıl iyileştirebileceğimiz de aynı derecede önemli. Yapılacaklar listenizin önüne geçebilmek için hangi değişiklikler yapılabilir? Bu değişiklikler sizin reaktif olmanız yerine daha proaktif olmanızı sağlıyor mu? Bunlar harcadığınız enerjisi saklamanızın yolları mı? Düşünün, bu ilişkiler sizi şaşırtabilir. 3. Bizi enerjik tutan işlerde çalışırsak, hayatın tadını çıkartmak için daha çok enerjimiz olacak. İnsanları daha az çalışmak konusunda cesaretlendirmek yerine, nasıl çalıştıklarına ve kim olduklarına uygun olan işleri tanımlamak konusunda yardımcı olmalıyız. Benim işimde örneğin, insanların zekalarının en parlak olduğu...

Yeteneğe Değil, Ailesine Yatırım Yapın

Ülkenin kültür kodları, ideal çalışma yerinin şekillenmesinde de en büyük etkenlerden bir tanesi. Türkiye’nin kalbi “aile” üzerinden atıyor dersek yanılmış olmayız. Türkiye’de evler aileye göre alınır, AVM’ler aile yapısına göre şekillenir, aile kutsaldır. Düğüne, cenazeye, nişana, sünnete gideceksiniz. Gitmezseniz dostlarınızı ve çevrenizi kaybedersiniz.  Aile bu kadar merkezdeyse, neden ideal şirketi yaratmak konusunda öncü kavram olmasın? Aile ve Etrafındaki Kavramları Sahiplenen Bir Şirket Yaratmak Eğer yukarıdaki tespitlerin birçoğuna “evet” diyor ve katılıyorsanız, aile ve etrafındaki kavramları sahiplenen bir şirket yaratmak için neler yapılabileceğini sıralayalım. Zaten,  durduk yere “Biz bir aileyiz” diyorsanız, aşağıda sizin için yarattığımız listeden “Gerçekten aile misiniz?” kontrol edebilirsiniz. “Ama bütçe yok, patron işte…” diyenler için düşük bütçeli öneriler de sıraladık, listeyi istediğimiz kadar genişletmek hayal gücümüze kalmış… 1. Eşi doğum yapmış çalışanlarınıza mesela 1 ay babalık hakkı veriyor musunuz? 2. Evlenen çalışanlarınıza 15 gün ücretsiz izin veriyor musunuz? 3. Çalışanlarınızın çocuklarına sigorta yaptırıyor musunuz? 4. Çalışanlarınızın çocuklarının okul masraflarını/en azından bir kısmını karşılıyor musunuz? 5. Bekar çalışanlarınızın kardeşlerine burs/okul taksiti ödeme vb. desteği veriyor musunuz? 6. Çalışanlarınızın yakınlarını kaybettiklerinde kullanacakları, mesela yılda toplam 1 haftalık ücretli izin veriyor musunuz? 7. Anneler gününde “çalışanlarınızın annelerine” hediye gönderiyor musunuz? 8.Çalışanlarınızın ilk gününde babalarına-annelerine “Oğlunuz/kızınız” ilk işine başladı, bin bir emekle onu yetiştirdiğiniz ve ne kadar iyi bir evlat yetiştirdiğinizi görüyoruz… diyen bir tebrik zarfı gönderiyor musunuz? Listeyi uzatabiliriz. Yetenekleri çekmek ve içeride tutmak için aile kavramı çok verimli ve doğurgan bir alan. Mevcut eğitimler, yükselme imkanları, maddi yan haklar vb. tabi ki önemli. Ancak istediğiniz nesli ele alın, aile değerlerine dokunmak, yetenek çekme ve içeride tutma yarışında şirketinizi öne çıkarabilir. Bu temelde düşünmeye başlamanın tam...

“Sportif Başarının” İşe Alımda Tercih Sebebi Olmasının 3 Nedeni

İşte bazı şirketlerin rekabetçi sporlarla uğraşan Milenyum kuşağını işe almaya odaklanmış durumda olmalarının sebebi: Reed Hagmann, Capitol Office Solutions (COS) başkanı, sadece 34 yaşındayken, milenyumun yöneticisi olarak değerlendirildi. Milenyum iş etiği hakkında tartışmaların ısındığı bir zamanda, bu yüksek profilli rolü için hızlı yöntemi çok cazip. Okuyucular için tam açıklama: Hagmann’la tanıştım ve COS’un ana şirketiyle bir proje üzerinde çalışırken hikayesini öğrendim. Üniversitede tenis oynadıktan sonra, “Bildiğim en büyük sanayi” olarak adlandırdığı satış alanında bir iş bulmuştu. Bazıları, fotokopi makinesi ve heyecan verici teknoloji satışları yapmamayı tercih edebilir ancak Hagmann, en çok sevdiği rekabet yönü, üniversitede tenis oynarken başarılı olduğu bir şey olduğunu söylüyor. “Bence bir sporcu olarak yıllarca kendimi adamış olmam beni satış konusunda başkalarının deneyimlemediği bir şekilde hazırlamıştı.” Aslında böyle düşünmekte Hagmann yanılmıyor. Birçok şirket, en iyi performans gösteren en iyi satış temsilcilerini inceliyor ve ortak bir konu buluyor: Eski sporcular, satışlarda başarılı (ve kârlı) bir kariyer elde etmek için gereken azim ve şansa sahipler. Hagmann, eski sporcuların, özellikle üç şey nedeniyle, satışlarında üstün olduğunu söylüyor: 1. Maçın heyecanını seviyorlar. Atletler oyun oynarken heyecan duyuyor. Rekabeti seviyorlar. Hagmann, “Satış temsilcilerine masada sadece bir biftek olduğunu, sadece bir kişinin onunla eve gideceğini, geri kalanlar aç gideceğini söylüyorum” dedi. Hagmann, eski atletlerin kazanmak için oynamayı sevdiğini ve bunun satış rakamlarına yansıdığını söylüyor. 2. Çalışmayı ve karşılığını almak için beklemeleri gerektiğini biliyorlar. Bazı sporcular doğal kabiliyete sahipken, üst düzey oyuncular, rekabeti yenmek için saatlerce çalışmanın ve eğitimin gerekli olduğunu biliyorlar. Hagmann, eski sporcuların kendine özgü disiplini geliştirmenin kilit önem taşıdığını söyledi: “Kendinizi, zaman ayırmak ve enerji koymaya motive etmezseniz, kazanamazsınız.” 3. Eleştirel yorumları kabul edip, onları akıllıca kullanıyorlar. Sporcular koçlar tarafından yönlendirilmeye...

Çalışanlar Tarafından En Beğenilen 7 Yan Hak

Yan haklar, yetenek platformlarının son dönemlerde sık sık gündeme getirdikleri bir konu ve yapılan araştırmalar var. Hangi şirketler çalışanlarına klasik vaatlerinin ötesinde ne sunuyorlar ve çalışanlar bunların hangisinden ne kadar memnun? Ülkemizde de son dönemlerde özellikle kalifiye iş alanlarında yavaş yavaş gündeme gelmeye başlayan bir konu bu, rekabetin artmasıyla daha da önem kazanacaktır elbette. Önümüzdeki çalışma ABD’de çalışanlara şirketinizin hangi yan hakkı sizi daha memnun ediyor sorusunun sorulmasıyla elde edilmiş. Bakalım hangi şirket çalışanlarını hangi vaadiyle memnun etmiş ve bunların arasından hangisi öne çıkmış. 1. Dört Aylık Ücretli Ebeveyn İzni – IKEA “Yüksek maaş, inanılmaz menfaatler ve güçlü şirket kültürü. Dünya çapında bir şirket olmasına rağmen, bir aile gibi hissediyorsun. Tatil / hastalık gibi sorunlu vakitler dahi burada harikadır. Çünkü insanı öne koyan, onu düşünen ve her imkanı sağlayan yapı kurulmuş durumda. Erkek/Kadın farketmeden ebeveynlik durumunda verilen ücretli izin ve destekler de cezbedici. Ayrıca çalışma alanlarının dizaynından, işlevselliğinden de bahsetmek gerek.” IKEA’da satış sorumlusu olarak çalışan birinin ağzından şirketin en önemli avantajları bunlar olarak aktarılmış. 2. Stajyer Sağlık Sigortası – Facebook ABD’de sağlık sigortası sisteminde yaşanan aksaklıklar ve sorunlar neredeyse herkesin bildiği bir gerçek. Önceki Başkan Obama neredeyse tüm enerjisini bu soruna harcamış ObamaCare sistemini tasarlamıştır fakat istediğini gerçekleştiremedi. Bu noktada bu önemli sorunu Facebook çözmüş hem de herkes için. Facebook’ta çalışan birine yönetilen soruya ise cevap şu oluyor; “O kadar fazla ve o kadar yoğun fırsatlar, imkanlar, haklar var ki buraya birini yazmak gerçekten çok zor. Fakat stajyerlerin en yüksek kalitede sağlık sigortasına sahip olması gurur verici.” 3. Evcil Hayvan Sağlığı Sigortası – Scripps Health Facebook’un hamlesini gören ve artıran Scripps Health ise çalışanların evcil hayvanlarının sağlık sigortasını da yüksek...