Duygusal Zekanızı Geliştirmenin 9 Yolu

Duygusal Zekanızı Geliştirmenin 9 Yolu

Yapılan araştırmalar en iyi performansa sahip üst kademelerin (tam olarak % 90’nının) yüksek duygusal zekaya sahip insanlarla dolu olduğunu ortaya koymuştur. Duygusal olarak zeki olan insanların sakin, hoşnut ve kontrollü kalabilmek için nelerden kaçındıklarını bulmaya çalışmak performansı artırmanın da yolunu gösterebilir. Aşağıdaki liste kapsamlı olmasa da, size duygusal zekanızı ve performansınızı artırmak için kaçınmanız gereken 9 anahtar özelliği sunuyor. 1. Kimsenin keyiflerini kaçırmasına izin vermezler. Ne zamanki memnuniyet ve tatmin duyunuz kendinizi başkalarıyla karşılaştırmanızdan kaynaklanırsa, o zaman kendi mutluluğunuzun efendisi olmazsınız. Duygusal olarak zeki olan insanlar yaptıkları bir şeyle ilgili iyi hissettiklerinde, kimsenin fikrinin ya da başarısının bunu onlardan almasına izin vermezler. Başkalarının sizin hakkınızdaki düşüncelerine arkanızı dönmeniz imkansız olsa da, kendinizi başkalarıyla karşılaştırmak zorunda değilsiniz ve her zaman insanların düşüncelerini bir tuz tanesi kadar alabilirsiniz. Bu sayede insanları ne düşünürlerse düşünsünler ya da ne yaparlarsa yapsınlar, kendi öz saygınız içinizden gelir. Herhangi bir zamanda insanların sizinle ilgili ne düşündüklerinde bakmadan bir şey kesindir: asla onların söylediği kadar iyi ya da kötü değilsinizdir. 2. Onlar unutmazlar. Duygusal olarak zeki olan insanlar kolayca unuturlar ama bu onların gerçekten unuttukları anlamına gelmez. Affetmek ne olup bitmişse bunu bırakıp devam etmeyi gerektirir. Bu size karşı bir kabahat işlemiş bir kişiye ikinci bir şans vermek değildir. Duygusal yönden zeki olan insanlar başkalarının hatalarıyla gereksiz yere çıkmaz girmek konusunda gönülsüzdür, dolayısıyla kolayca bırakırlar ve kendilerini gelecekte olası bir zarardan korurlar. 3. Onlar savaşta ölmezler. Duygusal yönden akıllı olan insanlar başka bir günde tekrardan savaşabilmek için yaşamalarının önemli olduğunu bilirler. Kontrolsüz duygular ciddi anlamda zarar görebileceğiniz bir savaşta kendi kuyunuzu kazmanıza sebep olabilir. Duygularınızı okuduğunuzda ve onlara ve cevap verdiğinizde savaşlarınızı akıllıca seçebilir ve sadece zamanı...
Tony Robbins’in Korkunun Üstesinden Gelmek İçin Kullandığı Zihinsel Egzersiz

Tony Robbins’in Korkunun Üstesinden Gelmek İçin Kullandığı Zihinsel Egzersiz

Küçük bir hatırlatma, yapmadıklarınız için yaptıklarınızdan daha çok pişman olacaksınız. Inc.com, yaşam ve işletme stratejisti Tony Robbins başarısızlık korkusundan kurtulma tavsiyelerini paylaştı. Şimdilerde “I Am Not Your Guru,” (Ben senin yol göstericin değilim) adlı Netflix belgeselinin yıldızı olan Robbins ne zaman kendisini korkutan bir şeyi yapmak konusunda tereddüt etse, kendini 85 yaşında sallanan sandalyesine oturmuş ve geçmişini düşünürken hayal eder. O anda, korkutucu gelen şeyi yapmanın mı yoksa vazgeçmenin mi ona daha büyük bir pişmanlık yaşatacağını sorar kendisine? En azından videosunda verdiği örnekte—helikopter uçurmayı öğrenmek—çok fazla zaman ve enerjisini alacağını düşünmek yerine öğrenmeyi deneseydi daha iyi olacağını bildiğini söylüyor. “Ya hiç öğrenmezsen? Ya tüm bu korkularla devam edersen?” diyor Robbins. “85 yaşında hayatıma dönüp bakardım ve hepsini kaçırmış olurdum” Bu zihinsel egzersiz yapmadıklarınız için yaptıklarınızdan çok daha pişman olacağımız fikrine dayanıyor. Anlaşılan o ki bu varsayım en azından 20 yıldır psikologların araştırmalarına da konu oluyor. Ve Robbins bi bakıma haklı gözüküyor. 1994’te Thomas Gilovich ve Victoria Medvec gerçekleşen eylemlerin kısa vadede daha çok pişmanlığa sebep oluğunu, gerçekleşmeyen eylemlerin ise uzun vadede daha çok pişmanlığa neden olduğunu ileri sürdü. Aslında bu olgu kültürler arası şekilde uygulanabilir gibi gözüküyor. 2011 yılında Mike Morrison ve Neal J.Roese tarafından yayınlanan bir araştırma benzer bulgular ortaya koydu. İnsanlar gerçekleşen ve gerçekleşmeyen eylemler için pişmanlık duymaya eşit yatkınlıktayken, gerçekleşmeyen eylemler için duyulan pişmanlık gerçekleşenler için olandan daha uzun zamanı kapsadı. Başka bir deyişle, şuradan birine çıkma teklif etmek ve size gülünmesi ilk başta onun öylece geçip gitmesinden daha incitici olacak. Ama yıllar sonra, sallanan sandalyenizde otururken, geçip gitmesine izin verdiğiniz için büyük ihtimalle daha çok pişman olacak ve “ya yapsaydım?” ona sorup küçük düşseydim diye düşüneceksiniz. Tabii...
30 Parlak Network Diyalogu Başlatma Taktiği

30 Parlak Network Diyalogu Başlatma Taktiği

İş ağı kurma çabalarında olan insanların en büyük çekinceleri lafa nasıl girecek olmalarıdır. Konuşmaya nasıl başlanır, iletişime nasıl geçilir ? Bu düşündüğünüz kadar zor bir şey değildir. Aslında gerçek şu, birine gidip güler yüzlü bir şekilde merhaba ben bu buyum tanıştığımıza memnun oldum derseniz muhtemelen kimse sizi terselemez ve hatta o sizle bir konuşma başlatır. Tabi ki cebinizde bir kaç konu ile biriyle konuşmaya giderseniz ve bir kaç taktik uygularsanızi konuşma sonucunda sizi tatminedecek şeyler olabilir. Klasikler… Temelden başlayalım. Soru sorun mesela neden o etkinliğe katıldığını sorun veya sadece gidip merhaba diyin. 1.       Merhaba, burada çok fazla insan tanımıyorum. Kısaca kendimi tanıtayım. Benim adım… ve ben …. çalışıyorum. (Ve evet artık iletişme geçtiniz.) 2.       Siz ne yapıyorsunuz? ( İşi ile alakalı bir şey sorun.) – Cevap verme önceliğini karşı tarafa verdiniz ve ona ne kadar saygı duyduğunuzu belli ettiniz. 3.       Sizi bugün buraya getiren şey nedir? 4.       Gününüz nasıl geçiyor? 5.       Sizin hikayeniz nedir? Doğru yerde, doğru zamanda… Ne olduğu önemli değil, o oda içinde bulunan en az bir yada iki kişi ile ortak bir durumunuz vardır. Etrafınızı bir seyredin ve o ortak noktayı bulmaya çalışın, o noktayı avantaja çevirin. 6.       (Eğer konusu yemek olan bir etkinlikteyseniz.) Bu köfteleri yemeden kendimi alamıyorum. Denediniz mi? 7.       Bu etkinliği nereden duydunuz? 8.       Burası çok soğuk/sıcak değil mi sizce de? 9.       Burası sizce de çok kalabalık değil mi? 10.   Ne kadar güzel bir salon. Daha önce burada bulunmuş muydunuz? Güncel Konular Genel geçer konular arasında sayılabilecek bir diğer başlık ise tabi ki o sırada şehrinizde veya dünyada  olup biten konular. Önemli bir nokta; siyaset gibi kritik meselelerden uzak durmakta fayda var. 11.  ...
25 Yaşında Bilmiş Olmayı Dilediğim Zaman Yönetimi Hilesi: Pislik Prensibi

25 Yaşında Bilmiş Olmayı Dilediğim Zaman Yönetimi Hilesi: Pislik Prensibi

The Clearing’in kurucusu Chris McGoff, Inc.com’da yayınladığı makalede zaman yönetimi konusunda tecrübesini aktarıyor. Her şeyi en az uğraşla yapmak yerine sadece önemli önceliklerle uğraşmak sizi başarı yoluna koyacak. “Bana şimdiye kadar verdiğiniz en önemli tavsiyeyi söyleyin.” Yaşam boyu öğrenen birisi olarak, bu benim en etkili ve ilginç müşterilerime sorduğum, en sevdiğim sorular arasındadır. Bir keresinde bu soruyu Rob Wiltbank, siber aldatma ve sürücüsüz araba gibi zor teknik problemleri uygulamalı matematik kullanarak çözmeye çalışan Galois Inc. ‘ in CEO’suna, yöneltmiştim. Hiç tereddüt etmeden gülümsedi ve “Şu ana kadar öğrendiğim en büyük şeylerden birisi pislikten uzak durmaktır. “ diye cevap verdi.  Bu beklenmedik cevap karşısında biraz şaşırdım ancak daha fazla öğrenmek ilgimi çekmişti.  Kariyerinin başlangıcında bir iş arkadaşının uyarısını anımsatarak devam etti: “Herkes bütün pislikleri her zaman senin cebine koymaya çalışır ancak sen farkında olmazsın. Liderliğin, hayatın ve akıl sağlığının anahtarı birkaç tane cebinde tutmaya istekli oldukların dışında bütün pislikleri hayatından uzak tutmaktır.”  Rob bu pisliği prensip olarak isimlendirmişti. Pislik Prensibi Pislik prensibi aslında oldukça basit. Çalışma arkadaşların, yaşıtların ve hatta aile bireylerin sürekli senin yardımını isterler. Çoğu zaman bu insanların aslında sana ihtiyaçları yoktur, ama onlar hala senden yardım isterler. Göstereyim.  Çalışanlarınızdan bir tanesi aceleyle ofisine harika bir fikri olduğunu söyleyerek giriyor ve bu fikrin nasıl gerçekleştirileceği konusunda senden yönlendirme bekliyorlar.  Ne olduğunu görüyor musun? Bu çalışan pisliği hemen senin cebine koydu. Şimdi bir ikilem yaşıyorsun- pisliği cebinde mi tutacaksın yoksa ona geri mi vereceksin.  Eğer çalışanını iyi tanıyorsan ve bunu kendi kendilerine başarabileceğini düşünüyorsan ya da senin asistanlığından önce uzunca bir süre üzerinde düşünülmesi gerekiyorsa, hemen pisliği onlara “Bu büyük potansiyeli olan çok güzel bir fikir. Bu konuda ne yapmayı planlıyorsun?” diyerek...
Topluluk İçinde Konuşma İçin 6 Öneri

Topluluk İçinde Konuşma İçin 6 Öneri

Konuşma becerinizi artırmak için çalışabileceğiniz akıllıca konuşma taktik ve egzersizlerini keşfedin. Aşağıdaki yazı Jill Schiefelbein’ın Dynamic Communication kitabından alınmıştır. Konuşmadan önce en azından birkaç gerginlik kelebeği hissetmeyen kimseyi tanımıyorum, en tecrübeli profesyonel konuşmacılar dahil. Ama farkındayım ki, birkaç kelebek ve felç eden korku arasında büyük bir fark var. Geliştirmek için yapabileceğiniz konuşma egzersiz ve stratejilerini bir gözden geçirelim. 1. Göz teması İş topluluk içinde konuşmaya gelince göz temasını kurmak ve devamlılığını sağlamak zor olabilir. Ama göz teması kurmak insanların size güvenmesini sağlayacaktır. Eğer göz teması kurmaktan korkuyorsanız, doğru yapabilmeniz için bazı egzersizler. Öncelikle, salondaki insanların kafalarının üstüne bakarak bir “göz teması” kurun. Eğer salon 25 kişiden fazlaysa direkt olarak göz teması kurmadığınızı anlayacak tek insan baktığınız insan ve muhtemelen yanında oturanlar olacaktır. Daha sonra, insanların alın seviyesine geçin. Alın konusunda rahat hissettiğinizde yavaşça gözlere geçin. Bu sistematik bir şekilde hassasiyeti azaltmaktır. Eğer göz teması konusunda profesyonel olduğunuzu hissediyorsanız, kendinizi videoda izleyin ve salonun hangi kısmına bakmaya yatkın olduğunuzu görün. Bunu not edin ve son olarak bunu tüm salon için eşitlemeye çalışın. 2. İfade ve telaffuz Kelimeleri nasıl telaffuz ettiğiniz oldukça önemli çünkü insanların sizi anlayabilmesi gerekiyor. Ama biraz gergin olduğunuzda muhtemelen git gide daha hızlı konuşmaya başlarsınız, ta ki kendiniz iyi ifade edemeyene ve açık bir şekilde konuşamayana kadar. İzleyicileriniz söylediğiniz her şeyi yakalayamayacak ve maksimum etkinizi kaybedeceksiniz. İfade ve telaffuzunuza yardımcı olacak bazı yolları takip edin. İlk olarak, dişlerinizi gösterin! Dışarı ses çıkarabilmeniz için ağzınızın açık olması ve havalandırma borularının açık olması gerekiyor. Eğer kendinizi çok çabuk konuşmaya başlarken buluyorsanız, dişlerinizi göstermeyi (yani ağzınızı biraz daha açmayı) deneyin. Eğer bunu yapabildiğinizden emin değilseniz, aynada konuşurken kendinizi izleyin. Daha...
Beynin Yüksek Verimlilikle Çalışmasını Sağlayan 10 Alışkanlık

Beynin Yüksek Verimlilikle Çalışmasını Sağlayan 10 Alışkanlık

1. Öğrenin. “İşleyen demir ışıldar,” sözündeki ‘demir’ nedir? Çevrenize bakarken olayların işleyişine ilişkin temel bir anlayış sahibi olmak, ufak konularda sahip olduğunuz bilginizi ilerletmek ve merakınızı gidermek beyindeki milyarlarca sinirsel bağlantıların yoğunlaşmasını sağlar. 2. Yediğinize dikkat edin. Beynimiz vücut kütlemizin ortalama sadece %2’sini oluştursa da, aldığımız oksijen ve gıdanın %20’sini tüketir. Genel bir deyişle, çok özel veya pahalı gıdalara ihtiyacınız yok ancak sağlam kafa sağlam vücutta bulunur anlayışıyla yediğinize dikkat etmek ve genel olarak sağlıklı beslenmek ve kötü gıdalardan uzak durmak gerekli. 3. Spor yapın. Beynin, vücudun bir parçası olduğunu unutmamak gerekir. Vücudu kuvvetlendiren spor aktiviteleri, beynin nöron yenileme süreçlerini de hızlandırır. 4. Pozitif bakış açısına sahip olun. Geleceğe yönelik olumlu duygular taşımak, her yeni güne yapıcı bir bakış açısıyla yaklaşmak temel hayat algınızın bir parçası olmalı. Stres ve anksiyete, ister dış, ister iç kaynaklı olsun, nöronların ölümünde rol oynadığı gibi yenilerinin yaratılmasını da olumsuz etkiliyor. 5. Zihninizi zorlayacak ve yeni öğrenme fırsatları verecek ortamlar arayın. Beynin en iyi yaptığı şeylerden bir tanesi yeni şeyler öğrenerek yeni ortamlara adapte olmak. Beyninizin yeni bir bölgesinde nöron aktivitesi oluşturuduğunuz zaman bu bölgeyi kullanıma açıyor ve kullandıkça canlı tutuyorsunuz. Burada vurgulanan benzer bulmacaları yüzlerce defa çözmek değil, yeni tür bulmacalar çözmek. 6. Yüksek hedefler koyun.  Tüm gezegende (şimdilik bildiğimiz kadarıyla) kendi kararlarını alabilen tek organizma biziz. Yüksek hedefler koyun. Okulunuzdan mezun olduktan sonra da öğrenmeye devam edin. Beyin, hangi yaşta olursanız olun gelişmeye devam eder ve onu nasıl kullandığınızı size yansıtır. 7. Keşfedin, gezin. Yeni coğrafyalara, kültürlere ve ortamlara adapte olmak çevrenize daha çok dikkat etmeniz, yeni kararlar almaya zorlanmanız ve beyninizi daha çok kullanmanız anlamına gelir. 8. Beyninizi kiraya vermeyin. Sizin yerinize...