Her Şeyi Yapabileceğine İnandıran 50 Düşünce

Her Şeyi Yapabileceğine İnandıran 50 Düşünce

Özellikle zorluklara meydan okurken veya  güç islerde motivasyon sahibi olmak zor olabilir.  Yeni bir fikri uygulamayı düşünürken,  yeni bir şirkete baslarken veya yeni bir rejime baslarken, kaytarmak için kendimizi ikna etmek, daha da kötüsü hedeflerimizinden  topyekûn kaçınmak genelde kolaydır. Düşünceler güçlüdür  ve negatif düşünceler sizi hedeflerinize alışmanızdan alıkoyabilir. Fakat Madalyonun öbür yüzüne bakarsak pozitif düşünceler de bir o kadar etkili ve güçlüdür. İlerde motivasyonunun azaldığını hissedersen, aşağıdaki 50 pozitif düşünceyi kullanarak kendine yeniden enerji verebilirsin. Gerçekten, işe yarıyor !   Sen her şeyi yapabilirsin.  Oldukça basit bir cümle olsa da, senin aklından gecen her şeyi  gerçekten yapabileceğini hatırlatmakta yardımcı olacaktır.   Bu yüzden yapabilirim. Neden yapamayacağına dair sebepler bulmak yerine  yapabileceğini gösteren sebepler göstermelisin.   Daha iyisini hak ediyorum. Sen daha iyi bir hayat hak ediyorsun.  Bu daha iyi bir iş, daha sağlıklı bir vücut veya daha fazla para kazanç olabilir. Bunun için uğraş.   Hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olduğun, daha öncesinde kaç tane fırsat kaçırdığın hiç önemli değil. Hiçbir zaman karar almak ve yeni bir başlangıç için çok geç değildir.   Her zaman zorluklarla karşılaşacaksın. Nasıl bir hayat yaşadığından bağımsız olarak herkesin hayatta yüzleştiği problemler vardır. Başkasının senden daha iyi hazırlanmasına izin verme.   Mükemmel zaman diye bir şey yok. Eğer mükemmel bir an için bekliyorsan, bunu unut. Böyle bir şey yok.   Mükemmel plan diye bir şey de yok.  Senin planlarında bazı kusurlar olabilir, fakat bu kusurlar her planda var.   Herkes bir yerlerden başlar.  Kimse başarılı doğmaz. Herkes bir yerden başlar ve bu genellikle aşağıdan olur.   Adım adım! Her şeyi bir anda yapmaya uğraşma. Adım adım yapmaya çalış.   Sadece daha iyi olabilir.  Başlangıçta zor olsa da, bu ilerde kolaylaşır....
Gerçek Başarıya Sahip İnsanlar Nasıl Davranırlar?

Gerçek Başarıya Sahip İnsanlar Nasıl Davranırlar?

İşte gerçekten başarılı insanlar neler yapıyorlar bir bakalım. Gerçek Şirketleri İşletiyorlar Gerçek bir kariyerleri vardır. Gerçek bir firmada, gerçek ürünler ve gerçek müşteriler ile çalışırlar. Muhtemelen sizin daha önce bir yerden duymuş olduğunuz, gerçek bir iş hayatı yönetme ve organizasyon yönetme deneyimleri vardır.   İşlerini Severler Eğer Tim Cook’a, Mark Zuckerberg’e yada Satya Nadelle’ya ne için yaşadıklarını sorarsanız, Apple, Facebook ve Microsoft ile ilgili konulardan bahsederler. İşlerine tutku ile bağlıdırlar. Çalıştıkları şirketin ürünleri ile gurur duyarlar. Kendi Yollarına Bakarlar Asla birinden kopya almazlar. Kendi kültürlerini, değerlerini kendileri inşa ederler. Tabi ki bir akıl hocaları vardır. Bazı başarılı devleri örnek alırlar ama yine de kendi yollarında kendi içgüdüleri ve yetenekleri doğrultusunda ilerlerler. Aynı zamanda kendi statüleri için sabırlı olurlar. Ne Bilmediklerini Bilirler Başarılı insanların büyük çoğunluğu alçak gönüllüdür. Hiç bir zaman kendilerini çok beğenmezler, kibirli değildirler. CEOların güçlü egolara sahip olmadığını söylemek doğru olmayabilir ama eğer akıllı ve tecrübeli biriyseniz her şeyin cevabını bilemeyeceğinizi bilirsiniz ve en önemlisi her şeyi biliyormuş gibi davranmazsınız. Sağduyuludurlar Evet belki kulağa gerçek olamayacak kadar iyi gelebilirler ama öyledirler. Eğer bir ütopya gibi düşünüyorsanız,değil. Başarılı insanlar düşüncelidir, kendilerini düşünürler evet ama aynı zamanda etrafında olup  bitenleri de düşünürler.   Başarıları Onları Asla Tatmin Etmez Başarılı CEOlar kendi başarılarından hiç bir zaman tatmin olmama konusunda profesyonellerdir.  Daha güzel işlere başlamak, yeni girişimlerde bulunmak adına her zaman daha iyisi olmak isterler. İş hayatının bitiş çizgisi olmayan her zaman büyümek hedefli olan bir maraton olduğuna inanırlar.   Çok Göz Önünde Değildirler Tabi ki Mark Cuban, Donald Trump gibi herkes tarafından bilinen, sürekli göz önünde olan iş adamları vardır fakat sayıları çok azdır. Çoğunun ünlü olmak umurunda bile değildir....
Çalışma Ortamında Karizmatik ve Sevilen Kişi Olmanın 12 Yolu

Çalışma Ortamında Karizmatik ve Sevilen Kişi Olmanın 12 Yolu

Hepimiz sevdiğimiz kişilerle çalışmayı, onlara yardımcı olmayı, desteklemeyi ve işe kalkışmayı isteriz. Bazı insanlar doğuştan sempatik görünebilirler. Bu kişilere ortaklık kurmak her zaman daha eğlencelidir. Ayrıca zaman geçirdikçe daha fazla yakınlık kurup, daha da iyi bir ilişki kurmayı mümkün kılarlar ve çevrelerini etkileyerek onların da iyi hissetmelerini sağlarlar. Bu insanları sadece etrafımızda görmekten öte, onlar gibi olmak da isteriz. İşte bunun birkaç basit yolu: 1. Konuşmaktan fazla dinlemek. Bu kolaylıkla yapılabilecek bir madde. Ayrıca dinlerken ilgilendiğinizi göstermek için gülümsemek, göz teması kurmak, başınızı sallamak; yani karşılık vermek işin püf noktası. Ayrıca konuşurken sizden tavsiye beklenmediği sürece tavsiye vermeyin. Çoğunlukla insanlar akıl almak yerine sadece dinlenmek isterler. Çoğunlukla tavsiye vermek olayı kendinize yönlendirir. Bunun sebebi ise karşımızdakinin yerinde olsak yapacağımızı söyleyecek olmamız… Oysaki sadece dinlemek karşımızdakini önemsediğimizi gösterir. 2. İlgi odağını başkasına yönlendirin. Övgü hiçbir zaman yeterli değildir. Bu yüzden insanlara neyi iyi yaptıklarını söylemek iyi bir başlangıç olabilir. Eğer bunu nasıl yapabileceğinizi bilmiyorsanız, bilmek sizin göreviniz… Yani insanları gözlemleyerek yaptıkları iyi şeyleri keşfetmeniz ve onlara söylemeniz, onlara özen gösterdiğiniz ve yaptıkları ufak bir işle bile dikkatinizi çektiğini gösterecektir. Bu da kendilerini başarılı ve önemli hissettirecek, haliyle de sizi daha çok seveceklerdir. 3. Hiçbir zaman dinlediklerinizi seçmeyin. Çoğu insan altında bir konumda yer alan kişiyi dinlememe eğilimindedir. Siz bu kişilerden biri asla olmayın. Sosyal veya ekonomik seviyeye bakmaksızın herkesin sizinle ortaklıkları varmış gibi dinleyin. Sonuçta hepimiz insanız. 4. Her zaman düşünceli olun. Hepimiz bize yapılmış küçük jestleri hatırlarız. Örneğin birinin yapmak zorunda olmamasına rağmen, sizin için bir şey yaptığına dair bir anınız mutlaka vardır. Siz de bu şekilde iyi hatırlanmak istiyorsanız boş zamanınızda birisi için bir şey yapın: ufak da...
Etkili ve Başarılı Liderlerin 20 Özelliği

Etkili ve Başarılı Liderlerin 20 Özelliği

“Etkili Liderlik Sıradanlık ile Yücelik Arasındaki Farktır.” İş yönetmeye geldiğinde insanlar en çok neyin yapılıp neyin yapılmaması gerektiğini bilmek isterler.Bir şeyler aracılığıyla öğretmek veya öğrenmek önemlidir.Başarılı olmuş kişilerin nasıl hareket ettiklerini öğrenmek isterseniz işte başarılı liderlerin 20 özelliği:   1.Takım İçindeki Bilgiyi Geliştirmek Takımlarındaki imkanlar dahilinde en iyiyi elde etmek için sorumluluk sahibi olduklarının farkındadırlar.Bu nedenle; strateji belirlerken, sorunları çözerken veya kesin kararlar verirken sonuca hızlıca ulaşabilmek için en uygun seçeneğe başvururlar.Yönetmenin sadece tüm cevapları vermek olmadığını bilirler; onlar için yönetmek demek en iyi cevabın bulunması ve uygulanmasıdır. 2.Tepki Vermek Yerine Cevap Vermek Büyük liderler yüksek duygusal zekaya sahiptirler ve düşünmeden, duygusalca verilen ani tepkilerin onları en iyi sonuca ulaştırmayacağının farkındadırlar.Duygularını kontrol etmesini bilirler ve en doğru kararı verebilmek için bütün bilgileri gözden geçirirler, onlar için doğru verilen bir karar duygusalca verilmiş bir karar değildir. 3.Akıllıca Risk Almak Kazanma şansı yüksek olanla düşük olanın arasındaki farkı anlarlar.Şansın cesur olandan yana olduğunu bilirler ama aynı zamanda düşünmeden hareket etmenin de ahmaklık olduğunun farkındadırlar. Risk alma alışkanlığı kazanmak istikrarlı büyümeyi, daha olumlu sonuçlar elde etmeyi sağlar ve güven ortamı oluşturmaya yardımcı olur. 4. İcraatta Bulunmanın Anlatmaktan Daha Etkili Olduğunu Bilmek  Eğer birisinin gerçekten neye inandığını bilmek isterseniz ne söylediğine değil, neler yaptığına bakmalısınız.Liderler, günlük yaşantılarından örnekler vererek bilgiyi tanımlarlar, yani bunu sadece şirketin websitesine görüş ve değerleri ekleyerek yapmazlar. Sadece söz ile belirtilen görüş uzun ömürlü değildir, çabucak yok olur. 5.Başkasını Suçlamak Yerine Çözüme Odaklanmak İşletmede beklenmedik şekilde ortaya çıkan bir sorun veya bir müşterinin endişesi için başkasını suçlamak bu soruna asla çözüm olamaz.Suçlamak dikkatleri dağıtır ve ekibin verimliliğini düşürür.İyi liderler, önce sorunu çözmeye odaklanırlar, sonra problemin tamamen yok olması ve...
Networking’ten Nefret Mi Ediyorsunuz? Taktik Değiştirin!

Networking’ten Nefret Mi Ediyorsunuz? Taktik Değiştirin!

Doğuştan geveze olmanız ya da kalabalıklardan korkmanız fark etmez, networking fırsatlarınızı nasıl geliştirebileceğinizi öğrenin. Yoksa büyük fırsatlar kaçırıyor olabilirsiniz. Kendinizi kaç defa fiyakalı bir restaurantın arka odalarından birinde isim etiketinizi düzeltirken etrafa küçük kaçamak bakışlar fırlatarak hayal meyal tanıdık yüz bulmaya çalışırken buldunuz? Belki cebinizden portatif zaman yolculuğu makinenizi çıkartıp zamanının hızlı akmasını sağladınız, belki de erkenden sıvışıp derin bir nefes aldınız. Kendinizi ağzı iyi laf yapan bir satış elemanı olarak değerlendiriyorsanız bile, networking etkinlikleri sanki ruhunuz çekiliyormuş gibi hissettirebilir. Yabancı bir ülkede, yabancı bir salona girip LinkedIn profilini kabartmak için insan üstüne insanla tanışmaktan daha ürkütücü çok az şey var; iş dünyasında kimsenin kimseye ihtiyacı olmadan başarılı olamayacağı gerçeği gibi. Bu dünyada kimi tanıdığınız, fikirlerinizden daha önemli. Meslektaşlarınla, basın kuruluşlarıyla ve potansiyel iş partnerleriyle network kurmak neredeyse hayati. Bir Plan Yap Bağlantılarınızın kalitesini değerlendirerek ve vurucu tanışmalar yapmaya odaklanarak işe başlayın. Size değer katan ama daha da önemlisi, sizin de değer katabileceğiniz insanların bir listesini yapın ve onların olacağı yerlerde bulunun. “Gidip sıkabileceğiniz kadar çok el sıkın” diye okuduğum bir tavsiye bana “gönderebileceğiniz kadar çok samimiyetsiz e-mail gönderin” gibi bir tavsiye kadar anlamsız gelmişti. Salonda güvenebileceğiniz bir unsur olması gerekir, yoksa sıkacağınız tüm eller zoraki ilişkiler için yapılmış gevşek teşebbüsler olarak kalacaktır. Ben ücretsiz olarak yardım önerebileceğim yazılımcı gruplarından başlamayı seçiyorum, onlar genelde benim satış yapmak istediğim hedef kitleye beni bir şekilde ulaştırıyorlar zaten. Katıldığım ilk etkinlikten sonra oradan üç müşteri ve bir önemli iş partneri edinmiş olarak ayrılıyorum. Kafa Dengi Ol Tamam, bazen kendinizi katılımcı listesini bilmediğiniz bir etkinlikte sosyalleşmek zorunda bulabileceğinizi kabul ediyorum. En kilit nokta doğru etkinliğe katıldığınızdan yüzde yüz emin olmak. Yiyip içtiğiniz büyük bir galada mı daha değerli ilişkiler kurardınız...
Milenyum Kuşağında ‘Portföy Kariyer’ Akımı

Milenyum Kuşağında ‘Portföy Kariyer’ Akımı

Emma Rosen’ın amacı 25 yaşına kadar 25 farklı işte çalışmış olmak. Bu genç kadın, ‘portföy kariyer’ modasını benimseyenlerden. Rosen, üniversiteden sonra ülkesi İngiltere’de kamu sektöründe çalışmaya başladı. “Ancak dört hafta sonra, bunun yapmak istediğim şey olmadığını anladım” diyor. Rosen, “Geçtiğimiz altı ayda 10 farklı işte çalıştım” diye anlatıyor. Bu mesleklerden bazıları fotoğrafçılık, çiftçilik ve emlak geliştirme. Financial Times’ın haberinde Rosen’ın hikayesi biraz olağanüstü olsa da, günümüzde milenyum kuşağı (Y kuşağı) için yaygın bir kariyer modeli olarak tanımlanıyor. Rhymer Rigby imzalı yazıya göre bu, 1980’li yıllarda şirket içi hiyerarşi ve yaşamak için çalışmak kavramlarına nokta koyan bir dönüşümün parçası. Terfi mi, kişisel gelişim mi? Eskiden maaş artışı ve terfi arayışındaki çalışanlar, artık kişisel gelişim ve deneyim peşinde. İstikrar ve emeklilikten çok, “anlam arayışı” öne çıkıyor. Portföy kariyer anlayışındakiler, birçok farklı işveren için çalışmak istiyor. Peki kurumlar, genç ve bağımsız çalışanlarını nasıl idare edecek? FT’ye konuşan Accenture danışmanlık şirketinin bölge yöneticisi Payal Vasudeva’ya göre, kurumlar gençlerin getirdiği enerji ve tutkuyu uzun vadeli bir sözleşmeye dönüştürmeli: “Olması gereken seviyenin altında çalıştırıldıklarını ve yeteneklerinin tamamen kullanılmadığını hissettiklerini görüyoruz.” Şirketler ne yapmalı? Kurumlarla bağlarını uzun vadeli hâle getirmek için küçük bir ekip ya da şirket hissi yaratmak, olası çözümlerden biri. Accenture şirketinin son araştırmasına göre, yeni mezunların sadece 4’te biri büyük bir şirket için çalışmak istiyor. İkinci seçenek, insanlara “aidiyet” hissi verilmesi. Son olarak, birçok farklı kariyer deneyimini onlara aynı yerde sunmak. ‘Kendi kariyerlerine egemen olmalarını sağlayın’ Accenture’dan Payal Vasudeva, “dijital yetenek komisyonculuğu” adlı sisteme işaret ediyor. Bu sistem, gençlerin isteyebileceği “alışılmadık” deneyimlerle ilgili fikir veriyor. Kariyer koçu Janer Barrett, şirketlerin 35 yaşın altındakilere kendi kariyerlerini kontrol edebilecekleri araçları sağlaması çağrısı yapıyor. “Y kuşağından birçok...